Toplantının basına açık bölümünde açılış konuşmasını yapan Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker, AR-GE birimin bir sanayi konsepti olarak ortaya çıktığını ancak sosyal meseleler ile ilgili araştırılacak incelenecek özellikle çok hususunda olduğunu belirtti.

Bu coğrafya terör ve şiddeti, tek başına gündem maddesi olarak yaşadığı için bu kadim şehrin bu muhteşem medeniyet merkezinin hattında, insanlar maalesef fazla bilgi sahibi olamadıklarını kaydeden Eker, " Televizyon, Radyo hayatımıza girdi. Onunla birlikte bu bölgenin gündeminde ki şiddet ve terör tek gündem maddesi oldu. Ve ne zaman buradan bahsedilse, ne zaman bu coğrafyanın her hangi bir şehrinden bahsedilse, güzellikleriyle değil yapılan saldırılarla terörle şiddetle anılır oldu." dedi.

Özellikle Kadim kentler olan Mardin ve Diyarbakır'ın güzelliklerinin çok fazla bilinmediğini belirten Eker, bu tür toplantıların burada yapılmasının bu açıdan çok önemli olduğunu vurguladı.

Ar-Ge birimin bir sanayi konsepti olarak ortaya çıktığını ancak sosyal meseleler ile ilgili araştırılacak incelenecek özellikle çok hususunda olduğunu belirterek, Ar-Ge'nin Türkiye'nin gerek içinden geçmekte olduğu çözüm süreciyle ilgili gerek siyaset sosyolojisiyle ilgili yeni imkanlar yeni ufuklar kazandıracağını söyledi.

Mardin'in bir yaşam modeli ve barışın şehri olduğunu belirten Eker şöyle dedi:

" Daracık sokaklarında barış dolaşır. bütün semavi dinlerin mensupları burada binlerce yıl barış içinde yaşadı. İç içe ve yana yana. Birbirine saygı duyarak, bir birini destekleyerek ve kavga etmeden. Sadece farklı inançlar e kültürle değil farklı etnik yapılar burada kendi kültürleri ile bir arada yaşa süreci ile bir arada geliştirme imkanı buldu."

Bu topraklarda Müslümanlar ve Müslüman olmayanlar bile evlenmedikleri halde sosyolojik akrabalıklar geliştirdiklerini kaydeden Eker, Müslüman erkek çocukları gayri Müslimlerin kucaklarında sünnet ettirildiğini ve kirveliğin ortaya çıkarıldığını hatırlattı.

"Bizim medeniyet tasavvurumuzda barış var,hoşgörü var çoğulculuk var, tolerans var." diyen eker şunları söyledi:

"Ne zamanki barışın şiflerini unuttuk. Yani çok sayıda farklı etnik yapıyı Kürdü türkü Arabı çerkezi Süryaniyi Ermeniyi bunları bir arada barış içerisinde tutan sihirli barış formülünü ne zaman unutup tekçi Monolitik bir anlayışla insanları tek kalıba tek biçime tek tip bir düzene sokmaya kalkışıldı. Yönetim felsefemiz devlet anlayışımız tarihteki hikmetli şifreleri unutup modern zamanların ithal ideolojilerin ne zamanki uygulamasını başlattı o zaman işte barış gitti. o zaman huzur, kardeşlik, komşuluk kirvelik gitti. Millet tazimattan beri aslında ak partiyi bekliyordu onun tasavvurunu bekliyordu. Sonuçta millet partisini kurdu.bu Adelet ve Kalkınma partisidir. Sadece Türkiye'de yaşayan insanlarda değil Osmanlı topraklarının tamamında bir karşılık buldu."



Türkiye ve Ortadoğu için hep bölünme,parçalanma, dağılma, çatışma ve kavga senaryolarını yazıldığını, ancak Avrupa'da her zaman entegrasyon projelerinin konuşulduğunu kaydeden Eker, özellikle 2.dünya savaşından sonra bu projelerin üretildiğini ifade etti.

Bu şuurla hareket etmek zorunda olduklarını, AK Parti'nin onun için önce kendi kanayan yarasını tedavi etmek ve barışın şifrelerini yeniden kurarak yeni türkiye yolunda mesafe kat ederek Türkiye Ak parti ile birlikte yönetim feslefesinin hayata geçirilmeye başlandığını vuyrguladı.



Kürt sorunu 1985'e kadar tek tipçi anlayışlar ile red ve inkar politikalar ile bir yara olarak sürekli büyüdü. Aslında kanıyordu. Bu kana dışa açık bir yara değildi. Onun için çok görünmüyordu. Dışarıdan görünmemesi o sorunun olmadığını göstermiyor. bu gün o sorunları üreten anlayışın temsilcileri hala TBMM'de. Elbette ki açıktan biz barışa karıyız diyemiyorlar. ama bizi çok haksız ve itham ve isnatlar ile suçlamak suretiyle , bazen ayağımıza çelme takarak bazen takoz koyarak barış inşa etme sürecini sabote etmeye engellemeye kalkışıyorlar."


2005 yılında dönemin Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın başbakan döneminde Diyarbakır'da bir konuşma yaparak kürt sorunun olduğunu ve bu sorunun kendi sorunu olduğunu belirterek yeni bir sürecin başlandığına işret eden Eker şunları kaydetti.

" Bu sorun 1985'ten sonra bu kanama açık bir yara halini aldı. Kanamaya başladı ve dışarıdan görünmeye başladı. 30 yıl , 2005 yılına kadar farklı bir süreçten geçirildi. 40 bin insan öldü. Hepsi bu vatanın evladı. İster Türk,ister Kürt. Annelerin gözyaşları sel oldu. Babaların yüreği yangın yerine döndü. Ocaklar söndü, köyle yakıldı yıkıldı. Mülteci gibi insanlar şehirlere sürüldü. İnsanlar eğitimsiz sanatsız mesleksiz sermayasesiz işsiz, yürekleri yanmış, hakarete uğramış ve dayak yemiş olarak ve öldürülmüş olarak şehirlere sürüldü. Bunu ancak AK Parti'nin medeniyet tasavvuru çözebilir. İnsanları etnik kimlikleri ile değil insan olarak yaradan dan ötürü yaratılanı seven kucaklayan bağrına basan bir anlayış bu meseleyi çözebilir. işte biz bunu adımlarını attık. Barışmak savaşmaktan savaş yapmaktan daha zordur. "

Bu sorunda yaşanan hak ihlallerinde bu hakların teslim edilmesi noktasında adımların atıldığını kaydeden Eker, Kürtçenin kullanımının konuşulmasının yasak olduğu insanların annelerinden öğrendiği dili anneleriyle konuşmadıkları ortamın hiçbir şekilde insanlıkla vicdanla kabul edilebilir bir tarafı yok. Onun için biz bu uygulamalara son verdik. Ve Kürt kültürünün gelişmesi içinde çok önemli imkanlar fırsatlar, temin ettik. Gerek TRT 6’nın gerek Kürtçe radyolar gerek özel TV kanalları gazetelerin kitapların dahası üniversitelerde ki eğitimin yüksek lisans tezlerinin de bulunduğu Kürtçe eğitim veriliyor. Derece alıyorlar, Lisans üstü eğitimler yapıyorlar. Gerek bunlar gerekse kültürün ve dilin geliştirilmesi yönünde bir çok fırsat ve imkan tanıdık. " diye konuştu.
Demokratik ve meşru yollardan ifade edilen, her türlü talebin konulması tartışılmasının esas olduğunu belirten Eker,silahı ve şiddeti ortadan kaldırmak istediklerini söyledi.

Tehdit, haraç kesme ve dükkanların zorla kapatıldığı bir yerde barış ve çözümden bahsetmenin mümkün olmadığını aktaran Eker " Bu yeni bir tekçi anlayışının yeni bir monoletik toplum yapısı inşa etmenin, aslında adıdır. Burada demokrasiden burada barıştan, bu baskıların olduğu yerde söz etmek, mümkün değildir. Dün eğer bir siyasi görüş baskı altında kendini hissetmişse, bir siyasi parti gerçekte bu manada, disliminosyonu uğradığını düşünüyorsa bugün onun yapması gereken farklı inanç görüş ve düşüncelere ve farklı siyasi partilerin, varlığına tahammül etmesi gerekir. " şeklinde konuştu.
1930'lı yıllardaki gibi baskı ve zulüm ile kendilleri dışında ki siyasi görüşlere saldırmak, onlara hayat hakkı tanımanı doğru olmadığının altımı çizen Eker, bu zihniyetin geçmişteki zihniyetten bir farklı olamdığını bu zihniyetlerin akraba olduğunu söyledi.

Eker sözlerini şöyle sürdürdü:
" Bugün terör örgütünün ve ye uzantılarının veya onları bir şekilde destekleyen, onların formunu bir şekilde ortaya çıkaran ellerinde Molotof kokteylleriyle sağa sola saldıranların, o tekçi anlayışla akraba oldukları kesin. Dün başka bir forumdaydı bugün başka bir forumda. Dolayısıyla hepimiz barışa sahip çıkmalıyız. Hepimiz çözüm sürecine sahip çıkmalıyız. Ama kamu düzenine de sahip çıkmalıyız. Şımarıklıklarına fırsat vermeyeceğiz. Kim vatandaşın bir şekilde ticaretine mani oluyorsa yatırım faaliyetine mani oluyorsa zulüm ediyorsa haraç kesiyorsa eziyet ediyorsa Molotof kokteylleriyle yakıp yıkıp, ölüme sebebiyet veriyorsa biz onlara karşı duracağız. Onlarla mücadele edeceğiz. Bu bizim mutlak süreyle hayata geçireceğimiz kararlı olduğumuz bir husustur.Çünkü millet bunu istemiyor millet baskı, zulüm istemiyor. Millet demokratikleşmeden millet sivilleşmeden bunun nimetlerinden istifade etmek istiyor. Refah istiyor insanlar."
Eker, Bununda barış sorunların konuşarak kavga etmede, kan dökmeden göz yaşına sebebiyet vermeden yeni bir anlayışla demokratik bir anlayışı hakim kılarak yapmayı istediklerini söyledi.

Ortadoğu'da yaşanan gelişmeler
Türkiye'nin büyüyüp gelişmesinden rahatsız olanlar sadece bunlar olmadığını aktaran Eker " Ortadoğu'da uzun vadeli hesapları olanlar, açık bir şekilde zulüme göz yumarlar. Hatta zalimleri el altından bir şekilde yol açarlar. Onlara destek verirler. Hesapları kendileri açısından tarihsel stratejik, Ortadoğu'ya dönük dış politika uygulamasında görmüyor işitmiyor.Ne zaman ki Türkiye yanlışa yanlış demeye başladı. Zalime de sen zalimsin demeye başladı. Zulme bir dakika demeye başladı. O zaman işler değişti." diye konuştu
Kimseyle sorunu olmadığını, Türkiye'nin sorununu etrafındaki zulümle olduğunu kaydeden Eker şunları kaydetti:
"Bizim elbette ki kimseyle sorunumuz yoktu ne dün vardı ne bugün var. Bizim sorunumuz yok. Bizim sorunumuz etrafımızda ki zulümle ve yangınla. Çünkü yanı başımızda zulüm ve yangın varsa bu bir şekilde bize gelecektir. Bunu sessiz kalmamız bigane kalmamız mümkün değil. IŞİDİ Kobani'ye çektiler. Kaos yarattılar. Katlim yapacaklardı. Biz kapıları sonuna kadar açtık. Masum insanlar çocuklar kadınlar ve yaşlılar engelliler zarar görmesin. 180 bin insan geldi. Hesap başka. Burada da birileri, orada bişeyler olacak bizde burada hazır ayaklanalım. Yakıp yıkalım. Birileri de maalesef o haince saldırıları yaptılar. Biz burada ki zalimlerle de mücadele edeceğiz. Uluslararası platformda da medeniyet değerlerimiz, uzun vadeli hak ve menfaatlerimiz Barışı tesis etmek için bu havzada Ortadoğu da doğru bildiklerimizde söylemeye devam edeceğiz."