Okul çağındaki bazı çocuklar tuvaletlerin temiz olmadığını düşündüğü, mahremiyet konusunda rahatsızlık yaşadığı veya ders ve oyun zamanını bölmek istemediği için idrarını uzun süre tutabiliyor. Bazı çocuklarda ise okulda tuvalete çıkmamak için su tüketimini bilinçli olarak azaltma davranışı görülebiliyor.
Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Adnan Keleş, özellikle okul çağındaki çocuklarda düzenli tuvalet ve sıvı tüketimi alışkanlığının önemine dikkat çekerken, bebek ve küçük çocuklarda idrar yolu enfeksiyonunun her zaman idrarla ilgili belirgin bir yakınmayla ortaya çıkmayabileceğini belirtti.
“Okulda tuvalete gitmiyorum” sözü göz ardı edilmemeli
Bu davranışın sık tekrarlanmasının normal bir alışkanlık olarak görülmemesi gerektiğini belirten Uzm. Dr. Adnan Keleş, “Mesanenin düzenli aralıklarla boşaltılması önemlidir. Çocuğun idrarını sürekli ertelemesi ve buna yetersiz sıvı tüketiminin eşlik etmesi idrar yolu enfeksiyonlarına yatkınlığı artıran faktörler arasında yer alabilir. Çocuk ‘Okulda tuvalete gitmiyorum’ diyorsa bunun nedenini anlamaya çalışmak gerekir.” dedi.
Bebekte idrar yolu enfeksiyonu her zaman yanma ve ağrıyla ortaya çıkmıyor
Ailelerin yanı sıra öğretmenlerin de çocukların tuvalet ihtiyacını uzun süre ertelememeleri konusunda destekleyici olmasının önem taşıdığını belirten Keleş, "Çocuklarda idrar yolu enfeksiyonunun belirtileri yaşa göre değişebiliyor. Tuvalet alışkanlığını kazanmış daha büyük çocuklar idrar yaparken yanma veya ağrı, sık idrara çıkma gibi şikâyetlerini ifade edebilirken bebeklerde tablo çok daha belirsiz olabiliyor. Nedeni açıklanamayan ateş, huzursuzluk, beslenmede azalma, kusma veya kilo alımında yetersizlik gibi genel belirtiler küçük çocuklarda enfeksiyonun bulguları arasında yer alabiliyor. Daha büyük çocuklarda ise idrar yaparken ağrı veya yanmanın yanı sıra karın ağrısı, bel veya yan ağrısı, sık idrara çıkma ve daha önce tuvalet kontrolü kazanmış bir çocukta yeniden idrar kaçırma görülebiliyor." ifadelerini kullandı.
Uzm. Dr. Adnan Keleş, “Özellikle bebeklerde aileler idrarla doğrudan ilişkili bir belirti görmeyebilir. Bu nedenle nedeni açıklanamayan ateş gibi durumlarda çocuğun yaşı ve eşlik eden diğer bulgular birlikte değerlendirilmelidir. Tek bir belirti üzerinden enfeksiyon tanısı koymak da doğru değildir.” diye ekledi.
İdrar yolu enfeksiyonunu yalnızca hijyene bağlamak doğru değil
Çocuklarda idrar yolu enfeksiyonu denildiğinde ilk akla gelen nedenlerden birinin hijyen olsa da enfeksiyon gelişiminde tek faktörün bu olmadığını ifade eden Keleş, yaş, cinsiyet, tuvalet alışkanlıkları, mesane ve bağırsak fonksiyonları ile idrar yollarındaki bazı anatomik özelliklerin de rol oynayabileceğini kaydetti.
Keleş, "Kız çocuklarında idrar kanalının daha kısa olması bakterilerin idrar yollarına ulaşmasını kolaylaştıran anatomik faktörlerden biri olarak kabul ediliyor. Erkek çocuklarında ise yaş ve sünnet durumu gibi farklı etkenler mevcut." dedi.
Uzm. Dr. Adnan Keleş, “İdrar yolu enfeksiyonu yaşayan bir çocuğun hijyeninin yetersiz olduğu şeklinde bir çıkarım yapmak doğru değildir. Vezikoüreteral reflü olarak adlandırılan idrarın mesaneden böbreklere doğru geri kaçması, idrar akışını etkileyebilecek bazı anatomik sorunlar veya mesane-bağırsak işlevleriyle ilgili durumlar da enfeksiyonların gelişmesinde ve tekrarlamasında etkili olabilir.” şeklinde belirtti.
Enfeksiyon tekrarlarsa yalnızca antibiyotik tedavisiyle yetinilmemeli
Çocuğun birden fazla kez idrar yolu enfeksiyonu geçirmesinin, özellikle de enfeksiyonların ateşle seyretmesi durumunda altta yatan nedenlerin değerlendirilmesi gerekebildiğini aktaran Keleş, "Ancak tekrarlayan her idrar yolu enfeksiyonunda bütün çocuklara aynı incelemelerin yapılması gerekmiyor. Çocuğun yaşı, enfeksiyonların sıklığı, ateşin eşlik edip etmediği, kültür sonuçları ve muayene bulguları yapılacak değerlendirmelerin kapsamını belirliyor." dedi.
“Tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonlarında yalnızca o anki enfeksiyonu tedavi etmek değil, neden tekrar ettiğini değerlendirmek de önemlidir.” diyen Uzm. Dr. Adnan Keleş, şöyle devam etti:
“Gerekli görülen çocuklarda ultrasonografi veya farklı görüntüleme ve fonksiyonel incelemelerden yararlanılabilir. Ancak hangi tetkikin gerekli olduğuna çocuğun klinik özelliklerine göre karar verilmelidir.
Okul tuvaletini kullanmak istemeyen bazı çocukların geliştirdiği yöntemlerden biri de okul saatleri içerisinde daha az su içmek. Ancak yeterli sıvı tüketiminin azaltılması, idrar yolu sağlığı açısından önerilen bir yaklaşım değil.
Çocuğun gün boyunca yaşına ve gereksinimine uygun şekilde sıvı tüketmesi ve tuvalet ihtiyacı oluştuğunda bunu uzun süre ertelememesi gerekiyor.
Çocuğa yalnızca ‘daha çok su iç’ demek yerine neden okulda su içmekten veya tuvalete gitmekten kaçındığını anlamak gerekir. Tuvaletin temizliği, mahremiyet kaygısı veya öğretmenden izin istemekte zorlanma gibi farklı nedenler olabilir. Altta yatan nedenin anlaşılması, sağlıklı tuvalet alışkanlığının desteklenmesi açısından önemlidir."
Tuvalet temizliği küçük yaşta doğru şekilde öğretilmeli
İdrar yolu sağlığının korunmasında tuvalet alışkanlıklarının yanı sıra uygun hijyen uygulamalarının da önem taşıdığını söyleyen Keleş, tuvalet eğitimini tamamlamış kız çocuklarına temizliğin önden arkaya doğru yapılmasının öğretilmesinin, dışkıdaki bakterilerin idrar kanalına taşınma riskini azaltmaya yardımcı olabileceğini anlattı.
Keleş, "Bez kullanan çocuklarda bezin düzenli olarak değiştirilmesi ve genital bölgenin temiz ve kuru tutulması gerekiyor. Bunun yanında genital bölgede tahrişe yol açabilecek temizlik ürünlerinin gereksiz ve yoğun kullanımından ve uzun süreli köpüklü banyolardan kaçınılması öneriliyor." diye belirtti.
Her ateş idrar yolu enfeksiyonu anlamına gelmiyor
Çocuklarda idrar yolu enfeksiyonundan şüphelenildiğinde tanının uygun şekilde alınmış idrar örneği üzerinden değerlendirilmesi gerektiğini söyleyen Keleş, "İdrar tahlili enfeksiyon konusunda yol gösterirken idrar kültürü, enfeksiyona neden olan mikroorganizmanın belirlenmesi ve gerekli durumlarda antibiyotik tedavisinin planlanmasında önem taşıyor." dedi.
Antibiyotiklerin hekim değerlendirmesi olmadan başlanmaması gerektiğinin altını çizen Uzm. Dr. Adnan Keleş, “Her ateşi veya idrar yakınmasını idrar yolu enfeksiyonu olarak değerlendirmek doğru olmadığı gibi, özellikle küçük çocuklarda önemli belirtileri gözden kaçırmamak da gerekir. Uygun şekilde alınmış idrar örneği ve gerekli tetkiklerle tanının doğrulanması önemlidir. İdrar yolu enfeksiyonu mesane ve alt idrar yollarıyla sınırlı kalabileceği gibi bazı durumlarda üst idrar yollarını ve böbrekleri de etkileyebiliyor. Özellikle yüksek ateş, kusma, belirgin halsizlik ve genel durumda bozulma ile bel veya yan ağrısının eşlik ettiği durumlarda çocuğun değerlendirilmesi önem taşıyor." ifadelerini kullandı.
Uzm. Dr. Adnan Keleş, ailelerin özellikle tekrarlayan veya nedeni açıklanamayan yakınmalarda kendi kendine tanı ve tedavi yoluna gitmemesi gerektiğini belirterek sözlerini şöyle tamamladı:
“Çocukluk çağındaki idrar yolu enfeksiyonlarında belirtiler yaşa göre önemli ölçüde değişebilir. Okul çağındaki çocuklarda düzenli sıvı tüketimi ve idrarı uzun süre tutmama gibi alışkanlıkların desteklenmesi önemlidir. Enfeksiyonların tekrarlaması halinde ise yalnızca mevcut tabloyu değil, tekrara yol açabilecek olası nedenleri de değerlendirmek gerekir.”
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin