Kitap Künyesi

Yazar: A. S. Byatt

Çevirmen: Pınar Kür

Orijinal Adı: The Djinn in the Nightingale's Eye

Yayın Evi: Can Yayınları

İSBN: 9789750718762

Sayfa Sayısı: 208

--reklam--

Bülbülün Gözündeki Cin Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

"Bir vakitler, erkeklerle kadınlar madenî kanatlar üstünde göklerde uçar iken, ördek ayakları takıp denizlerin dibinde yürür iken, balinaların konuşmalarını, yunusların şarkılarını dinler iken... bütün bunlarla büyük ölçüde ilgisiz, dolayısıyla mutlu bir kadın yaşar idi. Bu kadının işi öykü anlatmaktı," diye başlıyor Bülbülün Gözündeki Cin. 

Ancak hiç de eskilere ait bir masal anlatmıyor A.S. Byatt. Hikâyenin kahramanı, bir konferansa katılmak için İstanbul'a gelen orta yaşlı, akıllı uslu bir edebiyatçıdır. Kapalıçarşı'daki bir dükkândan eski püskü, toz içinde bir çeşmibülbül satın alır. Gelgelelim çeşmibülbülün içinde bir cin vardır. Ve hiç de "akıllı uslu" olmayan bu Cin, kadının hayallerini bir bir gerçekleştirecek, ona yaşamının en güzel anlarını, hayatının en büyük sürprizini yaşatacaktır. 

Masallarda kahramanların masumiyeti sınanır; uzun yolculuklara çıkar, zorlu görevler başarırlar. Ancak nedir bütün bunların sonunda elde edilen? A.S. Byatt, Bülbülün Gözündeki Cin'de yer alan her biri birbirinden güzel beş hikâyede, o kadim anlatıları yeniden kurgulayarak gizilgücünü ortaya çıkarıyor ve rengi solmuş günümüze, yani "şimdi"ye taşıyor. Masalların, bilinçaltımıza, cinsel arzularımıza ve aşmakta zorlandığımız güçlüklere paralel dünyalarını kullanıyor. Doğal ile doğaüstü, gerçek ile hayal gücü arasındaki etkileşiminin, mümkün olmakla kalmadığını, kaçınılmaz olduğunu gösteriyor.

(Tanıtım Bülteninden)

--reklam--

Bülbülün Gözündeki Cin Alıntıları - Sözleri

  • “Yalnızca akılsızların dilekleri ters döner. Yani kendini bilmeyenlerin ve düşünmeyenlerin.”
  • “Aşk, cömertlik gerektirir.”
  • “Çünkü her insanın doğasında derin bir inanç vardır ki olan biten her şeyden kendini ya da en azından başka insanları sorumlu tutar.”
  • “Eskisi kadar sağlam değil dünyamız, Gerçekleri konuşmak gerekirse.”
  • Yaşayan her varlık,içine yaşam üflenmeden önceki haline dönmek uğraşındadır.
  • Bir köylü varmış, canını kurtardığı sihirli bir kuş ona üç dilek bahsetmiş. O da tavasının içinde bir dizi sosis olsun istemiş, ânında sosisler gelmiş. Karısı dünyanın bütün hazinelerini isteyeceğine sosis istediği için adama söylenmiş, dileğinin ne kadar aptal, saçma olduğunu söylemiş. Adam da o kadar kızmış ki, sosislerin kadının burnuna yapışmasını istemiş. Bu da gerçekleşmiş. Gitti mi sana iki dilek. Tabii üçüncüyü de sosislerden kurtulmak için harcamışlar. :)
  • Bazı insanlar,başkalarının kaderi,yazgısı olmaktan büyük bir zevk alıyorlar demek ki; belki böylece kendi kaderlerini de kendi ellerinde tuttukları yanılsamasına kapılıyorlardı.
  • Her seferinde söz konusu kaderi büyüler,sihirler aracılığıyla değiştirmeye uğraşırlar ve her seferinde araya karıştırılan bu büyüler yalnızca kaderin değişmezliğini ortaya çıkarır
  • Yalnız,küçük hanım benim yakışıklı bir prense dönüşeceğimi ummasın boşuna. O masal tamamen palavra.
  • Sözcüklere dökülmeyen şeyler insanın damarlarında, beyin hücrelerinde, sinir uçlarında güçlü bir yaşam sürdürürler...
  • Masallar yazgının ortadan kalkmasıyla günlük yaşamın uyuşukluğuna doğru çekilmesiyle son bulurlar....
  • "Bizler burada öyküler toplarız, masallar anlatırız, elimizden gelirse bir şeyler onarır, elimizden gelmezse araştırırız, burada sessiz sedasız yaşar, dünyayı değiştirmeye kalkışmayız. Burada bizim kendi öykümüz yok, özgürüz biz. Yaşlı kadınlar özgürdürler, çünkü prenslerle, ülkelerle uğraşmak zorunda değillerdir, tek başlarına dans eder, yaratıklarla ilgilenirler."
  • “Sözcüklere dökülemeyen şeyler insanın damarlarında, beyin hücrelerinde, sinir uçlarında güçlü bir yaşam sürdürürler.”
  • Sözcüklere dökülemeyen şeyler insanın damarlarında, beyin hücrelerinde, sinir uçlarında güçlü bir yaşam sürdürürler.
  • Derken, ufacık tefecik ihtiyarın arkasında kocaman gri bir köpek belirmiş, boyu adamınki kadar uzun, gözleri kıpkırmızıymış, sıcak sıcak soluyormuş. Önce alçak perdeden bir-iki hırıldanmış, ama sonra sesini kesip kuyruğunu ağır ağır sallamaya başlayınca gri suratlı ihtiyarın da bakışı değişmiş. "Otto senin namuslu olduğuna inandı," demiş. "Bu gece burada sana bir yatak verebilirim."

--reklam--

Bülbülün Gözündeki Cin İncelemesi - Şahsi Yorumlar

The Djinn in the Nightingale's Eye: Binbir Gece Masalları tadında beş öyküden oluşan kitapta ben en çok, kitaba adını veren öyküyü sevdim; ' Bülbülün Gözündeki Cin'. Diğer dört öykü çok güzel başlıyor ama sonları bir tuhaf. Ya çabucak bitiyor ya da yüzeysel kalıyor. 'Sevmedim' demeyeyim de 'bana hitap etmedi' diyeyim. Hani bazen hiçbir şey yapmak istemezsiniz ya. Yemek yemek, okumak, izlemek, uyumak bile sıkıcı gelir. Tam öyle bir dönemde okuduğum için belki de kitaba gereken özeni gösterememiş olabilirim. Bu kitabı gördüğümde 'okumalıyım' dedim ama sonra unuttum. Arkadaşımla konuşurken aslında önceden Can Yayınları'ndan çıktığını öğrendim ve Can Yayınları dururken diğer yayınevinden almak asla içime sinmediği için başladım araştırmaya. 'Asla ikinci el kitap almam, mikrop yuvası' diyip, dünya kitap alıp sonra da sanki o kitaplar yıllardır kendisindeymiş gibi davrananların aksine ben, ikinci el kitap satış sitelerini severek kullanıyorum. Sahaflara gidip, tezgahları kurcalayıp kitap alıyorum, kendimi bildim bileli. Bu kitabı da sahafta buldum aldım. İkinci el gelecek sanıyordum sıfır geldi. Hem de 2013 ilk 2000 adet baskıdan biri. (eloss)

Ne zamandır böyle ilginç bir kitap okumamıştım. Bir hikayeler seçkisi olan kitabın adını aldığı hikaye olan ‘Bülbülün Gözündeki Cin’in neredeyse tamamen Türkiye’de geçtiği, bir sürü Türk karakteri işlediği, Türk mitolojisinden ve osmanlı tarihinden oldukça bahsettiğini söylersem ilginçlik kısmını belki tahmin edebilirsiniz. A.S. Byatt kalemi güçlü ve cesur bir yazar, araştırmacı yanı da oldukça kuvvetli. İstanbul’u ve gözlemlediği Türkleri anlatmasını başarılı buldum. Hikaye de temeli bize çok yakın bir tabuya dayalı, hem sade hem karmaşık, hem doğal hem doğaüstü. Böyle zıt anlatılara bayılırım fakat çok ilginçtir ki kitapta beni en çok etkileyen hikaye ‘Denizcinin Öyküsü’ oldu. Geneline baktığımda hiç sıkılmadan okuduğum başarılı bir hikaye kitabı diyebilirim. Hatta keşke anlatacak birkaç hikayesi daha olsaydı. (Burcu Kumbay)

The Djinn in the Nightingale's Eye'ın Çeşm-i bülbül'ün İçindeki Cin diye çevrilmesi gerekirken Bülbülün Gözündeki Cin olarak çevrilmiş olması tuhaf. (Güner TAŞ)

--reklam--

Bülbülün Gözündeki Cin PDF indirme linki var mı?

--reklam--

A. S. Byatt - Bülbülün Gözündeki Cin kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Bülbülün Gözündeki Cin PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı A. S. Byatt Kimdir?

A. S. Byatt (Antonia Susan Drabble) 24 Ağustos 1936 doğumlu İngiliz şair, romancı ve yazar. En önemli yapıtı olan Tutku (Possession: A Romance) 1990 yılında yayınlanarak ona Man Booker Ödülünü kazandırmış, 2002 yılında ise Amerikalı yönetmen Neil LaBute tarafından beyazperdeye aktarılmıştır.

Romanlarında gerçekçi, doğalcı ve fantastik öğeleri birlikte kullanan Byatt İngiltere'nin en önemli yazarlarından birisi kabul edilmektedir.

Hikaye kitabı Matisse Öyküleri (Matisse Stories) İyi Şeyler Yayıncılık tarafından, Küçük Kara Hikayeler Kitabı (Little Black Book of Stories) veOyun (The Game) Alkım Kitabevi tarafından, Çeşm-i Bülbülün İçindeki Cin (Djinn in the Nightingale's Eye) ise Yapı Kredi Yayınları tarafından Türkçe olarak yayınlamıştır.

--reklam--

A. S. Byatt Kitapları - Eserleri

  • Ragnarök
  • Bülbülün Gözündeki Cin
  • Matisse Öyküleri
  • Sahipler
  • Çocukların Kitabı
  • Oyun
  • Küçük Kara Hikayeler Kitabı
  • The Virgin in the Garden

--reklam--

A. S. Byatt Alıntıları - Sözleri

  • Efsanelerde ve gerçekte yaşanmış öykülerde bir savaşı kazanmanın iki yolla mümkün olduğundan bahsedilir... Rakibe oranla çok daha üstün bir kuvvete sahip olmak veya umutsuz fakat yiğitçe bir son duruş ortaya koymak. (Ragnarök)
  • Sözcüklere dökülmeyen şeyler insanın damarlarında, beyin hücrelerinde, sinir uçlarında güçlü bir yaşam sürdürürler... (Bülbülün Gözündeki Cin)
  • “Akarsu ve şimşeği çağrıştırdıkları için yılanlara tapılıyor. Bize can veren bir yaşam simgesi olarak.” (Oyun)
  • Ama Buddha’dan biraz çekiniyor çünkü neyin nesi olduğunu bilmiyor çünkü besbelli buna gerçekten tapınılıyor, yalnızca bir süs değil. (Matisse Öyküleri)
  • “Sözcüklere dökülemeyen şeyler insanın damarlarında, beyin hücrelerinde, sinir uçlarında güçlü bir yaşam sürdürürler.” (Bülbülün Gözündeki Cin)
  • . Beni yakmana izin veremem, sana direnemem. "Hiçbir insan ateşte duramaz ve tüketilemez." ... (Sahipler)
  • Her seferinde söz konusu kaderi büyüler,sihirler aracılığıyla değiştirmeye uğraşırlar ve her seferinde araya karıştırılan bu büyüler yalnızca kaderin değişmezliğini ortaya çıkarır (Bülbülün Gözündeki Cin)
  • Hayat çoğunlukla böyledir zaten. Çok gecikerek, yetersiz sebeplerden ve belki de yanlış yönde istikrarlı ve düzenli olmayı öğreniriz. (Sahipler)
  • “Yalnızca akılsızların dilekleri ters döner. Yani kendini bilmeyenlerin ve düşünmeyenlerin.” (Bülbülün Gözündeki Cin)
  • “Her şeyi herkese anlatırdı hep; insan ne çok şey anlatırsa anlatsın, yine de söylenemeyen derin bir gizemin mutlaka kalacağı, böylece sırların tümüyle ele verilmiş olmayacağı ilkesine dayanarak hiçbir şeyi saklamazdı.” (Oyun)
  • . Mor karanlıkta, gümüşi öpücükte dünyayı unut, mutluluğunu yakala. ... (Sahipler)
  • “Çocuklukta almayı öğrenenlerin, yetişkin olarak da almak için hazırlıklı olduklarını düşünmeye başladım” (Oyun)
  • İnsan kendisine sunulandan fazlasını istememeli — daha erdemli bir davranış olduğundan değil, çünkü böyle yaparsa elindekinden de olur. (Oyun)
  • Uzak ülkedeki o tohum da Yere kadar eğilen kocaman bir ağaç olmuş, Tomurcuklanmayan, o kuru badem dalı Sonsuzluğa değmiş. (Oyun)
  • Kendi ayakları üstünde duran kişiler, sevgi ve nefreti bir arada duyumsayabiliyor. (Matisse Öyküleri)
  • Kaybolursun (Küçük Kara Hikayeler Kitabı)
  • Unutmayalım ki biz, içine doğmuş olduğu dünyanın tükenişini kendi eliyle hazırlayan ve dahası, bu süreci hızlandırmak için adeta özel gayret gösteren bir hayvan türüyüz. (Ragnarök)
  • Nietzsche Efsanelerini yitirmiş her kültür, aynı zamanda tabiatından gelen yaratıcılık yetisini de yitirmiş demektir. Ancak mitoslarca sarmalanmış bir ufuk bir kültürü bütün halde tutabilir. Hayal gücünün bahşettiği ayrıcalıklı yetiler ile Apolloncu rüyayı gelişigüzel bir düzensizlikten ve başıboşluktan koruyan yegâne şey mitosun kendisidir. Efsane karakterleri, aynı zamanda her yerde bulunabilen fakat asla fark edilmeyen ve gelişim çağındaki bir çocuğun zihnini etki altına alırken yetişkin bir adamın yaşamına ve geçmişten bu yana vermiş olduğu mücadelelere yorum getiren ruhani gardiyanlar gibidir. (Ragnarök)
  • “Eskisi kadar sağlam değil dünyamız, Gerçekleri konuşmak gerekirse.” (Bülbülün Gözündeki Cin)
  • “Mezhebi geniş yetiştirilenlerin bunu dengelemek için bağnazlaştığını, hizaya sokulan ve cezalandırılanların ise bohem olup çıktıklarını düşünesi geliyor insanın.” (Oyun)