Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Bölümü’nden Uz. Dr. Yakup Demir, 28 Eylül Dünya Kuduz Günü nedeniyle kuduzdan korunma ve riskli temas sonrası yapılması gerekenler hakkında önemli bilgiler verdi.
Kuduzun, virüslerin neden olduğu ve sinir sistemini tutan zoonotik bir enfeksiyon olduğunu söyleyen Demir, "Hastalığın en önemli özelliği, klinik belirtiler başladıktan sonra neredeyse daima ölümcül seyretmesidir. Buna karşılık riskli temas sonrasında yara bakımı, kuduz aşısı ve gerekli durumlarda kuduz immünglobulini zamanında uygulanırsa hastalığın gelişmesi önlenebilmektedir. Bu nedenle kuduzda en önemli yaklaşım, hastalık belirtileri ortaya çıkmadan önce uygulanan koruyucu müdahalelerdir." dedi.
Sadece köpek ısırığı değil, kedi tırmalaması da önemsenmeli
Demir, "Köpekler dünya genelinde insan kuduzunun en önemli kaynakları arasında yer alsa da kedi dahil enfekte memelilerin salyasıyla temas da risk oluşturabilmektedir. Isırık en bilinen bulaş yolu olmakla birlikte deriyi bozan tırmalamalar, salyanın açık yaraya veya göz, ağız ve burun gibi mukozalara teması da değerlendirilmelidir. Bu nedenle 'Kedi küçüktü', 'Yara çok yüzeyseldi' veya 'Kanamadı' gibi ifadeler tek başına kuduz riskini dışlamamaktadır. Temasın şekli, hayvanın türü ve durumu ile yaranın özellikleri birlikte değerlendirilmelidir." ifadelerini kullandı.
Riskli temas sonrası ilk 15 dakika kritik
Riskli bir temas yaşandığında yapılması gereken ilk ve en önemli uygulamalardan birinin, yaranın gecikmeden bol su ve sabunla en az 15 dakika boyunca yıkanması olduğunu söyleyen Demir, "Bu işlem virüs yükünün azaltılmasına yardımcı olabilmektedir. Ardından uygun bir antiseptik kullanılabilir. Yaraya biber, kül, bitkisel ürün, kimyasal madde gibi tahriş edici maddeler uygulanmamalıdır. İlk müdahalenin ardından aynı gün bir sağlık kuruluşuna başvurulmalı; kuduz profilaksisi, tetanoz durumu ve olası bakteriyel enfeksiyon riski hekim tarafından birlikte değerlendirilmelidir." diye konuştu.
Hayvan sağlıklı görünüyorsa risk tamamen ortadan kalkar mı?
Demir, "Bir hayvanın temas sırasında sağlıklı görünmesi, kuduz açısından risk değerlendirmesini tek başına sonlandırmak için yeterli değildir. Hayvanın türü, temasın şekli ve yeri, yaranın derinliği, hayvanın aşı durumu, sahipli olup olmadığı ve gözlem altına alınıp alınamayacağı birlikte değerlendirilmelidir. Kedi ve köpeklerde uygun koşullarda 10 günlük gözlem önemli olabilir. Ancak bu değerlendirme kişinin kendi başına karar vererek sağlık kuruluşuna başvurusunu ertelemesi anlamına gelmemelidir." şeklinde konuştu.
Kuduz aşısı için hayvanın durumunu beklemek doğru mu?
Uz. Dr. Yakup Demir, şöyle devam etti:
"Riskli bir temas söz konusuysa kuduz profilaksisinin gerekip gerekmediği klinik ve epidemiyolojik risk değerlendirmesine göre belirlenmektedir. Şüpheli bir temasta laboratuvar sonucunu veya hayvanda belirti gelişmesini beklemek, gerekli korunmanın gecikmesine neden olabilir. Hangi aşı şemasının uygulanacağı ve kuduz immünglobulini gerekip gerekmediği sağlık profesyonelleri tarafından belirlenmelidir.
Kuduz immünglobulini ne işe yarıyor?
Kuduz immünglobulini, vücudun aşıyla oluşturacağı aktif bağışıklık gelişene kadar hızlı ve geçici koruma sağlayan hazır antikorlardır. Her riskli temasta uygulanması gerekmemektedir. Özellikle ağır riskli temaslarda ve daha önce kuduz aşısı olmamış kişilerde gerekliliği hekim tarafından değerlendirilmektedir. Uygulamadaki temel amaç, virüsün erken dönemde etkisiz hale getirilmesine yardımcı olmak ve mümkün olduğunca yara çevresinde koruma sağlamaktır."
Temasın üzerinden günler geçtiyse başvurmak için çok mu geç?
“Geç kaldım, artık başvurmanın anlamı yok” düşüncesinin tehlikeli olabileceğini söyleyen Demir, "Kuduzun kuluçka süresi değişkenlik gösterebilmekte ve belirtiler ortaya çıkmadan önce uygulanan temas sonrası profilaksi hastalığın gelişmesini önleyebilmektedir. Riskli bir temasın üzerinden zaman geçmiş olsa bile kişi kendi kendine karar vermemeli ve en kısa sürede bir sağlık kuruluşunda değerlendirilmelidir. Özellikle temasın türü ve hayvanın durumu bilinmiyorsa profesyonel değerlendirme önem taşımaktadır." dedi.
Her kedi temasında korkmak gerekir mi?
Demir, "Her kedi teması kuduz açısından aynı risk düzeyinde değildir. Sağlam deriye dokunmak veya hayvanı beslemek ile deriyi bozan bir ısırık ya da tırmalama aynı şekilde değerlendirilmemektedir. Burada önemli olan hayvanlardan korkmak değil, riskli temasın ne olduğunu bilmek ve gerektiğinde hızlı hareket etmektir. Toplumda 'kediler tehlikelidir' gibi genelleyici bir yaklaşım yerine, riskli temasların doğru şekilde yönetilmesine yönelik farkındalık oluşturulması önem taşımaktadır." diye ekledi.
Çocuklarda neden daha dikkatli olunmalı?
Çocukların hayvanlarla daha yakın temas kurabildiğini, küçük bir tırmalamayı önemseyemediklerini veya yaşadıkları teması ailelerine anlatmayabildiklerini aktaran Demir, sözlerine şöyle son verdi:
"Bu nedenle ailelerin çocuklarda açıklanamayan çizik veya ısırıkları sorgulaması önemlidir. Çocuklara yabancı hayvanlara yaklaşmama, yemek yiyen veya yavrularını koruyan hayvanları rahatsız etmeme ve herhangi bir ısırık ya da tırmalamayı vakit kaybetmeden bir yetişkine söyleme alışkanlığı kazandırılmalıdır. Kuduzda en önemli nokta, hastalık belirtileri ortaya çıkmadan önce doğru müdahalenin yapılmasıdır. Bu nedenle özellikle ısırık, tırmalama veya salyanın açık yara ya da mukozalarla teması gibi riskli durumlarda yaranın gecikmeden temizlenmesi ve sağlık kuruluşuna başvurulması büyük önem taşımaktadır."
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin