Başkası Olduğun Yer - Leyla İpekçi Kitap özeti, konusu ve incelemesi

Kitap

Başkası Olduğun Yer kimin eseri? Başkası Olduğun Yer kitabının yazarı kimdir? Başkası Olduğun Yer konusu ve anafikri nedir? Başkası Olduğun Yer kitabı ne anlatıyor? Başkası Olduğun Yer PDF indirme linki var mı? Başkası Olduğun Yer kitabının yazarı Leyla İpekçi kimdir? İşte Başkası Olduğun Yer kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

Kitap Künyesi

Yazar: Leyla İpekçi

Yayın Evi: Kanat Kitap

İSBN: 9789758859290

Sayfa Sayısı: 172

Başkası Olduğun Yer Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Leylâ İpekçi, Başkası Olduğun Yer'de, büyük bir iç dönüşümün serüvenini anlatıyor bize:

"Camiye ilk girişimdi. Yıllardır pencereden görünen avludaki ihtiyar çınarların camiden bakılınca neye benzediğini, öte taraftan bakışlarımı nasıl aşındıracağını merak ediyordum. Çocukluğumdan beri, doğduğu köylerden, kasabalardan büyük şehre gelerek yaşama pençelerini geçirme gayretinde olanların anılarındaki o kalabalık evi, o top koşturdukları mahalleyi, ilk adım atmaya başladıklarında elma çaldıkları o komşu bahçeleri, o tel örgülerden atlayarak düşmeyi öğrenmelerini biraz haylazlıkla, bolca coşkuyla ve hepsinden önemlisi sağlıklı bir olağanlıkla anlatışlarını izlerken, ilk yıllarını uzun uzun belki de hayatlarının en güzel devresi olarak gururla ve büyük bir özgüvenle anlatışlarına imrenirken, çocukluğumun özlemle ve tutkuyla anılacak ne bir mekânı ne de bir dönemi olduğunu bir kez daha idrak eder, başından beri büyükler dünyasına ait masumiyetten uzak çocukluk anılarımı kendime saklardım her defasında."

Alışageldiğimiz öyküleme biçimlerinden, kronolojik anlatımdan alabildiğine uzak, yer yer denemeye, kimi zaman da şiire yaklaşan bir üslup...

"Billur kâselerde yapacaksın yalnızlığını. Zıpkın ile mızrak arasında yufkayı bilen ellerin beyaz yalanlar öğütüyor. Avludan göğe yükselen sözlerde binlerce melek anıyor seni. Durmadan kesip yapıştırdıkların, yıllarca üzerinde oynadıkların, silip yeniden yazdıkların... Babaannenin yokluğunu fısıldayacaklar durmadan. Ya da sendeki yokluğunda devam edişini onun... Pencerende. Ellerin hamarat ve aşina bütün harflere..."

Özetlenmesi, hikâye edilmesi imkânsız bir metin Başkası Olduğun Yer. Romanın her şeyden önce ruhsal bir gelişimin panoraması olduğunu hatırlatan bir anlatı:

"Dön bir kez daha, bak istersen babaannenin son yüzüne. Hep Marmara denizine bakan balkonunda gördüğün, gelmiş geçmiş bütün insan yüzlerini kendininkine dahil etmiş son yüzüne. İstiklâl harbinde şekillenen elmacık kemiklerini, harf devriminde belirginleşen çene hatlarını, çocuklarını göme göme ikinci cihan harbinden beri tenine yapışmış acısını gör. Peşinden gittiği şeyin karşılığını bulacağı o güne dek sırlarını toprağa emanet ediyor babaannen." ...

Başkası Olduğun Yer Alıntıları - Sözleri

  • Başkasının senden götüremeyeceği tek şeydir iç dünyan..
  • Ölümden çok yaşamayı sürdürmekten duyulan korku. Artık kimse tarafından hatırlanamayacak olmaktan, unutulmaktan.
  • Çaresizsin. Çünkü henüz toprağa girmediği halde üzerini ölü toprağı kaplamış yüzler arasındasın.
  • Anlaşılması zor birisin. Uzun zamandır silinmemiş bir pencere ne kadar gösterirse içeriyi…
  • Toprağa girip de yeşermeyen tohum gördün mü? İnsana gelince bu şüphe niye..." Mevlânâ
  • Sustukça sen: Söyleyecek bir şeyin yok sanıyorlar.
  • İlahi adaleti bu dünyada yok diyerek arayanlar korkaktır. Korkaktırlar çünkü adaleti böyle nefsinde kutsamakla gerçeklik sezgisi bir dogma gibi dehşete düşürüyor onları. Bir dogma dünya. Beklentisindeler hep
  • Bilinmeyendeki hakikati, bilinmek istenmeyendeki hayrı, bilinmesi gerekmeyendeki bilgeliği yok sananlara de ki, ezeli ruhun inceliklerini göz ardı ederek küçük kız çocuğuna meleksi kanatlarıyla uçmayı asla öğretemezler. Başkasından öğrenilemeyen şeyler vardır de onlara. Yalnızlık zekasını melankoli addedenler de duysunlar özellikle.
  • Kim ölümünün nasıl olacağını merak ediyorsa, geceleri uykuya nasıl daldığına baksın.
  • Güvenin bittiği her yerde yerde polis dikilmişti, duanın bittiği her yerde ego vardı.
  • Uzak menzilli hayallerinize susturucu takıp kesici aletlerle izlediler sizi.
  • İnsanın tek hükmedemediği kendisi oluyor hep.
  • Daha önce de ezdiler, çiğnendin sen, şu pabuç dilin bilemedi laf sokmayı.
  • Nefsi yok etmek değil ama onunla uyum içinde varolabilmek, arınmanın, yalınlaşmanın ve aslolana varmanın ilk adımıydı.
  • Kim ölümünün nasıl olacağını merak ediyorsa, geceleri nasıl uykuya daldığında baksın!

Başkası Olduğun Yer İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Başkası Olduğun Yer PDF indirme linki var mı?

Leyla İpekçi - Başkası Olduğun Yer kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Başkası Olduğun Yer PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Leyla İpekçi Kimdir?

Leyla İpekçi, (13 Ekim 1966, İstanbul) Türk gazeteci, senarist ve yazar.

Abdi İpekçi'nin yeğeni olan Leyla İpekçi, Saint Michel Fransız Lisesi'ni bitirdikten sonra Boğaziçi Üniversitesi Sosyoloji Bölümü'nü tamamlamıştır. 1999 haziran ayında yönetmen Semih Kaplanoğlu ile evlenmiştir.

1985-86'da Kadınca (Gelişim yayınları), 1988'de Dönemli Yayıncılık, 1989-90'da Adam (Güneş Yayınları) aylık dergilerinde, 1991'de Aktüel, 1992'de Tempo haftalık dergilerinde muhabirlik yapmıştır. 1993'te Rapsodi dergisinde yazı işleri müdürlüğü, 1994-95'te Aktüel dergisinde editörlük ve 1995'te Esqurie dergisinde genel yayın yönetmenliği görevlerinde bulunmuştur.

1995'te Yeni Yüzyıl, 1996'da Hürriyet gazetelerinde pazar söyleşileri yapmıştır. Yazı işleri müdürlüğü yaptığı Gazetepazar'da yazılar da yayımlamıştır . 2006 yılı başlarına kadar Radikal gazetesi için yazılar kaleme alan İpekçi, daha sonra 2,5 yıl kadar Zaman gazetesinde köşe yazarlığı yapmış, ardından Haziran 2008'de Taraf gazetesine transfer olmuştur. Taraf gazetesinde 3 yıl kadar Saatler adlı köşesinde yazılarını sürdüren yazar, Temmuz 2011'den itibaren köşe yazılarını tekrar Zaman gazetesi için kaleme almaya başlamıştır

Akşam gazetesinde köşe yazarı Oray Eğin'in 26 Haziran 2008 tarihli yazısında "Gülen bağlantılı bursla Amerika’da eğitim gördüğü" ifade edilen[8] Leyla İpekçi, bu haberi "Hayatımda Amerika'ya ayak basmış değilim. Bu tür haberleri oldukça yakışıksız ve çirkin buluyorum." şeklinde yalanlayarak yasal haklarını arayacağını belirtmiştir.[9] 3 Nisan 2009'da Taraf'ta yayımlanan "Yeni CHP’nin önündeki en büyük engel" adlı yazısından[10] dolayı Basın Konseyi'ne yapılan hakkındaki şikayet yersiz bulunmuştur.

Yazar 2012'de inançları gereği başını örtmeye başlamıştır

Leyla İpekçi Kitapları - Eserleri

  • Maya
  • Şehrim Aşk
  • Ateş ve Bahçe
  • Başkası Olduğun Yer
  • Sinan'ın Mayası
  • Bir Sevgili Gibi Yaşamak
  • Dem Yüzü
  • Güzelin 1001 Yüzü
  • Gecenin İkinci Rüyası
  • Şölen Sofrası
  • Canım Dosta Gider
  • Leyla’nın Defteri
  • İlk Kötülük

