Yeni Sezon Başlıyor!

KÖŞE YAZISI

Üç aylar...

Zamanın akışı içerisinde öyle anlar vardır ki, sanki gök kapıları ardına kadar açılır ve rahmet sağanak sağanak yeryüzüne iner.

İşte Receb, Şâban ve Ramazan ayları, mümin gönüller için birer sığınak, ruhun tozunu silkeleyen birer arınma ameliyesidir.. Peygamber Efendimiz (sav), Receb ayı girdiğinde gönlündeki o mübarek heyecanı şu dua ile lisanımıza nakşetmiştir:

“Allah’ım! Receb ve Şâban’ı bize mübarek kıl ve bizi Ramazan’a ulaştır.”

Ramazan ayında oruç tutmak, İslam’ın beş temel sütunundan biri olarak farz kılınmıştır. Ancak bu muazzam mevsime hazırlanmak, Receb ve Şâban’ın manevi havasını solumakla başlar.

Hz. Peygamber’in (sav) bu aylarda, diğer zamanlara oranla daha fazla nafile oruç tuttuğu bilinir. Bu aylar, kalbi Ramazan’ın güneşine hazırlayan birer sabah serinliğidir.

Sağlığı elverenler için tutulan bu oruçlar, sadece mideyi aç bırakmak değil; nefsin bitmek bilmeyen isteklerine karşı bir direniştir.

İmam Gazâlî, orucu üç dereceye ayırır:

Sıradan insanın orucu, seçkinlerin orucu ve en seçkinlerin orucu.

  • 1- Avamın Orucu: Bu oruç, mide ve şehvetlerden sakınmaktır.
  • 2 - Havass Orucu: Kulak, göz, dil, el, ayak ve sâir âzaları günahlardan uzak tutmaktan ibarettir.
  • 3 - Ahass’ul-Havass’ın Orucu: Kalbi, dünyevî düşüncelerden tamamen arındırıp Allah’tan başka her şeyi kalpten uzaklaştırmaktır.

Gerçek kulluk; sadece yemeyi içmeyi bırakmak değil, dili yalandan, kalbi ise Allah’tan gayrı her şeyden uzak tutmaktır. Üç aylarda sadece oruçla yetinmemeli; Kur’an’ın nuruyla hemhal olmalı ve zikirle gönül dünyamızı aydınlatmalıyız.

Bu mübarek mevsim, aynı zamanda toplumsal bir kucaklaşma zamanıdır. Dargınlıkların bittiği, küslerin barıştığı, kalplerdeki buzların eridiği bir bahar iklimidir. Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî şöyle der:

"Gönül, Allah’ın evidir. Oraya ancak sevgi yakışır."

Öyleyse bu aylarda merhamet kapılarını ardına kadar açmalıyız.

Zekât, genellikle bu aylarda hesaplanıp dağıtılır. Zekâtın hicrî takvime göre hesaplanması, bir vecibe olmanın ötesinde bir adalet terazisidir. Ancak unutulmamalıdır ki Kur’an-ı Kerim, farz olan zekâttan bahsettiği kadar, gönüllü yapılan "infak"tan da bahseder.

Zekât bir borçsa, infak bir aşktır. Fakir aileler, boynu bükük yetimler, çaresiz hastalar ve çocuklarını evlendirecek gücü olmayan babalar bizim imtihanımızdır.

Fakiri gözetmeyen bir dindarlık, meyvesiz bir ağaca benzer.

İmam Zeynelabidin’in Eşsiz İlticası

Üç aylarda yapılan dualar, ihlasla göğe yükseldiğinde Allah’ın izniyle müstecap (kabul olunan) dualardır. Bu kutlu zaman diliminde, Peygamber torunu İmam Zeynelâbidîn’in şu sarsıcı duasına her zamankinden daha çok muhtacız:

“Allah’ım; hırsın kabarmasından, öfkenin sersemliğinden, hasedin galebesinden, sabrın zayıflığından, kanaatin azlığından, huyun kötülüğünden, şehvetin azmasından, bağnazlığın sultasından, nefsin tutkusuna uymaktan, hidayete karşı çıkmaktan, gaflet uykusundan, zorluklara düşmekten, batılı hakka yeğlemekten, günahlara ısrarla devam etmekten, günahı küçümsemekten, itaati büyük görmekten, zenginlerin övünmesinden, fakirleri hor görmekten, elimizin altındakilere kötü davranmaktan, bize iyilik yapanlara teşekkürü terketmekten, zalime yardımcı olmaktan, mazlumu yalnız bırakmaktan, hakkımız olmayan bir şeyi istemekten ve bilgisiz konuşmaktan sana sığınırım.”

Receb bir ekim, Şâban bir sulama, Ramazan ise hasat vaktidir. Kalbimizi nefretin karanlığından çıkarıp muhabbetin aydınlığına kavuşturmak için bu mevsim en büyük fırsattır.

Ruhunuz huzur, sofranız bereket, Üç Aylarınız mübarek olsun.