Akdağ: Kuşaklar Arası Kopuşun Temelinde Dil Yatıyor

POLİTİKA

HÜDA Par tarafından Mardin'de düzenlenen “Ana Dilimi Seçiyorum” panelinde konuşan AK Parti 24. Dönem Mardin Milletvekili Abdurrahim Akdağ, kuşaklar arası yabancılaşmanın temelinde dil olgusunun yattığını belirterek, ana dilin birey ve toplum üzerindeki belirleyici rolüne dikkat çekti.

Programda konuşan Akdağ, kuşak kavramını sosyolojik çerçevede ele alarak, kuşakların aynı zaman diliminde benzer toplumsal olayları yaşayan ve bu olayların zihinsel ve duygusal etkilerini taşıyan bireylerden oluştuğunu ifade etti.

“Kuşak; aynı zaman diliminde yaşamış, benzer toplumsal olaylara tanık olmuş, zihinsel ve duygusal olarak aynı dönem etkilerini taşıyan bireylerin oluşturduğu gruplardır” diyen Akdağ, Gelenekselciler, Bebek Patlaması Kuşağı, X, Y, Z ve Alfa kuşaklarının bu tarihsel ve sosyolojik sürecin birer ürünü olduğunu vurguladı.

“Dil, Bir Milleti Millet Yapan Ruhun Kendisi”

Dilin toplum açısından hayati bir öneme sahip olduğunu dile getiren Akdağ, her kuşağın kendi döneminin ekonomik, teknolojik ve siyasal şartlarından etkilendiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Birlikte yaşayabilmenin en temel şartı dildir. Dilin görevi bildirmek, haberleşmek ve anlaşmayı sağlamaktır. Bir topluluğu toplum yapan şey, bu karşılıklı iletişimin varlığıdır. Bu yönüyle dil, bir milletin ruhudur. Humboldt, dil olmadan zihinsel faaliyetin mümkün olmayacağını söyler. Wittgenstein ise ‘Dilimin sınırları, dünyamın sınırlarıdır’ der. Bu sözler, dilin sadece konuşma değil, düşünmenin de sınırlarını belirlediğini gösteriyor.”

“Ana Dili Eğitimi, Kuşaklar Arası Bağı Güçlendirir”

Etkili bir ana dili eğitiminin kuşaklar arası iletişimi güçlendirdiğini ifade eden Akdağ, ana dilini yeterince öğrenemeyen bireylerin kültürel mirası anlamakta zorlandığını dile getirdi.
“Kuşaklar arasında iletişim dil yoluyla kurulur. Etkili bir ana dili eğitimi bu bağı güçlendirir. Kendi ana dilini yeterince öğrenemeyen bir bireyin, atalarının oluşturduğu kültürü, edebiyatı ve değerleri anlaması son derece zorlaşır.” dedi.

“Dil Gönüldür, Hafızadır”

Konuşmasının ilerleyen bölümünde yabancılaşma ve kültürel kopuşa dikkat çeken Akdağ, geçmişle bağın kopmasının özgüven kaybına ve taklitçi bir kimliğe yol açtığını belirterek şunları söyledi:
“İnsan kendi geçmişiyle bağını kopardığında yabancılaşma başlar. Özgüven kaybı yaşanır ve başkalarını taklit etme eğilimi ortaya çıkar. Bu durum kuşaklar arası çatışmayı derinleştirir ve toplumsal huzuru tehdit eder. Dil sadece kuru kelimelerden ibaret değildir. Dil gönüldür, duygudur, hafızadır.”

Yunus Emre’nin dizelerine de atıfta bulunan Akdağ, ana dilin insanın kendini özgürce ifade etmesini sağladığını vurgulayarak konuşmasını şu sözlerle tamamladı:

“‘Söz ola kese savaşı, söz ola kestire başı.’ Ana dilini özgürce konuşan insan, kendini ifade ettiğinden emin olur. Bu nedenle diyoruz ki: Ziman ê dayikê ava jiyanê ye. Ana dil, hayatın suyudur.”