Yol Medeniyetse, Mardin Neyi Kaybetti?
Bir şehir, yürüyüşünden tanınır. Adım adım… Teker teker… Tekerlek döndükçe, ayak yere bastıkça kendini ele verir. Mardin bugün yürüyemiyor. Mardin bugün gidemiyor. Mardin bugün yolundan utanıyor.
“Yol medeniyettir” derler. Peki soruyorum: Bu çukurların içinden hangi medeniyet geçecek?
Mardin’in yolları artık yol değil; sabrın, kaderin ve ihmalkârlığın test alanı. Arabalar sarsıntıyla ilerliyor, sürücüler dua ederek… Yayalar zıplayarak… Hayvanlar ürkerek… Bir şehir düşünün; insanı da arabayı da hayvanı da eşit derecede yoran bir yer. Eşitlik var evet; ama bu eşitlik yoksunlukta.
Bir yağmur yağıyor... Ve Mardin teslim oluyor.
Yağmurla birlikte çukurlar derinleşiyor, yollar göle dönüyor, mahalleler birbirinden kopuyor. Bir şehir yağmurdan korkar mı? Korkuyor. Çünkü biliyor ki yağmurdan sonra asfalt değil, rezalet ortaya çıkacak. Çukurun içinde çukur, yolun içinde yol… Navigasyonlar susuyor, haritalar çaresiz.
Bu sadece bir “altyapı sorunu” değil. Bu, insana verilen değerin aynası. Çünkü yol; hastaya giden ambulanstır. Yol; okula giden çocuktur. Yol; ekmeğini kazanmaya giden emektir. Yol; gecenin bir vakti eve dönen kadının güvenliğidir. Bu yollarla hangi ambulans zamanında yetişecek? Hangi çocuk çamura bata çıka okula koşacak? Hangi yaşlı düşmeden karşıya geçebilecek?
“Geçicidir” deniyor.
“Programda” deniyor.
“Yakında yapılacak” deniyor.
Ama çukurlar kalıcı, vaatler geçici.
Bir şehrin tarihi taşla yazılır, evet.
Ama bugünü asfaltla okunur.
Mardin; medeniyetlerin beşiği diye anlatılır. Dillerde, broşürlerde, tanıtım filmlerinde… Peki bu beşiğin altı neden çamur? Neden bu kadar sarsıntılı? Neden bu kadar sahipsiz?
Turist geliyor, fotoğraf çekiyor.
Ama bir de arabasına bakıyor.
Bir de ayakkabısına…
Bir de “nasıl gidilir?” sorusuna.
Ve şehir, cevap veremiyor.
Bu yazı kimseyi kırmak için değil.
Ama uyandırmak için.
Çünkü yol bozuksa, sadece asfalt kırık değildir; yönetim algısı da kırılmıştır.
Çukur derinleşmişse, sadece zemin değil; güven çökmüştür.
Mardin daha iyisini hak ediyor.
İnsanları daha az sarsıntıyı, daha çok saygıyı hak ediyor.
Son bir soru bırakalım buraya, cevabı vicdanlara emanet:
Yol medeniyetse…
Bu yollar bize ne anlatıyor?