Leyla İpekçi Alıntıları - Sözleri

  • 'Var olan-canlı, cansız- her şey kendi dilinde Yaratan'ı anar. Bir nesnenin gölgesinin durmaksızın yer değiştirmesini düşünün. Bir yaprağın sallanışını ya da... Her şey hareket halinde. Yani konuşuyor işte. Her varlık O'nu kendi dilinde biliyor. Zerre dahi Rabbini bildiğine göre, her şey canlı... Can varsa, boşluk olmaz. Sadece dünyada değil, tüm alemlerde de. 'Her şeyin canlı olmasının anlamı ne?' 'Tanıklık ederler. Adalet için. Evdeki kediniz size şahitlik eder ona nasıl davrandığınıza dair. Bazen üzerine oturduğunuz koltuk. Ellerimiz, dudaklarımız bazen. Abdest alırken suyla temizlediğimiz uzuvlar... Adaletin tecelli etmesi ilahi bir zamana mahsustur. Her şeyin yerli yerine konmasıdır adalet. Asıl kavuşma. Tek bir zerre bu kavuşmadan uzak değil. Kavuşa varsa adalet var. Buna aşk ile iman eder mümin. Mizan var çünkü. İlahi terazi.' (Ateş ve Bahçe)
  • "...Kelimelerin içinde canlandı gerçek. Bizi hiç bırakmadı..." (Canım Dosta Gider)
  • Kıblesine dönen her canlı, nereye dönerse dönsün aynı yüze bakıyor. işte bundandır ki, insan hep görmek istiyor baktığını. anlamak, anlamlandırmak istiyor. (Gecenin İkinci Rüyası)
  • Ona teslim olamıyorsan geçmez boğazından. Teslimiyet zor lokma. Sevmeyen neresinden başlasın ki teslim olmaya? (Dem Yüzü)
  • Dünyanı değiştirmek için yola çıkanlara, 'kendilerini değistiremezken dünyayı nasıl değiştirecekler' diye bıyık altından sırıtılırdı bir vakitler. Oysa her sanat eseri, dünyayı değiştirebilir. Yazanın da, okuyanın da dünyasını. (Bir Sevgili Gibi Yaşamak)
  • Başkasının senden götüremeyeceği tek şeydir iç dünyan.. (Başkası Olduğun Yer)
  • “Bir hayalet gemisin bu akşam. Düş yolculuğum senin adın.” (Ateş ve Bahçe)
  • Çıktığın her yol kendine doğru. Yolda olmak , beni eksiltebilir de, çoğaltabilir de. değişen her şeydeki değişmez olan. Belki en çok geçip giderken gösteriyor kendini bana. Çünkü her yolcu kendi göz mesafesinden bakıyor yola. Ve gördüğü: Her yolcuya kendi göz mesafesinde. (Gecenin İkinci Rüyası)
  • İnsan yüzünde görünen mahcubiyetin bir başka canlının yüzünde görünmediğini düşünürüm. ... ~... (Ateş ve Bahçe)
  • Seherde gökyüzü altında yoğun ibadet, akşam yemekleri balkonda, göçmen kuşların bıraktığı izleri takip ederken, nimetlere şükredip mesut bir mümine gibi hayatın sonuna doğru sakin bir yaşama uğraşı içinde kaybolur giderim sanmıştım... (Dem Yüzü)
  • Ölümden çok yaşamayı sürdürmekten duyulan korku. Artık kimse tarafından hatırlanamayacak olmaktan, unutulmaktan. (Başkası Olduğun Yer)
  • Bunca hız ve değişimin ortasında, birbirimize ve her şeye mutlakmış gibi bakmak nasıl da büyük bir zulüm. (Gecenin İkinci Rüyası)
  • Kim ölümünün nasıl olacağını merak ediyorsa, geceleri uykuya nasıl daldığına baksın. (Başkası Olduğun Yer)
  • Sen henüz bir imkansın hayatımda. (Ateş ve Bahçe)
  • Kavuşma arzusunun olmadığı bir âlemde varlıkların vücuda gelme serüveni gerçekleşebilir miydi acaba… (Şehrim Aşk)
  • Minyatür, anı sonsuzluğa açar. Şiir gibi. Uçuşan tül perdenin hışırtısı, puslu gökyüzü, uğultu halinde duyulan çocuk sesleri. Masaya bırakılmış bir bardak çay. Limon. Hepsi aynı anın içindedir. (Güzelin 1001 Yüzü)
  • Âlem içindeki âlemleri barındırabilecek denli açık. Tıpkı kalp gibi. 'iyi cilalanmış' bir kalbe kâinatın sığması mümkün. (Gecenin İkinci Rüyası)
  • İçeceği en acı şurubu insan kendi elleriyle hazırlıyormuş. (Dem Yüzü)
  • “İnsan kâinatın ruhudur.” (Güzelin 1001 Yüzü)
  • "...Maneviyatı/iç dünyamızı psikolojiye ve sosyolojiye indirgemekle algımızı daralttığımızın ne kadar farkındayız..." (Canım Dosta Gider)