Toplantıda konuşan DBP Eş Genel Başkanı Kamuran Yüksek, günlerdir Cizre’de yaşanan insanlık trajedisine dur demek vahşetin önüne geçmek için çok yoğun çabalar harcadıklarını ve gerek hükümetle gerekse de uluslararası kuruluşlarla tüm kanalları kullanarak girişimlerde bulunduklarını ancak hepsinin sonuçsuz kaldığını söyledi.
Devleti Cizre'de katliam yapmakla suçlayan Yüksek, AKP’nin bir savaş ittifakı kurduğunu, içinde ordu, Ergenekon ve bir çok kimsenin bulunduğu bu savaş ittifakının katliam dahil her türlü yönelimi göze aldığını ileri süren Yüksek, "Cizre’de 15 günü aşkın onlarca yaralı sivil insanın mahsur kaldığını ve bu savaş ittifakının bu yaralıların kurtarılmasını sağlamak için değil ölümlerine yol açmak için çaba sarf ettik. Dün de bu vahşete son vermek için Cizre’ye girmek istedik. Fakat engellendik. Dün gece itibariyle Cudi Mahallesi’nde yaralıların bulunduğu her iki eve de aldığımız kesin bilgiye göre devlet güçlerince operasyon düzenledi. Operasyon sonrasında yapılan açıklamalar arasındaki çelişkilere dikkat çekmek ve yorumlarımızı paylaşmak için buradayız. Aldığımız ve ulaştığımız bilgileri kamuoyu ile paylaşmak istiyoruz. Operasyonun gerçekleştirdiği kesindir. Bu iki eve daha önce birinci evde 26 yaralının bulunduğu bombalama sonucunda 4 katlı evin yıkıldığı ve insanların bodrum katında mahsur kaldığı yer. İkinci ev yine devam eden operasyonlar sonrasında yaralanan 60'a yakın 58 ve 60 kişi oldukları tahmin edilen yaralının bulunduğu ikinci evdir. Bu eve operasyon gerçekleştirmiştir. Operasyonun neticesinde şuan kaç insanımızın öldüğü belli değildir. En son 10 dakika önce ulaştığımız bilgiyi sizinle paylaşmak istiyorum. 2 cenaze aracının bu mahalleye bu evin önüne gittiği ve orada 30'un üzerinde cenazeyi gördüklerini bizimle paylaştılar. 2 cenaze aracının da yetmediği ve bunun için de cenaze torbalarının istendiği bu cenazelerin de Malatya'ya nakil edilme düşüncesinin olduğu böyle bir plan içerisinde oldukları bizimle paylaşıldı. Diğer evlerde başka yerlerde de ne olduğunu henüz bilemiyoruz. Bu konuda netleşen bir durum yoktur. Mahalle tamamen boşlatılmış durumda. Mahalleden herhangi birinden bilgi almamız söz konusu değil. Sokağa çıkma yasağı da devam ettiği için gidip oradaki durumu yerinde tespit edecek, görecek kimse de yok. aynı şekilde hastanede hastane personelinin odalara haps edildiği ve bu yaşanılan duruma tanıklık etmedikleri için onların da bir bilgi paylaşmaları söz konusu değil. Yani bütün bilgi kaynakları tamamen engellenmiş durumda. Basınz aten giremiyor. Başka hiçkimsenin oraları gidip görme sansı söz konusu değil. Bu nedenlerle tamamen karartılmış üstü kapatılmış bir durumla karşı karşıyayız. Durum budur bizdeki bilgiler bunlardır."dedi.
Katledilen kişilerin sayısına dair devlet kaynaklarından farklı açıklamalarının yapılmasının da psikolojik algı yönetmek amaçlı olduğunu vurgulayan Yüksek şunları söyledi:
“TRT haberi geçmesi sonrası kamuoyunda büyük bir tepki oluşmaya başladı bu tepkileri aşağı çekmek ve algı yönetmek için ardı sıra yeni bilgiler paylaşılmaya başlandı. Şimdi bu katliam infaz karartılmaya sayılarla bu karartılmaya çalışılıyor. Çıkacak ölü sayısının kaç olduğu işin başka bir boyutudur. Bir katliam ve infaz durumu olmuştur. Katliamın hesabı mutlaka sorulacak. Bunun hesabının mutlaka sorulması gerekiyor. Kürt halkının gelinen durum karşısında artık bu katliamları durduracak düzeyde en etkili demokratik tepkisini ortaya koyması lazım. Bütün bunlar henüz yaşayacaklarımızın habercisi olabilir. Hükümet bu infazları gerçekleştirip kamuoyuna kanıksatarak daha büyüklerine hazırlanıyor olabilir. Cizre katliamı bizim unutacağımız bir katliam olmayacaktır. Ortada kesin bilgi var bir infaz ve katliam maalesef yaşanmıştır. Buradan çıkacak ölü sayısının kaç olduğu işin başka boyutudur. 30'tan fazla olduğu tahmin ediyoruz. Bu sayının 60, 50 veya 40 olması veya bu sayı 5'de olsa 10'da olsa 20'de olsa bir katliam olmuştur. Maalesef olmuştur. Dolayısıyla bu durum karşısında AKP'nin bu savaş karşısında bütün kamuoyunu, bütün halkımızı bu katliam karşısında duyarlılığa ve demokratik tepkilerini ortaya koymaya çağırıyoruz."
SANCAR: İŞLEYEN DEĞİL İZLEYENDE ORTAKTIR
Toplantıda konuşan HDP Milletvekili Mithat Sancar ise yaşananın bir insanlık suçu olduğunu ve insanlık suçuna sadece işleyenlerin değil izleyenlerin de ortak olduğunu söyledi. Sancar, “Bu katliam tarih önünde de gün gelir hesap vermek durumuyla karşı karşıya bırakır. Daha da önemlisi halkın kolektif bilincinde çok ağır yaralar olarak yer edinir. Bunun en çarpıcı örneklerinden biri Dersim Soykırımı’dır. Bunu yapanlar bunun unutulacağını ummuşlardır ama bu hafıza hala canlıdır. Roboski’yi yapanlar da üstünün örtüleceğini ve unutmaya terk edileceğini sanmışlardı ama onlar da bunun olmadığını gördü. Katliamcıların bir teki bile insanlığın herhangi iyi bir değeriyle birlikte anılıyor mu? Gün gelecek bunların hesabını vermek zorunda kalacaksınız” dedi.
Toplantı sonunda bir gazetecinin Cizre'de bulunan HDP Milletvekili Faysal Sarıyıldız'ın durumunu sorması üzerine Kamuran Yüksek, "Faysal Bey'le diyakog halindeyiz. Kendisi ile görüşüyoruz. Kendisinin sağlık durumu yerinde herhangi bir sıkıntı yoktur. "cevabını verdi.
Kamuran Yüksek: 30'a yakın kesin ölü bilgisi var
Cizre’de bir bodrum katında yaralıların bulunduğu ve onları hastaneye kaldırmak amacıyla bir haftadan beri Cizre'ye gidişleri izin verilmediği için Mardin’de bulunan DBP ve HDP heyeti, Mardin Büyükşehir Belediyesi’nde bir basın toplantısı düzenledi. Toplantıya DBP Eş Genel Başkanı Kamuran Yüksek, HDP milletvekilleri Mithat Sancar, İbrahim Ayhan, Gülser Yıldırım, Burcu Çelik Özkan, Dirayet Taşdemir ve Mardin Büyükşehir Belediye Eşbaşkanı Ahmet Türk katıldı.
Kaynak: Mardin Life
Yorumlar
1 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin
bencede işleyen degıl ızleyen de ortak tır suça.Tıpkı sızın hendek kazanları ızleyıp,elı sılahlı 15-20 yaslarındakı genclerı pohpohladgınız ,zavallı fakır ınsanların evlerını baslarına yıkanlara gozlerını kapattıgınız gıbı...orda öldürülenler ne yazık ki ne kürtlükle alakalılar ne de Kürtler.Piyon olmussunuz haberınız yok.