Ağız ve diş sağlığının sadece güçlü dişler ve sağlıklı bir gülüşten ibaret olmadığı bir kez daha gündeme geldi. Uzmanlar, ihmal edilen diş çürükleri ile tedavi edilmeyen diş eti hastalıklarının zamanla yalnızca ağız içinde kalan bir problem olmadığını, tüm vücudu etkileyebilen sağlık sorunlarına zemin hazırlayabildiğini belirtiyor.

Bilimsel araştırmalar, ağız sağlığı ile kalp-damar hastalıkları, diyabet, demans ve Alzheimer gibi hastalıklar arasında önemli bağlantılar bulunduğuna işaret ederken, uzmanlar özellikle ağızdaki kronik iltihapların ciddiye alınması gerektiğini vurguluyor.

“Ağız sağlığı sadece dişleri ilgilendirmiyor”

Marmara Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Restoratif Diş Tedavisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Pınar Yılmaz Atalı, ağız sağlığının genel sağlık üzerindeki etkisine dikkat çekti.

Atalı, ağız sağlığının yalnızca dişlerle sınırlı olmadığını belirterek, “Ağız sağlığımız sadece dişlerimizi ilgilendirmiyor. Kalbimizden beynimize tüm metabolizmamızı, vücudumuzu, hatta ruh sağlığımızı etkileyen bir faktör. Diş çürükleri ve ağızda kalan kronik iltihaplar zaman içinde beyindeki bazı mekanizmaları tetikleyebiliyor” dedi.

Ağız sağlığı ile Alzheimer arasındaki bağlantının doğrudan bir neden-sonuç ilişkisi olarak değil, bilimsel çalışmalarla ortaya konulan bir ilişki olarak değerlendirildiğini ifade eden Atalı, “Çalışmalarda diş çürüğünün direkt Alzheimer’a etken olduğu değil de bununla ilişkili olduğu görülüyor. Diş çürüklerinin, ağızda kalmış kronik iltihapların beyindeki bazı mekanizmaları tetikleyerek bu hastalıklarla ilişkili olduğu yönünde bilimsel kanıtlar var” diye konuştu.

Ağızdaki bakteriler kan dolaşımıyla yayılabiliyor

Marmara Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Gühan Dergin ise ağız hijyenine yeterince dikkat edilmemesi halinde bakterilerin kan dolaşımına karışarak vücutta genel inflamasyona neden olabileceğini söyledi.

Dergin, özellikle diş eti kanamaları, travma ve yetersiz ağız bakımının bu süreci hızlandırabileceğini belirterek, “Ağız hijyenimize dikkat etmememiz durumunda diş eti kanamaları, fırçalama ve travma ile birlikte bu bakteriler kan dolaşımına girerek vücutta genel bir inflamasyona neden olabiliyor. Yapılan çalışmalarda özellikle damarların içinde oluşan ateroskleroz dediğimiz kalınlaşmaların içinde bu bakterilerin DNA’larına rastlanmış” ifadelerini kullandı.

Bu bakterilerin damar iltihabına yol açarak damarları tıkayabildiğini kaydeden Dergin, bunun hem kalp-damar sistemi hem de beyin için risk oluşturduğunu vurguladı. Dergin, “Bu bakteriler damar inflamasyonuna yol açıyor. Bu da kalınlaşmaya neden olarak damarları tıkıyor ve kan akışını bozuyor. Böylece hem kardiyovasküler yapılarda beslenme problemi oluyor hem de beyindeki kan akışını bozarak demansı tetikleyebiliyor” dedi.

Uzmanlardan ağız hijyeni uyarısı

Uzmanlar, alınacak basit önlemlerin yalnızca ağız sağlığını korumakla kalmayıp, buna bağlı gelişebilecek başka sağlık sorunlarının önlenmesinde de etkili olabileceğini belirtiyor.

Prof. Dr. Gühan Dergin, ağız ve diş sağlığının korunması için her gün düzenli bakım yapılması gerektiğini vurgulayarak, “En az günde iki defa etkili bir şekilde dişlerimizi fırçalamamız gerekiyor. Ayrıca altı ayda bir hekime giderek ağız içimizdeki patolojik değişiklikler, enfeksiyonlar, kronik enfeksiyonların varlığının-yokluğunun tespit edilip tedavisinin yapılması gerekiyor” dedi.

Dergin, gerekli bakım ve kontrollerin ihmal edilmesi halinde farklı sağlık sorunlarıyla karşılaşma olasılığının arttığını belirterek, “Yani ağız hijyenimize çok çok dikkat etmemiz gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Erken önlem önemli

Uzmanlara göre, ağızda başlayan ve uzun süre tedavi edilmeyen enfeksiyonlar zamanla daha büyük sağlık sorunlarına kapı aralayabiliyor. Bu nedenle düzenli diş fırçalama, ağız bakımının ihmal edilmemesi ve belirli aralıklarla diş hekimi kontrolüne gidilmesi büyük önem taşıyor.

Ağız sağlığının korunmasının yalnızca çürükleri önlemek için değil, genel vücut sağlığını desteklemek için de önemli olduğuna dikkat çeken uzmanlar, vatandaşlara ağız hijyenini günlük yaşamın vazgeçilmez bir parçası haline getirmeleri çağrısında bulunuyor.