Aslan mesajında, “Suyu korumak herkesin sorumluluğudur; su güvencesini sağlamak ise devletlerin görevidir.  Doğru su politikaları ile insanların adil biçimde güvenli suya ulaşması Sağlanmalıdır!”vurgusu yaptı.

Gıda Mühendisleri Odası Mardin İl Temsilcisi Muhammed Aslan tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Suyun önemine dikkat çekmek amacıyla her yıl 22 Mart tarihinde Dünya Su Günü kutlanmaktadır. Birleşmiş Milletler tarafından geçen yılın teması ‘Su ve İklim Değişikliği’ olurken bu yılın teması ‘Suyun Değeri’ olarak belirlenmiştir. Bugün dolayısıyla, su ile ilgili yapılması gerekenler ve çözüm bekleyen sorunlar masaya yatırılarak, gelecek nesillere temiz bir miras olarak bırakmamız gereken su kaynaklarımızı; konu hakkında karar alıcıların gündemine getirip, temiz ve yaşanabilir bir dünya için adım atılmasına katkı sağlamak amaçlanmaktadır.

Dünyamızın her ne kadar 2/3’si su olsa bile biz canlıların faydalanabildiği tatlı su oranı %0.1’dir. Aslında fazla olarak gözüken suyun, tüketebileceğimiz kısmının ne kadar az olduğunu bu orandan anlıyoruz. Ayrıca bu kadar az olan su vücudumuzun da yaklaşık 2/3’sini oluşturmaktadır. Bu da canlılık için ne kadar hayati olduğunu göstermektedir. 

Yaşam kaynağımız ve tüm canlıların en temel ihtiyacı sudur. Suyun önemi, Covid-19 virüsünün tüm dünyada bir salgın haline gelmiş olması ile birlikte günlük ihtiyaçlarımızın kullanımında ve hijyende ne kadar önemli olduğunu bizlere hatırlatmıştır. Su en önemli doğal kaynağımızdır. Tarımdan sanayiye, gıdadan çevreye, ulaşımdan enerjiye, temizlikten sağlığa hayatımızın her alanında sudan yararlanmaktayız. Hayat eşittir sudur ve bu anlamda suyun değerini bilmek ve ona göre kullanmak veya tüketmek muazzam derecede önem arz etmektedir. Böyle değerli bir doğal kaynağı hiç bitmeyecek gibi değil mevcut iklimsel sorunlar ile birlikte her an kuraklık yaşayacağız bilinciyle doğru kullanmak gerekmektedir.

Su konusunda tehlike çanları çalmaktadır. Artık gelinen nokta bir an önce kamu eliyle alınacak önlemlerin hayata geçirilmesini, daha fazla zaman yitirilmemesini gerektirmektedir.

Kuraklık ve yeraltı sularında yaşanan kirlenme tüm dünyanın çözüm bekleyen büyük sorunudur.

Meteroloji Genel Müdürlüğü verilerine göre Mardin en çok yağışı Ocak ve Mart aylarında aldığını bildirmektedir. İçinde bulunduğumuz mevsim itibariyle neredeyse şehrimiz en az yağış alan yıllardan birini maalesef geçirmektedir. Bu yağışsızlık tarımı, sanayiyi ve doğal kaynaklarımızı doğrudan etkilemektedir. Tarım için kullanılan artezyen kuyularında sular eskiden 150-250 metre aralığında çıkarken şimdilerde bu aralık 450-600 metre aralığına çıkmıştır. Bu da suya erişimin gittikçe zorlaştığı ve su kaynaklarımızın doğru kullanımının zaruriyetini bir kez daha gözler önüne sermektedir.

Tarım ve gıda sektörü susuzluğun, su kirliliğinin mağduru ve aynı zamanda bir yönüyle de  sorumlusudur. Tarımda kontrolsüz pestisit kullanımı, doğal olsun kimyasal olsun yanlış gübre kullanımı, bilinçsiz endüstriyel tarım, çevre koruma gerekliliklerine uymayan işletmeler su kaynaklarını olumsuz yönde etkilemektedir.

Su, toprak ve gıda güvenliği ile su ve gıda güvencesi büyük bir bütünün ayrılmaz parçalarını oluşturmaktadırlar. Tek tek her birinde atılacak olumlu adımlar diğerlerini de olumlu etkileyecektir. Mevcut durumdaki gibi uygulanan yanlış politikalar veya denetim yetersizliği güvenli su ve gıdaya erişimi olumsuz yönde  etkilemektedir.

Dünyada su tüketiminin % 70’i sulama amaçlı olarak tarımda gerçekleşmektedir. Yine yeraltı sularının kirlenmesinde kuralına uygun olarak uzaklaştırılmayan hayvansal atıkların, organik maddelerin, pestisitlerin, nitrat ve fosfatlı gübrelerin önemli payı vardır.

Tarımda pestisit kullanımı ve sulama teknikleri mutlaka izlenmeli, yönlendirilmeli ve gereği gibi denetlenmelidir.

Mardin ve ilçelerinin içilebilir su kaynağının büyük kısmı Beyazsu deresinden sağlanmaktadır. Şehrimizin nüfusuna göre tek bir kaynaktan su sağlanılması özellikle yaz aylarında Mardin de su kesintilerini ortaya çıkarmaktadır.  Bizlerin bunları göz önünde bulundurarak israf edecek bir damla suyumuzun olmadığı bilinciyle suyumuzun değerini bilerek tüketmeliyiz.

Önümüz yaz ayı ve mevcut yağışsızlığın bu şekilde devam etmesi düşünüldüğünde sağlımız için dikkat etmemiz gereken birkaç hususu bildirmek isteriz. Beyazsu deresinden getirilen suyun şehir şebekelerine dağıtılmadan önce tüm depoların temizliğinin hassasiyetle yapılması ve periyodik olarak hijyen koşullarının takip edilerek gerekli tedbirlerin alınması sağlanmalıdır. Mesken yapılara ait su depolarının ve su arıtma cihazlarının periyodik olarak temizlik ve bakımlarının yapılmasına dikkat edilmelidir. Tüketicilerin ise satın aldıkları pet şişe ve damacana sularının etiketlerinde yer alan üretim ve son tüketim tarihini kontrol etmeleri, ayrıca doğru muhafaza edilmeyerek güneşte bekletilen suların tüketilmemesi gerekmektedir.

Halkımızın içme kullanma suyunu sağlayan şebeke suyu, ülkemizde her zaman ücretli olmuştur ve toplum buna öylesine alıştırılmıştır ki aksi düşünülmemiştir. Oysa su haktır. Suyu ticari bir meta haline getirip para ile alınır satılır yapmak insanlık değerlerine aykırıdır. Kamu yöneticileri halkın güvenli suya yeterli miktarda ve ücretsiz olarak ulaşmasını sağlamakla yükümlüdür.

Çevre, iklim, tarım, gıda, toprak su politikalarında bir an evvel katılımcı bir yaklaşım benimsenmeli ve başta kamu kurumu niteliğinde meslek odaları olmak üzere bilim insanları ve ilgili kesimler sürece dahil edilmelidir. Su yönetimi multidisipliner bir konudur. Gerekli bilgi paylaşımını sağlayacak yaklaşım geliştirilmelidir.

Kısa, orta ve uzun vadeli iklim değişikliği, kuraklık senaryoları yapılarak gereken adımlar şimdiden atılmalıdır.

Yarın çok geç olabilir. Su, yaşamın kaynağıdır. Suları korumak ve temiz tutarak gelecek nesillere yaşanır bir dünya bırakmak hepimizin ortak sorumluluğudur.”