Konuşmasına anayasa değişikliğiyle 600 yıllık imparatorluk geleneği olan Türkiye'nin yüz yıla yakın süredir tarihsel birikimine yakışmadığını dikkati çekerek, anayasa maddelerine tepki göstererek, şunları söyledi:
"Şimdi koca Türkiye'ye biri çıkacak o hükmedecek olmaz arkadaşlar. olmamalı. Yakışmaz ayıptır. dünyada böyle bir şey hiçbir ülkede yok. İki yüz ülkede böyle bir anayasa görmedim. Bu anayasa Türkiye'yi medeniyete dünyaya çağın ilerisine taşımaz. Bu anayasa bizi şahsi keyfi otoriterlerin egemen olduğu bu güneyimizdeki coğrafyada tanığı olduğumu devlet yönetimlerinin içine çeker.Bu çok büyük bir tehlikedir. Ciddi sonuçları olur, ekonomik sonuçları da olur. Siyasi sonuçları olur. Memleketin hayrına ne düşündün de uygulayamadın? Sonra bir ülkeyi güçlü ülke yapmak için anayasayı değiştirmeye mi ihtiyaç var? Amerika dünyanın en düşüncesi şuanda. 240 yaşında bir anayasası var. yani 1778 tarihli bir anayasa 240 yıldır aynı anayasa. Bu anayasa yürürlüğe konulduğunda insanlar köle gibi satılıyordu arkadaşlar. Bunların hepsi boş laf. Yani anayasanın değiştirilmesini haklı gösterecek hiçbir şey yok.
CUMHURBAŞKANINA BALANS CEVABI
Anadolu'yu işgalden istiladan kurtardığımız gün ne kadar sevindiysek ben Hayır çıkarsa o kadar sevineceğim demiştim. sayın Cumhurbaşkanı diyor ki Deniz Baykal, takımları biraz eskimiş. Ondan böyle konuşmaya başladı diyor. Şimdi bugün basından gördüm kü, dün Sayın Cumhurbaşkanı demiş ki Biz Yavuz Sultan Selim köprüsüne açtık. Biz o köprüden bu geçebilir, şu geçemez diyor muyuz. Bu nedene bir biz tarafsızız. En büyük tarafsız biziz çünkü köprüden kimin geçeceğine kimin geçmeyeceğine karışmıyoruz. Bu lafı duyunca aklıma şöyle geçti. sayın cumhurbaşkanı da bugün bence balans ayarını kontrol etsin. Tehlikeli yollardan geçiyoruz, bir tarafımız uçurum engebeli yol inişli çıkışlı bir yol. Yani balan ayarı önemlidir. Bir kontrol ettirsin. çünkü yol çekiyor arabayı, güç tutuyor. Bıraksa gidecek. Aman ha. Sayın Cumhurbaşkanına ben de bu takılmayı bana söylediği sözlerin gereği olarak söylüyorum.
HERKESİN KİMLİĞİ ONUN ŞEREFİDİR
Bakınız önemli olan anayasa değil de bizim temel mutabakatımız önemli. Birbirimize anlamak değer vermek, birbirimize dost olmak önemli. Yaşadığımız acı olaylar hepimize bir şeyler öğretti, öğretiyor, milletimize de öğretiyor. Hiç bir şey eskisi gibi değil. 10 yıl öncesi gibi değil, 20 yıl öncesi gibi değil. Biz. 1989'da bir rapor yazdık. Biliyorsunuz kıyamet koptu. O rapordan dolayı bizler Milli Güvenlik Kuruluna MGK'ya verilmek sitendik. Aleyhimize bütün liderler, Türkeş, Demirel, aleyhimizde demeçler verdine yapıyorsunuz diye. Şimdi biliyorsunuz 30 yıla yakın bir süre geçti o rapordan. O raporun konusu neydi biliyor musunuz? Biz diyorduk ki herkesin kimliği onun şerefidir. Herkes kendi kimliği ile haklı olarak iftihar eder. Kimse kimsenin kimliğine söz söyleme hakkına sahip değildir.
İSTERSE MEMURUN KADROSUNU DÜŞÜREBİLECEK
Millet bir kere seçecek, sonra 5 yıl unutacak. Seçtiği adam istediğini yapacak. Ne yapacak? 700 katrilyonluk bütçeyi istediği gibi harcayacak. Nereye harcayacağına kendi karar verecek. İsterse memurları kadrodan çıkarıp sözleşmeli yapabilecek. Bu anayasa çıktığı zaman bu yetkiyi vereceksin. İsterse nüfusa alacak, isterse bunlara ev, konut, gösterişli binalar yapacak. Meclis; göstermelik, müsamere meclisine dönüşüyor. Meclisteki en büyük partinin genel başkanı cumhurbaşkanı olursa, cumhurbaşkanı o meclisi oluşturacak milletvekillerin yarısını belirliyorsa, o meclisin hiçbir anlamı, değeri kalmıyor. Bu anayasanın dengeyi bozan ana unsurlarından biri budur.
Şimdi de bir gürültülü patırtılı bir kampanya yürütüldüğünü anlatan Deniz Baykal, şöyle devam etti:
"Cumhurbaşkanı bir taraftan, başbakan bir taraftan devletin bütün imkanlarını seferber ediyorlar. Uçaklar, helikopterler, memurlar, öğretmenler, öğrenciler herkes seferber mitinge. Hangi parayla kendi ceplerinden mi harcıyorlar bunu? Bak biz buraya kendi cebimizden geliyoruz. Hiç kimsenin bir desteği olmadan, şahsi olarak arkadaşların imece usulü, herkes kendi masrafını yapıyor. Anadolu'yu öyle gezip dolaşıyoruz. Milletin parasıyla miting yapıyorlar, bütün devlet teşkilat ortada her yerde panolar, afişler, kıyamet devletin bütün imkanları seferber. Sabah biri konuşuyor, öğlen biri konuşuyor, 24 kanalda canlı yayın. Sabah akşam dinliyoruz, bıktık artık ya. Söylenen bir lafta yok, boş laf. Milletin parasıyla yapıyorlar, milletin yarısına da hakaret ediyorlar, 'terörist bunlar' diye. Bu anayasa teklifine hayır diyorum. Bana terörist diyenin de, size terörist diyenin de anlını karışlarım."
'HER TÜRLÜ TUZAK, MİLLETE TUZAK VAR'
Kendisinin bir yere seçilmek için değil görev duygusu ile Edirne'de olduğunu belirten Baykal, şunları söyledi:
"Ben 40 yıldır Türkiye siyasetinin içinde haşrolmuşum. İktidarı görmüşüm, muhalefeti görmüşüm, sürgünü görmüşüm, Zincirbozan'ı görmüşüm, askeri darbeyi görmüşüm. Bugün artık benim konumumda bir siyasi bekleyiş ve bir heyecanla bir şeyi anlatmamı gerektiren bir durum yok. Hiçbir şeyin peşinde değilim. Devletimin, milletimin bekası peşindeyim. Meclisin, vatandaşın yetkileri elinden gidecek. Her türlü tuzak var. Millete tuzak var. Adalet ve Kalkınma Partisi'nin kendisine de tuzak var bu Anayasa değişikliğinde. Başkanı Cumhurbaşkanı olacak. Böyle siyasi parti olur mu? Siyasi parti halka, topluma dayanan bir kuruluştur. Devleti, yönlendiren yanlışa izin vermeyen kuruluştur. Cumhurbaşkanı partinin genel başkanı olursa o artık resmi beyanlarla getirecek, halkı unutacak devletin sözcülüğünü yapan bir kuruluş hale gelecektir. Bu devleti parti devleti haline getirmek değil mi? Yanlış değil mi bu?"
AMAN BU ANAYASAYA 'EVET' DEMEYİN
Deniz Baykal, şöyle devam etti:
"Karşı çıkmakta haklı olduğumuz bugün ortada. Ergenekon'a karşı çıktık, haklı olduğumuz ortada. Şimdi en çok haklı çıkacağıma inandığım bir konuyu söylüyorum. Aman bu anayasaya 'evet' demeyin. Aman evet demeyin hayır deyin. Adalet ve Kalkınma Partili kardeşlerimize de diyorum ki yapmayın, arkadaşlar. Yazıktır, partinize, size yazıktır. O yetkileri vermek istediğiniz genel başkanınıza yazıktır. İyi olmaz, Türkiye içinde iyi olmaz yapmayın bunu. O iş ayrı sen git gene partine oyunu ver. Ama bu başka devletini verme, devleti sokakta bulmadık. Şimdi devleti, milleti, Türkiye'yi savunma zamanı. Bu bayrağı savunma günü bugün. Evet çıkarsa büyük üzüntü var. Evet verenler dahil büyük üzüntü var. Çünkü 7200 tane mevzuat değişikliği var. Kanunlar, kararnameler, yönetmelikler değişecek. Devlet düzeni değişecek. Her bir değişiklik bir çok vatandaşımızı üzecek. Rahatsız edecek, güvendiği dağlara kar yağacak. Yapma kardeşim, evet çıkarsa büyük bir belirsizlik, tereddüt ve sıkıntı var. Oradan buradan bir yumruk, tokat, tekme yiyebilirsin. Mukayyet olacaksın kendine, cüzdanına, cebine, varlığına. Artık tek adam yönetimi var, keyfi yönetim var. Mahkeme yok, güvence, kazanılmış hak, hukuk yok. Böyle bir şeye girmeyin. Ben bir şey kazanacağımdan demiyorum, devletimizin geleceği aydınlık olsun diye söylüyorum."
'Hayır' çıkması halinde hiç kimsenin bir zarar görmeyeceğini söyleyen Deniz Baykal, şunları söyledi:
"Kimse kimsenin cebinden bir şey almayacak. Hukuktan şikayetçiyiz, memnun değiliz elbette ama millet söz sahibi olursa biz onu düzeltiriz. Biliyorum, hepsini sabırla bekliyoruz. Bakın Türkiye 12 Eylül askeri darbesini yaşadı. Bizlere 7 ve 10 yıl yasak koydular. Siyaset yasağı verdiler kılım bile kıpırdamadı. Çünkü biliyordum ki Mustafa Kemal'in İngiliz işgal kuvvetleri için söylediği gibi 'geldikleri gibi gidecekler'. 10 yılsa 10 sabretmeyen namerttir. Bu duyguyla o dönemi aştık. Askeri darbe dönemini, biliyorduk gelip gideceğini. Şimdi arkadaş bunu yapmayın, bu Anayasa, bu hukuk, millet, sen yetkini verirsen ben kime dayanacağım. Atatürk milleti dayanak noktasına getirdi. Şimdi sen kendi iradenle siyasin dayanağı olmaktan kendini çıkarırsan, ne yapacağız biz. Sen sahip ol. Adalet ve Kalkınma partili olsan da, MHP'li de olsan, CHP'li olsan da, Saadet Partili olsan da sahip ol. Vatandaş olduğun için sen sahip ol. Başımla beraber yeter ki sende olsun. Hayır çıkarsa sende olacak. Kimse kimseye zarar vermeyecek. Kazanılmış haklar, hukuk, konum, statü, Adalet yanlış düzelteceğiz. Hukuk, demokrasi işlemiyor, düzelteceğiz. Gazeteciler hapiste çıkaracağız. Düşünce özgürlüğü kısıtlı çözeceğiz. Televizyonlar, basın özgür değil, bizi veremiyor, konuşmalarımızı yansıtamıyor. Biliyorum ona rağmen tenzih ediyorum bu milletin hakim olduğu bu düzeni. Bunların çaresini buluruz, hallederiz. Onlarda bunların çaresini bulacağımızı bildiği için tümünü değiştirmek istiyorlar, milleti devre dışı çıkarmak istiyorlar."
'23 NİSAN ÖYLE BİR KUTLANACAK Kİ'
Baykal, referandumda 'Hayır' çıkmasının ardından 23 Nisan'ın coşkulu kutlanacağını belirterek, "16 Nisan'da inşallah alacaksınız kararı, bir kayıp yok. Kimse kimseyi ütmüş olmayacak. Kimse kimsenin kazanılmış hakkına zarar vermeyecek. Bir hafta sonraki 23 Nisan aman Allah'ım, öyle bir kutlanacak ki, Türkiye de öyle bir 23 Nisan kutlaması olacak ki, sanki sene 2017 değil de sene 1920. Sanki ilk kez Mustafa Kemal hayatta, yaşıyor. Bizde Edirne'de değiliz de Ankara'dayız Ulus meydanındayız. Taş mektebinin önündeyiz, Mustafa Kemal dualarla, kurbanlarla tekbirle meclisi açıyor. Bizde oradaymışız gibi, ilk kez meclisimiz oluyormuş gibi sevineceğiz. Meclisi ilk kez açmış gibi sevineceğiz. 29 Ekim 1923'te Cumhuriyeti ilk kez o gün ilan etmiş gibi sevineceğiz. Anadolu'yu istiladan o gün kurtarmış gibi sevineceğiz. Devletimize kavuşmuş gibi, cumhuriyetimize kavuşmuş gibi, milletimizin egemenliğini korumuş gibi sevineceğiz. Kim sevinecek 'hayır' oyu verenler mi? Hayır, hepimiz, evet vermiş vatandaşlarımıza da diyeceğiz ki 'gelin kardeşim, bu meclis, bu devlet hepimizin, hep beraber bu sevinci hak ediyoruz' diyeceğiz. Kol kola el, ele birlikte bu kutlamayı yapacağız" dedi.
Baykal Mardin'den Cumhurbaşkanına cevap verdi
CHP'nin eski Genel Başkanı ve Antalya Milletvekili Deniz Baykal, 16 Nisan'da yapılacak Anayasa referandumu çalışmaları kapsamında partisinin Mardin'de düzenlediği salon programına katılmak üzere Mardin'e geldi. Deniz Baykal'ı havalanında Mardin Belediyesi eski Eş Başkanı Ahmet Türk karşılayarak bütün programlarında kendisine eşlik etti.
Kaynak: Mardin Life
Yorumlar
3 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin
Chp il baskani mahmut duyan nerede neden karsilamaz eski baskanini chp nin kac oyu var mardinde merak ediyorum inan
Ahmet Başkanım, sen ki kürtlerin temel hak ve hürriyetlerinin kazanımları adına OBAMA ile SEROK Barzani ile görüşmüş bir değersin. Değer mi, böyle baldırı çıplaklarla aynı yerde durmaya. Keşke bu toplantıyı yalnız başına yapsydın ve bütün kürt aşiretlerin liderlerini davet etseydin daha iyi olmaz mıydı?
AHMET TÜRK BİLE BUNA GÜLÜYOR......