Leonardo da Vinci denince akla ilk gelen eserler Mona Lisa ve Son Akşam Yemeği'dir. Oysa Leonardo'nun asıl mirası, hayatı boyunca doldurduğu ve bugün dünyanın dört bir yanındaki müze ve kütüphanelere dağılmış binlerce defter sayfasında saklıdır. Bu sayfalarda bir yüz eskizi, bir makine tasarımı, bir su akıntısı gözlemi ve bir alışveriş listesi çoğu zaman yan yana durur.
1452'de Floransa yakınlarındaki Vinci kasabasında doğan, 1519'da Fransa'nın Amboise kentinde hayatını kaybeden Leonardo için sanat ve bilim ayrı alanlar değildi. Bu yazıda onun defterlerinden yola çıkarak merakının nasıl çalıştığını anlamaya çalışıyoruz.
Ayna yazısı ve sonsuz merak
Leonardo'nun defterlerinin en dikkat çekici özelliklerinden biri, sağdan sola, yani ayna yazısıyla yazılmış olmalarıdır. Bunun nedenine dair farklı yorumlar var: Solak olması nedeniyle mürekkebin bulaşmasını önlemek, fikirlerini meraklı gözlerden saklamak ya da sadece alışkanlık. Hangisi doğru olursa olsun, bu sayfalar onun düşünme biçiminin doğrudan izini taşır.
Defterlerdeki sorular bazen şaşırtıcı derecede basittir: Gökyüzü neden mavidir? Ağaçların dalları neden belirli bir düzende ayrılır? Bir ağaçkakanın dili neye benzer? Leonardo cevabı bilmediği her şeyi not alır, gözlemler, çizer ve tekrar sorar.
Kuşlardan uçan makinelere
Leonardo yıllarca kuşların kanat hareketlerini, havadaki denge kurma biçimlerini ve rüzgârla ilişkilerini inceledi. Kuşların Uçuşu Üzerine Kodeks'teki notları, kanat çırpan makinelerden helikopteri andıran "hava vidası" tasarımına kadar uzanır. Bu makinelerin çoğu dönemin malzemeleri ve güç kaynaklarıyla çalışamazdı. Ancak doğayı gözlemleyip mekanik bir çözüme dönüştürme yaklaşımı, bugün biyomimetik olarak adlandırdığımız tasarım anlayışının erken bir örneği sayılır.
İnsan bedenini içeriden çizmek
Leonardo'nun anatomi çizimleri, kendi döneminin bilgisinin çok ilerisindeydi. Kadavralar üzerinde çalışarak kasları, kemikleri, damarları ve iç organları olağanüstü bir ayrıntıyla çizdi. Kalp kapakçıklarına dair gözlemleri ve rahimdeki fetüs çizimi, bugün hâlâ hem tıp tarihçilerinin hem de sanat tarihçilerinin ilgisini çeker.
Bu çalışmalar resimlerine de doğrudan yansıdı. Leonardo bir kolu çizerken altındaki kası ve kemiği de düşünüyordu. Figürlerinin bu kadar canlı görünmesinin sırrı, yüzeyin altındaki yapıyı bilmesindeydi.
Vitruvius Adamı: Oranların dili
1490 civarında çizilen Vitruvius Adamı, Romalı mimar Vitruvius'un insan bedenine dair oran fikrini görselleştirir. Bir daire ve bir kare içine yerleştirilmiş figür, insan bedeninin geometriyle uyumunu anlatır. Bugün madeni paralardan sağlık kuruluşlarının logolarına kadar pek çok yerde karşımıza çıkan bu çizim, Rönesans'ın insanı evrenin merkezine yerleştiren düşüncesinin simgesi hâline gelmiştir.
Işık, gölge ve sfumato
Leonardo'nun resimdeki en önemli katkılarından biri sfumato tekniğidir. Keskin konturlar yerine tonların birbirine duman gibi karıştığı bu yaklaşım, figürlere yumuşak ve gizemli bir hava verir. Mona Lisa'nın gülümsemesinin bakış açısına göre değişiyormuş gibi görünmesi, büyük ölçüde ağız ve göz çevresindeki bu yumuşak geçişlerden kaynaklanır.
Sfumato, Leonardo'nun ışık üzerine yaptığı gözlemlerle doğrudan bağlantılıdır. Defterlerinde gölgenin türlerini, ışığın yüzeylerden nasıl yansıdığını ve uzaklaştıkça renklerin nasıl maviye döndüğünü uzun uzun inceler. Bu son gözlem, resimde "hava perspektifi" olarak bilinen tekniğin temelini oluşturur.
Mühendis olarak sanatçı
Leonardo hayatının önemli bir bölümünde askeri mühendis, şehir planlamacısı ve sahne tasarımcısı olarak da çalıştı. Milano'daki Sforza ailesine yazdığı ünlü mektupta kendini önce köprüler, kuşatma makineleri ve kanallar tasarlayabilen bir mühendis olarak tanıtır; resim yapabildiğini ise mektubun sonlarına doğru, adeta not düşer gibi ekler. Bu ayrıntı, onun kendi becerilerini nasıl gördüğüne dair ilginç bir ipucudur.
Ressamın Vinci'deki çocukluğundan Verrocchio atölyesindeki çıraklık yıllarına, Milano ve Floransa dönemlerinden tamamlanmış ve yarım kalmış tablolarına kadar ayrıntılı bir okuma yapmak isterseniz, Leonardo da Vinci'nin hayatı ve eserleri üzerine hazırlanmış kapsamlı rehber iyi bir başlangıç noktası olabilir.
Neden bu kadar az tablo var?
Leonardo'nun uzun ve üretken hayatına rağmen kendisine kesin olarak atfedilen tablo sayısı yirmi civarındadır. Bunun nedenlerinden biri mükemmeliyetçiliğiydi; birçok işi yıllarca elinde tuttu, bazılarını hiç bitirmedi. Bir diğer nedeni ise sürekli yeni deneylere yönelmesiydi. Son Akşam Yemeği'nde denediği yeni boya tekniği, eserin daha Leonardo hayattayken bozulmaya başlamasına yol açtı.
Defterlerin bugünkü yolculuğu
Leonardo'nun ölümünden sonra defterleri öğrencisi Francesco Melzi'ye kaldı. Melzi'nin ölümünün ardından sayfalar dağıldı, satıldı, bölündü ve yeniden derlendi. Bugün bu sayfaların bir kısmı Milano, Paris, Londra ve Windsor gibi şehirlerdeki koleksiyonlarda bulunuyor. Leicester Kodeksi ise 1994'te Bill Gates tarafından satın alınmasıyla geniş kitlelerin gündemine girdi. Leonardo'nun hayatına ve eserlerine dair genel bir kronoloji için Vikipedi'deki Leonardo da Vinci maddesi de faydalı bir kaynak.
Leonardo'nun çalışma yöntemi: Gözlemden çizime
Leonardo'yu çağdaşlarından ayıran en önemli özelliklerden biri, bilgiyi kitaplardan çok doğrudan gözlemden edinmesiydi. Kendisini zaman zaman "eğitimsiz bir adam" olarak tanımlaması, Latince bilmediği için dönemin akademik çevrelerinde küçümsenmesine verdiği bir cevaptı. Ona göre deneyim, kitaplardaki bilgiden daha güvenilir bir öğretmendi.
Bu yaklaşım defterlerine de yansır. Leonardo bir konuyu incelerken önce gözlemler, ardından gözlemini çizer, sonra çizimin yanına notlar düşer ve yeni sorular sorar. Su akıntılarını incelerken girdapları defalarca çizmesi, aynı gözlemi farklı koşullarda tekrarlaması, bugün bilimsel yöntem olarak adlandırdığımız yaklaşımın erken bir örneği sayılır. Çizim onun için bir sonuç değil, düşünme aracıydı.
Bu yöntem, resimlerindeki gerçekçiliğin de temelini oluşturur. Bir figürün duruşunu, bir kumaşın kıvrımını ya da bir manzaradaki ışığı resmetmeden önce, onu defalarca gözlemlemiş ve çizmiş olurdu.
Defterlerdeki notların önemli bir kısmı, yıllar sonra başka bir projede yeniden karşımıza çıkar. Bir kuşun kanat yapısına dair gözlem bir uçan makine tasarımına, bir su girdabı çizimi bir tablodaki saç dalgalarına dönüşür. Leonardo'nun zihninde hiçbir gözlem boşa gitmiyor, her biri bir sonraki fikrin yapı taşı oluyordu. Bu bütünlük, onun neden bu kadar farklı alanda aynı anda üretebildiğini açıklayan en önemli ipuçlarından biridir.
Sık sorulan sorular
Leonardo da Vinci gerçekten uçan bir makine yaptı mı?
Bildiğimiz kadarıyla tasarımlarının hiçbiri onun döneminde başarıyla uçmadı. Ancak çizimleri, uçuşun ilkelerine dair dikkat çekici gözlemler içerir.
Defterlerinde kaç sayfa var?
Günümüze ulaşan sayfaların yedi bin civarında olduğu tahmin ediliyor; kayıp sayfalarla birlikte toplamın çok daha fazla olduğu düşünülüyor.
Bugüne ne söylüyor?
Uzmanlaşmanın her alanda derinleştiği bir dönemde Leonardo, farklı alanlar arasında köprü kurmanın değerini hatırlatıyor. Onun defterleri bize bir dahinin sırlarından çok, merakın nasıl beslenebileceğini gösteriyor: Bakmak, sormak, çizmek ve yeniden bakmak.
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin