Küresel ekonomide yaşanan gelişmeleri ve Türkiye'nin üretimde dışa bağımlılığını muhabirine değerlendiren Ekonomist Yasin Tekin, artan ihracatın tek başına ekonomik güç anlamına gelmediğini belirterek, yerli üretim, teknoloji yatırımları ve enerji bağımlılığının azaltılmasının önemine dikkat çekti.
Yasin Tekin, dünya ekonomisinde değişen dengelerin Türkiye açısından hem fırsatlar hem de ciddi riskler barındırdığını belirterek, enerji bağımlılığının azaltılması, yerli üretimin güçlendirilmesi ve teknoloji yatırımlarının artırılmasının ekonomik dayanıklılık açısından büyük önem taşıdığını söyledi.
Küresel ticarette yaşanan değişimler, ABD ile Çin arasındaki ekonomik rekabet, Körfez'deki gerilimler ve Türkiye'nin dış ticaret açığına ilişkin konuşan Yasin Tekin, yeni dünya düzeninde ülkelerin ekonomik gücünün yalnızca üretim miktarıyla ölçülemeyeceğini ifade etti.
Tekin, Türkiye'nin küresel gelişmeler karşısında ekonomik fırsatları değerlendirebilmesi için teknoloji, enerji ve tedarik zincirlerinde dışa bağımlılığı azaltması gerektiğine dikkat çekti.
Yasin Tekin
"Dünya ekonomisinde artık sadece 'kim daha çok üretiyor?' sorusu yetmiyor"
Küresel ekonomide rekabetin farklı bir boyuta taşındığını belirten Tekin, şunları söyledi:
"Dünya ekonomisinde artık sadece 'kim daha çok üretiyor?' sorusu yetmiyor. Asıl mesele şu: Enerjiye, teknolojiye ve ticaret yollarına kim daha güvenli ve sürdürülebilir şekilde ulaşabiliyor? Dünya Ticaret Örgütü, 2026 için dünya mal ticaretinin yüzde 3,9 büyümesini bekliyor. Bu, mart ayındaki yüzde 1,9 tahmininin neredeyse iki katı. Bu yükselişin en büyük itici gücü ise yapay zekâ bağlantılı ürünler. 2026'nın ilk yarısında yarı iletkenler, sunucular ve benzeri yapay zekâ ürünlerinin ticareti, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 67 arttı. Bu ürünler, dünya mal ticaretindeki toplam büyümenin neredeyse yarısını tek başına sağladı."
"Rekabet artık sadece gümrük vergileriyle sınırlı değil"
ABD ile Çin arasındaki ekonomik rekabetin Türkiye'ye olası etkilerini değerlendiren Tekin, şöyle devam etti:
"Rekabet artık sadece gümrük vergileriyle sınırlı değil. Çipler, bataryalar, yapay zekâ altyapısı ve enerji teknolojileri de savaşın parçası. Çin, ABD pazarındaki kayıplarını telafi etmek için Afrika, Orta Doğu ve Avrupa'ya yönelince, bu bölgelerde Türk ihracatçılarının rekabet baskısı da artıyor."
Türkiye'nin bu süreçte önemli fırsatlarla karşı karşıya olduğunu dile getiren Tekin "Türkiye için burada net bir fırsat var. Avrupa'daki bir otomotiv üreticisi tedarikçilerini çeşitlendirmek istediğinde, Türkiye'deki bir yan sanayi firması daha fazla parça üretebilir, yeni yatırım çekebilir ve istihdam yaratabilir. Ama bunun için yalnızca ucuz işçilik yetmiyor. Teknoloji, kalite ve rekabetçi maliyet şart. Aksi hâlde yüksek hacimli ihracat yapsak bile ülke içinde kalan katma değer sınırlı kalıyor." dedi.
"Krizlerin kendisi ciddi maliyetler getiriyor"
Körfez'deki gerilimlerin dünya ekonomisine etkilerine değinen Tekin, krizlerin ülkeleri yeni arayışlara yönelttiğini belirtti.
Tekin "Krizler ülkeleri alternatif tedarikçiler ve ticaret yolları aramaya itiyor. Bu, zamanla risklere karşı hazırlığı artırabilir. Ancak krizlerin kendisi ciddi maliyetler getiriyor." diye konuştu.
Bölgedeki gelişmelerin enerji ticareti üzerindeki etkisini de değerlendiren Tekin, şunları kaydetti:
"Dünya deniz yoluyla petrol ticaretinin yaklaşık dörtte biri Hürmüz Boğazı'ndan geçiyor. 2026 başında başlayan gerilimle birlikte akışlar ciddi şekilde etkilendi; ablukaya yakın dönemlerde günlük geçişler normalin küçük bir kısmına düştü. Son dönemde ABD donanma koruması ve konvoylarla kısmi toparlanma olsa da saldırılar sürüyor ve belirsizlik devam ediyor."
"Binlerce kilometre uzaktaki bir gerilim, doğrudan vatandaşın bütçesine yansıyabiliyor"
Uluslararası gelişmelerin Türkiye'deki üretim maliyetleri ve vatandaşın alım gücü üzerinde doğrudan etkili olduğunu vurgulayan Tekin, şöyle konuştu:
"Bunun Türkiye'deki karşılığı çok somut: Üreticinin elektrik ve nakliye giderleri yükseliyor, ürünlerin market rafına ulaşması pahalanıyor. Binlerce kilometre uzaktaki bir gerilim, doğrudan vatandaşın bütçesine yansıyabiliyor."
"İhracatın yanında üretimin niteliğine de odaklanmak zorundayız"
Türkiye'nin dış ticaret verilerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Tekin "2026'nın ilk yedi ayında Türkiye'nin ihracatı 161,6 milyar dolar, ithalatı 222,1 milyar dolar oldu. Aradaki fark yaklaşık 60,5 milyar dolar. Daha güncel verilere göre dokuz aylık ihracat 211 milyar dolara yaklaşırken ithalat da yükseldi; açık yapısal olarak devam ediyor." dedi.
Dış ticaret açığının azaltılmasında üretimin yapısının belirleyici olduğunu ifade eden Tekin, şu değerlendirmede bulundu:
"Bu tablo bize şunu gösteriyor: İhracatın yanında üretimin niteliğine de odaklanmak zorundayız. Bir ürünü üretmek için gerekli parçaları ve teknolojiyi büyük ölçüde dışarıdan alıyorsak, ihracat yapsak bile ülke içinde kalan katma değer sınırlı kalıyor."
"Enerji bağımlılığını azaltmak, yerli tedarik zincirlerini güçlendirmek ve teknoloji yatırımlarını artırmak kritik"
Türkiye'nin ekonomik geleceği açısından öncelik verilmesi gereken alanları sıralayan Tekin, sözlerini şöyle tamamladı:
"Bu nedenle üç alan kritik: Enerji bağımlılığını azaltmak, yerli tedarik zincirlerini güçlendirmek ve teknoloji yatırımlarını artırmak, ihracat pazarlarını çeşitlendirmek. Sonuç olarak, yeni dünya düzeninde Türkiye'nin ekonomik dayanıklılığı ne kadar ürettiğiyle değil; ne kadar teknoloji geliştirdiği, dış kaynaklara ne ölçüde bağımlı olduğu ve krizlere ne kadar hazırlıklı olduğuyla belirlenecek. Küresel gelişmeleri yalnızca siyasi rekabet olarak değil; üretim, istihdam ve vatandaşın yaşam maliyeti açısından da okumak zorundayız."
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin