Kitap Künyesi

Yazar: Roberto Bolano

Çevirmen: Zeynep Heyzen Ateş

Yayın Evi: Pegasus Yayınları

İSBN: 9786055360634

Sayfa Sayısı: 992

--reklam--

2666 Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Roberto Bolaño'nun tüm dünyada büyük bir ilgiyle karşılanan ve Türk okurları tarafından da heyecanla beklenen romanı...

Kuzey Meksika'dan Nazi Almanyası'na, Stalin'in Moskovası'na, Drakula'nın kalesine ve denizlerin derinliklerine uzanan çarpıcı bir edebi labirent... Bolaño, ölümle yarışarak yazdığı 2666'da, kötülüğün en yalın halinin günümüz Meksika'sından bir gazete haberiyle başlayan hikâyesini anlatıyor. Hikâyenin geçtiği Santa Teresa sadece Cehennem olmakla kalmıyor, aynı zamanda da bir ayna; "sürekli işe yaramaz bir değişim içinde olan zengin ve yoksul Amerika'nın" hüzünlü bir aynası. 

"Kitaplar pek çok işe yarar, sizi bazen çalışmaya bazen eğlenmeye ve bazen de yazmaya teşvik eder. Bolaño'yu okumak bana yazma konusunda ilham veriyor. Tam bir dâhi."

-Patti Smith-

"Bu yılki okumalarıma çoğunlukla Roberto Bolaño hâkimdi. Bolaño, 2666'da Güney Amerika, ABD ve Avrupa geleneklerini; modernizmin vahşi gerçekçiliği ile suç romanlarını pürüzsüz bir şekilde bir araya getiriyor. Bolaño'nun romanları, yazarı modern edebiyat tarihinde önemli bir yere oturtuyor." 

-Kazuo Ishiguro-

"Bu doğaüstü roman tasvir edilemez; bütün ihtişamıyla yaşanması gerekir. Gelmiş geçmiş en korkunç gerçek cinayet furyasıyla, Juarez (Meksika) ve çevresinde öldürülen 400'den fazla kadınla ilgili olduğunu söylemek belki de yeterli."

-Stephen King-

"Garcia Marquez'in Yüz Yıllık Yalnızlık'la yarattığı depremden kırk yıl sonra, Bolaño yeri göğü yerinden oynattı. 2666, en yalın ifadeyle, yirmi birinci yüzyılın ilk gerçek başyapıtıdır." 

-The Complete Review-

"Tıpkı Cervantes, Melville, Proust, Musil ve Pynchon gibi Bolaño da totaliter dünyayı romanda yeniden kuruyor." 

-Neue Zürcher Zeitung-

"Bolaño'nun mirası olağanüstü. Kafka, Borges ve Cortázar'ın izinden giderek anlatıların sınırlarını muğlaklaştırıyor. 2666 bunun en güzel örneği.Bir roman bundan daha heyecanlı olamaz." 

-Frankfurter Rundschau-

--reklam--

2666 Alıntıları - Sözleri

  • Bizi yararsız şeyleri kullanmaya zorluyorlar ve bu nesnelerin amaçları hayat standardımızı yükseltmek değil, insanlar onları moda veya statü sembolü oldukları için kullanıyor.
  • Ama sürgün, dedi pelletier, yapmaya çalıştığınız önemli olan ne varsa engel olan, sürekli tekrarlanıp hayata müdahale eden aksaklıklarla ve yetersizlikler ile doludur.
  • Belki bazı insanları geri kalanlarımızdan ayıran sonsuz bir hüzün içinde yaşamalarıdır. Yaşama arzuları, savaşma arzuları oradan gelir.
  • “ Entellektüelleri şeytan çıkarmakta kullanır devlet , ulusun havasını değiştirir veya en azından değiştirmeye çalışır.Kimsenin var olup olmadığına kesin olarak emin olmadığı bir kuyuya taş atar.Entellektüel , bir üniversitede çalışabilir veya daha iyisi, edebiyat fakültelerinde iş bulur ama bu bile, bir gece yarısı devlet adına konuştuğunu söyleyen birinden bir telefon almayacağı, ona daha iyi para kazanacağı daha iyi bir iş sunulmayacağı anlamına gelmez. “
  • Boks, dedi adam, bir spordur ve Spor da sanat gibi doğru ve yanlışın ötesindedir. Politikanın ötesindedir. Sporla politikayı birbirine karıştırmayalım.
  • Ama kitap okurken, yararlı bir şey yaptığımı biliyordum. Önemli olan buydu.
  • İşte, bu gece size vereceğim en değerli bilgi: okumak, asla zaman kaybı değildir.
  • “ her zaman elektrik olmadığı için belki de bir gaz lambasının ışığında kitaptaki bir şiiri veya öyküyü yeniden okurlardı, elektrikler olmazdı çünkü savaş yeni bitmişti ve toplumun sosyal ekonomik alanda hala kanayan yaraları vardı, ama edebiyat okumaları bugünkülerle aşağı yukarı aynı sayılırdı. “
  • Meksika’da feminist olmak zordur. Zengin feministler belki zorlanmaz ama orta sınıfların işi zordur.
  • “ Onlarınki, kişisel arzularını arka plana koymalarını gerektirse de, sarsılmaz bir dostluktu, içlerinden hiçbirinin karşı koyamadığı bir güç tarafından şekillendirilmişti ilişkileri. “
  • Ne yazık ki güzellikleri ancak tatlarını çıkaramayacağımız korkunç zamanlarda fark ederiz
  • “... kendilerini toparlama şansı bulamamış olan şehirlere yapılan ani yolculukların sonucunda oluşan fenomene jetlag deniyordu ve kaynağı , sizin yorgunluğunuz değil siz oraya gitmezseniz hala uyuyor olacak insanların yorgunluğuydu. “
  • İşin içine girince bir şeyler değiştirebileceğimi sanmıştım, insan dışarıdan sisteme müdahale etmeyi denerken içeride olsa değişim yaratma şansının daha yüksek olacağını zannediyor. Egemen tarafta olursa en azından eyleme geçebileceğini sanıyor. Ne kadar yanlış. Ne içeriden ne dışarıdan değiştirilemeyecek şeyler var.
  • “ Beni sevdiğini anlaman nasıl bu kadar uzun sürdü? diye sordum ona daha sonra.”Seni sevdiğimi anlamam, neden bu kadar uzun sürdü? “
  • Bütün yanıtların arkasında başka bir soru var, dermiş Kostekinolu köylüler. Her tartışmasız yanıtın arkasında ise daha da karışık bir soru vardı.

--reklam--

2666 İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Uzun zamandır okumak için sabırla beklediğim, baskısı için yayınevlerini kolladığım bir kitapla merhabalar. Aslında yanlış söyledim, bu kitap değil, bu adeta edebi bir şölen, sabırla ilmek ilmek, satır satır yüreğinize, aklınıza dokunacak, bazen çok yoracak, uzun ve yorucu bir yolculuk. İtiraf ediyorum ki bu denli hacimli bir okuma yapmamıştım. En yakın belki Mo Yan olabilir ama o da belki. Kitap esasen beş ayrı kitap olarak da okunabilir. Yazar da zaten önce tek tek mi bassam diye düşünmüş sonradan vazgeçmiş. Beş kitabı ayrı ayrı da okusanız ardı ardına da okusanız zaten kitap kendini günlerce okutuyor. Bitirdikten sonra bile etkisi ve hatta kafa karışıklığı bitmiyor. Yekun olarak beş kitap kendi içinde incecik bağlılar bazen o bağı buluyor bazense bulamıyorsunuz, bu sizi kötü bir okur yapmıyor işin hilesi burda zaten. Nihayetinde ise tam anlamıyla tüm taşlar yerine oturdu hissiyatı yakalayamıyor okur. Bence bu da Bolano'nun bize bir oyunu. Uzun sözün kısası çok sevdim. Günlerimi, saatlerimi vakfettim. Emekle, sabırla ve tabii ki zevkle okudum. Hacmi yer yer koltuğuma yayılıp okumama engel oldu, e 1200 sayfa ağır oluyor,her güzelliğin bir cefası saydım. Amma ve lakin herkese öneremem. Bu koca bebek çok ilgi istiyor, aklınızı başka yere kaydırmanızı istemiyor, not alarak okumanızı istiyor. Uuzn soluklu, yoğun okumalar yapmayı sevenlere, canı gönülden tavsiye ediyorum. Keyifli okumalar #readingismycardio #aslihanneokudu #okudumbitti #2021okumalarım #okuryorumu #kitaptavsiyesi #neokudum #2666 #robertobolano #canyayınları #çevirikitaplar #yazarlarkitaplar #çağdaşdünyaedebiyatı #latinamerikaedebiyatı (Aslıhan tufan)

Bu canavar 4 yıldır kitaplığımdan bana bakıyordu. Sonunda okuyup bitirdim. Roman kendi içinde oluşan ama bir noktada kesişen beş hikayeden meydana geliyor. Hikayeler içinde başka hikayeler, çok boyutlu yerler, insanlar ve zaman kaymalarının merkezinde Santa Teresa var. İnsanlığın neler yapabileceği ve dünyamızdaki kötülüklere karşı ne yapıldığı ya da ne yapılmadığı ile ilgili yoğun bir ahlaki sorgulama içeriyor kitap. Üçüncü (Fate’le ilgili) bölümden itibaren siyah beyaz bir David Lynch filmi havasına giriyor, karanlık, muğlak yollar, çürümüş bedenler, rüya ile gerçeğin iç içe geçtiği bölümler ve zaman kaymaları.. Zaten yönetmenin ismi de bir bölümde ufacık geçiyor. Sonra “hımmm evet yaa” oluyorsunuz. Kitapta çok hoşuma giden altını çizdiğim bir sürü paragraf oldu. Bir bölümde Macondolu Aureliano Buendia’nın iz düşümüne rastladım (Suçlarla ilgili bölümde Maria Exposito’nun hikayesi) Ya da bana öyle geldi. Genel olarak bütün bölümleri çok beğendim, sadece dördüncü bölümde zaman zaman zorlandım. O bölümde anlatılanların gerçeği yansıttığı düşüncesi sık sık ara vermeme sebep oldu. Amalfitano’nun diyaloglarını sevdim hatta balkonumda çamaşır ipi olsa kitabımı asıp fotoğrafını çeker öyle paylaşırdım. Son bölüm bütün gizemin netleştiği, Nazi Almanyasından Drakulanın Kalesine sürüklendiğiniz sanırım en doyurucu bölümdü. Kısacası uzun soluklu ama enfes bir okuma deneyimiydi. Favori kitaplarıma bir yenisini eklemiş oldum. (Ayla Şahin)

Öncelikle herkese merhaba, Öncelikle birazcık kitabın biçiminden konuşalım. Kitap 5 bölümden oluşmakta ve aralarında ufak bağlantılar olmasına karşın bir bölümü okuduğunuzda sizi diğer bölümü okumaya itecek bir konu sürekliliği maalesef yok(2-3 arasındaki bağlantı belki ayrı tutulabilir). Bu durumun neticesinde kitabın her bölümüne başlarken aslında yeni bir kitaba başlıyorsunuz ve bir kitaba başlarkenki sıkıntılar olan mekanı, zamanı ve karakterleri tanımak tekrardan baş gösteriyor. Kitabın içerdiği bölümlere gelecek olursak, benim en çok sevdiğim bölüm 2. Bölüm ve 2. Bölümle bağlantılı olarak 3.Bölüm oldu. 2. ve 3. Bölüm arasındaki Amalfitano ailesinin hikayesindeki gerilim ve korkunun yükselişi bence çok güzeldi. Bununla birlikte belki de en çok tehlikeyi hissetmemiz gereken 4. bölümde(cinayetlerin işlendiği bölüm) okuyucu tarafından hissedilen tehlike seviyesi bir önceki bölümü geçemiyordu. Televizyon izlediğinizi veya bir haberi okuduğunuzu düşünün, haberdeki kasırgadan etkilenen sahilleri ve yanan ormanları görüyorsunuz ve sonra televizyonu kapatıyorsunuz, o an içinizde korku mevcut değil. Çünkü o kasırga ve yangının size ulaşamayacağını düşünüyorsunuz( Beyaz gürültü-Don Delillo kitabında daha iyi açıklar). 4. Bölümde benimsediğimiz ve aslında kitabın mekanı ve zamanında olmamızı sağlayan karakterler artık oradan uzaklaşmıştır ve haberler gibi olanları okuyor ve başka sayfaya geçiyoruz. Bu durumu sevemedim açıkcası. Kitabın son bölümü olan ( son sayfaları demek belki daha doğru olur çünkü 3. bölümü veya 1.bölümü son olacak şekilde kitap basılabilirdi) 5. bölümde bir anda kitabın bütününden ayrışıyorsunuz. Diğer bölümlerdeki en azından aynı bölgeye uğrayan karakterlerimiz için bu bölümde bu da mevcut değil. Karakterin (Arcimboldi) bölüm içerisindeki dönüşümünü bir türlü anlayamadım. Son bölümün bitmiş bir bölüm olarak alınmaması gerektiğini düşünüyorum. Kitapla en alakasız bölüm olan Arcimboldi bölümünün son bölüm olmasını da sevemedim (bitmemiş bölümle kitap bitmiş). Kitap, uzun olmasına rağmen genelde okuması kolay ve sürükleyiciydi. Büyük beklentilerle okunmaya başlanmazsa güzel bir kitap ama bir başyapıt beklemeyin. (Vincent Law)

--reklam--

2666 PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Roberto Bolano - 2666 kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de 2666 PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Roberto Bolano Kimdir?

Şili'nin Santiago kentinde doğdu. Çocukluğu Los Angeles, Valparaiso, Quilpe, Viña del Mar gibi kentlerde geçti. On üç yaşında ailesiyle birlikte Meksika'ya yerleşti. Yeniyetmelik yıllarını Meksika Kent Kütüphanesi'ne kapanıp okuyarak geçirdi.

1973 yılında Salvador Allende'nin sosyalist reform sürecine katılmak için neredeyse bütün Latin Amerika'yı kat ederek Şili'ye gitti. Pinochet'nin darbesinden sonra direnişe katılmaya karar verdi, ancak kısa sürede tutuklandı. Sekiz gün tutukluluktan sonra eski okul arkadaşı bir polis yardımıyla serbest kaldı. Meksika'ya döndü ve (Vahşi Hafiyeler'deki Ulises Lima karakterine model olan) yakın arkadaşı şair Mario Santiago Papasquiaro ile "Infrarealist şiir hareketi"ni başlattı. Daha sonra Bolaño, şiirden çok düzyazıda yoğunlaştı.

1977 yılında Katalunya'ya, annesinin yanına yerleşti. Edebiyat yarışmalarına katılarak yaşamını kazanmaya başlamadan önce çeşitli işlerde (yazları bağbozumu, gece bekçiliği, bulaşıkçılık, satıcılık) çalıştı. İlk romanları 40 yaşında basılmaya başladı. 90'lı yıllarda şansı döndü. Vahşi Hafiyeler romanıyla Herralde Ödülü'nü (1998) ve Latin Amerika'nın Nobel'i olarak görülen Venezüella, Romulo Gallegos Ödülü'nü (1999) kazandı. Ölümünden bir yıl sonra 2004'te, 2666 adlı romanıyla İspanyolca yazılmış en iyi romana verilen Salambó ödülüne layık görüldü. Barselona'da 2003 yılında, elli yaşında karaciğer rahatsızlığından öldü. Metis Yayınları başta Estrella distante (Uzak Yıldız, 1996) ve Putas asesinas (Katil Fahişeler, 2001) olmak üzere yazarın eserlerini yayımlamaya devam edecektir.

--reklam--

Roberto Bolano Kitapları - Eserleri

  • 2666
  • Uzak Yıldız
  • Katil Orospular
  • Tılsım
  • Lümpen Roman
  • Mösyö Pain
  • Vahşi Hafiyeler
  • Gerçek Bir Polisin Çilesi

--reklam--

Roberto Bolano Alıntıları - Sözleri

  • Ama kitap okurken, yararlı bir şey yaptığımı biliyordum. Önemli olan buydu. (2666)
  • Özel yürekler onca sevgiyi, rasgele ele geçirilmiş onca mükemmelliği kaldıramazlar. (Katil Orospular)
  • Kadınlar sevişirken söylediklerini her zaman dikkatle dinle, Max. Konuşmuyorlarsa, tamam, o zaman dinleyecek bir şey yok, düşünmen de gerekmeyecek, ama eğer konuşurlarsa , fısıldiyor olsalar bile, her sözcüğü dinle ve üzerinde düşün. Ne dediklerini düşün, ne demediklerini düşün, söylediklerin gerçekten ne anlama geldiğini anlamaya çalış. (Katil Orospular)
  • Bizler güçsüz ve yorgun varlıklardık. (Lümpen Roman)
  • Aşk "iyi"yi getirmez. Aşk her zaman daha "iyi"yi getirir. (Tılsım)
  • Ne yazık ki güzellikleri ancak tatlarını çıkaramayacağımız korkunç zamanlarda fark ederiz (2666)
  • Ne zaman tam anlamıyla yalnız olduğumuzu biliyor musun? dedi. Kalabalıkların arasındayken, dedim onu dinlediğimi, demek istediğini anladığımı göstermek için. Ama Hayır, kalabaliklarda değil, bu kadarcığını akıl etmeliydim, ölümde, dedi. Meksika 'da insanın tek yalnızlık ânı ölüm. (Katil Orospular)
  • "Ölüm aşktır. . (Uzak Yıldız)
  • O zaman derin bir nefes alıyor, tereddüt ediyor, zihnimi boşaltıyor ve şöyle diyordum: Kehanetlerim şunlar. Vladimir Mayakovski 2150 yılına doğru yine popüler olacak. James Joyce, 2124'te Çinli bir oğlan olarak yeniden doğacak. Thomas Mann, 2101'de Ekvadorlu bir eczacı olarak karşımıza çıkacak. Marcel Proust için 2033 yılı uzun sürecek kasvetli bir unutuluşun başlangıcı demek. 2089'da bazı kütüphanelerden Ezra Pound'un kitapları kaldırılacak. Vachel Lindsay 2101'de halkın şairi olacak. 2045'te varoşlarda Cesar Vallejo okunacak. 2045'te varoşlarda Jorge Luis Borges okunacak. 2101'de Vicente Huidobro kitlelere hitap etmeye başlayacak. Virginia Woolf, 2076'da Arjantinli bir roman yazarı olarak yeniden doğacak. Louis Ferdinand Celine 2094'te arafa girecek. 2101'de herkes Paul Eluard okuyacak. Metempsikoz: Şiirde ruh geçişmesi. Şiir yok olmayacak. Karşı-gücü başka şekillerde kendini dışa vuracak. Cesare Pavese 2034'te Gözlemcilerin Koruyucu Azizi ilan edilecek. Pier Paolo Pasolini 2100'de Kaçakların Koruyucu Azizi ilan edilecek. 2167'de Giorgio Bassani mezarından çıkacak. Oliverio Girondo 2099'da çocuk kitapları yazarı olarak yerini bulacak. Roberto Arlt'ın bütün eserleri 2102'ye kadar sinemaya uyarlanacak. Adolfo Bioy Casares 2105'te bütün eserlerinin beyaz perdeye uyarlandığını görecek. Arno Schmidt, 2085'te kendi küllerinden doğacak. Güney Amerika'nın varoşlarında, 2101'de yeniden Franz Kafka okunacak. 2098'de Rio De La Plata bölgesinde Witold Gombrowicz iade-i itibarın tadını çıkaracak. Paul Celan 2113'te küllerinden yeniden doğacak. Andre Breton 2071'de aynalar aracılığıyla geri dönecek. Son okuyucusu 2059'da ölen Max Jacob'u bir daha kimse okumayacak, yani son okuru da ölecek. Jean-Pierre Duprey'i 2059'da kim okuyacak? Gary Snyder'ı kim okuyacak? Ilarie Voronca'yı kim okuyacak? Bunlar kendime sorduğum sorular. Gilberte Dallas'ı kim okuyacak? Rodolfo Wilcock'u kim okuyacak? Pierre Unik'i kim okuyacak? 2059'da Şili'de bir meydana Nicanor Parra'nın heykelini dikecekler. 2020'de Meksika'da bir meydana Octavio Paz'ınkini. Onlardan biraz daha küçük bir Ernesto Cardenal heykeli de 2018'de Nikaragua'daki bir meydana konacak. Ama bütün bu heykeller ya Tanrı’nın müdahalesi ya da dinamitin gücüyle, er geç, Heine'nin heykeli gibi yıkılacak. Bu yüzden sizin yerinizde olsam, dikilen heykellere pek güvenmezdim. Carson McCullers'ı 2100'de de okuyacaklar, ama Alejandra Pizarnik, aynı yıl son okuyucusunu da yitirecek. Alfonsina Storni 2050'de ya kedi ya da ayıbalığı olarak yeniden dünyaya gelecek, hangisi olacak, emin değilim. Anton Çehov'un durumuysa biraz farklı: 2003'te yeniden doğacak, 2010'da yeniden doğacak, 2014'te yeniden doğacak. 2081'de bir kere daha belirecek. Sonra, ondan bir daha haber alınamayacak. 2017'de Alice Sheldon kitlelere hitap edecek. Alfonso Reyes 2058'de kesin olarak öldürülecek ya da öyle sanacaklar, ama aslında katillerini öldüren Reyes olacak. Marguerite Duras 2035'te bile, binlerce kadının sinir sisteminde yaşamayı sürdürecek. (Tılsım)
  • Başta hemen herkes iyidir fakat en nihayetinde herkes kötüdür. (Lümpen Roman)
  • Bizi yararsız şeyleri kullanmaya zorluyorlar ve bu nesnelerin amaçları hayat standardımızı yükseltmek değil, insanlar onları moda veya statü sembolü oldukları için kullanıyor. (2666)
  • Ardından şimdi yaptığım gibi geçmişimi düşünmeye başladım. Tarihleri düşünürken varsayımsal çaresizliğimin duvarları yavaşça parçalandı ve gölün dibinden yükselen görüntüler geldi gözümün önüne, onların güneşin veya ayın aydınlatmadığı o acınası su kütlesinden çıkmalarına kimse engel olamazdı ve zaman rüyalarda olduğu gibi kendi içine kapandı. (Tılsım)
  • “... kendilerini toparlama şansı bulamamış olan şehirlere yapılan ani yolculukların sonucunda oluşan fenomene jetlag deniyordu ve kaynağı , sizin yorgunluğunuz değil siz oraya gitmezseniz hala uyuyor olacak insanların yorgunluğuydu. “ (2666)
  • İnsanoğlu her şeye alışır. (Tılsım)
  • Ve ben acılar içinde kıvranırken, sen Susamış, sıcak kanımla beslenen Vampir gibi, simsiyah ve inatçı. (Vahşi Hafiyeler)
  • Aşka olumlu bakmıyordum. Referans noktası televizyon dizileri ve kimi küçük kızların çoktan unutulmuş fısıldaşmaları olan tutku dolu ilişkilere olumlu bakmıyordum. Bazen tüm hayata olumsuz bakıyordum. (Lümpen Roman)
  • Şiirin uçsuz bucaksız deryasında çeşitli akımlar olduğunu ileri sürüyordu: ibnetorlar, ibneler, ibnoşlar, çılgınlar, arkacılar, tekerlekler, şen çocuklar, nonoşlar akımları. Yine de ona göre en önemlileri ibnetorlar ve ibnelerdi. Walt Whitman örneğin, ibnetor bir şairdi. Pablo Neruda ise ibne bir şairdi. William Blake, hiç kuşkusuz, ibnetordu, Octavio Paz ise ibne. Borges nonoş, yani beklenmedik bir anda ibne olabilir, yine beklenmedik bir başka zaman da cinsiyetsiz olabilirdi. Ruben Dario bir çılgındı, gerçekten de çılgınlar şahı ve paradigmasıydı. (Vahşi Hafiyeler)
  • "İronikti ,zehirliydi ,zarifti" (Uzak Yıldız)
  • “ ‘Deliriyorsun’ dedi. Bunun iyi mi yoksa kötü bir şey mi olduğunu sordum. Deliliğin tahammül edilemez bir acıdan kaçma yöntemi olduğu olağanüstü durumlar hariç her zaman kötü olduğunu söyledi. Ve işte o zaman belki de tahammül edilmez bir acı çektiğimi söyledim ama onun birşey söylemesine fırsat vermeden sözümü geri aldım. ‘İyiyim. Tahammül edilemeyecek acı yoktur. Delirmedim.’ “ (Lümpen Roman)
  • Artık yakınlık diye bir şey olmadığını biliyorum. Birilerinin gözleri her zaman kapalıdır. Biri görürken diğeri görmez. Diğeri görürken öteki görmez. (Lümpen Roman)