Kitap Künyesi
Yazar: Anais Nin
Çevirmen: Püren Özgören
Orijinal Adı: The Four-Chambered Heart (Cities of the Interior #3)
Yayın Evi: Everest Yayınları
İSBN: 9789752892897
Sayfa Sayısı: 148
--reklam--
Dört Odalı Kalp Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Aşkın kimliğini yitirip bambaşka bir ilişki ve duygu durumuna dönüşmesinin şiirsel bir haritasını çizen Dört Odalı Kalp, "fedakarlık" kavramını bütün yönleriyle sorguluyor. Bunu yaparken de okuru en çetin fedakarlığın, aşkın yüzleriyle buluşturuyor. Dört Odalı Kalp'te Anais Nin, Ateş Merdivenleri ve Albatrosun Çocukları'ndan sonra aşkın, dostluğun, fedakarlığın ve mutlak yalnızlığın bambaşka boyutlarıyla yüzleşiyor. Dört Odalı Kalp, aşk denen duygunun anlaşılmazlığına inananlar için...
-"Erkek fiziksel korku nedir bilmezdi. O gerçeklerden korkardı; duygular ve fikirlerle yüzleşmekten, onları anlamaktan, çözümlemekten korkardı; fiziksel tehlikelerden asla. Djuna ise farkına varmak, özünü büyük sancılar pahasına dışa vurmak konusunda alabildiğine cesurken, duygusal ameliyatlara çoğu insandan daha büyük bir gözü peklikle girişirken, şiddet karşısında donup kalırdı."
Dört Odalı Kalp Alıntıları - Sözleri
- “Gizlediğimiz benliklerin başkalarına düşen gölgelerine aşık oluruz…”
- "Ben bir deniz kızı olmalıyım rango.Derinliğe karşı hiç bir korkum yok ama sığlıklar ödümü patlatıyor."
- “ben deniz kızı olmalıyım rango. derinliğe karşı hiç korkum yok ama sığlıklar ödümü patlatıyor.”
- Kaynaşabilmek, birbirinde eriyebilmek için, farklılıkları ortadan kaldırmak gerekiyordu.
- Geçmişi en iyi kovalayan, def eden şey, güçlü, canlı bir bugündür.
- Gizlediğimiz benliklerin, başkalarına düşen gölgelerine aşık oluruz.
- Aşk hiçbir zaman doğal nedenlerle ölmez. Ölür çünkü biz onun kaynağını beslemeyi bilmeyiz. Körlük ve hatalar ve ihanetler yüzünden ölür. Hastalıklardan, aldığı yaralardan ölür; bıkkınlıktan, bakımsızlıktan, susuzluktan, donukluktan ölür, ama asla doğal nedenlerle değil.
- ... zaman tıpkı nehir gibi yenilgilerin ve tutulmayan sözlerin acısını dindirecek.
- Her aşık, kendi aşkının katili olarak mahkemeye çıkarılmalıydı.
- Ne zaman anlamaktan, kavramaktan, değiştirmekten söz etsem, bir deprem kadar öfkeleniyorsun. Yazgının değiştirilebileceğine inanmıyorsun.
