Kitap Künyesi

Yazar: Pınar Kür

Yayın Evi: Everest Yayınları

İSBN: 9789752891173.

Sayfa Sayısı: 134

Asılacak Kadın Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Her gerçeğin iki yüzü vardır; bir görünen, bir de görünmeyen. Olayların yalnız görünen yüzüne bakıp bir yargıya varmanın kolaycılığına kaçanların acımasızlıkları, bir insanın yaşamını bile alabilir elinden. Kemikleşmiş önyargılarını aşamayan bir toplumda, kadının cinsel açıdan sömürülüp unufak edilmesi öyle başka şekillerde algılanabilir ki...

Pınar Kür'ün gerçek bir olaya dayanarak kaleme aldığı Asılacak Kadın, işte böylesi bir acımasızlığı gözler önüne seriyor. Doğduğu günden itibaren yaşamı hep başkaları tarafından belirlenen, hasta bir adamın sapkın güdülerini bedeni üzerinde tatmin ettiği Melek... Onu bu hale düşürenler ve kurtarmaya çalışanlar...

Asılacak Kadın, kimsesizliğin talihsizlikle birleşerek katmerlendiği, cahilliğin çaresizlikle kol kola yürüdüğü bir yaşamın ürpertici öyküsü...

(Tanıtım Bülteninden)

Asılacak Kadın Alıntıları - Sözleri

  • Parası çok olanın çocuğu da kıymetli oluyor nedense!
  • "Peki ya onu bir daha göremeyeceğimi düşündükçe yüreğimin sıkışması, gözlerimin yaşlanması?.. Onu seviyor muydum?"
  • "Dedikodu dönemi çoktan aşılmış, susma, yalnızca bakışlarla anlaşma dönemi başlamıştı."
  • “Korkmuyorum artık. Yani kızmıyorum. Yani kızıyorum ama o ilk günkü gibi delice degil. Akıllıca. Ne yapacağını bilenlerin sabırlı kızgınlığı var içimde.”
  • Umudu tamamen yok etmemeli. Ümitsiz kalınca bir garip oluyar insanlar. Ne yapacakları belli değil.”
  • Kim öğretiyor bunlara böyle dünyanın sahibiymiş gibi konuşmayı?
  • Düşünce özgürlüğünü bir kavram olarak bile ortadan kaldırmanın en iyi yolu, düşünmeyi bilmeyen kuşaklar yetiştirmektir.
  • "Seven kadın ağlar."
  • "Bakmaya, konuşmaya, dokunmaya kıyamadığım..."
  • Bize her şeyi yanlış öğrettiler belki; belki de yanlış anladık, eksik anladık. Başımıza gelen tüm akla sığmaz şeyler kaçınılmaz mıydı gerçekten?
  • Öldürmeyi, öldürtmeyi düşünemezdi. Çünkü düşünmezdi. Çünkü baskıya karşı çıkmamak üzere yetiştirilmişti. Bilmiyordu başkaldırabileceğini; baskıyı, zorbalığı yaşamın doğal bir öğesi bellemişti. Bu baskıyı erkeklerin kuruması, her bakımdan kurması da doğaldı onun için. Çünkü güçlü olan onlardı; hep başta olan, her şeye egemen olan.
  • "...bir işin fikrini kurmak başka, o işi yapmak başka."
  • Bütün cezaları ben mi çekeceğim?
  • "Azad eyleseler uçamaz mısın? Kırılmış kolların kanadın hani!"
  • "...sevmekmiş, buysa sevmek sevmek dedikleri, eksik olsun başımdan."

Asılacak Kadın İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Yüzyıllar boyunca geldiğimiz noktadan utanmamız gerek. Kitapta yalı cinayetini üç farklı gözden anlatımı var. Yargının bağımsız olmadığı toplum normlarının, yargıçlarının kişisel yaşamlarının yargıları etkilediğini anlatarak başlıyor. Bir kadının yok oluşunu, belki de hiç var olmayışını, suskunluklarını, acılarını, düşünmekten bile alıkonmasıyla devam ediyor. Sonra bir kurtarıcı, ‘kurtarma’ eylemini kendi arzuları için mi yoksa inandığı kavramlara sadakatini göstermek için mi yaptığını sorguluyor. 42 yıl geçmiş bu kitap yazılalı, bu toplum (yani biz) hala yazdıklarından çok uzakta değiliz. İyi ki yazmışsın Pınar Kür. (Hüseyin Yurtal)

Öncelikle böyle bir yazarla bu kadar geç tanıştığım için üzgünüm. Yazar hakkında araştırma yaptığımda kitaplarının yok edilmesine karar verilmiş olduğunu öğrendim. Ülkemizde bu kadar kadın cinayeti gündemdeyken ve çoğu alelade saklanırken bunu içeren bir kitabın da raflarda boy göstermesi doğru olmazdı elbette(!) Kitap, gerçek bir hikayeden kaleme alınmış olup saf, korunmasız ve özgürlüğü olmayan bir kadının cinsel obje olarak kullanılıp suçsuz yere idam kararı verilmesi sonucu yargıç Faik'in, kurban Melek'in ve onu koruyan Yalçın'ın düşüncelerinden oluşuyor. Her birinin ağzından 3 ayrı kitap okuyormuş gibi hissedebilirsiniz, konumuz aynı: Yalı cinayeti. Kitapta müstehcen diyalogların olmasına rağmen eğer yazar bunları yazmasaydı olayı bütün gerçekçiliği ile okuyamazdık diye düşünüyorum. Evet, oldukça rahatsız edici. Yargıç'ın hayatını ve Melek hakkındaki düşüncelerini okudukça hem sinir oldum, hem midem bulandı, hem de üzüldüm. Melek kısmına gelirsem; bir insanoğlu bir insana bunları nasıl yapabilir aklım almıyor?! Şuanda da okuduğumuz kitabın gerçeklerini gerçekte görüyoruz ancak buna kurban edilmiş birisinin ağzından bunları okumak ve onunla birlikte aynı anda yaşamak beni inanılmaz sarstı. Yalçın'a geldiğimizde diğer iki karakterden farklı birisiyle karşılaşıyoruz. Yaptığını doğru olarak kabul eden, savunmacı, sorgulayıcı ve düşünen birisi. Kitap bilinç akımı tekniği ile yazıldığı için beni ilk başlarda zorladı. Ancak ilerledikçe, psikolojiye indikçe inanın nasıl aktı hatırlamıyorum. Ama şöyle de bir durum var ki; haberlerde böyle bir konu başlığı gördüğümüz zaman bile kanımız donuyor. Bu yüzden bunu okumak, bunu yaşamak beni aşırı bunalttı. Kısa bir kitap olmasına rağmen okurken sahneleri gözümde canlandırdığımdan dolayı inanılmaz zorlandım. Size tavsiyem bunu bilerek okumanız ve diğer tavsiyem OKUMANIZ, OKUTTURMANIZ. "Kurtulmak için cinayetten başka bir yol kalmamışsa, işlenen cinayet bir suç mudur?" (Kardelen)

“Asılacak kadın adlı romanıma konu olan gerçek olayın hikayesini dinlediğimde ve asılmış kadının resmini gördüğümde…” kitabın sonuna ulaşıp da bu cümleleri okuduğumda derinden sarsıldım. Okuduğum hikayenin, yaşananların, yaşatılmaların, karakterlerin gerçek olduğunu öğrenmek kitabı okuduğunuzda gerçekten sizi de sarsacak. Hangi karaktere daha çok kızmalısınız, tam olarak suçu kimde bulmalısınız bilemeden akıp gidecek satırlar. Korumasız, hiçbir güvencesi olmayan, kendi annesi tarafından çaresizce bir sapığın ellerine bırakılmış, yaşadığı dünyanın dışındaki bir dünyanın varlığını dahi düşünemeyen, bir insan olarak değil de herhangi cansız bir varlık olarak görülen bir kadının daha doğrusu bir kız çocuğunun hikayesi ile karşılaşacaksınız kitapta. Önce ailesi, sonra emanet edildiği kişiler, en son da toplum tarafından hiçe sayılmış bir kız çocuğunun hikayesi ile. Düşünmenin, karşı çıkmanın imlasızlığına inandırılmış bir kız çocuğunun hikayesi. Yapılanlara mı yapanlara mı yoksa göz yumanlara mı daha çok hayret ettim bilemiyorum. Yaşadığı bunca şeye rağmen toplumsal bakıştaki bozulmalar yüzünden suçlu bulunmasına mı? Kitabın farklı üç bölümünde olaya üç farklı bakış açısı var. En çok Melek’in kendi anlattığı kısım etkiledi beni. Tüm yaşananları çaresizce kabul edişi ve kimsesizliği… Yaşananları okudukça tüm hayata kalbi kırılıyor insanın… (Merve)

Kitabın Yazarı Pınar Kür Kimdir?

Pınar Kür (d. 15 Nisan 1945, Bursa) Türk yazarı. Lisans eğitimini Queens College ve Boğaziçi Üniversitesinde tamamladıktan sonra Sorbonne Üniversitesinde Karşılaştırmalı Edebiyat üzerine doktora yaptı. "Bitmeyen Aşk" adlı romanı "müstehcenlik" gerekçesiyle toplatıldı. İstanbul Üniversitesi Yabancı Diller okulunda ingilizce okutmanı oldu. Şu anda Bilgi Üniversitesinde Medya ve İletişim Sistemleri bölümünde öğretim görevlisidir.

Pınar Kür Kitapları - Eserleri

  • Asılacak Kadın
  • Sadık Bey
  • Bir Cinayet Romanı
  • Akışı Olmayan Sular
  • Bitmeyen Aşk
  • Yarın Yarın

  • Bir Deli Ağaç
  • Cinayet Fakültesi
  • Küçük Oyuncu
  • Sonuncu Sonbahar
  • Hayalet Hikayeleri

Pınar Kür Alıntıları - Sözleri

  • Paydos saati diye bir şey kalmamıştı- hele hele son yıllarda. İşinde ilerlemek isteyen herkes gereğinden fazla çalışması, en azından öyle görünmesi gerektiğini biliyor, gözü saatte, beklediğini çaktırmıyordu. (Sadık Bey)
  • ... Sevinç değildi aradıkları. Sevinç nedir biliyorlar mıydı? Kendi çocukluğunu anımsadı uzaktan - özlem - siz, acısız bir anımsama. Tüm başka bir çocukluk ama hep aynı sevinçsizlik. Mutluluğu bilmediği için mutsuz olmayan, ama gene de gülemeyen bir çocukluk. (Yarın Yarın)
  • Düşünce özgürlüğünü bir kavram olarak bile ortadan kaldırmanın en iyi yolu, düşünmeyi bilmeyen kuşaklar yetiştirmektir. (Asılacak Kadın)
  • İçimde en ufak bir sevgi kıpırtısı var mı diye yokluyorum kendimi.Yok, hayır.İlginç olan nefret bile duymuyorum.O derece hissizleşmişim ona, öylesine silmiş bende kendini. (Bitmeyen Aşk)
  • Tüm bildiklerini ağaca anlattı kız . Ağaç delirdi . Yıllar var uğraşıyor güneşe tırmanacağım diye . Çevresini saran duvarları yeneceğini sanıyor. Deli bir ağaç bu . (Bir Deli Ağaç)
  • Kızı en içten, en derin iç dökmelerindr bile ancak kendi kendine bağışlattığı şeyleri açıklar. (Küçük Oyuncu)

  • Aynı evde oturan insanların birbirlerini öldürmeleri o kadar kolay ki... (Bir Cinayet Romanı)
  • Gözlerini şu maviden ayırabilse dönüp gidecekti. Ama bu kez martılara takılmıştı. Bir de çok uzaklarda, tıpkı martılar gibi su yüzünde bir yükselip bir konan ufak motora. İçindekini ya da içindekileri seçemiyordu durduğu yerden. Her an iki yanında meydana geliverip yiten sudan tepecikler gerçekten göz alıcıydı. (Yarın Yarın)
  • Bütün mesele hayatı elden geçirebilmek... (Sonuncu Sonbahar)
  • “Geçmişinden gururu , geleceğinden umudu olmayan bir adam tek başına rakı masasında otururken hangi şarkıdan medet umar?” (Sadık Bey)
  • “Korkmuyorum artık. Yani kızmıyorum. Yani kızıyorum ama o ilk günkü gibi delice degil. Akıllıca. Ne yapacağını bilenlerin sabırlı kızgınlığı var içimde.” (Asılacak Kadın)
  • İlk kez zeki bir kızla karşılaşmış olmanın kıvancı içinde ama aslında kızın zekasına değil, hatta o zekanın aynası olduğuna inandığı acayip yeşil gözlerine bile değil, minicik memelerini düşünerek gülmüştü. Ceviz gibi, derdi o zamanlar. Ceviz gibi memelerin nesi güzeldi acaba? Şimdi sorsalar bilemezdi. (Yarın Yarın)
  • Bazı şeyler öyle plansız oluyor - ya da bizim bilmediğimiz, ilerde irdemeye çalışsak da çözemeyeceğimiz başka bir plana uygun olarak gelişiyor. (Cinayet Fakültesi)

  • Bu adam, ortaokulda mazur görülebilecek bir tutkuyu nerdeyse hayat boyu sürdürerek kendi çapında üstün bir salaklık mertebesine ulaşmış, hepsi bu. (Sonuncu Sonbahar)
  • Ben hamalsam sen de mi hamalsın. Onlar aptalsa sen de mi aptalsın? (Küçük Oyuncu)
  • " Yeryüzünde benden başka canlı yoktu sanki . Çakmağımı çakmak , derin bir soluk almak bile yersiz , gereksiz , belki de sakıncalı bir gürültü çıkarmak olacaktı ." (Bir Deli Ağaç)
  • "Sevmek, her şeyi feda etmek değil. Tam tersine. Feda etmemek! İnsan kendisi olmaktan vazgeçerek sevemez ki... Kendini feda ettiğin anda neyinle seveceksin?" (Bitmeyen Aşk)
  • Nasıl mı geçiyor ömrüm? Sensiz ama seni özleyerek... (Bitmeyen Aşk)
  • “Dudaktan öpmek değil de, yanaktan öpmek, sevmektir. Biliyor muydun bunu?” (Bitmeyen Aşk)
  • Bazı erkekler vardır, bilirsiniz, size en derin aşk sözcükleri söylerken bile gidicidirler... Kalıcılıkları yalnız üstünüzde bıraktıkları izlerdir... (Cinayet Fakültesi)