Basın toplantısıyla başlayan programda Genel merkezin görevlendirmesiyle İstanbul Pendik ilçe başkanı Mahmut Kılıç ve yardımcılarının yanı sıra Mardin İl başkanı Mehmet Serdal Demirtaş İl yönetim kurulu üyeleri ve Mardin ilçe başkanları hazır bulundu.
Basın açıklamasında Her dilden, her dinden ve hemen her ırktan medeniyetlerin yaşadığ özelı bir kent olan Mardinde bulmaktan duyduğu memnuniyeti dile getiren Mahmut Kılıç, Dünyada ve Türkiye de çekilen asıl sıkıntının nimet eksikliğinden değil, paylaşımdaki adaletsizlikten kaynaklandığına dikkat çekerek şu ifadelere yer verdi “ Yaşadığımız dünyada 1,5 milyar insan açlıkla mücadele veriyor. Her gün dünyada 150 bin insan açlıktan ölüyor.Bir tarafta açlıktan ölenlerin olduğu bir sistem diğer yandan tokluktan (obezite ve kalp damar hastalıkları) ölenlerin olduğu bir sistem. Bu gün dünyada açlık varsa bunun sebebi yoksulları doyuramadığımız için değil zenginleri doyuramadığımız içindir.
Türkiye’mizde de durum çok farklı değildir. Zenginle fakir arasında uçurum vardır. Ülkemizde nüfusun en zengin yüzde 1’lik grubu gelirin toplam gelirin yüzde 54,3’üne sahiptir. Bu sebeple dolar milyarderi sayısı sürekli artarken açlık ve işsizlik oranı da artmaktadır.
Bütün bu rakamlar gösteriyor ki dünyada ve ülkemizde temel problem nimet eksikliği değil, paylaşımdaki adaletsizliktir. Bu dünyada herkese yetecek kadar yer de var, nimet de var. Ancak, Adil Bir Düzen yok, adil düzen eksenli yeni bir dünya ile problem çözülecektir. Yakın tarihimizde bunun en güzel örneği Türkiye de ispatlanmıştır. Merhum Prof. Dr. Necmettin Erbakan başkanlığında kurulan 54.Refahyol hükümeti döneminde Milli Görüş kısa sürede adaleti sağlayarak gelir dağılımındaki adaleti sağlamıştır.Hatırlanacağı üzere çok kısa bir süre içerisinde, memur, işçi, emekli, dul ve yetim aylıklarına tarihte görülmemiş artışlar yapılmıştır.
Devletin ve vatandaşın yoğun borçlandırıldığına dikkat çeken Kılıç, sahte bir refah algısının oluşturulduğunu söyleyerek şu ifadelere yer verdi: Mutlaka ülkemizde bir takım güzel hizmetler yapılmıştır. Yollar, hastaneler, havalimanları, hızlı tren, sağlık hizmetlerindeki yenilikler, TOKİ vasıtasıyla ev sahibi olma, vb. bunlar gündelik hayatı kolaylaştıran icraatlardır.Bunlara bir şey söylemiyoruz, teşekkür ediyoruz. Bunlar hayatı rahatlatan kolaylaştıran hizmetlerdir, ancak insanımızın temel ihtiyacı bunlar değildir. Bunlar karın doyurmuyor. Bunun içindir ki Anadolu’dan İstanbul’a göç hala devam ediyor. Yol yapmakla kalkınma olmaz. Kalkınma ancak Sanayileşme ve Teknolojide yapılacak hamle ile olur. Dünya çapında marka olmuş firmalara sahip olmakla, yerli otomobilini, yerli uçağını, tankını yapmakla, bilişim teknolojisinde dünya ile yarışla olur. Kısacası üretimle, üretimi artırmakla olur.

Öte yandan günden güne Zenginleşiyoruz artık! diye düşünüyor insanlar daha doğrusu böyle düşünülmesi için yoğun bir algı yönetimi ve psikolojik operasyonlar uygulanıyor.
Halbuki, sokaklarda refah ve istikrar olarak algılanan ne varsa; Dış Borçlanma ile sağlanan sahte ve geçici meltemlerden ibarettir, Reel değildir!Bu sahte refah ekonomisinin temelinde vatandaşın borçlandırılması vardır.
2002 yılında 4,3 milyar lira olan vatandaşın kredi kartı borcu 2014 yılında Yüzde 1.604 artarak 73,9 milyar liraya çıkmıştır.
2002 Yılı: 2,3 milyar lira olan vatandaşın tüketici kredisi 2014 yılında Yüzde 11.954 artarak 273 milyar liraya çıkmıştır.
Bir başka Ekonomik gerçek şudur.Devlet Kurumlarının araştırma sonuçlarına göre (Kasım 2014), açlık sınırı 1.225 lira, yoksulluk sınırı 3.990 lira. Devletimiz, hükümetimiz, resmi kurumlarımız diyorlar ki, 4 kişilik bir ailenin açlık sınırı bin 250 bin liradır. Buna mukabil 5 milyondan daha fazla asgari ücretlimizin net maaşı 891 liradır.Yani Ülkemizde 5 milyondan daha fazla insanımız açlık sınırı altındadır.
Bütün bu ekonomik gerçeklere rağmen IMF’ye borcumuzu ödedik söylemiyle Türkiyenin borcu kalmadığı ima edilmeye çalışılmaktadır.Bu büyük bir aldatmacadır. Onlar sadece IMF’ye olan borcun ödendiğini söylüyorlar. Vatandaşa eksik bilgi veriyorlar. Evet Türkiye, IMF’den kullandığı 14 milyar USD’lık borcu 2013 tarihi itibariyle ödemiştir, Ancak! Bu borç; tasarruf edilerek, veya üretim yapılarak ödenmiş değildir. Bu borç; diğer yabancı kurum ve bankalardan kullanılan borçlar ve diğer hükümetlerin yaptıklarını satarak elde edilen özelleştirme gelirlerinin küçük bir kısmı ile kapatılmıştır. Maalesef ülkemizde tarım, sanayi ve üretim yok.
2015 bütçesinde yatırıma 41 milyar TL ayrılmasına karşın faize 54 milyar TL ayrılmıştır.Türkiye’nin Toplam Borcu (İç Borç+Dış Borç) devletin yayınlamış olduğu resmi rakamlara göre, sürekli artmaktadır.
2002 Yılında 232.2 milyar dolar olan iç-dış borç miktarı 2014 (2.Çeyrek) yılında 606.7 milyar dolara ulaşmıştır.Bunun sonucunda devlet, 2003 - 2013 yılları arasında 548,3 milyar TL faiz ödemesi yapmıştır. Devlet, her yıl ortalama 50 milyar TL faiz ödemesi yapmaktadır. Gündemdeki en sıcak konu; Dört eski bakanın TBMM Soruşturma komisyonu tarafından Yüce Divana gönderilmemesi kararıdır. Türkiye’nin ortak kanaati Ülkeye güçlünün hukuku değil, hukukun gücünün hakim olmasıdır. Bir siyasi partinin 'Aklama ve Karalama Partisi'ne dönüşmemesi gerekir.Gelinen noktada Akparti Kendinden olanları aklıyor, olmayanları ise karalıyor.
Konu ile ilgili Hz. Muhammed SAV’in şu hadis-i şerifi temel alınmalıdır. “Ey insanlar! Geçmiş milletlerin ne yüzden yollarını sapıttığını biliyor musunuz? Onlar içlerinden itibarlı ve zengin olanlar bir şey çalsa onu bırakırlar, zayıf biri bir şey çalarsa onu cezalandırırlardı. Allah’a yemin ederim ki, böylesine bir işi Mahzum kabilesinin Fatıma’sı değil de kızım Fatıma yapmış olsa idi, muhakkak onu da cezalandırırdım.

Geçmiş dönemlerde olduğu gibi iç ve dış meselelerimizde gerçek anlamda çözüm Milli Görüştedir. Milli Görüş, Adil Düzeni esas alır. Kardeşliği esas alır. İslam Birliğini esas alır. Bizim milletimizi bir arada tutan en önemli güç İslamdır.Rabbimiz, kitabımız, kıblemiz, bayrağımız, ezanımız birdir. Biz olmak için başka neye ihtiyacımız var. Ayrılıkları değil, ortak değerleri güçlendirecek adımlar atılmalıdır

Saadet Partisi Mardin İl Başkanı Mehmet Serdal DEMİRTAŞ Yaptığı basın açıklamasında şu ifadelere yer verdi: Gönlümüz isterdi ki, 2014 yılı güzel hatıralarla tarihteki yerini alsın. İsterdik ki, sevinçlerimiz, umutlarımız acılarımızdan daha fazla olsun.
Bütün dünyaya huzur, barış ve kardeşlik hakim olsun.
Ama tam tersine, 2014 yılından kalan tek şey, sömürü, savaş, çatışma, kan ve gözyaşı.
Şu an dünyanın 80 ayrı bölgesinde iç savaş, çatışma ve kaos hakim.
Sadece 2013 yılında 51 milyon insan açlık, yoksulluk ve çatışmalar yüzünden yerini, yurdunu değiştirmek zorunda kaldı. Yüz binlerce insan öldü ve sayısı milyonları aşan insan yaralandı.
Afrikada her dört çocuktan birisi 5 yaşını görmeden hayatını kaybediyor. Her on dakikada bir çocuk, önlenebilir hastalıklar nedeniyle ilaç bulamadığı için ölüyor.
İşte küresel Emperyalistlerin işgal, sömürü, zulüm, iç çatışma çıkarmaları sebebiyle dünyanın durumu böyle.
Oysa bu dünyada herkese yetecek kadar yer de var, nimet de var. Ancak, Adil Bir Düzen yok.
Şunu iftiharla belirtelim ki; Saadet Partisi olarak biz zulme karşıyız.

Demirtaş Saadet Partisinin çözüm önerilerini şöyle sıraladı.
- Ahlaki ve Manevi değerler, eğitimin her kademesinde ele alınmalıdır.
- Sanayi ve Kalkınma hamlesi başlatılmalıdır. Üretim, istihdam ve ihracata dayalı bir ekonomi uygulanmalıdır.
- Ekonominin bünyesindeki faiz mikrobundan kurtularak, faizsiz ekonomik düzene geçilmelidir.
- Devlet-Millet kaynaşması sağlanmalıdır. Kamplaşma, kutuplaşma ve kavgaya son verilmelidir.
- “Herkese Refah” anlayışıyla ülkenin imkanlarından herkesin adaletli bir paylaşımla faydalanması sağlanmalıdır. Bütün çalışanlara, işçiye, memura, emekliye, engelliye insanca yaşama imkanı sağlanmalıdır.
- Şahsiyetli Dış Politika, Lider Ülke Türkiye ideali ile bağımsız politika uygulanmalıdır. Bunun için güçlü ekonomiye sahip olmamız gerekir.
- Ülkemizde Huzur, Barış ve Kardeşliğin, Yeryüzünde Hak ve Adalete dayalı Yeni Bir Dünyanın kurulması gerekir.

Milli Görüş iktidar ortağı olduğu bütün dönemlerde bu alanlarda en başarılı icraatları gerçekleştirmiştir.
Biz yine geleceğiz, aynı başarıları yine göstereceğiz.
Biz inanıyoruz ki bütün vatandaşlarımız çok daha güzel bir Türkiye’de yaşama hakkına sahiptir.