Türkiye'nin ilk ve tek kadın ustası! Mardin Taşını "Beyaz Elmasa" dönüştürüyor!
Mardin Olgunlaşma Enstitüsü’nde görev yapan usta öğretici Hadra Tırpan, Nahit taşını sanatla buluşturan Türkiye'nin tek ve ilk kadın taş ustası. Tırpan’ın mahir ellerinde şekillenen taş, her darbede yeni bir hikâye kazanıyor. Geleneksel motiflerin modern dokunuşlarla birleştiği eserler, Mezopotamya’nın kadim kültürünü günümüze taşıyor.
Mardin’in simgesi haline gelen ve “beyaz elmas” olarak anılan Nahit taşı, yüzyıllardır süregelen bir geleneğin taşıyıcısı olmaya devam ediyor.
Topraktan çıkarıldığında yumuşak ve kolay işlenebilir yapısıyla dikkat çeken bu özel taş, zamanla sertleşerek kalıcı bir mirasa dönüşüyor.

"Türkiye’nin İlk ve Tek Kadın Taş Oyma Ustası"
Mardin Olgunlaşma Enstitüsü bünyesinde bu kadim sanatı yaşatan usta öğretici Hadra Tırpan, bu yolculuğa nasıl başladığını ve sanatına olan tutkusunu şu sözlerle dile getiriyor:
"Bu yolculuğa Mardin Olgunlaşma Enstitüsü’nde bu zanaatı öğrenerek başladım. Yumuşak taş alanında Türkiye’nin ilk ve tek kadın taş oyma ustasıyım. Ancak en büyük hedefim bu yolda yalnız kalmamak."

7000 Yıllık Sabır ve Denge
Taş oymanın sadece bir fiziksel güç değil, derin bir ruhsal denge işi olduğunu vurgulayan Tırpan, Nahit taşının karakterini ve işleme sürecindeki hassasiyeti şöyle anlatıyor:
"Yumuşak taş oymacılığı 7000 yıllık bir sanat ve zanaattır. Taşın yapıyla buluşması, insanlığın varoluşundan bu yana barınma ve araç gereç için kullanılmıştır. Bu taşla çalışmak büyük bir sabır ve incelik gerektirir. Eğer sert davranırsanız kırılır, çok yumuşak davranırsanız şekil veremezsiniz. Ustalık, tam o dengeyi tutturabilmektir."

Enstitü Müdürü Tuba Mungan: "Kültürel Mirasımızı Geleceğe Taşıyoruz"
Mardin Olgunlaşma Enstitüsü Müdürü Tuba Mungan, yürütülen çalışmaların önemine değinerek kurumun misyonunu şu sözlerle ifade ediyor:
"Mardin Olgunlaşma Enstitüsü olarak temel gayemiz, Mezopotamya’nın binlerce yıllık birikimini modern dünyayla buluşturmaktır. Nahit taşı, şehrimizin kimliğini oluşturan en temel unsurlardan biridir. Hadra Tırpan gibi kıymetli ustalarımızın elinde bu taşın sanata dönüşmesi, sadece bir üretim süreci değil, aynı zamanda unutulmaya yüz tutmuş bir geleneğin ihyasıdır. Bizler burada dünü bugüne, bugünü ise geleceğe nakşederek bu ölümsüz mührü yarınlara taşımaya kararlıyız."
Geleceğe Vurulan Ölümsüz Mühür
Zaman geçtikçe sertleşen ve tarihe meydan okuyan bu mucizevi taş, Tırpan’ın ellerinde cami minyatürlerinden tavus kuşu figürlerine kadar pek çok zarif esere dönüşüyor. Mezopotamya’nın kadim sesini yarınlara taşıyan bu süreci Tırpan, "Bir taş ustası için en büyük ödül, eserinin yeniden canlandığını görmektir" diyerek özetliyor.
Mardin Olgunlaşma Enstitüsü, Tuba Mungan’ın vizyonu ve Hadra Tırpan’ın emeğiyle geleneğin gelecekle kurduğu en zarif köprü olmaya devam ediyor. Sabrın taşa işlenmiş en saf hali olan bu sanat, Mardin’in ruhunu ölümsüz bir mühür gibi yarınlara taşıyor.
