Gecede bir konuşma yapan Eğitim-Sen Kızıltepe Salih Kuday iktidarın yaptığı çalışmaları eleştirdi.
Barıştan, demokrasiden, özgürlüklerden ve insan haklarından yana olan Eğitim-sen’in,16 yıllık mücadele geçmişiyle ülkemizdeki emek, demokrasi, sendikal mücadelesini her yıl daha fazla yükselttiklerini ifaden eden Kuday, “Bu bağlamda sendikamız üyelerinin çıkarlarını ve haklarını koruyup geliştirme, güvenli çalışma, nitelikli ve kamusal eğitim talepleri için sürdürülen mücadeleyle birlikte, bütünlük içerisinde ele almakta ve sürdürmektedir.”dedi.
Yaklaşan genel seçimler öncesinde ülkemizin can yakıcı sorunları artarak devam ettiklerini Kuday açıklamasını şu şekilde sürdürdü:
“YGS’de yaşanan şifre skandalları sonrasında ‘tatmin olduk’ açıklamalarıyla süreci ört bas etmeye çalışanlar, bağımsız olduğu iddia edilen yargı kararlarıyla kendilerini haklı çıkarmaya çalışmaktadırlar. Demokratik tepkilerini gösterenlerin ise asıl suçlu olarak gösterilmesi ise trajikomik bir durumdur. Sayılar 400 bine yaklaşan ataması yapılmayan ve işsiz öğretmen gerçeği karşısında, bizlere dayatılmak istenen ücretli ve sözleşmeli köleliktir. AKP’nin genel seçimler öncesinde, daha önceki kararından çark edip oy kaygısıyla gerçekleştireceği 30 bin öğretmen alımı sembolik düzeyde kalmaktadır. Milli Eğitim Bakanlığının geçtiğimiz günlerde yaptığı ithal öğretmen açıklaması ile öğretmen açıkları sorununa ne kadar ciddi yaklaştığını göstermektedir
Son aylarda artan gerilimle birlikte, Kürt sorunu da bölgemiz ve ülkemiz için yakıcı bir sorun olarak durmaktadır. Bölgenin seçilmiş belediye başkanları hala serbest bırakılmamış, en ufak demokratik tepkilerde ise tutuklamalar devam etmiş, hatta Bismil’de bir lise öğrencimiz polis kurşunuyla katledilmiştir. Özgürlük ve demokrasi talepleri biber gazı, cop, panzer ve kurşunlarla bastırılmak istenmektedir.
Eğitim-sen 8. Olağan kongresinde, tüzüğümüze yeniden alınan ‘Anadilde Eğitim Hakkı’ kararını gecikmiş ancak gerekli bir karar olarak görüyoruz. Meclis tarzı örgütleme modelinin de tüzüğümüze alınmasını Demokratik Toplumcu Sendikacılığın gelişimi açısından önemli bir karar olarak görüyoruz. Ancak ne yazık ki, bu kararlar gerekli olduğuna inandığımız zihniyet devrimi için yeterli değildir. Klasik sendikacılığı aşan, devlet ve devlet toplumunu sınırlandıracak, halkın sorunlarına duyarlı, demokrasiyi içselleştirmiş, yatay ve meclis tarzı örgütlenen bir yapıya ihtiyaç vardır. Biz Kızıltepe’deki emekçiler olarak, Demokratik Toplumcu Sendikacılıkta gördüğümüz bu sıçrama için elimizden geleni yapacağımızı belirtiyor, herkese saygılar sunar, iyi eğlenceler diliyoruz.”
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin