ARTIK YETER… BU TOPRAKLAR BARIŞI HAK EDİYOR
Bugün Kızıltepe’nin üstüne yine bir acı çöktü. Yine bir evin ışığı söndü, yine bir annenin yüreği yandı, yine bir aile dağıldı.
Bir hiç uğruna… Bir tabela için, bir krima için, bir mesele bile diyemeyeceğimiz bir sebeple bir can toprağa düştü.
Artık kendimize sormamız gerekiyor:
Bu devirde bir insanın ölmesi bu kadar kolay mı?
Bir insanın kanı bu kadar ucuz mu?
Bazen bir tavuk için kavga çıkıyor, insanlar birbirini vuruyor;
ama barışmaya gelince yüz koyun kesiliyor.
Bu nasıl bir çelişki?
Bu nasıl bir kayıp?
Bu nasıl bir akıl tutulması?
Bugün vefat eden kişi benim arkadaşımdı…
Aynı yolları yürüdük, aynı ekmeği paylaştık, aynı mesleği icra ettik.
İyi bir insandı, emeğiyle yaşayan bir insandı.
Yazık oldu…
Ailesine yazık oldu…
Vurana da yazık oldu…
Çünkü bu olaylarda kimse kazanmıyor.
Bir taraf mezara giriyor, diğer taraf cezaevine.
Bir aile yas tutuyor, diğer aile sürgün oluyor.
Ve geriye sadece acı, pişmanlık ve yıkım kalıyor.
Artık hep birlikte bir cümleyi yüksek sesle söylemeliyiz:
YETER!
Bu işin siyaseti yok, aşireti yok, partisi yok.
Bu mesele insanlık meselesidir.
Bu topraklarda barışı savunan herkesi —
siyasi partileri, muhtarları, sivil toplum kuruluşlarını, dernekleri, kanaat önderlerini, ileri gelenleri ve tüm halkımızı
birlikte hareket etmeye çağırıyorum.
Gelin bu gidişata dur diyelim.
Gelin gençlerimizi bu öfkenin içine atılmaktan koruyalım.
Gelin bu şehirde barışı tesis edecek kalıcı adımlar atalım.
Gelin artık kimsenin ölmediği, kimsenin sürülmediği, kimsenin yok olmadığı bir düzen inşa edelim.
Artık ocaklarımız sönmesin.
Artık gençlerimiz toprağa düşmesin.
Artık anneler ağlamasın.
Artık bir kavga uğruna ömürler yok olmasın.
Bu toprakların kaderi kavga değildir.
Bu halkın kaderi kan değildir.
Biz barışla, kardeşlikle, akılla ve dayanışmayla yaşayabiliriz.
Ve artık tam zamanıdır:
Kızıltepe’nin her hanesi, her sokağı, her insanı “Yeter artık!” demelidir.
Çünkü bir can daha eksilirse, hepimiz eksiliriz.