Haber 7 yazarı Mehmet Acet'in köşe yazısı...

Kürt sorununu ilgilendiren konularda vitrinde sadece BDP liler var. Dikkat ederseniz Kürtlerin tek temsilcisi gibi onlar davranıyorlar.

Şu bir gerçek ki, Ak Parti’nin Doğu ve Güneydoğu illerini temsil eden milletvekilleri, şu son yasama döneminde birkaç istisna hariç, kötü sınav verdiler.

Yerel ilişkilerden başlayacak olursak; bu vekillerin pek çoğunun, seçmenle sıcak temas sağlamak bir yana dursun, bir kısmının seçilip geldikleri illere bile hiç uğramadıkları (ya da uğrayamadıkları) biliniyor.

Ama onların karnesini daha da kötüleştiren bir şey daha var.

Asıl anlamı kürt sorununun çözümüne dönük adımların atılması olan açılım sürecinde, bölgeyi temsil eden Ak Partili vekiller, her ne hikmetse göz önünde olmamayı tercih ettiler.

(Hüseyin Çelik, Dengir Fırat, Abdurrahman Kurt, İhsan Arslan gibi isimlerin bireysel çabaları ve cesaretleriyle sürece yaptıkları pozitif katkıları ayırmak kaydıyla bunu yazıyorum.)

Aslında bir yerde şunu demek istiyorum.

Sayıları BDP’li vekillerden çok daha fazla olmasına rağmen Ak Partili bölge milletvekilleri, hem kürt seçmenin taleplerini karşılama, hem de ve daha önemlisi batı illerinde yaşayan ve açılım sürecine korkuyla bakan kesimleri ‘teskin etme’ konusunda, üzerlerine düşen misyonu yerine getirememişlerdir.

Buna dair örnekler de verebilirim elbet.

Mesela, Habur’daki o malum gelişmeler yaşanırken, çıkıp bölge halkının önemli bir bölümünün bu durumdan rahatsızlık duyduğunu anlatmak onların göreviydi.

Ki o sancılı günlerde perde arkasında, Habur’daki PKK-BDP şovunun aslında oralarda geniş kitleleri rahatsız ettiğini söylüyorlar, ama yazık ki bunu çıkıp toplumun önünde dile getir(e)miyorlardı.  

Bir de kürt seçmenin temsili konusu var tabi.

Kürt sorununu ilgilendiren konularda vitrinde sadece BDP liler var.

Dikkat ediyor musunuz bilmiyorum Kürtlerin tek temsilcisi gibi onlar davranıyorlar.

Oysa Kürtler Ak Partiye BDP’den daha fazla oy veriyorlar.

Bunun kamusal alandaki karşılığının da öyle olması beklenmez mi?

Cengiz Çandar’ın bulduğu tabirle ‘kürt sokağının’ doğru taleplerini seslendirip, BDP’nin istismar ettiği alanlarda onlardan ayrışık bir pozisyon tutmak, milli birlik ve kardeşlik projesine daha fazla katkı vermez mi?

Hiç olmazsa bölücülük çağrışımı yapan Demokratik Özerklik, Ös Savunma Gücü gibi kavramların bölgede yaygın bir kabul görmediğini, Kürtlerin büyük bölümünün bu kavramlara sıcak bakmadığını anlatabilirlerdi.

İşte şimdi bu yeni dönemde Ak Parti’ye ve partinin Doğu-Güneydoğu milletvekili adaylarına böyle bir şans doğmuş durumda.

Ak Parti’nin birlik beraberlik mesajlarını taşıyabilecek, Kürtlerin makul çoğunluğunun BDP çizgisinden uzak olduğunu söz ve temsil yetenekleriyle belirginleştirecek adaylara ihtiyaç var bu dönem.

Referandum öncesi, sadece birkaç kürt aydının açıktan ‘evet’ oyu vereceklerini söyleyerek PKK çizgisinden farklı renkler olduğunu göstermeleri, ne kadar rahatsız etmişti BDP’lileri hatırlıyor musunuz.?

YAZININ DEVAMI İÇİN TIKLAYINIZ >>