Kitap Künyesi
Yazar: M. Turhan Tan
Yayın Evi: Yakın Plan Yayınları
İSBN: 9786055535247
Sayfa Sayısı: 320
--reklam--
Cem Sultan Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Fatih Sultan Mehmet'in iki oğlu, Beyazıt ile Cem arasındaki taht kavgasını anlatan sürükleyici bir roman: Cem Sultan.
Cem'in ordusu suya doğru akıyordu, beri tarafdakiler de bu akışı görerek bir takım hareketlere girmişti. Beyazıt, otağının önündeydi, ayaklarını üzengiye basarak boynunu yükseltiyordu. Cem de aynı vaziyette bahtını götüren fırkaya bakıyordu. İki kardeş, düşünce ve duygu itibarıyla tam bir birlik taşıyorlardı. Beyazıt, Lala'nın kendi safına geçmesini, Cem de Gedik Ahmet'in askerleriyle birlikte bu tarafa geçmesini bekliyordu.
Gedik Ahmet de, Lala Yakup da askerlerini suya saldırmakta güya tereddüt ediyorlardı. Derin olmayan ırmak, sanki göğsüne dökülecek taze taze kanları içmek için göğsünü açmıştı, bekliyordu. İşte bu sırada Yakup Bey'in gür sesi yükseldi:
-Kardeş kardeşi öldürmez. Hepimiz Türküz. Müslümanız. Varsın Cem, ağabeyiyle uyuşsun. Biz, Sultan Beyazıt'ı selâmlayalım.
On bin dudak bu duayı tekrar etti:
-Yaşasın Sultan Beyazıt!..
Cem, bu hiç umulmayan nâraların havaya serptiği dalgalardan sarsılmış gibi atından yere düşerken Yakup Bey'in askerleri sancaklarını indiriyorlar, yürüyerek veya yüzerek beri tarafa geçiyorlardı...
--reklam--
Cem Sultan Alıntıları - Sözleri
- [...] her harp de aşağı yukarı bir sürü tezatların tesiridir ve yaşamak için ölmeye razı olmak, harbin en iyi tarifidir.
- Hainler kendilerini müdafaaya çalışmalıdır. O hıyaneti haber verenleri itham etmek katmerli bir alçaklıktır.
- Halk, bir denizse şair onun dalgasıdır!
- Bazı ihtiraslar, bulaşık illetlere benzer, gönülden gönüle geçer.
- İnsanlar, para kazanmak için iyi ve kötü her vasıtaya başvururlar, birçok çukurlara girip çıkarlar.
- İnsan, dedi, tabiatın en kuvvetli unsuru. Bak, şu ada, ateşini içinde tutamıyor, fosur fosur duman kusuyor. Halbuki yüreklerinde birer yanardağ taşıyan bizler, o dağların alevlerini gene içimizde saklıyoruz.
- Beşeri ihtiraslar, aldatıcı renklerden tecrit olunarak layıkiyle tahlil olunsa, onların hep bir kaynaktan doğduğu neticesine varılır. Para hırsı, şöhret hırsı, ikbal hırsı, hatta bilgi hırsı güzellikten azami mikyasta istifade etmek hırsının çocuklarıdır. İnsanlar, para kazanmak için - iyi ve kötü - her vasıtaya başvururlar, birçok çukurlara girip çıkarlar. Bu zahmetin, bu didinmenin gayesi altından mezar yapmak değildir, güzelliklerden para kuvvetiyle müstefit olmaktır.
- Bizim felaket ve müsibet gibi isimlerle andığımız nahoş hadiseler, teşbih caizse, manevi birer mikroba benzerler. Mikroplar, nasıl doğurup çoğalırlarsa felaketler de, birbirini takip eder.
- Büyük hadiseler, ekseriya küçük sebeplerden doğar!
--reklam--
Cem Sultan İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Kitap bence; dönemin diliyle beraber günümüz Türkçesine benzetilince okunması keyifli bir roman ortaya çıkmış...Cem Sultan hakkında, yazarın da dediği gibi;' Vakıat-ı Cem Sultan ve Ahmet Refik Altınay'ın 'Cem Sultan' kitaplarından oldukça faydalanmış... Roman sayesinde dönemi daha iyi kavramış ve tanımış oldum...Cem Sultan'ın nasıl bir süreçten geçtiği hakkında doyurucu bilgiler elde ettiğimi söylemem lazım...Lakin bu kitaptan sonra Cem Sultan ile ilgili farklı bir kaynaktan da beslenmek lazım ki bu kitabın tadı daha çok anlaşılsın. Kitabı beğendim (Mavi Renk)
Cem Sultan 25.12.2020 Cem Sultan'ın babası Fatih Sultan Mehmet'in ölümünden itibaren abisi Bayezıd ile verdiği taht mücadelesini, yaşadığı gönül ilişkilerini ve oldurilmesini adım adım onun gözünden ona eşlik ederek okuyoruz. Bazı kör kitlelerin hoşuna gitmeyecek olaylar, düşünceler mevcut ama kişileri ilahlaştırmaya gerek yok. Padişah bile olsalar onlarda insandı. Yazarın kalemini beğendim. Diğer eserlerinden bazılarını okumayı düşünüyorum. Yazım hatalari : 102-141-164-208-284- 301-309-330-370-374.Syf. (Kâri Civil)
Fatih sultan Mehmed vefat ettikten sonra taht kavgasına düşen oğulları II .Bayezıd 35 yaşında ve küçük oğlu cem sultan 22 yaşında arasındaki mücadele anlatılmıştır.“Lâ erhame beyne’l-mülük” yani hükümdarlar arasında acımak yoktur diyerek barış teklifi bayezid tarafından reddedilmiş 20 Haziran 1481 yılında Yenişehir Ovası’nda karşı karşıya gelen kardeşlerden Cem sultan yenilmiş cem'i desteklediğine inanılan otronto fatihi Gedik Ahmed Paşa idam edilmiştir.Önce konya'ya geri dönmüş daha sonra maiyetiyle sürecek esirlik hayatına başlamıştır.Rodos Dükü D’Aubosson ile rodos'a sonrasında Fransa'ya ,Vatikan'a gitmiş ve orada yaşadıkları ayrıntısıyla nakledilmiştir. Cem'in romantik bir sultan sultan olduğu ve gittiği yerlerdeki aşklarına da yer verilmiş Batılıların zizim adını verdiği Cem sultan Papalık kaidelerini tüm ısrarlara rağmen yerine getirmeyerek Papa’nın karşısında eğilmemiş ve kavuğunu çıkarmamış ve papanın Hristiyan olması davetini de reddetmiştir..Cem Sultan, Fransa Kralı’nın yanında onun İtalya’yı işgalini izlerken hastalamış ve 25 Şubat 1495 yılında yaşamını yitirmiştir.Şehzade Cem’in naaşı bile devletler arasında bir pazarlık konusu olmuş 1498 yılında Fransa Kralı XII. Louis’in Napoli seferi söz konusu olunca Napoli hükümeti II. Bayezid’tan destek istemek için Cem’in tabutunu göndermeyi kabul etmiştir. kitap roman tadında ilerlediği için bilgiler akılda kalıcı yer tutuyor. (Serap Durmaz)
--reklam--
Cem Sultan PDF indirme linki var mı?
--reklam--
M. Turhan Tan - Cem Sultan kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Cem Sultan PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı M. Turhan Tan Kimdir?
Sivas'ta doğdu. Asıl adı Mehmet Samih Fethi’dir. Babasının görevi nedeni ile bulundukları Diyarbekir’de dünyaya geldi. Aslen Sivaslı olup, Alaaddin Paşalar ailesine mensuptur. I. Abdülhamid'in kızı Hibetullah Sultan'la evlenen Alaaddün Paşa'nın torunlarından Sivas eşrafı Ahmet Fethi Bey'in oğludur.
Liseyi Gümülcine'de ve İstanbul Vefa İdadisi'nde okumuş, babasından ve özel hocalardan Arapça ve Farsça öğrenmiştir. Babası ölünce döndüğü Sivas'tan hukuk okumak üzere 1902'de İstanbul'a gitti. Küçük çalışmalar yaptığı bu yıllarda döneminin genç kuşak şair ve yazarlarıyla arkadaşlık yapmış fakat İstibdat idaresinin katı tutumu nedeni ile yazı yazanların başına çeşitli sorunlar açıldığından 1905'te tekrar Sivas'a dönerek orada öğretmen olarak görev yapmaya başlamıştır.
Bir süre Sivas Lisesinde tarih ve edebiyat öğretmenliği yaptıktan sonra İkinci Meşrutiyet’in (1908) ilanında yeniden İstanbul’a giderek, önce belediyede çalıştı. Açılan bir sınavda başarı göstererek Üsküdar Lisesinde edebiyat öğretmenliği yaptı. Daha sonra İçişleri Bakanlığı teşkilatına geçerek çeşitli yerlerde kaymakamlık ve mutasarrıflık görevlerinde bulundu. Bir dönem milletvekili oldu.
Cumhuriyet gazetesinde fıkra yazarlığı yaptı, romanlarını tefrika etti. Tarihî konuları işleyen romanlarıyla tanındı. Turhan Tan, gençlik döneminde Servet-i Fünûn dergisi ve çeşitli gazetelerde Bedrettin Yılmaz, Halil Rüştü gibi takma adlarla şiirler ve değişik konularda yazılar yayımlamıştı. Hayat Ansiklopedisi’nde M. S. imzasıyla yazdığı birçok yazısı vardır. Şiirleri kitap olarak yayımlanmadı. Şiirlerinde Edebiyât-ı Cedîde dönemi şairlerinin etkisi görülür. Derleme, düşünce, gezi kitapları dışında otuz dört romanı vardır. Bu romanların bazısı tefrika hâlinde gazete sayfalarında kalmıştır.
Başlıca Romanları:
- Ali Maceralar (1912),
- Cehennemden Selam (1928, 2010),
- Sevinç Han (1931),
- Gönülden Gönüle (1931, 2010),
- Kadın Avcısı (1932, 2010),
- Üç Ay Yatakta (1934),
- Akından Akına (1935, 2010),
- Cem Sultan (1935, 2010),
- Timurlenk (1935, 2010),
- Viyana Dönüşü (1936),
- Osmanlı Rasputini Cinci Hoca (1938),
- Hürrem Sultan (2010),
- Safiye Sultan (1939, 2010),
- Devrilen Kazan (1939, 2010),
- Cengiz Han (1962, 2010),
- Krallar Avlayan Türk (1939, 2010),
- Hint Denizlerinde Türkler (1939, 2010),
Derleme:
- Tarihte Türkler İçin Söylenen Büyük Sözler (1936),
- Atatürk (1939),
- Tarihî Fıkralar (1962),
Düşünce:
- Tarihî Musahabe (1937, 2010).
Gezi:
- Avrupa Notları (2010).
--reklam--
M. Turhan Tan Kitapları - Eserleri
- Cengiz Han
- Timur
- Hürrem Sultan
- Safiye Sultan
- Cem Sultan
- Yeniçeriler
- Krallar Avlayan Türk
- Akıncılar
- Tarihte Türkler İçin Söylenmiş Büyük Sözler
- Kösem Sultan
- Fatih İstanbul'da
- Esir Sultan
- Lale Devri
- Son Akın
- Yavru Kartal
- Devrilen Kazan
- Viyana Dönüşü
- Viyana Kapılarında
- Topal Kasırga
- Kadın Avcısı
- Hacı Bektaş Ocağı Yeniçeriler
- Cinci Hoca
- Akdeniz'in Fatihleri
- Rumeli'nin Fethi
- Akından Akına
- Perde Perde Tarih
- Son Yeniçeri
- Harun Reşit
- Muhteşem Hükümdarın Sultanı Hürrem
- Hint Denizlerinde Türkler
- Timurlenk
- Köşe Penceresinden
--reklam--
M. Turhan Tan Alıntıları - Sözleri
- La erhame beynelmülûk ! (Padişahlar arasında hısımlık akrabalık yoktur) (Esir Sultan)
- Aşkın dili evrenseldir. (Hürrem Sultan)
- “Kimi debdebesine, kimi servetine, kimi şöhretine güvenen nice insanlar görülmüştür ki, tabiatın hükümlerine tahakküm edebileceklerine inanmışlar ve bu yüzden maskara olmuşlardır.” (Akıncılar)
- Yozlaşmış milletlerin belli başlı vasıflarından biri de felâketlerden ibret almamak, gaflet uykusundan kolay kolay uyanmamaktadır. Ne harp bozgunlukları, ne içten dıştan dağılmalar, ne zelzele, ne tufan, yurt sevgisini unutmuş kütleleri uyanıklığa sürükleyemez. (Rumeli'nin Fethi)
- Aşıkların, sevgililerine yaranmaları, onlara karşı kayıtsız ve şartsız uysal görünmekle olur. (Kösem Sultan)
- Yüksek erkek, kadını yücelten erkektir. (Cengiz Han)
- İnsan, dedi, tabiatın en kuvvetli unsuru. Bak, şu ada, ateşini içinde tutamıyor, fosur fosur duman kusuyor. Halbuki yüreklerinde birer yanardağ taşıyan bizler, o dağların alevlerini gene içimizde saklıyoruz. (Cem Sultan)
- O, İstanbul'un hangi yıl alındığını bilmezdi. Yavuz'un yaptığı harplerin ve kazandığı zaferlerin tarihini merak etmiş değildi. Viyana'nın hangi Padişah zamanında muhasara edildiğini de işitmemişti. Fakat Üçüncü Murat'ın beş yüz halayık topladığını, her gece kırk kadınla işret ve saz meclisi kurduğunu, yüz on beş çocuk doğurttuğunu biliyordu. Avrat pazarını kurarken işte bu bilgiyi esas tutuyor, o dedesinden daha çok kadına sahip olmak ve yine ondan fazla çocuk doğurtmak istiyordu. (Kösem Sultan)
- “Bana öyle geliyor ki bunlar (Türk Kadınları), süslenmek için elmas zümrüt takınmıyor. Belki o taşları –üzerinde taşımakla- süslenmiş, kıymetlendirmiş oluyorlar. Çünkü her Türk kadını paha biçilmez bir pırlantadır.” Leydi MONTEGU (İngiliz) (Tarihte Türkler İçin Söylenmiş Büyük Sözler)
- “Hiç şüphesiz ki, ahlak bakımından Türk siyasetiyle medeni hayatı bütün cihana örnek olabilecek vaziyettedir.” Les Voyages Du Dicur Duloir (Tarihte Türkler İçin Söylenmiş Büyük Sözler)
- Deli İbrahim'in kanını taşıyarak yetişen padişahlar Türk yurdunu ve Türk milletini felaketten felakete sürükledi. (Kösem Sultan)
- Türk kadınlarının en büyük süsü, Türk oluşlarıdır. Bana öyle geliyor ki onlar süslenmek için elmas veya zümrüt takmıyorlar. Çünkü her Türk kadını canlı bir inci ve paha biçilemez bir pırlantadır. ~Lady Montague (Tarihte Türkler İçin Söylenmiş Büyük Sözler)
- İstanbul, Türk olalı beri, Tanrı'nın beğendiği yerlerden biri olmuştur. Orada şimdi hava, Biraz cennet kokusu taşır. Şu, enikonu kevserleşir.. (Safiye Sultan)
- İçkisiz saz, tuzsuz aşa benziyor. (Topal Kasırga)
- Sevilmeden sevmek neye yarar ki ? (Topal Kasırga)
- Kadın yüzüne inen bir sille, bülbül boğazına sarılan pençe gibi haindir. Bunu ya çocuklar, ya hayvanlar yapar. (Topal Kasırga)
- İlk ve orta zamanlarda birçok panikler, karışıklıklar yaratmış olan bu dedikodu cereyanlarının temeli yine cehaletti. Cahil kütleler, kendi hayatlarının hâkimi ve sahibi değillerdi. Duygularını başkalarının duygularıyla ayar ederlerdi. (Rumeli'nin Fethi)
- Beşeri ihtiraslar, aldatıcı renklerden tecrit olunarak layıkiyle tahlil olunsa, onların hep bir kaynaktan doğduğu neticesine varılır. Para hırsı, şöhret hırsı, ikbal hırsı, hatta bilgi hırsı güzellikten azami mikyasta istifade etmek hırsının çocuklarıdır. İnsanlar, para kazanmak için - iyi ve kötü - her vasıtaya başvururlar, birçok çukurlara girip çıkarlar. Bu zahmetin, bu didinmenin gayesi altından mezar yapmak değildir, güzelliklerden para kuvvetiyle müstefit olmaktır. (Cem Sultan)
- İki büyük Türk hükümdarın birbirlerini yok etmeye çalışması acıklı bir şeydir. Eğer onlar uzun bir münakaşa devresi geçirdikten sonra karşı karşıya gelip te çarpışmasalardı, dost geçinselerdi, dil ve din birliğinin emrettiği kardeşlik vazifelerini anlasalırdı, tarihin seyri başka olurdu. Evet. İki Türk hükümdar boğaz boğaza gelmeselerdi, İstanbul'un Türkleşmesi yarım asır evvel vaki olacaktı ve Fatih'in orduları Anadoluda değil, Macaristan'da, Almanya'da dolaşacaktı. (Topal Kasırga)
- "Sizde bunun hakkını unutmayın dedi kılıç olmasa tespihin sesini ancak çekenler duyar derviş." (Fatih İstanbul'da)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin