Basın açıklamasını okuyan Bes Genel Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Metin Tatar “Bu ülkede çok iktidar, hükümet değişti ancak hiçbir zaman bizlerin refah ve mutluluğunu, ülkenin esenliğini temel alan bir yönetime tanık olmadık. Bu gün ise AKP iktidarı tarafından “çoğulculuk” adı altında tekseslilik, "ileri demokrasi" adı altında yeni bir diktatörlük biçimlendirilmektedir. Eski statükonun ruhuna rahmet okutacak düzenlemelerle toplumsal yaşamın hemen her alanı en küçük hücresine kadar AKP’lileştiriliyor. Buna karşı çıkan tüm kesimler ise baskılarla, gözaltı ve tutuklamalarla sindirilmek isteniyor."dedi.

AKP’nin her alanda başlattığı kerameti kendinden menkul “dönüşümün” acısını en çok çekenlerin arasında ilk sıralarda kamu emekçileri olduğunu dikkat çeken Tatar, "AKP iktidarının ustalaştığı tek alan gerçekleri çarpıtma alanıdır. Ancak AKP’nin bu ustalığının tümünü burada tek tek anlatmaya kalksak günlerimizi, haftalarımızı alır. Bunun için burada belli başlılarını kısaca sıralamaya çalışacağız.”diye konuştu.

AKP İktidarı Diyor ki; “Kamu Emekçileriyle Toplu Sözleşme Yapacağız”
Tatar  açıklamasını şu şekilde sürdürdü:

“Gerçekte ise,  AKP iktidarının aslında kamu emekçileri ile toplu sözleşme yapmak değil sadece yapıyor gibi görünmek istediği yaklaşık bir aydır Bakanlar Kurulunda bekletilen yasa taslağının içeriği ile net olarak ortaya çıkmıştır. Yasa taslağının hazırlık sürecinde defalarca üçlü danışma kurulu toplantıları, teknik komisyon toplantıları yapılmış ama sonuçta hükümet yine kendi bildiğini okumuştur.

Yasa taslağının bütününe ilişkin bakışımızı daha önce sizler aracılığı ile kamuoyu ile paylaştığımız için detaylara girmeyeceğiz.  Ancak belli başlı başlıklarla ifade etmemiz gerekirse,
Bu taslakta, uygar dünya ülkelerinde 50 yıl önce tanınan grevli toplu sözleşme hakkı bu ülkenin “ileri demokrasi”yi ağzından düşürmeyen iktidarı tarafından bizlere çok görülmektedir. Kamu emekçilerinin yıllardır verdiği meşru mücadele, uluslararası sözleşme ve anlaşmaların yanı sıra Anayasanın 90. maddesi yok sayılarak Grevli Toplu Sözleşme hakkımız engellenmeye çalışılmaktadır. Kamu emekçilerinin sayıca önemli bir bölümünün sendikaya üye olması yasağı sürdürülerek örgütlenme özgürlüğü engellenmek istenmektedir.
Bu yasa taslağında, özlük ve demokratik haklarımız toplu sözleşmenin kapsamına alınmamaktadır.  2 milyon kamu emekçisinin iradesi, iktidarın gönüllü kulluğunu kabul eden yandaş konfederasyona tanınan ayrıcalıklarla ipotek altına alınmaya çalışılmaktadır. Toplu Sözleşme sürecinde kamu emekçilerinin haklarını savunacak olan ve salt çoğunlukla karar alacak olan Kamu Görevlileri Sendikaları Heyetinin 7 üyesinin 4’ü yandaş konfederasyona verilmektedir.” Şeklinde konuştu
Tatar konuşmasının devamında hakem kuruluna karşı çıkarak konuşmasını şöyle sürdürdü “Anlaşmazlık durumunda son sözü söyleyecek olan Kamu Görevlileri Hakem Kurulu’nun oluşumuna baktığımızda ise toplam 11 üyeden oluşan bu kurulun 4 üyesinin doğrudan hükümet tarafından atanırken, kardeş payı yapılıp, 2 üyeliğin de yandaş konfederasyona verilmek istendiğini görüyoruz. Bu kurulun başkanlığını da, taslağa göre, TBMM’nin yani bir başka ifadeyle AKP hükümetinin belirlediği Sayıştay Başkanın yapması öngörülmektedir.  Diğer taraftan bu yasa taslağı ile yerel yönetimlerle toplu sözleşme yapmak da imkânsız hale getirilmektedir.
Kısaca bu taslakta kamu emekçilerinin Grev Hakkı, Örgütlenme Özgürlüğü, Özlük ve Demokratik Hakları YOK!
Yani bir sendika yasasında olması gereken vazgeçilemez düzenlemeler YOK!
Ancak unuttukları bir şey var. KESK, kamu emekçilerinin geleceklerini çalmayı hedefleyen bu yasa taslağına karşı mücadelesini sürdürmek için VAR!

Bildiğiniz gibi, Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES), Türk Medikal Radyoteknoloji Derneği (TMRT-DER), Devrimci Sağlık İş Sendikası (DEV SAĞLIK İŞ), Sağlık Hizmetleri Sınıfı Çalışanları Derneği, Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği (SHUD), Tıbbi Laboratuvar Teknisyenleri ve Teknikerleri Derneği, Tüm Radyoloji Teknisyenleri ve Teknikerleri Derneği (TÜM RAD-DER), Türk Dişhekimleri Birliği (TDB), Türk Hemşireler Derneği (THD), Türk Tabipleri Birliği (TTB), Türkiye Diyetisyenler Derneği üyeleri de 21 Aralık’ta hizmet üretmeyecektir.

Son söz olarak, sendikal hak ve özgürlüklerimiz korunması ve geliştirilmesi için başından beri sürdürdüğümüz mücadelemizin bugün yok edilmek istenen tüm değerlerinin egemenlerin bir lütuftu olmadığı bilinciyle, dişimizle tırnağımızla verdiğimiz mücadelemizle kazandığımız haklarımızın yok edilmesine seyirci kalmayacağımızı ifade ediyoruz.
Buradan diğer konfederasyonlara ve tüm kamu emekçilerine çağrıda bulunuyoruz: Hiçbir şekilde sorumlusu olmadığımız bu çarpık düzenin bedelini ödememek için, temel haklarımız için, gelin hep birlikte mücadeleyi yükseltelim. 21 Aralık’ta yapacağımız grevle haklarımıza yapılan saldırılara sessiz kalmayacağımızı hep birlikte gösterelim.”