HÜDA PAR İnsan Hakları ve Hukuk İşleri Başkanlığı, Mersin ve Ankara’da “terörizmin finansmanı” iddiasıyla gerçekleştirilen baskınlar ve ardından verilen tutuklama kararlarına ilişkin yazılı bir açıklama yaptı.

“Ticari ve insani ilişkiler, somut suç delilleri olmaksızın terör faaliyeti olarak değerlendirilemez”

Mersin ve Ankara’da ‘terörizmin finansmanı’ iddiasıyla gerçekleştirilen operasyonların ve verilen tutuklama kararlarının ciddi soru işaretlerine neden olduğuna vurgu yapılan açıklamada, “Kadınların gündelik alışverişleri, telefon görüşmeleri ve ailevi buluşmalarının suçlamalara dayanak gösterildiği iddiaları açıklığa kavuşturulmalıdır. Sıradan ticari ve insani ilişkiler, somut suç delilleri olmaksızın terör faaliyeti olarak değerlendirilemez.” denildi.

“Tutuklama istisnai bir koruma tedbiridir, peşin cezalandırma yöntemi değildir”

Operasyonlar sırasında uygulandığı iddia edilen yöntemlere ve hassas grupların durumuna değinilen açıklamada, şu değerlendirmelere yer verildi:

“Şafak operasyonları, ters kelepçe iddiaları ve özellikle riskli gebelik geçiren 7 aylık hamile kadın ile 8 aylık bebeğini emziren annenin tutuklanması hangi zorunlulukla açıklanabilir? Ağır ekonomik suçlarda dahi tutuksuz yargılama mümkün görülürken, bu kadınlar hakkında adli kontrol neden yeterli görülmemiştir? Tutuklama istisnai bir koruma tedbiridir, peşin cezalandırma yöntemi değildir.” ifadelerine yer verildi.

“Soruşturma ve yargılama işlemlerinde hukukun sınırları içerisinde hareket edilmeli”

Açıklamanın sonunda, “Yetkili makamları masumiyet karinesine, ölçülülük ilkesine, insan haysiyetine, hayat ve sağlık hakkına riayet etmeye; tüm soruşturma ve yargılama işlemlerinde hukukun sınırları içerisinde hareket etmeye davet ediyoruz.” denildi.