Dört Odalı Kalp İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Nin, İçsel Kentler Serisi adını verdiği biricik nehir romanının üçüncü sapağında bilinçaltının yükselen sularında kaybettikleri benliklerini zihninin kıvrımlarından kalbinin odalarına uzanan yolda aramaya devam eden kadınların hikâyelerini anlatmaya devam ediyor. Günlüklerinden damıttığı mürekkebiyle yarattığı kaleydoskopik anlatı nehri, gerçeklikle ve kurgu arasındaki belirsiz sınırlarda dolanan bir periferik anlatı biçimine göz kırpıyor. Nin, Dört Odalı Kalp'te İçsel Kentler'inin kendine en çok benzeyen renklerle boyadığı kadın karakteri Djuna'nın, serseri ruhlu Rango ve onun eşi sansasyonel dansçı Zora ile olan karmaşık ilişkilerini anlatırken de aslında kendi hayatında önemli izler bırakan iki figürü aynanın içinden geçiriyor: "Latin bohem" kültürü figürü Gonzalo Moré ile kültürlerarası dansçı Helba Huara. Bu prizmatik bakış açıları arasında kendine has bir kurgu türü yaratan Nin, okuruna her zamanki gibi ritmik bir üslup ve düz yazının müzikalliğini de sunmaya devam ediyor. Yaratısının tarihteki konumu da tam bu noktada belirginleşiyor: Nin, yalnızca D. H. Lawrence'lerin at koşturmasına izin verilen bir erotik tandanslı anlatı geleneğini kadın egemenliğinde yeniden oluşturuyor. Bunu yaparken patriyarkal erotikanın zirvesine yerleştirilmiş devrimci, saldırgan ve kibirli Byronik karakterlerin karşısında, üzerlerine yapıştırılan Femme Fatale'lik ve "kutsal" annelik etiketleri arasında seçim yapmak zorunda hissetmeyen "Lilithyan" kadın figürleri yaratarak edebiyat tarihinde kadının temsili meselesinde önemli bir kırılma noktası yaratıyor. Nin, kalıplara sığmayan gerçek kadınlara hayat veriyor; Seine alevler içinde yanarken Nuh'un Gemisi Djuna'nın Gemisi'ne dönüşüyor, bir gitar sesi geliyor uzaklardan, bir bale figürü tekrarlıyor, Pandora'nın kutusu ortalığa saçılıyor, tekne su alıyor. Kalbin odaları dünyaya açılıyor, İçsel Kentler Serisi akmaya devam ediyor. (Kubilay)
Anais Nin'in tüm romanlarında olduğu gibi Dört Odalı Kalp'te de aşkın karmaşıklığına duyulan bir gizli inanç söz konusudur. Djuna'nın sorgulamaları kadınca saflığın ya da duygulanmaların değil, hayata incelikli bir yerden bakan bir kahramanın düşüncelerini içerir. "İçsel Kentler" serisinin ilk iki romanı, Ateş Merdivenleri ve Albatrosun Çocukları da aynı duygularla örülüdür. (Celal Salik)
Yaşadıklarına sürekli bir anlam yükleme telaşesinde bulunan ve bu olası anlamı da en çok yaşayacağı olası bir aşka bağlayan; hayatın anlamının aşkta - gönül ilişkilerinde ve arzularda saklı olduğunu inanan, idealleştirilmiş hikaye kahramanımız Bayan Djuna; bu uğurda, hikayemizin diğer bir kahramanı, yakışıklı - yordamlı Rango ile masalsı bir aşk macerası planlanmaktadır. Ne var ki, Rango komplike kişiliğinin yanında hayatı da muhtelif komplikasyonlarla yığılıdır ve Djuna için bundan sonrası ardı arkası kesilmeyen iç hesaplaşmlar ve fedakarlıklarda bulunma durumlarıdır. Hikaye, böylece uzayıp gider... Hikayeyi sıradışı kılan ise yazarın soyut kavramlarla ortaya somut bir hikaye çıkartabilme yeteneğidir ve bu zevkli ve beğenilen edebi yeteneğini bu hikayenin her cümlesinde kullanmasıdır. Pek rastlanılmayan bu anlatım tekniğine sahip bu hikaye alabildiğince duygu yüklüdür. Finali de ilginçtir. Kuvvetle tavsiye olunur... İyi okumalar... (Black Garden)
Dört Odalı Kalp PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Anais Nin - Dört Odalı Kalp kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Dört Odalı Kalp PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Anais Nin Kimdir?
Anaïs Nin (21 Şubat 1903 14 Ocak 1977) İspanyol, Küba ve Danimarka kökenli Fransız yazar. Günlükleri ve erotik yazılarıyla tanınır. Günlükleri 11 yaşından başlayarak ölümüne kadar 60 yıldan uzun bir dönemi kapsar.
Uzun yıllar Anaïs Nin aynı anda iki kişiyle evli kalmıştır. Bir sanatçı ve bankacı olan ilk kocası Hugh Guiler ile 1923'de evlenmiştir. 1955 yılında Guiler ile evliliği sürerken evlendiği Rupert Pole ise bir orman memuruydu. Her iki adam da Nin'in ikili yaşantısından bihaberdi ve 1977'de Nin'in ölümüne kadar tanışmamışlardı. 1985 yılında Hugh Guiler'in ölümünden sonra Nin'in günlükleri Rupert Pole'un izniyle eksiksiz halleriyle yayımlanmıştır.
Yaşamı
Anaïs Nin Fransa'da doğdu. Anne ve babasının ayrılmasından sonra annesi Anaïs ve iki erkek kardeşini alarak New York'a taşındı. Yeni yetmelik döneminde okulu bıraktı ve manken olarak çalışmaya başladı.
1924 yılında kocası Hugh Parker Guiler ile Paris'e taşındı. Bu dönemde kendini yazıya verdi. D.H. Lawrence üzerine olan ilk kitabı da bu dönemde yayımlandı. 1939'da çift New York'a döndü.
Nin Kenneth Anger'in Inauguration of the Pleasure Dome (1954) adlı filminde Astarte olarak rol aldı. Ayrıca Maya Deren'in Ritual in Transfigured Time (1946) ve Guiler'in Ian Hugo ismiyle yönettiği Bells of Atlantis (1952) adlı filmlerde oynadı.
17 Mart 1955'de Rupert Pole ile ikinci evliliğini yaptı.
Genellikle ilham kaynağı olarak Djuna Barnes ve D. H. Lawrence'ı göstermiştir.
Günlükleri
Anaïs Nin en fazla günlükleri ile tanınır. On yıllara yayılan günlükleri birçok açıdan çarpıcıdır. Nin'in birçok önemli yazar, sanatçı ve psikanalist ile yakın ilişkisi vardı. Günlüklerinde bu kişileri alışılmadık bir derinlikle analiz eder.
Erotik anlatım
Anaïs Nin çoğu eleştirmen tarafından kadın erotik edebiyatının en iyi örneği olarak gösterilir. Erotizmi deşen ilk kadın yazarlardandı. Nin 1940'larda parasızlıktan sayfası bir dolardan olmak üzere Venüs Aşıkları'nı kaleme almıştı.
Anlatım tarzı dönemine göre fazlasıyla açık saçıktı. Günlüğünde babasıyla yaşadığı ensest ilişkiyi yazmıştır.
Nin dönemin birçok önde gelen edebiyatçısıyla arkadaştı. Hatta bazılarıyla sevgiliydi. Bunlardan bazıları Henry Miller, Antonin Artaud, Edmund Wilson, Gore Vidal, James Agee veLawrence Durrell'dir. Miller ile arkadaşlığı ve yaşadığ ilişki gerek kadın olarak, gerekse yazar olarak kendisini çok etkilemiştir. Her ne kadar günlüklerinde Miller'ın karısı June ile ilgili gördüğü cinsel bir rüyadan bahsetse de bu rüya hiçbir zaman gerçeğe dönüşmemiştir. Günlüğün ilerleyen kısımlarında Nin başka bir kadınla lezbiyen bir ilişkiye girdiğinden ama bu ilişkiden tatmin olmadığından bahseder.
Anaïs Nin 1977'de Kaliforniya'da Los Angeles'da ölmüştür. Cesedi yakılmış ve külleri Santa Monica Körfezi'ne savrulmuştur.
--reklam--
Anais Nin Kitapları - Eserleri
- Venüs Üçgeni
- Ateş Merdivenleri
- Albatrosun Çocukları
- Dört Odalı Kalp
- Henry ve June
- Aşk Evindeki Casus
- Minotor'u Kışkırtmak
- Yeni Duyarlılık: Kadına ve Erkeğe Dair
- Cam Fanusun Altında
- Elena
- Little Birds
- In Favour of the Sensitive Man
--reklam--
Anais Nin Alıntıları - Sözleri
- Kadın mısın erkek misin? Neden bu iki kızla beraber yaşıyorsun? Eğer erkeksen neden bir kız arkadaşın yok? Eğer kadınsan neden arada sıra bir erkekle birlikte olmuyorsun? (Venüs Üçgeni)
- Biz felsefeye, psikolojiye, sanata sığınmıyoruz, oraya kırılmış "ben"imizi onarmak, yeniden birleştirmek için gidiyoruz. (Yeni Duyarlılık: Kadına ve Erkeğe Dair)
- Kadının edilgenliği George'u baştan çıkarıyordu; ondan tepki almak için canını acıtmak istiyordu. (Elena)
- . Başka bir yerde yer aramaktan yoruldum. ... (Aşk Evindeki Casus)
- . Erken yaşta okuduğumuz, bilincimize işleyen ve iz bırakmadan kaybolan kitaplar vardır. Ve sonra bir gün, hayatımızın bazı özetlerinde ve deneyime yönelik tutumları ortaya koyduğumuzda, etkilerinin çok büyük olduğunu görüyoruz. ... (In Favour of the Sensitive Man)
- Babası firar ederek Djuna'nın özündeki bir hücreyi öldürmüş, acımasız bir dünyadaki bu ihanet, kızı hem bütün babalara düşman hem de hep babayı bekleyen birine dönüştürmüştü: Babasının, ona benzeyen erkekler kisvesinde, şiddet eylemini bir kez daha yinelemek üzere geri döneceği umudu, o ürkütücü beklenti hep sürmüştü. Babanın bazı niteliklerini taşıyan, bir başka deyişle, güç sahibi herhangi bir erkek gördüğü an Djuna'nın benliği korkuyla dikiliyordu; aynı oyun ister istemez, yeniden sahnelenecekmiş gibi: Tahakküm etmek, sevmek ve terk etmek; (Albatrosun Çocukları)
- Toplum içinde var olan yıkıcı eğilimleri kompoze eden sanatsal bir fantezi, demek ki böylece hayati önem bile kazanabiliyor. Ne var ki bunu, toplumun pratik ahlakı kabil etmek istemez. (Elena)
- Birini bir resimle ya da bir kitapla da öldürebilirsin. (Aşk Evindeki Casus)
- “Gizlediğimiz benliklerin başkalarına düşen gölgelerine aşık oluruz…” (Dört Odalı Kalp)
- Karanlıkta insanlar cesurdur, her türlü hayali kurmaya cesaret ederler. Ve her şeyi anlatmaya. (Ateş Merdivenleri)
- Ben düşen bir dansçıyım; daima bunalım tuzaklarına yakalanan, yüreğini de vücudunu da hemen her dönüşte sakatlayan, temposunu, hafifliğini kaybeden, grupların, müziğin, kusursuzluğun dışına düşen. Hep yanlış giden bir şeyler var. Düzeltmeme yardım edemeyeceğin bir şeyler... (Albatrosun Çocukları)
- Kazanmaya bu kadar odaklanmış biri, henüz aşık olmamış demektir! (Aşk Evindeki Casus)
- ''...gerçek doğana uygun bir şekilde, yüzde yüz doğal davranıncaya kadar da asla mutlu olamayacaksın'' (Henry ve June)
- Küçük şeyler mutlu ediyor bizi. (Henry ve June)
- Uyumu etkileyen benzerlikler değil, yaşamı zenginleştiren değişik unsurları birbirine kaynaştırma sanatıdır. (Yeni Duyarlılık: Kadına ve Erkeğe Dair)
- Her aşık, kendi aşkının katili olarak mahkemeye çıkarılmalıydı. (Dört Odalı Kalp)
- . Henüz sevmedin. Sen sadece sevmeye çalışıyorsun, sevmeye başlıyorsun. Tek başına güven aşk değildir, tek başına arzu aşk değildir, yanılsama aşk değildir, hayaller aşk değildir. Bütün bunlar sizi kendinizden çıkaran yollardı, doğru ve bu yüzden onların bir başkasına yol açtığını düşündünüz, ama diğerine asla ulaşamadınız. Sadece yoldaydın. ... (Aşk Evindeki Casus)
- . Şiddetli bir sessizliğiniz var, insan onun özlerle yüklü olduğunu hissediyor, bir kuyunun üzerine açılan bir tuzak gibi, dünyanın kendisinin gizli mırıltısını duyabileceğiniz tuhaf bir canlı sessizlik... ... (Cam Fanusun Altında)
- "Kişiliğimizin, ebeveynimize gösteremeyeceğimiz ne çok yönü var." (Albatrosun Çocukları)
- Devamlı şarkı söylüyorum, sonunda arabayı benim şarkılarım sürüyor sanki. (Henry ve June)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin