Kitap Künyesi
Yazar: Colette
Çevirmen: Azra Erhat
Orijinal Adı: La Chatte
Yayın Evi: Can Yayınları
İSBN: 9789755102856
Sayfa Sayısı: 128
--reklam--
Dişi Kedi Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Dişi Kedi, bir genç erkek, bir genç kadın ve bir dişi kedi üçgeninde kıskanmanın özel dünyasını bütün derinlik ve çıplaklığıyla ele alır. Alain'in nişanlısı Camille'in genç erkeğin dişi kedisi Saha'nın varlığından beklenmedik bir rakip keşfetmesi; Alain'in Camille'in karşısında Saha'nın Alain'i dişice kıskanması sonunda roman trajik boyutlara ulaşır.
--reklam--
Dişi Kedi Alıntıları - Sözleri
- "Eve getirdiğim yalnızca minik bir yavru kedi değildi ki. Aynı zamanda kedilere özgü soylu tavırdı, sınırsız fedakârlığı, görgüsü, soylu insanlarla olan benzerliğiydi..."
- "Küçük bir aslan ister misin, yavru bir timsah, şöyle elli yaşlarında falan? Olmaz mı?”
- "Senden sonra rastgele birinin olurum, bir ya da birçok kadının. Ama hiçbir zaman başka bir kediyi sevmem... "
- "Neyim var benim? Bir şey yapacaktım ama neydi?.. Haa evet, ağlamak istiyordum..."
- Bu kadar uzak, bu kadar yalnız ve bu kadar mutsuz olmalarına hayret ederlerdi.
- Benim biraz... biraz yalnızlığa, dinlenmeye ihtiyacım var... Artık dayanamadığımı sizden saklayacak değilim.
- Akıl sır erdiremeyeceği kadar rahat bir şekilde kaçıyordu. Olduğu yerde kendi içine doğru bir kaçıştı bu. Çünkü kaçış onun için artık basamakları ikişer ikişer inilen bir merdiven, kapısı çarpılarak kapatılan bir taksi ve kısa bir mektup anlamına gelmiyordu.
- Verdiği bir sözün altında ezilen, her şeyden bıkmış insanlar gibi böylesine uysal ve sabırlı görmekten de üzüntü duyuyordu.
- Hayatta kalacak kadar yiyor, o renkli sesini ve merakını kaybediyor, uzun bekleyişleri hepsine tercih ediyordu.
- Sessizlikten başka hiçbir şey arzulamıyordu…
--reklam--
Dişi Kedi İncelemesi - Şahsi Yorumlar
"Senden sonra kim isterse onun olurum kuşkusuz...Tek bir kadının ya da kadınların...Ama asla başka bir kedinin değil." *! Bu sözün sahibesi Alain kedisi'ni bağlılık derecesinde çok seviyor.Öyleki sevdiğini sandığı eşi Camille ile de aralarına giriyor sevimli kedicik.Yeni evli bu çiftimiz birlikte yaşamaya başladıkları süre içerisinde Alain kedisindeki büyük değişimi fark eder. Kedisi Saha hastalanır bu süreçte.Alain'da dayanamayak onu yaşadıkları eve getirir.Ne var ki eşi bu durumu bir türlü kabullenemez ve kediye kıskançlık beslemektedir.Haliyle de olanlar oluverir.İki dişi kedi bir evde yaşar mı? ** Kitabın konusu çok bilindikti hatta bana tanizaki'nin kedili bir kitabını anımsattı.Orada da kedisine aşırı düşkün bir adam vardı. Olayların kurgulanışını çok samimi ve çok gerçekçi buldum ben.Bir kedi sever olarakta kitabı benimsedim.Yazarın anlatımı akıcı ve merak uyandırıcı bir taraftanda düşündürücü bir hikaye. ** Kitaptaki kedi'nin aslında ben diğer kadını temsil ettiğini ve bir erkeğin de sadakatinin ne kadar da genel geçer olduğunu düşündüm. Sevgimizden ne kadar eminiz ve birlikte olduğumuz,hayatımızı bölüştüğümüz insanları aslında ne kadar tanıyoruz. Bu derece sadakatsizliği doğru bulmasakta,bu derece kıskançlığı da doğru bulmayabiliriz.Tavsiye ederim ben keyifle okudum..Herkese günaydın.Mutlu haftalar.. . . . #dişikedi #colette selyayincilik #selyayincilik #kitapyorumu #okudumbitti #tavsiyekitap (Ayşen demirci)
'Erotik Militan' Colette ya da Onun Kadın Egemen Dikey Dünyası: ___Güçlü bir kadın yazar imgesiyle karşı karşıyayız değil, bilakis yaşamın her alanında bireysel varoluşunun yanında , hemcinslerini de kendi varoluş öyküsü içerisine kristalize bir şekilde katan bir kadının, çok ama çok güçlü bir varoluş gerçekliğiyle karşı karşıyayız. Kaldı ki sadece hemcinslerini kuyruğuna takan bir edebi yaşam naifliğinden değil, ötekiliğe ilişkin ne kadar özne varsa, sınırsız bir biçimde sevgili Colette’in yürek muhtevasında mevcutluğundan bahsedebiliriz. Bu mevcutluğun içerisine elbette hayvanlar da dahil, ki bu kitabında (Dişi Kedi) Saha adlı kediyi, adeta bir insan mertebesinde beden diliyle novellasına dahil edip konuşturan Colette, sıradışı bir fabl denemiş gibidir de... ___Colette’in yaşam çizgisine baktığımızda; Fransa’nın küçümen bir taşra kasabasında doğduğu bilgisine ulaşıyoruz, babası eski bir deniz subayı, annesi ise ( Colette'e daha yakın bir kadın gerçekliğiyle) bütün kasabının dilinde dolaşan dönemin toplumuna göre sıradışı bir kadın kimliği taşıyormuş. Colette yirmi yaşına kadar olan genç kızlık dönemini annesiyle birlikte geçirmiş. Yirmi yaşında da, yazar ve eleştirmen olan Henri Gauthier Villars ile evlenmiş ve birlikte Paris’e taşınmışlar. O dönem bir süre dergilere serbest yazar olarak , daha doğrusu eşinin ismiyle eserler göndermiş ve daha sonra bütün bu birikimleri birleştirip meydana getirdiği kitabı, ( Claudine, 1900/1903) eşinin adıyla yayımlamış. Buraya kadar; tabiri caizse silik, ergen genç kızlık ve toyluk döneminin ve bittabi eşinin gölgesi altında sakil bir karakter olarak görüyoruz Colette’i. Dahası eşi olan bu adam, Henri, Colette’in yazdıkları, kendi adıyla hatırı sayılır bir başarı kazanınca, Colette’i bir odaya kapatıp, altın yumurtlayan tavuk muamelesine tabi tutmuş ve yazmağa zorlamış. Tabii Colette ısmarlama ve zoraki bir yazma serüveninden ne kadar hoşnut olabilirse o kadar hoşnut olmuş ve bir süre sonra (1906) kocasından boşanmış. O kadar çok yönlü bir kadın ki, uzun yıllar Paris müzikhollerinde kaldırım çiçeğivari şarkıcılık yapmış. Bir yandan da yazma serüveniyle organik bağını hiç koparmamış.Şarkıcılık dönemi yıllarında birtakım skandallara karışmış, sıradışı bir kadın imgesiyle hemcinsleri de dahil birçok ilişki yaşamış o dönemde. Anlayacağız dik ve mağrur bir kadın Colette, yaşamak istediklerini yaşıyor, hazzın doruklarında, arzu rüzgarı nereden eserse pusulasını oraya çeviriyor.Ve nihayet biraz durulup, De Jouvenel adlı bir adamla evlenip bir kız çocuğu dünyaya getiriyor. Elbette bu ilişki de yürümüyor, bu daha Colette kaynaklı değil, çünkü eşi onu aldatıyor ve Colette de büyük bir intikam hırsıyla, eşinini ilk evliliğinden olan oğlunu baştan çıkararak içindeki intikam ateşini söndürüyor.Ayrıca bu olaydan esinlenip, Cicim adlı kitabını yazdığı dedikoduları bulunuyor bazı kaynaklarda. Çok daha sonra, Concort Akademisi’ne dahil edilen ilk kadın yazar oluyor.1944 yılında Gigi adlı romanı ise beyaz perdeye uyarlanıp , Broadway müzikalinde gösteriliyor ve eserin filmi de 9 dalda Oscar ödülü kazanıyor. Buna Colette’in nirvanası diyebiliriz elbette. Romanların yanısıra şiir ve resimle de ilgileniyor. Üçüncü evliliğini Yahudi bir işadamı olan Maurice Goudaket ile yapıyor.Almanya –Fransa savaşı patlak verince kocasıyla birlikte saklanmak zorunda kalıyor.Colette için çok kötü yıllar bu yıllar elbette, üstelik talihsiz bir kaza geçirip, kaval kemiğine kazara saplanan bir broş yüzünden ölümüne dek acılar çekiyor ama dönemine ve kendine rağmen yine de uzun yaşayıp,çalkantılı ve kendini gerçekleştirme yolunda, hem hemcinslerine, hem de ötekilere ilişkin harikulade bir edebi ve yaşamsal miras bırakıp 1954 yılında, 81 yaşındayken Paris’de yaşamını yitiriyor. Dönemin kilisesi Colette için tören yapmayı reddediyor ama bir devlet töreniyle uğurlanmaya da layık görülüyor Colette. ___Colette’in varoluş serüvenindeki kadın imgesi, gücünü, günümüz feminen bakış açısı gibi daha çok erkeğe öykünen, ‘’erkeksi ve güçlü ‘’ bir tanımlamadan değil, bilakis kadının yine kadınlığından ileri gelen bir güçten alıyor.Hem naif ve kırılgan, hem de yeri geldiğinde, bu yönünü de bir çeşit ( na- arabesk)duygusal bir savaş silahı gibi kullanıp ,muazzam bir enerjiye dönüştürüyor. Dik durmanın dik alası diyebiliriz Colette için. Dahası, kadınlar için de tarihsel bir edebi ve yaşamsal ikon olarak, eşsiz bir kadın anti-tezi diyebiliriz. ___Bir flashback yapıp, girişte bir nebze kısaca bahsettiğimiz Dişi Kedi kitabına dönecek olursak; Colette bu kitabında, kadın erkek ilişkisi bağlamında, kıskançlığın gelebileceği son boyutu öyle derin bir betimleme içerisinde ortaya koymuş ki, kitapta söz konusu olan çift arasındaki iletişimin, bir kedinin sessiz ve başına buyruk yaşamı ve ona eşlerden birinin duyduğu yoğun sevginin sonucu olarak, ilişkilerin nasıl bir kırılma noktasına gelebileceği, kıskançlığın bir hastalıktan daha fazla emare taşıyayabileceği gerçeğiyle yüzleşiyoruz. Ayrıca hayvanların da en az bir insan mertebesinde sevgiye layık oldukları ve onlara ait değerin de teslim edilmesi gerektiğini anlıyoruz. Bunların ötesinde de, sevgide denge ve konuşarak iletişme gerçeğini de bize bir alt metin olarak armağan etmesi Colette’in, şaşırılmayacak şey doğrusu. Çünkü inanılmaz naif ve kristal bir bakışa sahip Colette.Kaçırmayın bu kitabı.Keyifli okumalar dilerim... (DaDa)
"Bir kedi sadece bir kedidir. Ama Saha, Saha'dır.": Alain evinde, kedisini rahat ettimek istiyordu. Saha'yı hiçbir zaman yirmi beş metrekarelik bir alana tutsak durumda sıkışmış, günün her saatinde ortalıkta dolaşırken ve kedice düşüncelerine dalmak, gölgede yalnız kalma hevesini dindirmek için, oturma odasına gelişigüzel serpiştirilmiş dev koltukların altına, minnacık Hole ya da aynayla gizlenmiş duvar dolaplarından birine sığınmak zorunda kalırken görmemişti. Ama Saha her türlü güçlüğü yenmek istiyordu. Düzensiz yemek, yatma ve kalkma saatlerine uydu, gece meskeni olarak banyoyu ve havlu ile örtülü bir tabureyi seçti ve Çeyrek Teker'i tiksinti ya da yabancılık göstermeden keşfe koyuldu. Hatta mutfakta "mini mini"yi çiğ ciğer yemeye çağıran Madam Buque'ün saçmalıklarını bile sabırla dinledi. Alain ile Camille dışarı çıktıkları zaman, baş döndürücü taraçanın duvarına yerleşerek hava boşluklarını incelemeye, aşağılarda uçuşan kırlangıç ve serçelerin sırtlarını sakin bir bakışla izlemeye koyuldu. Altındaki dokuz katlı uçuruma hiç aldırış etmemesi, duvarın üstündeyken uzun uzun yalanmayı bir alışkanlık haline getirmesi Camille'yi çileden çıkarıyordu. Alain'e "İndir, indir şunu!" diye bağırıyor. "Başımı döndürüyor, ödümü koparıyor!" Alain bilgiçlikle gülümsüyor, yaşama ve beslenme zevkine kavuşan kedisine hayran hayran bakıyordu..." İşte karşınızda Alain'in vazgeçilmezi Dişi Kedi Saha.. Kitaptan bir bölüm olan bu uzun girişi yapmak zorundaydım. Çünkü Colette demek kedilerle uzun bir yaşam demek ve Colette'yi "tanıyanlar" için muazzam bir kitaptır Dişi Kedi. Kedilere olan düşkünlük sıralamasında yazarlar arasında en üstlerde yer alan biridir Colette. Yazarın hayatını bilmediğimiz vakit bir hayvanın, bir betimlemenin, bir sözcüğün ifade etmek isteği duyguyu anlamlandıramayız. Lisede bir edebiyat hocam da buna yakın bir şey söylerdi "herkes Sait Faik okur ama herkes Mahalle Kahvesi'nde anlatılmak istenilene erişemez" çoğu kişi arka planda yatan düşüncelerden, yaşantılardan habersiz bir şekilde okumak için okur bir eseri derdi bize. Halbuki bir kelime bile o yazarın en vurucu yönünü aktarabilir bize lakin o yazarı tanıyabilirsek.. Benim yazdığım bu satırlardan önce kitaba iki inceleme yazılmış. Buraya kadar okuyanlar lütfen iki incelemeye göz atıp geri dönsün. Bir yazarı az tanıyan ve daha fazla tanıyan iki insanın arasındaki yorumlama farkını anlamlandırmak için önemli bir durum bu. İlk incelemeye sahip kişinin daha içten ifadelerle kitabı yorumladığını göreceğiz çünkü öncesinde Colette'yi okumuş Avare Kadın'ını da yorumlamıştır. Zaten Avare Kadın'ı okuduktan sonra Colette üzerine konuşmamak elde değil sanırım... Kitap kurgusunun karakterlerinden birinin bir hayvan olduğu kitaplar vardır. Lakin ben betimlemelerinde benzerlik kurduğum ve epey bir süre önce okumuş olmama rağmen çağrışım yaptığım kitaplardan biri Thomas Mann'ın Efendi ile Köpeği kitabı oldu. Mann kitabında av köpeği kırması Bauschan ve sahibinin hikayesini anlatıyor. Derin gözlemeler içeren bir kitap olarak aklımda kalmıştı. Bauschan'ı anlatan bir ifadeye bakalım. "Şakalaşmanın etkisiyle ağzının kenarının hayvanlara özgü çökük yanağına doğru seğirdiğini, siyahımsı yüzünde insan gülüşünün fizyonomik bir ifadesinin ya da sadece bu ifadenin belli belirsiz, çarpık ve melankolik bir yansımasının belirdiğini, sonra tekrar yok olarak yerini korku ve mahcubiyet ibarelerine bıraktığını ve yeniden zorla ortaya çıktığını görmek içimi cız ettirir..." Şimdi de Saha'nın olduğu bir bölüme daha bakalım. "İyi, ama bir kedi kemiği yanda sert bir et parçasını cilalı bir yerde yiyemez ki! Kedi tabağından kemiği alıp da yemeden önce halının üzerine dayadı mı, pis olduğunu söylerler. Oysa kedi avını yırtar ya da parçalarken, pençesi altında tutmak zorundadır, bunu da toprağın ya da halının üstünde yapabilir. Ama kimse bilmez işte... Harika bir gözlem yeteneği olan yazarlar bunlar. Son olarak Woolf'un Flush eserinde bir köpeğin bakış açısından bize sunduğu izlenimlerinden bir kısmını paylaşarak Dişi Kedi eserine dönmekk istiyorum. "Flush düşmanını öldürmek için iki kere elinden geleni yapmıştı- ikisinde de başarısızlığa uğramıştı. Peki neden başarısızlığa uğramıştı, bunu soruyordu kendi kendine. Çünkü Miss Barrett’i seviyordu. O öyle en hiddetli ve suskun haliyle divana uzanmış yatarken, kaşlarının altından onu seyreden Flush, onu sonsuza kadar seveceğini anladı. Hiçbir şey öyle basit değildir, işin içinde iş vardır. Mr. Browning’i ısırdı mı onu da ısırmış oluyordu. Nefret nefret değildir; nefret aynı zamanda aşktır da." Colette'nin bu kitabında kedisine çok bağlı olan Alain'in evlilik arifesinde olduğunu görüyoruz. Yalnız hayatında bir dişi daha var ve o kedisi Saha. İki dişinin Alain üzerindeki hakimiyet mücadelesinin trajik sonuçlarını okuyacağız satır aralarında... Ben ilk on sayfayı okuduktan sonra kitabın sonunda neler olacağını ve kurgunun tahmini olarak nasıl devam edeceğini biliyordum. Çünkü Colette varsa bir yerde ve geçmişinde erkek eşleri tarafından ihanete uğrayan bir Colette'nin kedilerle uzun zaman yaşadığını biliyorsanız kitabında Kedi'nin istediği olacağını tahmin edersiniz. Çünkü Colette bu kitabını eşinden ayrıldıktan, sonraki yıllarda yazmıştır. Ve Avare Kadın'dan sonra da kaleme aldığı bir eserdir. Colette yazarlık unvanını evlilik yıllarında eşine rehin bırakmak zorunda kalan mahpus bir kadındır. İlerleyen zamanlarda eşcinsel ilişkide olduğu sevgilsi ona Fransa'da yazar olarak ismini eşine kullandırtmaya bir son vermesi gerektiğini ima edecek ve Colette eve dönüp eşine rest çekecekti... Kitaplarıma kendi adımı vereceğim diye... Bu sahne biyografisini işleyen filmde trajik bir sahnedir onu da izlemenizi öneririm. Satış rekorları kıran Claudine serisinin telif hakkını eşi basit bir miktara satmıştı. Colette böyle bir isyanla kendi kimliğine doğru en büyük adımı atacaktı.. "Claudine" bendim sen benim çocukluğumu, düşüncelerimi, anılarımı yok ettin. Claudine sana kölelik ettiğim yıllardı, ruh hallerimdi... Claudine benim çocuğumdu sen o çocuğu öldürdün Claudine artık yok Claudine öldü..." Artık yeni bir Colette'nin doğuşu başlayacaktır. Kendi parasını muzikhollerde kazanan, hiçbir toplumsal baskıya aldırmadan cesur bir şekilde hemcinsleri ile olan ilişkilerine ve işlerine devam eden bir Colette çıkacak karşımıza. "Şimdi beni başka işler, başka gaileler bekliyor: en başta geçinmek, jestlerimi, danslarımı, sesimi para ile değişmek mecburiyeti var..." Avare Kadın, Colette Böyle diyecek Avare Kadın'da. Ve hayatının ikinci bölümünü oluşturan eşinden sonraki hayatında kısa süreli ikinci evliliği hariç ona eşlik eden hemcinsleri ve kedileri olmuştur. Hayatının bir bölümünü de kedilerle iç içe geçirdi. İşte bu kitapta Alain'in aklı kitabın başından beri kedisi Saha'dadır. Ve kedisiyle olan düzeninin yeni gelen kadın ile bozulacağı endişesini aktarıyor ilk bölümlerde. "Küçük pumacığım! ..Sevgili kedim! ..Doruklar güzeli! .."Nasıl yaşayacaksın, birbirimizden ayrılırsak?"" İster misin, ikimiz de tarikata girip keşiş olalım?"" İster misin... Ne bileyim...” Evlenmeden önce böyle dediği Saha'ya evlendikten sonraki ayrılık zamanlarının ise şöyle diyecek. "Saha açlıktan ölmeyecek kadar yemek yiyor değişik anlamlarda miyavlamıyor, nazlanmıyordu.. sanki uzun bir beklemeye dalmış gibiydi. “Parmaklıkların arkasında bekliyor gene... Beni .. bekliyor.” Metin boyunca Saha'nın ruh hallerine göre davranışları şekillenen bir Alain görüyoruz. "Dişi Kedi" geçmiş yaşantılarındaki gibi tekrar aldatılmaya dayanamayacak kendi yalnızlığında kaybolmayı seçecekti lakin Alain eşiyle birlikte olduğu vakitlerde bile aklı ilk göz ağrısında olacaktır... "Bir an bilinçsizce Camille'i Saha sanarak tırnaklarını yavaş yavaş karnının üstünde gezdirerek okşadı.. Genç kadın bir hayret çığlığıyla kollarını gerdi, bir eliyle Alain'e bir tokat indirdi.." Alain'in eşi Camille fiziki çekiciliği olan, gezmeyi ve eğlenmeyi seven bir tiptir. Lakin eşinin sürekli kedisi için kaygı duyması üzerine Saha'yı kendine rakip olarak görecek derin kıskançlık krizlerine kapılacaktır. Hatta son bölümlerde bu "uç" kıskançlık örneği şöyle yansıyacak onun sözleriyle: “Bir kadını kıskançlıkla öldürseydim, veya öldürmeye teşebbüs etseydim beni affederdin herhalde. Ama kedine, dişi kedine dokunduğum içindir ki hesabım görülmüştür.” Alain'de finalde şu sözlerle Saha'ya bağlılığını ifade edecektir. "Senden sonra rastgele birinin olurum, bir ya da birçok kadının. " Ama hiçbir zaman başka bir kediyi sevmem...” Colette eserlerine kendinden çok şey katan aykırı bir kadındır. Dişi kedinin Colette için ne anlam ifade ettiğini de onu tanıyınca anlamladırmak daha kolay olacaktır. Fransız kadınlarının aydınlanma hareketi için öncü bir kişidir. Gerek günlük hayatında yıktığı toplumsal kalıplar gerekse eserlerinde yer alan güçlü kadın karakterleriyle kendi zamanında toplumdan almak istediği intikamı sonuna kadar alan güçlü bir kadındır. O yüzden Colette sürü dışında kalan bir kadın yazardır. Ben burada ne kadar yazarsam yazayım benim ona olan ilgim ve düşüncelerim onun kadına özgü o hassas ruhunu aktarmak için yetersiz kalacaktır. Ama en azından onun üzerine bir şeyler yazma görevim varsa yerine getirilmiş olacaktır. Sürünün içindeki insanlar edebi değeri olmayan binlerce eser için binlerce yazı kaleme alıyor. Ben, sen, o Colette ve onun gibi değerler için yazmış olalım en azından. Kendimize saklamak istediğimiz yazarlar ve eserleri paylaşmaktan çekinmeyelim o yüzden, onları gerçekten ihtiyacı olanlar haricinde kimse anlayamayacaktır buna yürekten inanıyorum. En çok satan, En çok okunan, en çok basılan reyonlarının algısını kırabilmek lazım. En çok satılan kitaplardan bazıları bize en çok uzak olanlardır. Lakin hakimiyeti altına girdiğimiz o okutma algısı yüzünden bu uzaklıklardan bihaber aylar ve yıllar geçirecek çoğu insan, bunun farkına vardığı zamanda da epey bir gecikmiş olacaktır. Telafi etmek için de dört elle sarılacaklar kıyıda, köşede kalanlara lakin o zaman onlar sahip çıkmayacaktır bu insanlara. "Öyle ya, ne bileceksiniz... Zaten siz bilmemek, görmemek için yaratılmışsınız! Bana gelince bir şeyler bilmez, bir şeyler görmez oluyorsunuz! Beni görmeden bakıyor, tepemden gülüyor, yanıbaşımda konuşuyorsunuz! Ben de görmediğinizi görmemezlikten geliyorum. Ne fena şey! Hani ya size de, bana da öyle yakışıyor ki!" Colette, Avare Kadın (Adem Yüce)
--reklam--
Dişi Kedi PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Colette - Dişi Kedi kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Dişi Kedi PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Colette Kimdir?
Askeriyede yüzbaşıyken yaralanan ve bu nedenle küçük bir memurluk görevine getirilen bir babanın kızı olarak doğan Gabrielle Sidonie Colette, Burgundian kasabasında, Saint-Sauveur-en Puisaye'de doğdu. Çocukluk ve genç kızlık yıllarını taşrada geçirdi. 20 yaşına geldiğinde kendisinden 15 yaş büyük olan yazar ve eleştirmen Henri Gauthier-Villars ile evlendi. Bir süre serbest yazar olarak çeşitli dergilere yazılar gönderen Colette, Belçika Akademisi ile Acaremie Goncourt üyesi oldu.
1906 yılına gelindiğinde Gabrielle Sidonie Colette, dul bir kadındı. Paris müzikollerine ve Moulin Rouge'a girdi. Başarısız bir yazar olan ilk kocası Henri Gauthier-Villars yönetiminde özyaşamsal çizgiler taşıyan ve çok sevilen "Claudine" romanlarını kaleme almaya başladı. 1900'lü yılların başında "Claudine Okulda", "Claudine Paris'te", "Claudine Evli", "Claudine Gidiyor" adlı kitapları çıkardı. Sözü edilen bu kitaplarda yaşamı tanımaya çalışan akıllı bir kadının çocukluğunu, gençliğini ve evliliğini anlatır. Dört kitabında ortak kahramanı olan Claudine'ın, özgürlüğünü kazanmaya çabaları burjuva toplumu fazla irdelemeden erotik bir sonla noktalanır. Yazdıklarıyla kendi yaşamını temel olarak ortaya koyan Gabrielle Sidonie Colette, gerek "Claudine'ın Evi" gerekse "Sido" adlı romanlarında kendi çocukluğunu, yaşadığı memleketin özelliklerini ve annesini anlatır.
Yapıtlarında Paris müzikhol dünyasını da sık sık irdeleyen yazar, bu çevreyi olabildiğince açık bir dille konu etmekle birlikte toplumsal-eleştirel derinlik kazandıramaz. Genç bir teğmene duyduğu aşk nedeniyle kendi kişiliğini bulan revü şarkıcısı "Mitsou" ve zengin bir hayat kadını olan annesinin bir arkadaşıyla dostluk kuran üçkağıtçı "Cheri"nin yaşamını anlattığı romanlar, yazarın olaylar karşısındaki yüzeysel değerlendirmelerine ışık tutacak niteliktedir.
"Yeşil Başaklar" ve "Kediler" adlı romanlarında ise aşk ilişkilerini, özellikle de kadınların duygu dünyasını çevre ve yaşam koşulları içinde ince bir duyarlılıkla ele alan yazar 1954'te Paris'te yaşamını yitirmiştir.
--reklam--
Colette Kitapları - Eserleri
- Cicim
- Dişi Kedi
- Avare Kadın
- Caniko
- Claudine'in Evi
- Duygusal Sürgün
- Gigi
- Caniko'nun Sonu
- O Zevkler...
- Uzaktan
--reklam--
Colette Alıntıları - Sözleri
- Ama, sen benden bu kadar önce doğduğun için, ben seni diğer bütün kadınların üstünde sevdiğim için, iyi cezalandırıldık: işte, bitkinsin, ama sen kendini teselli etttin, ki bu kadarı da ayıptır, ben ise... (Caniko'nun Sonu)
- "Brague hana: -Yalnızlığı sevdiğin için, böyle yalnız yaşıyorsun, değil mi? diyor. Elbette seviyorum, hatta -kısacası- yalnız yaşamak istiyorum. Ama, şu var ki... Bazı günler yalnızlık, benim yaşımda bir kadını, hürriyetten sarhoş eden keskin bir şarap oluyor, bazı günler acı bir kuvvet ilacı, bazı günlerde insana kafasını duvardan duvara çarpmak arzusunu veren bir zehir." (Avare Kadın)
- “ Memnun olmadın mı ? Sen nasıl olmasını isterdin ? Kederimi gizlemek için geri dönmemi mi ? Zayıflamamı mı ? Saçlarımı boyamaktan vazgeçmemi mi ?Yataklara düşmemi mi ? (Cicim)
- Ahlak nereyi bulsa orada kendine yuva yaparmış. (Caniko'nun Sonu)
- Bugünümü seviyorum. Dün sahip olduğumdan utanmıyorum, artık sahip olmadığımla kederlenmiyorum. (Caniko'nun Sonu)
- ...Daha sonra anlıyacaksın, tâ mezara kadar insan her an ihtiyarladığını unutuyor... (Claudine'in Evi)
- Ne tuhaf, bu insanlar bir ömür boyunca hep aynı şeyi yapmaktan bıkmıyorlar! (Cicim)
- Edmée'nin Caniko'yu seyredişi, kimseye yar olmayacak bakireye göz dikmiş, kıskanç ve uslanmış aşığın rahatlamış seyredişiydi. (Caniko'nun Sonu)
- Sergiden yalnız bir kedicik almış değilim, onunla kediliğin asaletini, hudutsuz cömertliğini, adabı muaşeretini, seçkin insanlarla olan karabetini getirmiştim eve. (Cicim)
- ...Kitaplar, kitaplar, kitaplar... Çok okuduğumdan değil, hep aynı kitapları tekrar tekrar okurdum. Fakat hepsi de bana lâzımdı. Mevcudiyetleri, kokuları, isimlerinin harfleri derilerinin pütürü... En kapalıları benim için en kıymetli olanları değil miydi??? (Claudine'in Evi)
- “-Senden sonra rasgele birinin olurum, veya bir çok kadınların. Ama hiçbir zaman başka bir kediyi sevmem.” (Cicim)
- Kadınlar, belirgin şehvetten daha büyük bir hazza, erkek yakınlığına, erkeğe dokunmaya, onun güç veren kokusuyla sıcaklığına kendilerini kaptırmış; parçalanmadan dönmüş bir erkeğin avına dönüşmenin, onun kollarında uyku kadar mahrem bir ritme itaat etmenin verdiği tepeden tırnağa güvene teslim olmuş... (Caniko'nun Sonu)
- “ Cicim artık güçlü kuvvetliydi, on dokuz yaşında olmakla gurur duyuyordu ; sofrada neşeli , yatakta sabırsızdı ; ser verip sır vermiyor ,kibar bir fahişe gibi gizemini koruyordu. “ (Cicim)
- Koşup nefes nefese kalmış çocuklar gibi , her kelimeden sonra duraklıyarak hızlı hızlı konuşuyordu . (Gigi)
- ...Gözlerinde okuduğum şeyin korku olmadığına katiyetle yemin ederim. Bu kesin anda, 1tercih yaptı, barışı, dostluğu, samimi anlaşmayı seçti, yattı... (Claudine'in Evi)
- Onu unutmuş muyum, bilmek isterdim. Ama nedir unutmak. (Caniko'nun Sonu)
- "Yalnızlık, evet. Ondan, insanı öldürebilen bir ilaçtan korkarcasına korktum. Sonra, farkına vardım ki... Ben zaten yalnız yaşıyormuşum. Çoktanberi, ta çocukluğumdan beri buna alışmıştım." (Avare Kadın)
- Genç olma zamanı ve daha az genç olma zamanı var. Bir de mutlu olma zamanı... Bunun farkına varmak için, sanıyor musunuz ki size ihtiyaç duydum? (Caniko'nun Sonu)
- Kötü kalpli olmaktan nasıl böyle hoşnut oluyorsunuz? (Cicim)
- ...Susuyor ve... Haydi, beni korkutan kelimeyi yazalım: düşünüyor. Yeni 1dert mi? Hiç düşünmediğim 1felâket mi??? (Claudine'in Evi)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin