Cumhurbaşkanı Erdoğan: Ankara Zirvesi'nin NATO tarihinde bir referans noktası olması için hazırlanıyoruz
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Ankara Zirvesi'nin NATO'nun tarihinde bir referans noktası olması için hazırlıklarımızı yoğunlaştırdık." dedi.
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti TBMM Grup Toplantısı'ndaki konuşmasına katılımcıları selamlayarak başladı ve yapacağı değerlendirmelerin ülke, millet ve demokrasi için hayırlara vesile olmasını diledi.
Türkiye siyasetine hiç yakışmayan olayların yaşandığı bugünlerde AK Parti Grubu'ndaki kardeşlik tablosunun herkese, özellikle de siyaseti marjinalize etmeye çalışanlara örnek olması temennisinde bulunan Erdoğan, "Kurban Bayramı sonrasındaki ilk buluşma" olarak nitelendirdiği bu toplantı dolayısıyla hac farizasını yerine getirenlerin ibadetlerinin Cenabıhak katında makbul ve mebrur olmasını niyaz etti.
Yola çıktıkları ilk günden beri milletle bütünleşmelerinin katlanarak ve güçlenerek devam ettiğini söyleyen Erdoğan, "AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak aziz milletimizle kurduğumuz gönül köprülerinin sağlamlığına hafta sonu bir kere daha şahitlik ettik. Halkımız pazar günü Gümüşhane, Nevşehir ve Tokat'taki 6 beldede belediye başkanlarını ve meclis üyelerini belirlemek üzere sandık başına gitti." ifadesini kullandı.
Ara seçimlerde 6 beldenin 4'ünde AK Parti, birinde ise ittifak ortakları MHP'nin adayının kazandığını anımsatan Erdoğan, şöyle devam etti:
"Cumhur İttifakı çok anlamlı bir seçim zaferine imza atmıştır. Öncelikle hemşehrilerinin takdiriyle belediye başkanı olarak seçilen Tokat Bağtaşı beldesinde Mustafa Karadağ'ı, Tokat Yolüstü beldesinde Mustafa Altan'ı, Gümüşhane Tekke beldesinde Kemalettin Demirkıran'ı, Nevşehir Mustafapaşa beldesinde Mustafa Özer'i canıgönülden tebrik ediyorum. Aynı şekilde Milliyetçi Hareket Partisinden Tokat Kuşçu beldesinden belediye başkanlığına seçilen Hikmet Temizel'e tebriklerimi iletiyorum. Belediye başkanlarımıza ve meclis üyelerimize beldelerine hizmet yolunda Rabbimden üstün muvaffakiyetler temenni ediyorum.
Kelimenin tam anlamıyla sandıkları patlatan vatandaşlarımıza da partimize ve ittifakımıza yönelik teveccühleri için teşekkür ediyorum. İnşallah bu güveni ve muhabbeti asla boşa çıkarmayacak, milletimize olan şükran borcumuzu daha çok çalışarak ödemenin gayretinde olacağız. Yine 7 Haziran Pazar günü ülkemiz genelinde 355 mahallede muhtarlık, 37 mahallede ise ihtiyar heyeti için sandık kuruldu. Demokrasimizin temel yapı taşları olarak gördüğümüz muhtarlarımızı da yürekten tebrik ediyor, kendilerine başarılar diliyorum."

“Sandık sonuçlarının gelmesiyle hepsi birden ortalıktan kayboldular”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 7 Haziran seçimlerinde ortaya çıkan tablonun önemli bir yönüne dikkatleri çekmek istediğini belirterek, bir süredir ana muhalefet partisinin kimi aktörlerinin üst perdeden konuşarak kendilerince bir gündem oluşturma çabasında olduklarını söyledi.
"Otobüslerle o şehirden bu şehre sürüklenen vatandaşlar üzerinden güya ahkam kestiklerini ve kendilerini dev aynasında gördüklerini" ifade eden Erdoğan, değerlendirmesini şöyle sürdürdü:
"Ama sandık sonuçlarının gelmesiyle hepsi birden ortalıktan kayboldular. Daha düne kadar avazı çıktığınca bağıranların 3 gündür sesi soluğu çıkmaz oldu. Ne konuşan var ne seçimler hakkında yorum yapan var ne de galeyana getirdikleri vatandaşlarımızdan çıkıp özür dileyen var. Aslında benzer bir yüzsüzlüğe 14-28 Mayıs seçimleri sonrasında da şahit olduk. O günleri hepimiz dün gibi hatırlıyoruz. Nelerle karşılaşmadık ki? Geride olduklarını çok iyi bildikleri halde utanmadan çıktılar 'öndeyiz' diyerek halkımıza yalan söylediler. Kampanya döneminde sipariş anketler vasıtasıyla seçmenlerini manipüle etmeye kalktılar. Seçim sonuçları kesinleştikten sonra bile yanıldıklarını kabul etmek yerine milleti suçladılar, hatayı kendilerinde değil, milletin tercihlerinde aradılar. Yaşadıkları ağır hezimete rağmen siyasetin, sosyal medyanın yankı odalarından ibaret olmadığını bir türlü anlayamadılar.
Bugün de aynısını yapıyorlar, faturayı kendi beceriksizlikleri dışında herkese ve her şeye kesen bu kibir abidelerine sadece şunu söylemek isterim. Beyler, kusura bakmayın, siz bu kafayla giderseniz sandıkta milletten daha çok tokat yersiniz. Siz kendinizi düzeltmez, gerçekçi siyaset yapmazsanız daha çok dut yemiş bülbüle dönersiniz. Siz cuntacıların ve suç örgütlerinin vesayetinden kurtulamazsanız daha çok yenilgi tadar, daha çok hüsrana uğrarsınız. Bakın her zaman ifade ediyorum, sorun sadece bunların siyasete bakış açılarında, siyaset tarzlarında, bunların çirkin ve çirkef üsluplarında değildir. Esas sorun, bunların zihniyetindedir, bunların faşizan ideolojisindedir. Sorun, bunların sokakla kurdukları bağın harbi ve hasbi, sahici ve samimi olmamasındadır. Sorun, bunların milleti mümeyyiz görmemelerinde, Anadolu irfanını hafife almalarındadır. Sorun, bunların siyaseti halka hizmet vasıtası olarak değil, şahsi kariyer ve kazanç kapısı olarak görmelerindedir. Çeyrek asra yaklaşan rekabetimiz, bütün bunlar boyunca, defalarca yenildiler, defalarca yanıldılar fakat bir kez olsun zihniyetlerini değiştirmeyi denemediler. Son günlerdeki tavırlarına bakılırsa pek değiştirecek gibi de durmuyorlar."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "mutlak butlan" kararı sonrası CHP'de yaşananları eleştirdi.
CHP'lilerin, aralarındaki anlaşmazlıkları yargı kararları çerçevesinde suhulet ve sükunetle çözmek yerine kendilerini, mahkemeleri ve medyayı suçlayarak kendilerine toz kondurmadığını ifade eden Erdoğan, "Oysa biz ilk günden itibaren hep şunu dedik, CHP'nin 38. Kurultayı'na ilişkin tartışmalarda kurultayı yapan da kurultaya şaibe bulaştığını iddia eden de bu iddiaları belgeleriyle birlikte mahkemeye götürüp hakkını arayan da CHP'lilerdir. Gazi Mustafa Kemal'in kurduğu partiyi, affınıza sığınarak söylüyorum, pavyon masalarına düşürenler yine kendileridir." diye konuştu.
Erdoğan, "Rüşvet verdim", "Rüşvet aldım", "Şu kişiye şu kadar para verdim" diyenlerin de CHP'liler olduğunu söyledi.
Dün "Halkın umudu" dediklerine bugün hain damgası vuranların da yine CHP'lilerden başkası olmadığının altını çizen Erdoğan, tüm tarafların CHP'li olduğu hukuki bir ihtilafta belge ve bilgiler ışığında yargının gerekli değerlendirmeleri yaptığını, hükmünü verdiğini belirtti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, mahkeme kararı sonrası yaşananların kendilerinin haklılıklarını da teyit ettiğini dile getirdi.
Partilerine yönelik edep, adap, siyasi nezaket dışı hakarete rağmen karar sonrasında da tartışmaların uzağında durduklarını, ellerini, dillerini yaşanan olaylara bulaştırmadıklarına işaret eden Erdoğan, siyaset bezirganlarının sataşmalarına kulak asmadıklarını, medyadaki silahşörlerin tuzaklarına düşmediklerini, aklı ile ağzı arasındaki rabıta kopmuş çapsızlara prim vermediklerini kaydetti.
Erdoğan, süreçte hadiseleri ve tartışmaları güvenli mesafeden takip etmekle yetindiklerini, aynı tavırlarını koruduklarını dile getirerek, şöyle devam etti:
"Toplumsal barışa, kamu düzenine ve siyaset kurumuna zarar vermediği sürece CHP'deki anafor bizi zerre miskal ilgilendirmiyor. Bu girdabın içerisine sürüklenmek veya çekilmek asla istemiyoruz. Koltuk ve salon kapmaca savaşının tarafı değiliz ve olmayacağız. Esasen milletimizin arzusu ve bizden beklentisi de bu yöndedir. Biz kendimize yakışanı yapmakla mükellefiz, nitekim bunu yapıyoruz. AK Parti olarak samimi temennimiz, suç örgütlerinin güdümünden çıkamayan kimi tiplerin sorumsuz tavırları sebebiyle saatli bir bombaya dönüşen bu krizin bir an önce aşılmasıdır. Milletimizin huzuruna, Gazi Meclis'imizin vahametine, demokrasimizin ve ülkemizin itibarına zarar vermeye başlayan bu kavganın yargı kararları çerçevesinde demokratik bir olgunlukla çözüme kavuşturulmasıdır.
Siyasette rakibimiz dahi olsa bu yüce çatı altında milleti temsil eden hiçbir partinin kavgayla, çatışmayla, sokaklara ve Meclis koridorlarına taşan güç mücadelesiyle anılmasını biz arzu etmeyiz. TBMM'nin terörize edilmesine, Gazi Meclis'in nümayiş arenasına dönüştürülmesine de rıza göstermeyiz. Az dinleyip çok bağırarak, az düşünüp çok konuşarak siyaset yapılmaz. Herkes 86 milyona karşı sorumluluk duygusuyla hareket etmelidir. Siyasette polarizasyonu artıracak adımlardan herkes uzak durmalıdır. Şu gerçeğin de bilinmesinde fayda görüyorum, CHP'nin genel başkanlık koltuğunu kimin işgal ettiğinin bizim nazarımızda hiçbir kıymetiharbiyesi yoktur."
“Tembel, vizyonsuz, kavgalı muhalefetten ülkeye, millete fayda gelmez”
Bugüne kadar şahıslarla işlerinin olmadığını, bundan sonra da işlerinin olmayacağını vurgulayan Erdoğan, AK Parti hareketi olarak mücadelelerinin kişilerle olmadığını, CHP'nin halk ve milli irade düşmanı ideolojisiyle olduğunu belirtti.
"Bizim mücadelemiz, başörtülü kızlarımızı üniversite kapılarında ağlatan 28 Şubat zorbalarıyladır." diyen Erdoğan, şunları kaydetti:
“Bizim mücadelemiz, milletin inancına, kutsalına, değerlerine dil uzatan, millete tepeden bakan jakoben zihniyetledir. Bizim mücadelemiz hacca gitmek için yardım isteyen vatandaşa 'Boş ver, Araplara paranı kaptırma' diyen gafillerledir. Bizim mücadelemiz, milletin kaynaklarını siyasi ikballerine basamak yapan yağmacılarladır. Bizim mücadelemiz, Batılı patronlarından 'Aferin' alabilmek için Türkiye'yi yurt dışına şikayet eden mandacılarladır. Bizim mücadelemiz, ellerine fırsat geçse Türkiye'yi tek parti karanlığına tekrar götürecek faşizm heveslileriyledir. Bizim mücadelemiz, Mehter Marşı'ndan rahatsız olanlarla, okullarımızda ramazan etkinliklerine tahammül edemeyenlerle, laikliği siper alarak milletin inanç değerlerine ateş edenlerledir. Bizim mücadelemiz, Sultan Fatih'in emaneti aziz İstanbul'un duvarlarını 'Zulüm 1453'te başladı' yazılarıyla kirleten mankurtladır. Bu makamlarda olduğumuz müddetçe mücadelemiz devam edecektir. Şunu bir kere daha hatırlatmak durumundayım, tembel, vizyonsuz, kavgalı muhalefetten ne bu ülkeye ne de bu millete hiçbir fayda gelmez.”
Erdoğan, Türkiye'nin, güçlü, dirayetli, başarılı, istikrarlı bir iktidar kadar vizyon, ufuk ve hassasiyet sahibi bir muhalefete de ihtiyacı olduğunu vurguladı.
"Bizimle eser, hizmet ve projede yarışacak muhalefet arayışımız son 23 yıldır makes bulmadı." diyen Erdoğan, "Ama buna rağmen umutlarımızı tüketmiş değiliz. Er veya geç Türkiye'nin hak ettiği kalitede bir muhalefete kavuşacağına yürekten inanıyorum. Biz, o gün gelene kadar kendimizle yarışmaya devam edeceğiz. Rakiplerimiz kendi kısır çekişmeleriyle meşgulken her zaman söylediğim gibi biz sadece işimize bakıyoruz." ifadesini kullandı.

Özellikle dış politikada 2026 yılını en verimli şekilde değerlendirmenin mücadelesini verdiklerini belirten Erdoğan, geçen hafta sonu İstanbul'un çevre diplomasisi alanında tarihi bir uluslararası toplantıya ev sahipliği yaptığını söyledi.
Sıfır Atık Forumu'nun 183 ülkeden 120'yi aşkın bakanın, 200'ün üzerinde belediye başkanının ve 5 binden fazla katılımcının katılımıyla Türkiye'nin ev sahipliğinde başarıyla gerçekleştirildiğini dile getiren Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“2026 yılı inşallah Türkiye'nin uluslararası itibarı ve görünürlüğünün doruğa çıktığı bir sene olacak. 7-8 Temmuz'da Ankara'da tertiplenecek NATO Liderler Zirvesi'ne büyük önem atfediyoruz. Geçtiğimiz günlerde Amerika Başkanı Sayın Trump'ın zirveye bizzat katılacağının açıklanması ittifakın insicamı bakımından kıymetli bir adımdır. Sadece müttefikler arasında değil, dünya genelinde de Ankara Zirvesi'ne dönük yoğun bir ilgi söz konusu. Biz de Ankara Zirvesi'nin NATO'nun tarihinde bir referans noktası olması için hazırlıklarımızı yoğunlaştırdık. Geride kalan yaklaşık bir aylık zamanı da en etkin şekilde kullanacağız.”
Ekim ayında 77. Uluslararası Uzay Kongresi'ne ev sahipliği yapacaklarını, akabinde aile meclisi olarak gördükleri Türk Devletleri Teşkilatının 13. Liderler Zirvesi'ni Türkiye'de düzenleyeceklerini belirten Erdoğan, 9-20 Kasım tarihlerinde de Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi Taraflar Konferansı'nın 31'inci oturumunu (COP31) Antalya'da düzenleyeceklerini, 197 ülkeden 100 bin katılımcıyla COP 31'in tarihin en büyük çevre zirvesi olarak kayıtlara geçtiğinin görüleceğini söyledi.
Grup Toplantısı Salonu'nda, AK Parti hükümetleri döneminde Türkiye'de gerçekleştirilen uluslararası diplomasi alanındaki zirve ve organizasyonlara ilişkin video izletildi.
“Kardeşlerimize yönelik hiçbir saldırıya göz yummayız”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin yer aldığı coğrafyada krizler ve savaşların ardı arkasının kesilmediğini, Gazze'den Lübnan'a mazlumların yürekleri dağlayan feryatlarıyla karşılaştıklarını belirtti.
İsrail'in, kurulduğu günden bu yana bölgede barışı, huzuru, refahı ve güvenliği mütemadiyen tehdit eden bir fonksiyon icra ettiğini dile getiren Erdoğan, şöyle devam etti:
“Filistin'e yönelik işgal ve Filistinlilere yönelik soykırım sistematik bir şekilde devam ediyor. Gazze'de tüm dünyanın gözleri önünde 73 bin masum insan katledilmiştir. Bu soykırım halen hem katliam boyutuyla hem de insanlık dışı tecrit boyutuyla sürmektedir. İnsanlık tarihinin en kanlı soykırımını gerçekleştiren İsrail aynı anda İran'a saldırmış, yetmemiş, aynı anda Lübnan'ı işgal etmeye başlamıştır. Türkiye başta olmak üzere bölge ülkelerinin tepkilerine rağmen İsrail, Lübnan'dan çekilmeyi reddetmekte, buradaki kanlı operasyonlarını devam ettirmektedir. 2 Mart'tan bu yana Lübnan'da katledilenlerin sayısı 3 bin 700'e, yaralıların sayısı ise 11 bin 400'e ulaşmıştır.”
İsrail'in eş zamanlı olarak Afrika ülkelerini ve Akdeniz'i istikrarsız hale getirmek için de sinsi bir çabanın içine girdiğini vurgulayan Erdoğan, siyonist yönetimin tam anlamıyla bir çıban başı ve fitne fabrikası olarak geniş bir coğrafyada sürekli huzursuzluk ürettiğinin altını çizdi.
İsrail'in kural, hukuk ilke, değer, sınır tanımaz politikalarına dünyanın gerekli reaksiyonu göstermediğini ifade eden Erdoğan, "İsrail, mevcut hükümetin yönetiminde şımardıkça şımarmış, sadece bölge için değil insanlık için de bir tehdit kaynağı haline gelmiştir. Netanyahu ve cinayet şebekesinin Suriye ve Lübnan'a yönelik saldırıları bu iki kardeş ülkeyi olduğu kadar artık Türkiye'yi de tehdit eder bir noktaya taşınmıştır." diye konuştu.
Suriye ve Lübnan'ın müstakil, bağımsız iki devlet olduğuna dikkati çeken Erdoğan, şunları kaydetti:
“Suriye ve Lübnan aynı zamanda Türkiye'nin sevgi ve kardeşlik coğrafyasının içinde yer alan iki devlettir. Şam ve Beyrut, İstanbul'un iki kardeş şehridir. Türkiye'nin güvenliği sadece Hatay'dan değil Halep'ten başlar, Şam'dan başlar, Türkiye'nin güvenliği Beyrut'tan başlar. Kardeşlerimizin ülkelerinde hiçbir emrivakiye müsamaha göstermeyiz, kardeşlerimize yönelik hiçbir saldırıya göz yummayız. Şimdi bunlar ve tetikçileri çıkıyorlar, sağda, solda Türkiye'yi hedef alan güya tehditler savuruyorlar. Hiç bunu söylemenize gerek yok. Biz sizin niyetinizi, amacınızı, hedefinizi zaten çok iyi biliyoruz. Biz sizin neyin peşinden koştuğunuzu çok iyi görüyoruz. Arz-ı Mevud hezeyanının nihai hedefinin ne olduğunun gayet iyi farkındayız. Allah'ın izniyle buna asla müsaade etmeyeceğiz.”

“Kimse macera peşinde koşmasın”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Akdeniz'de özellikle de Kıbrıs Adası'nda bir fitne ateşinin yakılmak istendiğini gördüklerini ve gelişmeleri de çok yakından takip ettiklerini söyledi.
"İhtirasları cüsselerini fazlasıyla aşan bazı ufak tefek yapılar, İsrail'in fitne kayığına binmişler, siyonizmin taşeronluğunu üstlenmişler, güya Doğu Akdeniz'de birtakım ham hayallerin peşine düşmüşler." ifadesini kullanan Erdoğan, "Çok açık söylüyorum, kimse macera peşinde koşmasın, kimse siyonist katliam şebekesinin kuyruğuna takılmasın. Eğer Doğu Akdeniz'de Türkiye'nin ve Kıbrıs Türkü'nün hak ve hukukuna kastedilirse bilinmesini isterim ki cevabımız çok net olur, çok da sert olur." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail'in "uluslararası toplumun sessizliğinden cesaret alarak şımarıkça" bölgenin huzura, barışa ve güvenliğe ulaşmasına engel olduğunu söyledi.
İsrail'i hukuk çizgisinin içerisine çekmenin artık sadece belirli ülkelerin değil, insanlığın ortak meselesi haline geldiğini belirten Erdoğan, İran'a ve Lübnan'a yönelik saldırıların sadece bölge ülkeleri üzerinde değil küresel ölçekte de olumsuz bir etki oluşturduğunu dile getirdi.
İsrail'in saldırgan tutumunun, bölgenin yanı sıra insanlığa yönelik de bir tehdit olduğunu vurgulayan Erdoğan, şöyle konuştu:
"Bundan 85 sene önce Hitler karşısındaki sessizlik ve tepkisizlik dünya genelinde 80 milyon insanın hayatını kaybetmesine yol açmıştır. Gözü dönmüş bir caninin çılgınlığının faturasını tüm insanlık ödemişti. Bugün aynı hata, tekrarlanmaktadır. Gazze kasabı Netanyahu ve kabinesinin soykırımları da tıpkı Hitler'e yapıldığı gibi büyük bir sessizlik ve tepkisizlikle izlenmektedir. Şunu kimse unutmasın ki ateş büyüdüğünde sadece bölgeyi yakmakla kalmaz, kıvılcımlar dünyanın her yerine düşer. Nasıl bugün Hürmüz'deki çözümsüzlüğün bedelini tüm dünya ödüyorsa şayet İsrail haydutluğunun önü kesilmezse bunun ceremesini de bölgeyle birlikte tüm insanlık çekecektir.
Avrupa'da, İspanya'nın gösterebildiği cesaret ve sağduyulu tutumu başka ülkelerin de göstermesi tarihi bir sorumluluktur. Bugün Gazze'de devam eden soykırımın kanı, buna tepkisiz kalanların eline, yüzüne bulaşmıştır. İran'da, Lübnan'da başlayan, Suriye'yi, Akdeniz'i, Afrika'yı tehdit eden bu saldırganlığın sonuçlarından da yine tepkisiz kalanlar mesul olacaktır. İsrail durdurulmalıdır, bu insanlığın ve insanlık cephesinin ödevidir. Tarihin tekerrürüne izin verilmemelidir."
Türkiye'nin İsrail'in tüm sabotajlarına rağmen, bölgesinde barışın ve huzurun ikamesi için elinden geleni yapacağını vurgulayan Erdoğan, Türkiye'nin komşularıyla, dost ve kardeşleriyle, barışa inanan tüm ülkelerle el ele vereceğini, akan kanın ve gözyaşının dinmesi için tüm kapıları zorlamaya, diplomatik tüm yolları denemeye sabırla devam edeceğini söyledi. Erdoğan, "Gazzeli ve Lübnanlı kardeşlerimize de buradan dayanışma mesajlarımızı gönderiyor her zaman yanlarında olan Türkiye'nin bundan sonra da yanlarında olmayı sürdüreceğini tekrar vurgulamak istiyorum." ifadesini kullandı.

“Çiftçilerimizin yükünü hafifletmek amacıyla önemli bir karar aldık”
Bu yıl yağışlar açısından bereketli bir yıl geçirildiğini dile getiren Erdoğan, son 66 yılın en yüksek yağış seviyesine ulaşıldığını söyledi. Bugün itibarıyla barajlardaki doluluk oranının geçen yıla göre yüzde 26 artarak yüzde 81 seviyesine çıktığını dile getiren Erdoğan, hem yağışların üretim için olumlu seyretmesi hem de tarımsal üretime yönelik yaptıkları planlama ve destek uygulamaları sayesinde, bu yıl birçok üründe yüksek bir rekolte beklediklerini dile getirdi. Erdoğan, üretimde tarihi bir rekorun da bu yıl kırılabileceğini söyledi.
Hububat hasat döneminin Türkiye'nin birçok yerinde başladığını hatırlatan Erdoğan, şunları kaydetti:
“Mevcut tahminlerimize göre, buğday üretimimiz geçen yıla göre yüzde 27, arpa üretimimiz yüzde 50 artacaktır. Geçen yıl kuraklık nedeniyle dekar başına 276 kiloya kadar düşen buğday verimini, bu yıl ortalama 400 kilo olarak öngörüyor hatta Trakya, Çukurova gibi bölgelerimizde 700 kiloya varan verimler bekliyoruz. Toprak Mahsulleri Ofisimiz, geçen hafta alım fiyatlarını açıklamıştır. Aynı şekilde ofisimiz, 20 milyon ton depo kapasitesi ve 600'ün üzerinde alım merkeziyle hububat alımları için hazırlıklarını tamamlamıştır. Üreticimizin bir gram dahi ürünü ziyan olmayacak. Ofis, kendisine getirilen bütün ürünleri alacaktır. Ayrıca Ofis, ürün teslimine müteakip 21. günden itibaren ürün bedeli ödemelerine de başlayacaktır.”
Erdoğan, yeni hasat döneminin tüm çiftçilere hayırlı olmasını diledi.
Son dönemde bölgede yaşanan savaşlar ve çatışmalar sebebiyle üretim girdilerinde artışların yaşandığını ifade eden Erdoğan, bunun da çiftçilerin maliyetlerine olumsuz yansıdığını dile getirdi. Erdoğan, "Çiftçilerimizin yükünü hafifletmek amacıyla önemli bir karar aldık. Bu yıl için açıkladığımız temel destek ve planlama desteği tutarımızı, İran kriziyle birlikte girdi maliyetlerinde oluşan aşırı artışları göz önüne alarak güncelliyoruz, destek tutarlarımızı buna göre artırıyoruz. Şimdiden hayırlı, bereketli olsun." diye konuştu.
Geçen yıl başlattıkları yerel kalkınma hamlesi programının ilk çağrısı kapsamında 303 projeyi desteklemeyi kararlaştırdıklarını belirten Erdoğan, tarımdan turizme, madencilikten imalat sanayine, farklı sektörlerdeki 185 milyar liralık özel sektör yatırımlarıyla yerelde kalkınmayı hızlandıracak şehirlerin potansiyelini harekete geçireceklerini vurguladı.
Erdoğan, "Aynı programın geçen ay sona eren ikinci çağrısına yapılan toplam 1156 başvuruyu, ülkemizdeki yatırım iştahının bir işareti olarak görüyoruz. Toplam 453 milyar liralık asgari sabit yatırım tutarına sahip başvuruların değerlendirmelerini en kısa sürede bitirip sonuçlarını paylaşacağız." dedi.
A Milli Futbol Takımı'nın 14 Haziran Pazar günü, 2026 Dünya Kupası'nda ilk maçına çıkacağını hatırlatan Erdoğan, A Milli Futbol Takımı'na başarılar diledi. Erdoğan, "Önce grup aşamasında, devamında, sonraki turlarda, Milli Takımımızın yepyeni zaferlere imza atacağına, milletimize büyük bir gurur ve sevinç yaşatacağına yürekten inanıyorum. Aynı şekilde cumartesi günü, LGS sınavına girecek tüm evlatlarımıza da Rabbimden muvaffakiyetler diliyorum. Yasama faaliyetlerinde sizlere başarılar diliyorum." diye konuştu.
Erdoğan, daha sonra AK Parti'ye katılan bağımsız İstanbul Milletvekili Ersin Beyaz'a rozetini taktı. Erdoğan ayrıca 6 beldede yapılan ara seçimlerde, seçimi kazanan AK Parti'li belde belediye başkanlarını tebrik etti.
Grup toplantısının ardından bir gazetecinin, Erdoğan'ın Kıbrıs ile ilgili söylediği sözleri hatırlatarak, "20 Temmuz'da Kıbrıs'a ziyaret bekleniyor mu?" sorusu üzerine Erdoğan, "20 Temmuz zaten bizim orası için her zaman yaptığımız bir ziyaret. Yine aynen devam." yanıtını verdi.