Kitap Künyesi

Yazar: Abdullah Ziya Kozanoğlu

Yayın Evi: Bilge Kültür Sanat

İSBN: 9789756316382

Sayfa Sayısı: 341

--reklam--

Hilal ve Haç Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Türk edebiyatında tarihi romancılığın en başarılı temsilcilerindendir. Eserlerinin çoğu onlarca baskı yapmış ve yüz binlerce okura ulaşmıştır. Romanlarını tarihten seçtiği kişiler ve onların çevresindeki olaylar üzerine kurduğu görülür. Çok rahat ve oldukça akıcı bir anlatımı sayesinde okuma alışkanlığını geliştirici eserleriyle Kozanoğlu,genç nesillere tarih şuuru da aşılamaktadır. Bunu "Amacım, Türk insanının kendisine güvenmesini, atalarıyla övünmesini, kendisini başarıcı görmesini sağlamaktadır." sözleriyle açıklamaktadır.

Daniel Pennac'ın okuyucuya tanıdığı haklardan Bovarizm (kitapla bütünleşme) hakkını kullanan Türk okuru Kozanoğlu'nun romanlarında zaman zaman uçsuz bucaksız ovalarda at sürecek, kıl çadırlarda yatacaktır. Anlatılan çağda çok kullanılan kelimeler eserlere adeta serpiştirilmiş, böylece hem eserin dili açıklığından bir şey kaybetmemiş hem de tarihi atmosfer başarıyla günümüze taşınmıştır.

"Bir roman yazmak için en azından yüz kitap okrum. Bilgisiz, yalnız hayal gücü ile roman yazılmaz" diyen Kozanoğlu, özellikle tarihi roman yazarlarına da çok önemli mesajlar veriyor.

(Tanıtım Bülteninden)

--reklam--

Hilal ve Haç Alıntıları - Sözleri

  • - Sana kim derler bezirgan? - Haron Leşit. - Anlamadım? - Haron Leşit. İsa'nın bu yoksul kullarına bir şeyler satar geçinirim. Adım çok tanınmıştır. - Yani zavallıları kazıklar, soyarsın.
  • - Biz bir şey sorunca öyle devedikeni yalamış sıpalar gibi sırıtıp kalmayın bre. Ne biçimde benim bayrağım? Attilâ'nın bayrağında ne vardı?
  • - Karakale'nin prensi Leopold, diye üçüncü soylu kişiyi tanıttı. Kadı Han, yüzünü ekşitti: - Adını ve şanını biliriz, dedi. Dük Leopold kaşlarını çattı: - Karakale'nin mi, yoksa kılıcımın mı şanını bilirsiniz? - Kale çevresinde ellerini, kollarını bağlayıp cellatlarınıza kazıklattığınız yedi bin yoksulun hikâyesini bilirim, Kazıklı Voyvoda.
  • Salâhaddin Eyyûbî gibi? - Evet, Sultan Salâhaddin de vezirlerinin düşüncelerini sorar, bilgilerine saygı gösterir.
  • - Bizde yenilenin "Oyuna geldim" diye yan çizmemesi için nasıl yenileceği kendisine peşin bildirilir.
  • - Müsaade ederseniz bu konuşmayı kısa kesmek için ben sorayım, siz cevap verin. Bu Haçlılar adı altında Kudüs'e saldırmak düşüncesi size nereden geldi? - Evet, önce ana düşünceyi ele alalım. Bu düşünce Papa İkinci Urben'in kafasında doğmuş ve olgunlaştırılarak plânlaştırılmış-tır.
  • Tarih bilmeden halk ve ordular idare edilmez. Milletlerini felâkete sürükleyen cahil başlardır.
  • - Tarih, yurdundan uzaklaşan her orduya bu sonu hazırlar. Tarihe saygı göstermeye karar vermiştik. Dördüncü felâket de bizim başımıza doğdu. Her an ölmek veya öldürmek için silâh elde bekliyoruz. Haçlılara karşı biz de İslâm birliğini kurmak zorunda kaldık. Evet bir mektup yazarı dahil, dört başlı bir felâket doğurdu.
  • - Bir Müslüman ile bir Hristiyan, İsa'ya ve onun emirlerine inanmayan ve İsa'nın merkadini kirleten bir kâfir ile bir Hristiyan nasıl anlaşır? - Anlaştı bile. - Kim? Benimle sen mi? - Hayır, Hristiyan Bizans imparatoru ile Müslüman Selçuklu hükümdarı müşterek Latin, Cermen ve Katolik tehlikelerine karşı birleştiler
  • Ah bu kadınlar, her halinizle tanrılara benzersiniz. Bir şeyin olmasını istediniz mi, olsun, der demez olacak sanırsınız.
  • - Büyük annemiz "Tembele iş buyur sana akıl öğretsin" derlerdi.
  • - Yerli büyücü olur mu? - Evet, siz de bilirsiniz ki, büyücülerin peygamberi Musa bile Suriyelidir.
  • - Siz yıkanır mısınız? - Evet, günde beş kere elimizi, yüzümüzü, ayaklarımızı, her gün bir kere de tekmil vücudumuzu... - Sizinki de fazla, Bana yıkanmayı ninem öğretti. Haçlı ordusuyla birlikte buraya gelmiş. Müslümanlardan öğrenmiş. - Akıllı kadınmış. Ama sen ninene çekmemişsin.
  • "Rab" İbranîcedir. Allah değil, hoca, öğretici anlamına gelir. Cahiller "Ya Rab" kelimesini "Ey Allah" diye tercüme ederler.
  • - Kur'an-ı Kerim Müslümanların İncil'i değil mi? - Hem evet, hem hayır. İndileri Havariler sonradan kendileri yazmış ya da yazdırmışlardır. Kur'an-ı Kerim, peygamberimizin kalbine doğrudan doğruya ilham olarak indirilmiş ve ağzından çıktığı gibi yazılmıştır. Kur'an'a göre İsa da, Musa da Muhammed gibi insanları Allah yanına davet eden birer resuldan ibarettir. Allah ne yalnız Hristiyanların, ne yalnız Yahudilerin Allah'ıdır. Allah bütün insanların Allah'ıdır.

--reklam--

Hilal ve Haç İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Selâmün Aleyküm Hoşuma giden bir kitaptı. Ama velakin fazlalıkla Hz. Isa göz önünde ama sanmayinki Efendimizin ismi geçmiyor çok şükür yazarımız en güzelinden anlatmaya çalışmış elline sağlık. Bir düşmanı dahi olsa kapısına gelen Türk misafir perverligide, dostluğu, savaşı, hoşgörü yü, hediyeleşmeyi, kardeşliği, anlatan bir eser. güzel dostluklar kuruluyor yalnız başta hocaların ve papazların gerçek yüzünü mü bilinmez ortaya atılan idaalar gerçekmi sizlerin yorumuna kalmış! kitabımızda öyle ki yeri geliyor sanki bir televizyon karşısında Türk sineması izlediğinizi hissedebilirsiniz. çok duygulu, çok güldüğüm diyalog'larda oldu. Yüreği olan herkesi ağlatan bir eser ağlamadıgımı söylersem yalan olur. Sular seller gibi anladınız :) Her tavsiye ederim ağlamamız şartı ile saygılar iyi okumalar (....Adsız)

Oldukça karmaşık bir roman olduğunu belirterek söze başlamak istiyorum. Bunu şöyle detaylandırmak gerek. Öncelikle bir resim ekleyeceğim. https://i.hizliresim.com/EmgVnq.jpg Kadı Han ve Aslan Yürekli Richard arasında geçen konuşmaya göre 1192 yılında geçiyor. Çünkü 1157 yılında doğduğuma göre 35 yaşındayım, şeklinde bir cümle geçiyordu. 1199 yılında ölen Richard, 1190 yılında ölen I. Friedrich ve 1072’de vefat eden Alp Arslan ve gerçekliğine uzun zamandır şüphe ile yaklaştığım ve yaşayan tarihini halen bulamadığım Kadı Han (sadece yazar tarafından Attila’nın torunu olduğu belirtiliyor) başta olmak üzere hepsini ortak noktada birleştiren bir konu var aslında. Savaşın kötülüğü. Güzel bir konu işleniyor ancak gereksiz yere uzatılıyor diyebilirim. Normalde kitabı dün bırakacaktım ama yazarı sevmeye başlamışken kitabını bırakmak istemedim. Fena olmayan bir kurgu ama okunmasa da olur. Hepimize güzel bir akşam diliyorum.. (Sadık Kocak)

Kitabı okurken kazıklı voyvoda ve Selahaddin eyyubi devirlerinin farklı olduğunu kitabın çok saçma bir kitap olduğunu düşünmüştüm. Ancak ziya kozanoğlunun tarzını anlayınca kitabın tarih merakını artırmak amacıyla yazıldığını gördüm ve şu an amaca uygun yazılan bir kitap olduğunu düşünüyorum. Buradaki tarihsel imgeleri görerek gerçek tarihi araştırmaya başlıyorsunuz. Başları sıkıcı gelsede sonlara doğru güzelleşen bir kitap. (sinan arslan)

--reklam--

Hilal ve Haç PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Abdullah Ziya Kozanoğlu - Hilal ve Haç kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Hilal ve Haç PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Abdullah Ziya Kozanoğlu Kimdir?

Abdullah Ziya Kozanoğlu, Abdullah Ziya Bey (d. 16 Ocak 1906, İstanbul - ö. 1966 İstanbul), Türk mimar, müteahhit, romancı, çizgi-roman yazarı.

Tarihi serüven romanı ve piyes türündeki popüler eserleri ile tanınmış milliyetçi bir yazardır. Romandan sonra çizgi roman ve sinema kahramanı olarak ilgi gören Malkoçoğlu, Gültekin, Seyit Ali Reis kurgu-karakterlerin yaratıcısıdır. 1942-1950 arasında Beşiktaş Jimnastik Kulübü başkanlığını yapmış bir spor adamıdır. İstanbul Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi ve Ankara Hukuk Fakültesi gibi yapıların inşaatını üstlenmiş bir mimar ve müteahhittir.

Manken ve oyuncu Yasemin Kozanoğlu’nun dedesidir.

16 Ocak 1906’da İstanbul’un Beşiktaş semtinde dünyaya geldi. Babası Abdulah Osman Bey, annesi Seyyide Hanım’dır. İlk öğrenimini Nişantaşı İttihat ve Terakki Mektebi’nde gördü. Ortaöğrenimine Gaziosmanpaşa Mektebi’nde başladı; 1922’de Kabataş Erkek Lisesi’nden mezun oldu. Yükseköğrenimine İstanbul Teknik Üniversitesi Yüksek Mühendislik Bölümü’nde başladıktan sonra beşinci sınıfta okuldan ayrılmak zorunda kalınca Güzel Sanatlar Akademisi Mimarlık Bölümü’ne girdi; 1929’da Akademiden mezun oldu.  

1929’da Adana Belediye Fen İşleri müdürü olarak atanan Kozanoğlu, 1932’de Milli Eğitim Bakanlığı’nda mimar olarak görevlendirildi. O yıl memuriyetten ayrılarak İstanbul’a döndü ve meslek yaşamına serbest mimarlık, müteahhitlik yaparak devam etti. İnşaat işlerini üstlendiği yapılar arasında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fen Fakültesi, İstanbul Operası birinci kısım inşaatı, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi, Etibank, Tayyare Fabrikası, Ankara yeraltı suları, Malatya Tütün Fabrikası, Sağmalcılar Cezaevi bulunur.

Öğrencilik yıllarında gazetelerde çizerlik yapan ve roman tefrika etmeye başlayan Kozanoğlu’nun 1925 yılında Resimli Mecmua’da tefrika edilen “Kızıl Tuğ” adlı romanı, 1927’de kitap olarak yayımlandı. Türk edebiyatının ilk tarihsel serüven romanı kabul edilen bu eserin  devamı 1959’da çizgi roman olarak Suat Yalaz’ın çizimleri ile yayımlanmıştır. Yazı yaşamına tarihi serüven romanları ile devam etti. Romanlarında Abdulllah yerine “Aptullah” ismini kullandı. Eserlerinin çizgiromana ve sinemaya uyarlanması için uygun altyapıyı hazırlamakla uğraştı. Pek çok uyarlamayı kendisi yaptı; bu yüzden Türkiye’deki ilk ciddi çizgi roman yazarlarından birisi kabul edilir 

1942-1950 yılları arasında Beşiktaş Jimnastik Kulübü başkanlığında bulundu.

Tiyatroya her zaman ilgi duyan yazar; İstanbul Taksim’de bir apartmaın üst katını tiyatro salonuna dönüştürerek Arena Tiyatrosu’nun kurulmasını sağladı 

Muhittin Hanım ile evliliğinden 3 çocuk sahibi olan Kozanoğlu, 23 Mart 1966’da İstanbul’da hayatını kaybetti. Cenazesi, Zincirlikuyu Mezarlığı'na defnedilmiştir.

--reklam--

Abdullah Ziya Kozanoğlu Kitapları - Eserleri

  • Kızıl Tuğ
  • Gültekin
  • Malkoçoğlu
  • Atlı Han
  • Türk Korsanları
  • Savcı Bey
  • Sarı Benizli Adam
  • Kolsuz Kahraman
  • Sencivanoğlu
  • Hilal ve Haç
  • Fatih Feneri
  • Battal Gazi Destanı
  • Seyit Ali Reis
  • Patronalılar
  • Dağlar Delisi
  • Kızıl Kadırga
  • Arena Kraliçesi
  • Kubilay Han’ın Gelini
  • Atlı Han

--reklam--

Abdullah Ziya Kozanoğlu Alıntıları - Sözleri

  • "Yürü, bizim yolumuz uğraş yolu, sevdiğimiz at, yavuklumuz sadaktır." (Kızıl Tuğ)
  • -Dinini, Allah'ını seversen önümden çekil,ne parası? Balamir tekrar gürledi: -Bizim dinimiz para, Tanrı'mız kılıçtır. (Atlı Han)
  • -Dişisini kaybeden sırtlan, onu ararken geberir. (Seyit Ali Reis)
  • Sana bir şey diyeceğim, bir şey diyeceğim... Ama kafa kafa değil ki... Sanki uğru ambarı. İçerisi karmakarışık, sana diyeceğimi bir türlü bulamıyorum. (Atlı Han)
  • - Demek Verböçi de Japolya'yı istiyor... - Evet!.. Fakat Peter Perene falan Ferdinand'ı istiyorlar. "Avusturyalılar kuvvetlidir, bizi Türklere karşı korurlar" diyorlar. - Sersemler... Sonra Avusturyalılara karşı onları kim koruyacak?.. Böyle iki büyük devletin arasında otururlarsa elbet birisine sığınacaklar. Sonra, sonra... Ben dağlarda gezeli epey şeyler olmuş.'' (Malkoçoğlu)
  • Ahlâksızlık bu keratalarda; dedikodu, kötülük bu heriflerde; birbirlerinin canına, malına, ırzına göz dikmek bunlarda... (Türk Korsanları)
  • içinizde bulunan memleket sevgisinden uzak, din kardeşliğinden habersiz, tek amaçları hâlâ yoksul halkı ezmek olan bir topluluk... (Türk Korsanları)
  • - Sen de Moğol musun? - Hayır. - Sen Türk müsün? - Ben Müslümanım. - Müslüman ne demek koca baba? Okumuş adama benzersin. Bir adamın önce bağlı olduğu bir bayrağı, bir avulu, bir obası olur. Din gönülleri birleştiren ayrı bir bağdır. İmandır. Ben sana uruğunu, boyunu, dokuz atanı soruyorum; sen bana dinden imandan söz açıyorsun. Uruğunu, soyunu, sopunu bilmiyor musun yoksa? - Ben de sizdenim. - Ne pis konuşuyorsun. Türk'üm de be adam. Ne korkuyorsun? Türk'üm diye bağır! Utanacak, korkacak ne var? (Kızıl Tuğ)
  • Selam Tanrı'ya ki suçlarımızı hoş görsün!.. (Atlı Han)
  • O dağ gibi Türk arslanını da sevgilisinin yanına çökertti. (Atlı Han)
  • - Biz bir şey sorunca öyle devedikeni yalamış sıpalar gibi sırıtıp kalmayın bre. Ne biçimde benim bayrağım? Attilâ'nın bayrağında ne vardı? (Hilal ve Haç)
  • Burada tutulacak en doğru yol kendi gücümüze güvenmektir. -Yani?! -İsyan ediyorum! -Neye karşı?! -Her şeye karşı! Haksızlığa, kardeşlerime, yalanlara, tuzaklara, babama ve bütün cihana karşı isyan ediyorum! (Savcı Bey)
  • Şair Nedimi hasut ve kinli bakışlarile gözlüyorlardı. Arkadan padişahın yaldızlı sandalı gözükmüştü. Nedim'in sesi çayırı inletitordu: Geh varub havz kenarında hırâmân olalım Geh gelüb Kasr-ı Cinân seyrine hayran olalım Gâh şarki okuyub gah gazel-hân olalım Gidelim serv-i revânım yürü Sa'd-âbâd'a (Patronalılar)
  • Halk bu sefer Belizer'den yana döndü. Beyinsiz bir domuz sürüsü gibi nereden yem kokusu gelirse o yana dönüyorlardı... (Arena Kraliçesi)
  • Kelle Bekir'e göre insan dünyaya üç şey için gelirdi. 1-Yoğurtlu kebap yemek, şarap içmek, 2-Galata'da karı oynatmak, 3-Kavga etmek. (Seyit Ali Reis)
  • ... çok iğrenç gördüğün vücudum yerine sana temiz ve hiç kimsenin olmayan kalbimi verdim. Onu istersen sakla, istersen fırlat at! (Atlı Han)
  • Korsana denizden ayrılmak yaramaz. (Seyit Ali Reis)
  • Silâh gücü ve din korkusu; memleketin milyonlarca halkını padişaha esir etmiş, süründürmüş, bilgisiz bırakmış, cihanlara sığmayan cihangir bir milleti ezmişti. (Patronalılar)
  • "Buğatırlar!.. Cenk kokuları gene kendini gösterdi. Gün şu tepelerden doğup, ay gökte parladıkça Türkler, Moğollar ve bütün danışıklarımız, yoldaşlarımız kılıçlarını indirmeyecek, at üzerinden inmeyecekler, İşittik ki, atalarımızı köpek Çinliler yendiler; onları buyruklarına tutsak kıldılar. Dedelerimiz bu köpeklere bac vermekte idi. Bugün Timuçin "Tung-Hay" gibi bir serseme bac vermeyi değil, onun ülkesini başına geçirmeyi daha doğru buluyor." (Kızıl Tuğ)
  • Bir nim neş’e say bu cihanın baharını, Bir sagar-ı keşideye tut lâlezarını. (Patronalılar)