Kitap Künyesi
Yazar: Anais Nin
Çevirmen: Püren Özgören
Orijinal Adı: Children of the Albatross (Cities of the Interior #2)
Yayın Evi: Everest Yayınları
İSBN: 9789752892446
Sayfa Sayısı: 133
--reklam--
Albatrosun Çocukları Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Paris'teki bir dans okulundan burs kazanmak, on altı yaşındaki Djuna'nın kurtuluşudur. Montmarte'nin kafelerinde sanatçılardan ve müzisyenlerden oluşan bir topluluğa katılır, arkadaşlıklar kurar ve sevgilileri olur. Bunlardan ilki, onun sahip olunma arzusunu usulca bertaraf eden Michael'dır.
Ardından, ürkek şehveti korkularını bir süre için giderebilen Paul gelir.
Albatrosun Çocukları'nda Nin, en çarpıcı anlatılarından birini kuruyor; olgun yaşlardaki aşkın ayrıntılarını ve tutkularını incelikle yakalıyor.
Albatrosun Çocukları Alıntıları - Sözleri
- "Kişiliğimizin, ebeveynimize gösteremeyeceğimiz ne çok yönü var."
- Birlikte geçirilen gecelere son; oysa gündoğumunu birlikte karşılamak, âşıklara tanınan tek düğün törenidir.
- Umursamıyor. Evet, onun sırrı bu. Umurunda bile değil! Buysa ondan asla öğrenemeyeceğim bir şey. Onun gibi hissetmeyi hiçbir zaman başaramayacağım.
- "Sevgilim beni burada otururken bıraktı, geri geleceğini söyledi." (Polis, "Tam yirmi yıldır burada oturuyor," demişti.) "Ne zamandır burada oturup bekliyorsunuz?" diye sordu Djuna. "Bilmem." (...) "Geri gelecek," dedi
- "(...)Beni lanetleyen bu toplum... Ondan öcümü nasıl aldığımı biliyor musun? Üyelerini yavaş yavaş, teker teker baştan çıkararak..."
- Ben düşen bir dansçıyım; daima bunalım tuzaklarına yakalanan, yüreğini de vücudunu da hemen her dönüşte sakatlayan, temposunu, hafifliğini kaybeden, grupların, müziğin, kusursuzluğun dışına düşen. Hep yanlış giden bir şeyler var. Düzeltmeme yardım edemeyeceğin bir şeyler...
- Babası firar ederek Djuna'nın özündeki bir hücreyi öldürmüş, acımasız bir dünyadaki bu ihanet, kızı hem bütün babalara düşman hem de hep babayı bekleyen birine dönüştürmüştü: Babasının, ona benzeyen erkekler kisvesinde, şiddet eylemini bir kez daha yinelemek üzere geri döneceği umudu, o ürkütücü beklenti hep sürmüştü. Babanın bazı niteliklerini taşıyan, bir başka deyişle, güç sahibi herhangi bir erkek gördüğü an Djuna'nın benliği korkuyla dikiliyordu; aynı oyun ister istemez, yeniden sahnelenecekmiş gibi: Tahakküm etmek, sevmek ve terk etmek;
- Dış dünyada, değiştirmeye gücünün yetmediği gizemli, dışsal felaketlere boyun eğmiş bir kadındı; iç dünyasında ise kimsenin uzanamayacağı kadar derinlere sayısız tünel kazmış, yok olmaktan kurtardığı hazinelerini oraya gömmüş ve orada, tanıdığı dünyanın tam da zıddını inşa etmiş bir kadın.
- Eve bir kez daha, erkeklerin sıradanlığı aşmak için başvurdukları nesnelerden biriyle dönerdi: Bir kitap, bir resim, bir müzik parçası; dünyaya bakışını değiştirecek, genişletip derinleştirecek bir şey.
Albatrosun Çocukları İncelemesi - Şahsi Yorumlar
İçsel Kentler Serisi'nin ikinci durağı Albatrosun Çocukları ekmeğe, ateşe ve ışığa dair bir hikâye: Nin'in günlüklerinden harlanan üç "kadın-yangın"ın duygu sökümleri. Bedene, yıkıma ve aşkınlığa uzanan bir bilinçaltı jeolojisi yaratan Nin, çocukluğun büyülü dünyasından çıkarken kaybedilen o albatros fosforunun peşinde bir yolculuğa çıkarıyor bizi. Uzaklara değil, içe; tantanacı bir gürültüye değil, yırtıcı bir sessizliğe. Aynaya bakınca gözyaşlarına yabancılaşan, içsel ormanında yaprakları sonbaharı beklemeksizin dökülüp duran Djuna, amberçiçeği kokulu belleğinin arka odalarında bulunmak için kayboluyor. Odalarının kapıları gece bekçisinin kirli elleri, Micheal'in şaşkın parmakları, Lawrence'in zarif bileği, Paul'un beceriksiz pembe avuçları ile çarpılıp dururken Debussy'den L'Isle Joyeuse çınlıyor kulaklarımızda. Keşfedilmekten ödü kopan, harcıâlem yaşamın sıradan yalınlıklarından irkilen, insanlara içsel şenlik ateşinin yakıtları olarak bakan, siyah pelerini sırtında tutkunun yalazlı elebaşı Sabina geceye karışırken Carmen'in taşkın ezgileri ruhumuza işliyor. Anasonlu bir içki kadar ilham veremediği yüreğine izmaritlerle kazınan, ısıtmak için yaşarken donarak ölmeye mahkum edilen, avuç içinde ufalanan bir kuru ekmek Lillian, Jay'in gölgesinde erirken de sadece ama sadece sessizlik var kulaklarda. Nin'in sayısız metaforları burgaçlanırken nehir-roman bir senfoniye dönüşüyor. Yaylılar yüreğimize saplanan çıkışlarını doğururken içsel odalardan doğan özsu, insan ilişkilerinin yörüngelerden ve gezegen sistemlerinden oluşan evrensel yüreğinde bir gayzere dönüşüyor. Duyguların şiiri çağıldıyor, Nin mitolojiden sanata uzanan bir ilham şelalesinin köpüklü sularından yeşil bir mürekkep damıtıyor, satırlar nehri derinleştiriyor. Bu su, hiç durmuyor. (Kubilay)
Selamlar İçsel Kentler serisinin ikinci kitabı olan Albatrosun Çocukları'nı #okudumbitti. Yine yazar kalemiyle kendine bağladı beni. Ateş Merdivenleri'ne nazaran daha çok sevdim kitabı çünkü bu kitapta karakterlerin çocukluklarına bolca yer verilmişti. Bu yüzden hepsi ile yakınlık kurabildim. Kitap, "Mühürlü Oda" ve "Kafe" olarak iki bölüme ayrılmış. Birinci bölümde, Djuna karakterinin çocukluk yıllarını okuyoruz. Tutkularını, korkularını, aşklarını bir bir anlatmış yazarımız. (En çok Djuna karakterini sevdim diyebilirim.) İkinci bölümde ise Jay, Lilian, Sabina karşımıza çıkıyor tekrardan. Jay'in vurdumduymaz halleri, Jullian'ın ona olan aşkı ve kaybetme korkusu ile devam eden, birbirine zıt iki kadın ve iki erkeği okuyoruz. İlk kitapta hissettiğim duyguları bu kitapta da hissettim. Nin çok güçlü bir kalem, her ne kadar yazdıkları uç noktalar gibi görünse de kadın erkek ilişkilerine doğru bir şekilde değinmiş diyebilirim. Şairane bir üslupla yazılmış bu kitabı tavsiye ediyorum. (İlay H.)
Yazarın okuduğum ilk kitabı . Kitap iki bölūmden oluşyor. Dili ağır, kurgu karmaşık. Zorlanarak okuduğum bir kitap oldu. Emeğe saygım var ama kitap bana hitap etmedi. (Güler Bilkay Aygün)
Albatrosun Çocukları PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Anais Nin - Albatrosun Çocukları kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Albatrosun Çocukları PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Anais Nin Kimdir?
Anaïs Nin (21 Şubat 1903 14 Ocak 1977) İspanyol, Küba ve Danimarka kökenli Fransız yazar. Günlükleri ve erotik yazılarıyla tanınır. Günlükleri 11 yaşından başlayarak ölümüne kadar 60 yıldan uzun bir dönemi kapsar.
Uzun yıllar Anaïs Nin aynı anda iki kişiyle evli kalmıştır. Bir sanatçı ve bankacı olan ilk kocası Hugh Guiler ile 1923'de evlenmiştir. 1955 yılında Guiler ile evliliği sürerken evlendiği Rupert Pole ise bir orman memuruydu. Her iki adam da Nin'in ikili yaşantısından bihaberdi ve 1977'de Nin'in ölümüne kadar tanışmamışlardı. 1985 yılında Hugh Guiler'in ölümünden sonra Nin'in günlükleri Rupert Pole'un izniyle eksiksiz halleriyle yayımlanmıştır.
Yaşamı
Anaïs Nin Fransa'da doğdu. Anne ve babasının ayrılmasından sonra annesi Anaïs ve iki erkek kardeşini alarak New York'a taşındı. Yeni yetmelik döneminde okulu bıraktı ve manken olarak çalışmaya başladı.
1924 yılında kocası Hugh Parker Guiler ile Paris'e taşındı. Bu dönemde kendini yazıya verdi. D.H. Lawrence üzerine olan ilk kitabı da bu dönemde yayımlandı. 1939'da çift New York'a döndü.
Nin Kenneth Anger'in Inauguration of the Pleasure Dome (1954) adlı filminde Astarte olarak rol aldı. Ayrıca Maya Deren'in Ritual in Transfigured Time (1946) ve Guiler'in Ian Hugo ismiyle yönettiği Bells of Atlantis (1952) adlı filmlerde oynadı.
17 Mart 1955'de Rupert Pole ile ikinci evliliğini yaptı.
Genellikle ilham kaynağı olarak Djuna Barnes ve D. H. Lawrence'ı göstermiştir.
Günlükleri
Anaïs Nin en fazla günlükleri ile tanınır. On yıllara yayılan günlükleri birçok açıdan çarpıcıdır. Nin'in birçok önemli yazar, sanatçı ve psikanalist ile yakın ilişkisi vardı. Günlüklerinde bu kişileri alışılmadık bir derinlikle analiz eder.
Erotik anlatım
Anaïs Nin çoğu eleştirmen tarafından kadın erotik edebiyatının en iyi örneği olarak gösterilir. Erotizmi deşen ilk kadın yazarlardandı. Nin 1940'larda parasızlıktan sayfası bir dolardan olmak üzere Venüs Aşıkları'nı kaleme almıştı.
Anlatım tarzı dönemine göre fazlasıyla açık saçıktı. Günlüğünde babasıyla yaşadığı ensest ilişkiyi yazmıştır.
Nin dönemin birçok önde gelen edebiyatçısıyla arkadaştı. Hatta bazılarıyla sevgiliydi. Bunlardan bazıları Henry Miller, Antonin Artaud, Edmund Wilson, Gore Vidal, James Agee veLawrence Durrell'dir. Miller ile arkadaşlığı ve yaşadığ ilişki gerek kadın olarak, gerekse yazar olarak kendisini çok etkilemiştir. Her ne kadar günlüklerinde Miller'ın karısı June ile ilgili gördüğü cinsel bir rüyadan bahsetse de bu rüya hiçbir zaman gerçeğe dönüşmemiştir. Günlüğün ilerleyen kısımlarında Nin başka bir kadınla lezbiyen bir ilişkiye girdiğinden ama bu ilişkiden tatmin olmadığından bahseder.
Anaïs Nin 1977'de Kaliforniya'da Los Angeles'da ölmüştür. Cesedi yakılmış ve külleri Santa Monica Körfezi'ne savrulmuştur.
--reklam--
Anais Nin Kitapları - Eserleri
- Venüs Üçgeni
- Ateş Merdivenleri
- Albatrosun Çocukları
- Dört Odalı Kalp
- Henry ve June
- Aşk Evindeki Casus
- Minotor'u Kışkırtmak
- Yeni Duyarlılık: Kadına ve Erkeğe Dair
- Cam Fanusun Altında
- Elena
- Little Birds
- In Favour of the Sensitive Man
--reklam--
Anais Nin Alıntıları - Sözleri
- Kadın mısın erkek misin? Neden bu iki kızla beraber yaşıyorsun? Eğer erkeksen neden bir kız arkadaşın yok? Eğer kadınsan neden arada sıra bir erkekle birlikte olmuyorsun? (Venüs Üçgeni)
- Biz felsefeye, psikolojiye, sanata sığınmıyoruz, oraya kırılmış "ben"imizi onarmak, yeniden birleştirmek için gidiyoruz. (Yeni Duyarlılık: Kadına ve Erkeğe Dair)
- Kadının edilgenliği George'u baştan çıkarıyordu; ondan tepki almak için canını acıtmak istiyordu. (Elena)
- . Başka bir yerde yer aramaktan yoruldum. ... (Aşk Evindeki Casus)
- . Erken yaşta okuduğumuz, bilincimize işleyen ve iz bırakmadan kaybolan kitaplar vardır. Ve sonra bir gün, hayatımızın bazı özetlerinde ve deneyime yönelik tutumları ortaya koyduğumuzda, etkilerinin çok büyük olduğunu görüyoruz. ... (In Favour of the Sensitive Man)
- Babası firar ederek Djuna'nın özündeki bir hücreyi öldürmüş, acımasız bir dünyadaki bu ihanet, kızı hem bütün babalara düşman hem de hep babayı bekleyen birine dönüştürmüştü: Babasının, ona benzeyen erkekler kisvesinde, şiddet eylemini bir kez daha yinelemek üzere geri döneceği umudu, o ürkütücü beklenti hep sürmüştü. Babanın bazı niteliklerini taşıyan, bir başka deyişle, güç sahibi herhangi bir erkek gördüğü an Djuna'nın benliği korkuyla dikiliyordu; aynı oyun ister istemez, yeniden sahnelenecekmiş gibi: Tahakküm etmek, sevmek ve terk etmek; (Albatrosun Çocukları)
- Toplum içinde var olan yıkıcı eğilimleri kompoze eden sanatsal bir fantezi, demek ki böylece hayati önem bile kazanabiliyor. Ne var ki bunu, toplumun pratik ahlakı kabil etmek istemez. (Elena)
- Birini bir resimle ya da bir kitapla da öldürebilirsin. (Aşk Evindeki Casus)
- “Gizlediğimiz benliklerin başkalarına düşen gölgelerine aşık oluruz…” (Dört Odalı Kalp)
- Karanlıkta insanlar cesurdur, her türlü hayali kurmaya cesaret ederler. Ve her şeyi anlatmaya. (Ateş Merdivenleri)
- Ben düşen bir dansçıyım; daima bunalım tuzaklarına yakalanan, yüreğini de vücudunu da hemen her dönüşte sakatlayan, temposunu, hafifliğini kaybeden, grupların, müziğin, kusursuzluğun dışına düşen. Hep yanlış giden bir şeyler var. Düzeltmeme yardım edemeyeceğin bir şeyler... (Albatrosun Çocukları)
- Kazanmaya bu kadar odaklanmış biri, henüz aşık olmamış demektir! (Aşk Evindeki Casus)
- ''...gerçek doğana uygun bir şekilde, yüzde yüz doğal davranıncaya kadar da asla mutlu olamayacaksın'' (Henry ve June)
- Küçük şeyler mutlu ediyor bizi. (Henry ve June)
- Uyumu etkileyen benzerlikler değil, yaşamı zenginleştiren değişik unsurları birbirine kaynaştırma sanatıdır. (Yeni Duyarlılık: Kadına ve Erkeğe Dair)
- Her aşık, kendi aşkının katili olarak mahkemeye çıkarılmalıydı. (Dört Odalı Kalp)
- . Henüz sevmedin. Sen sadece sevmeye çalışıyorsun, sevmeye başlıyorsun. Tek başına güven aşk değildir, tek başına arzu aşk değildir, yanılsama aşk değildir, hayaller aşk değildir. Bütün bunlar sizi kendinizden çıkaran yollardı, doğru ve bu yüzden onların bir başkasına yol açtığını düşündünüz, ama diğerine asla ulaşamadınız. Sadece yoldaydın. ... (Aşk Evindeki Casus)
- . Şiddetli bir sessizliğiniz var, insan onun özlerle yüklü olduğunu hissediyor, bir kuyunun üzerine açılan bir tuzak gibi, dünyanın kendisinin gizli mırıltısını duyabileceğiniz tuhaf bir canlı sessizlik... ... (Cam Fanusun Altında)
- "Kişiliğimizin, ebeveynimize gösteremeyeceğimiz ne çok yönü var." (Albatrosun Çocukları)
- Devamlı şarkı söylüyorum, sonunda arabayı benim şarkılarım sürüyor sanki. (Henry ve June)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin