Türk: seçimde halkla diyalog kuramadık, halka gidemedik
Mardin Büyükşehir Belediyesi eski Başkanı Ahmet Türk, referandum ve demokrasi mücadelesine yeterince katkı veremediklerini belirterek, "Referandumda bizim demokrasi mücadelesine katkı vermememizden kaynaklanan, halkımızı daha ikna edecek elimizde bir çok imkanlar varken maalesef biz bunu kullanamadık, halkımıza gidemedik, halkımızla diyalog oluşturamadık" dedi.
Barış Bloku, Demokrasi İçin Birlik, Diyalog Grubu ve Yurttaş Girişimi, Mardin'deki bir otelde, "Herkes İçin Hukuk-Yarınlar İçin" konulu bir panel düzenledi. Panele CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, HDP Şırnak eski milletvekili Hasip Kaplan, Mardin Büyükşehir Belediyesi eski Başkanı Ahmet Türk ve Mardin'de faaliyet yürüten sivil toplum örgütlerinin temsilcileri katıldı.
Panelin açılış konuşmasını, Mardin Büyükşehir Belediyesi eski Başkanı Ahmet Türk yaptı. Olağanüstü bir dönemden geçtiklerini, 1980 ve 1990'lı yıllara benzer bir sindirme politikasının izlendiğini belirten Türk, referandum a bir parti olayı gibi bakmamak gerektiğini söyledi. Referandumda çıkacak sonucun hem Türkiye, hem de Kürt halkı için önemli olduğunu anlatan Türk, seçim çalışmalarında fazla verimli olamadıkları konusunda da özeleştiri yaparak, "Türkiye, demokrasi ile bunu hak etmiyor. Türkiye bir Ortadoğu ülkesi değil. Burada eksik olan bizim demokrasi mücadelesine katkı vermememizden kaynaklanan, halkımızı daha ikna edecek elimizde bir çok imkanlar varken maalesef biz bunu kullanamadık. Halkımıza gidemedik. Halkımızla diyalog oluşturamadık. Bunun için bugün bütün kesimler, demokrasi talep eden herkes büyük sıkıntılar içinde. Biz bunları yaşadık. 90'lı 94'lü yıllarda Mardin'in Kızıltepe ilçesinde seçim çalışması için çarşıda dolaştığımızda arkamızda özel TİM'ler polisler dolaşıyordu. Esnafı ziyaret ettiğimizde esnaflar o polisleri, özel TİM'leri gördüğünde dükkanın arka tarafına kaçıyordu. Ama birkaç gün sonra seçimler yapıldı ve Kızıltepe'den yüzde 70 oy aldık. O sindirme, korkutma politikası kar etmedi. Bugün de bir burukluk, bir suskunluk var. Ama inanıyorum ki demokrasiden yana olan kesimleri birleştirerek, Türkiye'nin yeni dönemin kapısını açabiliriz" dedi.
HDP Mardin Milletvekili Mithat Sancar da, seçim çalışmalarında karşılaştıkları sıkıntılardan muzdarip olduğunu belirterek, "Gittiğimiz yerlerin giriş ve çıkışlarında seçim arabalarımız durduruluyor seçim otobüsümüzün bagajı aranıyor Bizimle birlikte gelen arkadaşlarımızın kimlik ve LGBT kontrolü yapılıyor Bu şekilde bir saat yolda bekletiliyoruz. Bütün seçim çalışmalarımız saniye saniye polis tarafından kameraya kaydediliyor. Kameraya alınıyor. Böylece insanların bizimle buluşmasını engellemek gibi bir hedef uyguluyor" diye konuştu.
Panelde konuşan Sezgin Tanrıkulu, referandum kampanyalarının adil olmadığını öne sürerek HDP'yi her tarafta kendisinin ifade ettiğini belirtti.
Tanrıkulu, "Biz ana muhalefet partisiyiz ve yüzde 25 oy almışız ama bizim açımızdan da süreç adil değil. Çünkü olanaklarımız iktidar partisi olanaklarıyla kıyaslanmayacak kadar az. En önemlisi medyamız yok, kendimizi sosyal medya üzerinden ifade etmeye çalışıyoruz. Onun da fişi Erdoğan’ın elinde, istediği zaman yavaşlatıyor. Başka bir siyasi parti, HDP. Kendilerini ifade etmeye gerek yok, ben her tarafta ifade ediyorum." dedi.
Panelde konuşan Ahmet Türk ise mevcut sistemi destekleyen açıklamalarda bulundu. Türk, "Bu referandum sıradan bir referandum değil. Türkiye’deki rejimi, halklarımızın geleceğini ilgilendiren, çocuklarımızın ve torunlarımızın yarınlarına ipotek koyan bir süreç olarak değerlendirmek lazımdır. Elimizde birçok imkânlar varken maalesef biz bunu kullanamadık. Halka gidemedik, halkla diyalog oluşturamadık. Bu eksiklerimizden dolayı bugün bütün demokrasiyi talep eden herkes büyük sıkıntılar içinde." dedi.
"Türkiye’nin toplumsal bir uzlaşmaya ihtiyacı var"
Panelde söz alan AK Parti kurucularından ve eski milletvekili ve Başbakan Yardımcılarından Ertuğrul Yalçınbayır, referandumun anayasal bir hak olduğunu söyledi.
"Referandumun iki sonucu var; Evet veya Hayır. Evet de bizim Hayır da bizim" diyen Yalçınbayır, hukukun barışın teminatı olduğunu belirterek, "Ancak hukuku yazmak yetmiyor. Bunların uygulanması gerekiyor. Bunun üzerine yemin etmek de yetmiyor, bunların uygulanması ve denetimi önemli. Siz insan onurunu da esas almalısınız. İnsan onurunu esas alan anlayışların önündeki engelleri kaldırmak devletin birinci görevidir. 2023’e doğru Türkiye’nin toplumsal bir uzlaşmaya ve barışa ihtiyacı var." diye konuştu.
Mardin Tabip Odası Başkanı Zeki Uzun ise Türkçe, Arapça ve Kürtçe yaptığı konuşmasında; referandum da neden 'hayır' denilmesi gerektiğini anlattı. Uzun'un ardından panelistler AK Parti kurucularından Ertuğrul Yalçınbayır, eski ANAP Genel Başkan Yardımcısı Nesrin Nas, CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, HDP Milletvekili Mithat Sincar, AK Parti'nin dönüşümünü, değiştirilmesi öngörülen anayasa maddelerini anlatarak referandum da, "hayır" çıkması için demokrasi güçlerinin ortak mücadele etmesi gerektiğine dikkat çekti.
Paneli düzenleyen sivil toplum örgütlerinin ortak açıklamasında ise şu görüşlere yer verildi: "Çok etnisiteli, çok kültürlü, çok inançlı bir toplum olarak bir arada yaşamak, özgürlüğümüzü ve özgünlüğümüzü korumak için parlamenter demokrasiye, Meclis'e, hukukun üstünlüğüne dayalı, bireyin hakkını koruyan adil, eşitlikçi, çoğulcu bir anayasaya ihtiyacımız var. Gelecekte böyle bir anayasaya kavuşabilmek için bugün önümüze sürülen bu tek adam tasarısına hayır demek yurttaşlık görevimizdir."
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin