Kitap Künyesi

Yazar: Mehmet Ali Büyükkara

Yayın Evi: Rağbet Yayınları

İSBN: 9789756373200

Sayfa Sayısı: 300

--reklam--

İhvan'dan Cüheyman'a: Suudi Arabistan ve Vehhabilik Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

11 Eylül olayları sonrasında birçok batılı strateji, siyaset ve güvenlik uzmanı, tehdit algılamalarına dair hazırladıkları raporlarında, İslam dünyasından gelecek olası terörist tehlikenin kaynağının İran destekli Şii orijinli oluşumlar değil, El-Kaide türü Sünni orijinli Selefi/Vehhabi yapılanmalar olduğunu belirttiler.

İhvan'dan Cüheyman'a: Suudi Arabistan ve Vehhabilik Alıntıları - Sözleri

  • Mescid-i Haram böylece 5 Aralık günü eylemcilerden tamamen kurtarılmış oluyordu. Suudi Arabistan ve Fransız devletleri, söz konusu İşbirliğinin gizli tutulması yönünde karar almışlardı. Çünkü, yaklaşmaları şer’an haram olan Harem bölgesine “Hıristiyan kafirlerin” konuşlandırıldığının duyulması Suudi Arabistan devletini hem kendi halkı Önünde hem de diğer müslümanlar nezdinde çok zor durumda bırakacaktı. Fakat daha sonra olay Fransız basınına yansıdı.
  • Dinde önceleri yok iken sonradan çıkarılan inanç ve pratikleri ifade eden bid’at, Vehhabi inancındaki temel kavramlardan bir tanesidir. Kur’an ve sünnette bulunmayan her şey bid’attır. Şirke kapı aralayan türbelerin inşasına ek olarak, camilere kubbe ve minare yapımı ve içlerinin süslenmesi bid’at olarak kabul edilir. Farz namazları ferdi olarak eda etmek bid’attır, dolayısıyla cemaatle namaz zorunludur. Hz. Peygamberim doğumunu ve kandil gecelerini kutlamak, mevlit okutmak, Şiilerce icra edilen kutlama ve anma merasimleri, “selâten tüncînâ” gibi çeşitli tesbihat ve dualar, Delâil-i Hayrat gibi kitapları okumak yine sakınılması gereken bidatlerdendir.
  • Faysal’ın din-siyaset ilişkisi bağlamındaki görüşleri, 20. yüzyılın son yarısına ait İslamcı söylemin genel karakterini ana hatlarıyla yansıtmaktadır. Faysal, İslam ümmetinin geri kalışının suçunu müslümanlarda aramaktadır. Onlar, Allah’ın kendilerinden beklediği şekilde hareket etmemişler, O’nun yolundan sapmışlardır. Bugün İslam, -Hz. Peygamber’in sözünün doğruluğunu da kanıtlamasına- doğduğu günlerde olduğu gibi garip/yalnız durumdadır. İslamiyeti garip bırakanlar yine müslümanlardır.
  • Bu duygularla yüklü olan İbn Suud, bir başka toplantıda da Hıris-tiyanlarla ilgili bazı Kur’an ayetlerini okumuş, sonra da Philby’e dönerek kendisini kuzeni saydığını, zira Hıristiyanların İshak Peygamber, Arapların da İshak’ın kardeşi İsmail Peygamber evladından olduklarını, Türklerin ise Tatar kökenli evlâd-ı İblis'den olduklarını açık yüreklilikle ifade etmişti
  • Teşkilatların 1970’li yıllardaki kitap basım faaliyetlerinin baş sıranda Seyyid Kutub, Muhammed Kutub, Mevdudi, Abdülkadir Udeh gibi İslamcı yazarlardan yapılan çeviriler yer almaktadır. Başta İngiliz-olmak üzere Batı dillerinde ve müslümanların konuştukları dillerde yapılan söz konusu baskılar, müslüman ülkelerde ve dünyanın diğer ülkelerinde yaşayan azınlık müslüman gruplar arasında ücretsiz olarak dağıtılmışlardır.
  • Necd ise, bedeviliğin vatanı olarak, Ahsa veya Hicaz’da görülen etnik çeşitliliği bünyesine almamıştır. Kan bağına dayanan sosyal statüler ve soyluluk duyarlılığı, Necdlilerin diğer etnik unsurlara karışmalarını büyük ölçüde önlemiştir. Bölgede yeterli güvenliğin olmayışı ve tüccarları cezbedecek uygun ticari ortamın bulunmayışı, yabancıların bölgeye gelmelerini ve yerleşmelerini önleyici diğer faktörler olmuşlardır.
  • Humeyni’nin Vehhabiliğe yönelttiği eleştiriler, dini ilimler kariye rinin ilk yıllarına kadar eskiye gitmektedir. Örneğin 1940’larda kaleme aldığı bir kitabında İslamiyet’in Vehhabi yorumunu “yalanlarla dokunmuş bir mendil” olarak nitelemekteydi.
  • 1967 Arap-İsrail savaşı ve savaşın Araplar aleyhine oluşan sonuçları, Faysalın İslam Paktı projesine müslüman hükümetler nezdinde İlgi ve itibar kazandırdı. Faysala kadar Suudi Arabistan devleti, Filistinliler için neredeyse hiç bir şey yapmamıştı. Özellikle Abdülaziz İbn Suud, sırf İngiltere ile karşı karşıya gelmemek için Filistin meselesinde doğrudan taraflardan biri olmaktan devamlı kaçınmıştı.
  • Ülkeye gelen işçiler doğal olarak değiştiler. Fakat değiştiklerinden daha fazla değiştirerek yaşanmakta olan sosyal dönüşümde rol aldılar. Nasırist, Arap milliyetçisi Mısırlılar ve Suriyeliler, radikal eğilimli Filistinliler ülkeye ideolojik çeşitlilik getirdiler. Öte yandan Vehhabilerce 'iflah olmaz bid’atçılar” olarak görülen Pakistanlılar, “dini geniş” Türkler, Zeydi Yemenliler, Katolik Filipinliler ve dinsiz Koreliler, muhafazakar toprakların inanç tonunu açtılar. Ülkedeki ilk işçi grevinin Öncülüğünü Koreliler yaptı. Sosyalist propaganda ülkede bir grup Mısırlı işçinin organizasyonu ile başladı.
  • 1932’de İbn Suud, Osmanlı kanunları dahil, Hicaz’da yürürlükte olan hukuk nizamının artık tüm ülkede geçerli olduğunu belirten radikal bir karara imza atarak söz konusu farklı nizamları tek bir nizam altına toplamış oluyordu

İhvan'dan Cüheyman'a: Suudi Arabistan ve Vehhabilik İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Suudi Arabistan ve Vehhabilik: "Din, Suudi Arabistan’da İslamiyet’in Vehhabi yorumu mudur? Vehhabilik sadece Suudi Arabistan’a özgü ve Suudilere ait bir dini anlayış mıdır? Vehhabiler İslamcı mıdır? Ya da her İslamcı Vehhabi midir? (XIII)" Soruları bile bu kitabın okunması için yeterli. Çok önemli sorular. Bunları tam olarak çözebilmek ya da anlayabilmek için de Suudi ailesini tanımak gerekir diyor yazar. Suud ailesinden başlayarak, devlet kurma aşamaları ve dini yapı sıralanır. Bilgi ve belgeye dayalı araştırmayla konu incelenmiş. Vehhabiliğin dini kökeni olarak kabul edilen İbn Teymiyye ve bundan hareketle dini tartışmalardan çok siyasi yapılanma ve devlet kurmaya giden yol anlatılıyor. Mehmet Ali Büyükkara, Suudi Arabistan ve Vehhabilik adlı kitabıyla, önce bazı şeylerin tam olarak anlaşılabilmesi için Suud ailesinin kurduğu devleti yani Suudi Arabistan devletini tanımak gerekir diyerek bir tarihi gelişimi anlatmaya başlıyor. Bu sayede ileride yazılacak konuların bilgileri de yavaş yavaş ortaya konuluyor. Kitap üç bölüm ve eklerden oluşuyor. Ülke tarihinde önemli yere sahip iki önemli olayı anlatıyor. Bunlardan ilki 'Necd İhvanın 1912'de kuruluşu' ve ikinci olarak da 'Cuheyman el-Uteybi ve cemaatinin 1979'da gerçekleştirdikleri Mescid-i Haram Baskını' (S. XIV) . Araştırma-inceleme türü olduğu için içerik, işleyiş, kaynakça ve bunların sıralanması belli bir sıra içinde yapılmış. Suudi Arabistan'ın kurulduğu yer olan Necd bölgesinin genel özelliklerini anlatarak bir girizgah yapılır. Yazar kitabın başında bizlere çok değerli bilgiler aktarıyor ve kitabın yazım süreci ve konuyla ilgili yerli (çok az) ve yabancı kaynaklar hakkında da bilgiler vererek, bu konularda araştırma yapacak kişilere kılavuzluk yapıyor. Bu bile çok değerli bir olay. Mesela burada kaynak olarak verilen bir isim H.John B.Philby. Bir gezgin, bir casus, bir danışman ve sonra da Müslüman olup, kralın himayesine girip, İngilizlerle Suudiler arasındaki ilişkileri organize eden bir İngiliz. Çok sayıda kitap yazmış ve İngiliz kütüphanelerinde bunlar mevcut. Acaba bu coğrafyayı anlatan bu ve buna benzer kitaplar bizim Hariciyemizde de var mı ve bunlar okunuyor mu? Yazar İngiliz kütüphanelerinde yaptığı uzun soluklu çalışmalar sonucu birinci el kaynakların adlarını da veriyor. Bunlar arasında seyyahların tuttuğu notlar haricinde resmi görevlilerin tuttuğu rapor ve yazdığı kitaplarda yer almaktadır. Kitabın giriş kısmında 20. yüzyıl Vehhabi, Suudi Krallığı ve Kabe Baskını üzerine 'kaynak' olarak nitelendirilebilecek özellikle İngilizce, Arapça ve Farsça eserlere yer veriliyor. Ayrıca Vehhabilik reddiyesi üzerine yazılmış kitaplar hakkında da bilgi vermesi iyi olmuş. Yine Arapça, Farsça, İngilizce ve Türkçe kaynaklar yanında 19. yüzyıl Vehhabilik üzerine bir Alman üniversitesinde yapılmış ama yayımlanmamış doktora çalışması hakkında da bilgi veriyor. Türkçe kaynak olarak özellikle Eyüp Sabri Paşa'nın 'Tarih-i Vehhabiyyan' ve Ahmet Cevdet Paşa'nın 'Tarih-i Cevdet' ve Said-i Nursi'nin 'Mektubat' içindeki Yirmisekizinci mektup, altıncı risale'yi gösteriyor. İslamiyetle ilk tanışan Necd kabileleri olsa da Hz.Muhammed'in vefatından sonra yine burada güçlü kabileler Hz.Ebubekir'in hilafetine karşı çıkmış. Bahriye Üçok'un yazdığı "İslam'dan Dönenler ve Yalancı Peygamberler" adlı kitapta ortaya çıkan yalancı peygamberler ayrıntılarıyla anlatılır. Dört yalancı peygamberden üçü Necd kabilesi içinden çıkmıştır,(S.20) diyerek bir durum tespiti yapılır. Necd bölgesinin, Emeviler, Abbasiler, Memluklular ve Osmanlılar tarafından bedevi kabilelerine terk edildiğini ve hatta haritalarda bile gösterilmediğinden bahseder yazar. Vehhabilik hakkında okuyucuya genel bilgiler veriliyor. Tevhid (Teklik) ilkesinden hareketle şefaat, mezarlık ziyaretleri, adak, nazarlık gibi çeşitli kavramlar hakkında bilgiler sunuluyor. S.Arabistan'da Vehhabilik inancının en önemli yapı taşı olan 'İhvan' hareketinin, İbn Suud tarafından tasfiye edilene kadar geçen sürede özellikle sınırları genişletme içinde yerel kabilelerle hem de Şerif ailesi ve Osmanlılarla yapılan çatışmalardan bahsedilir. Vehhabilerin, Türkleri gerçek Müslüman görmediklerinden dolayı Türklerle işbirliği yapan Araplara da hoş bakmamışlar ama İngilizlere ise hoş görüyle yaklaşmışlar. İngilizlerle Suudlar arasında yapılan bir toplantıda İbn Suud'un söylediği sözler yeteri kadar açık: " İhvan'ın size düşman olduğu doğru değildir. Zira inancınıza göre sizler Ehl-i Kitab'sınız… İslamiyetin temsilcisi diye Türklere yakınlık duymakta ve bundan dolayı İngilizlere düşmanca bakmaktadırlar." diyerek, bazı Arapların Türkler yüzünden İngilizlere düşmanlık beslediklerini ifade eder. İslamiyetin ilk dönemlerinde yer alan 'hariciler' ile 'ihvan' mensupları arasında benzerlik olup olmadığı konusunda bazı örneklerle durumu anlatmaya çalışır. Kitabı okumaya devam ettikçe bazı yerlerde dehşete düşmemek elde değil. İslam'ın hoş görüsü nerede, 'ihvan'ın ve 'Vehhabilerin' yaptıkları nerede diye bir soru ortaya çıkıyor? Suudi Arabistan içinde o dönemde yaşanan iç çekişmeler hiç de yabancı gelmeyen bir durumu da ortaya koyuyor: Devleti ele geçirme. İhvan hareketin isyana kalkışmasıyla Suudlar arasında yaşanan paylaşım savaşı, ihvanın ortadan kaldırılmasına giden yolu açar. İlginç bilgilerle de karşılaşıyoruz, örneğin: Telgraf ve telefonu işletmek için insanların cin ve şeytanları istihdam ederek Allah'ın işine ortak koştuklarına inanan alimlerin başında yer alan Abdullah b.Hasan Al-Şeyh'i ikna etmek için İbn Suud tarafından görevlendirilen Mekke valisi Hafız Wahba başından geçenleri kitabında anlatır (S.151). Özetle şunları söyler: Al-Şeyh istasyonun içine göz attı ve içerde sihir malzemelerini bulamayınca ikna oldu, diyerek önemli bir tespitte(!) bulunur. Petrolün 1938'de bulunması ve 2.Dünya Savaşı sonundan itibaren elde edilen kar, Suudi Arabistan'ı ekonomik olarak kalkındırırken, siyasi ve dini olarak da rejimin elini güçlendirir. 20 Kasım 1979 Salı günü, Cuheyman el-Uteybi liderliğinde bir grup, Kabe'yi işgal eder. İçlerinden birini hadislere dayandırarak 'mehdi' ilan ederek herkesin kurtuluşu için, var olan düzeninin çarpıklığına karşı koymak için kendilerine biat etmelerini isterler. Suudi Devletinin tek başına bu işgalcileri Kabe'den çıkartamaması üzerine Fransa'dan yardım ister (niye Fransa, İngiltere değil?). Fransız özel timimin Kabe'nin içine girerek isyancılardan bir kısmını ölü (ayrıntılar kitabın içinde) diğerlerini de sağ yakalamaları ile Suudi Arabistan'daki rejime karşı düzenlenen isyan bastırılmış olur. 1979 yılında Suudi Arabistan'da gerçekleşen Kabe baskınıyla, Şiilerin rejime karşı yaptıkları eylem arasında bağlantı var mı? İkisi arasında benzerlik ve farklar nelerdir? Dış ve iç etkenlerin bu olaylardaki durumu nasıl gibi çeşitli sorulara cevap aranır. Genel olarak baktığımda, Suudi Arabistan, Vehhabilik, Suud krallığı ve yaşanan olaylar anlatılarak kısa da olsa bir Suudi Arabistan resmi çiziliyor. Derinlere inmek isteyen okuyucu ve araştırmacılara da güzel kaynakça sağlıyor. Kullanılan dil genel okuyucu için de yeterli. Yazar en başta kitabın yazım serüveni hakkında bilgi verirken, Suudi Arabistan'dan yeteri kadar yararlanamadım diyerek önemli bir saptamada bulunur. Çünkü bu tür araştırmalara kapalı bir sistemleri var diyerek bizleri uyarıyor. Zor coğrafi şartlar altında bedevi bir toplum ve göçebeliğin sıradan olduğu bir hayat düzeni içinden, devlet oluşumuna giden yolun, taşlarla değil kumla örülmüş hikayesi kısaca anlatılır. Kitabın başında veya sonunda bölge haritası olsaydı ve şehirler, mezhepler, ve askeri birliklerin konumları işlenebilseydi güzel bir ayrıntı olurdu diye düşündüm. Ezcümle: Çok ilginç bilgilerin ve altı çizilecek çok sayıda yerin olduğu bu kitabı tavsiye ederim. Okuduğum kitap 2010 Rağbet Yayınlarına ait. Kitabın yeni baskısını ise Klasik yayınları yapıyor (2018). (S. Ali)

Kitap Suudi Arabistan'ın oluşum süreci ve yakın tarihi hakkında çok bilgilendirici. Kitapta bir din adamı olarak Muhammed bin Abdulvehhab ile Muhammed bin Suud arasında imzalanan Dir'iyye Anlaşması'yla (1744) Suud devletinin temellerinin atılmasından bahsedilmekte. Abdulvehhab ve soyu devletin ruhani ve dini lideri, Suud ve soyu ise devletin siyasi lideri olarak kabul edildi bu anlaşmada. Aynı zamanda kitapta bedevi olan İhvan teşkilatının hicreler ile Suudi Arabistan'ın modern şehirleşmesini oluşturmasına dair bilgiler de mevcut. Bununla birlikte Amerika'yla olan ilişkiler ve Cüheyman el-Uteybi'nin Kâbe Baskını hakkında da doyurucu bilgiler mevcut. (Galgenfrist)

Vehhabilik: Suudi Arabistan ( Necd bölgesi )Vehhabilik hareketinin ortaya çıktığı yer olarak bilinir. Bu gün dini ve siyasi bir hareket olarak adlandırılan Vehhabiliğin doğuşu , Suudi - Vehhabi ittifakının ortaya çıkışı , Vehhabi hareketin evreleri ( İhvan / Cüheyman gibi yapılanmalar )mensuplarının zihni , sosyal ve psikolojik özellikleri ,Arabistan’da yaşanan iktidar mücadelesi gibi daha birçok konuda yazar kapsamlı bilgiler vermektedir . Ayrıca Abd ve Suudi Arabistan ittifakını iyi okumak , Ortadoğu hakkında bilgi sahibi olmak isteyenlerin okuması gerektiğini düşündüğüm bir kitap. (Şule Güler)

İhvan'dan Cüheyman'a: Suudi Arabistan ve Vehhabilik PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Mehmet Ali Büyükkara - İhvan'dan Cüheyman'a: Suudi Arabistan ve Vehhabilik kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de İhvan'dan Cüheyman'a: Suudi Arabistan ve Vehhabilik PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Mehmet Ali Büyükkara Kimdir?

1967 yılında İstanbul Fatih'te doğdu. Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ni bitirdi (1990). Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmenliği yaptığı sırada aynı üniversitede Hadis bilim dalında yüksek lisansını tamamladı (1993). Aynı yıl yeni kurulan Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi’ne YLS sınavıyla İslam Mezhepleri araştırma görevlisi olarak atandı. Lisansüstü öğrenimi için gittiği İngiltere’de Edinburgh Üniversitesi İslam ve Ortadoğu Araştırmaları bölümünde doktor ünvanı aldı (1997). Yurda dönüşünde göreve başladığı Çanakkale Onsekiz Mart Ü. İlahiyat Fakültesi’nde 2000 yıbnda doçent, 2006 yıbnda profesör oldu. Dekan yardımcıbğı (1998-1999), Üniversite Senatörlüğü (2000-2009) ve Temel İslam Bilimleri Bölüm Başkankğı (1999-2009) görevlerini yürüttü. 2009’da Marmara Ü. İlahiyat Fakültesi, 2012’de ise İstanbul Şehir Üniversitesi kadrosuna katıldı. Çakşmalarmı klasik kelâm okullarının yanısıra Şiîliğin tarihi, düşüncesi ve günümüzdeki durumu, bugünkü selefilik, çağdaş İslami hareketler ve akımlar, din-siyaset ilişkisi konuları üzerine yoğunlaştıran Büyükkara’nın, alanında yerli ve yabancı dilde yaptığı çeşitli yayınları bulunmaktadır.

Mehmet Ali Büyükkara’mn yayınlanmış kitapları şunlardır:

İhvan’dan Cuheyman’a Suudi Arabistan ve Vehhabilik, 2004,2010,2013 (üç baskı).

İmamet Mücadelesi ve Haşimoğulları (h. II. Asır), 1999.

Imamiyye Şiasına Göre Önemli Tarih, Gün ve Geceler, 1999.

Ehl-i Beyt ve Ehl-i Devlet: Musa Kâzım ile AB Rızâ Dönemi Şiiliği ve Abbasiler, 2010.

--reklam--

Mehmet Ali Büyükkara Kitapları - Eserleri

  • Çağdaş İslami Akımlar
  • İhvan'dan Cüheyman'a: Suudi Arabistan ve Vehhabilik
  • Geçmişten Günümüze Kabe'nin İşgali
  • Kabe'nin İşgali
  • İmamet Mücadelesi ve Haşimoğulları
  • İslami Davanın Güzergahı
  • Ehl-i Beyt ve Ehl-i Devlet

--reklam--

Mehmet Ali Büyükkara Alıntıları - Sözleri

  • 1932’de İbn Suud, Osmanlı kanunları dahil, Hicaz’da yürürlükte olan hukuk nizamının artık tüm ülkede geçerli olduğunu belirten radikal bir karara imza atarak söz konusu farklı nizamları tek bir nizam altına toplamış oluyordu (İhvan'dan Cüheyman'a: Suudi Arabistan ve Vehhabilik)
  • Din bir kez daha dünyevi hırs ve ikbalin kurbanı oldu. (İmamet Mücadelesi ve Haşimoğulları)
  • insanlığa bir çare, bir ilaç, bir devadır... (İslami Davanın Güzergahı)
  • Faysal’ın din-siyaset ilişkisi bağlamındaki görüşleri, 20. yüzyılın son yarısına ait İslamcı söylemin genel karakterini ana hatlarıyla yansıtmaktadır. Faysal, İslam ümmetinin geri kalışının suçunu müslümanlarda aramaktadır. Onlar, Allah’ın kendilerinden beklediği şekilde hareket etmemişler, O’nun yolundan sapmışlardır. Bugün İslam, -Hz. Peygamber’in sözünün doğruluğunu da kanıtlamasına- doğduğu günlerde olduğu gibi garip/yalnız durumdadır. İslamiyeti garip bırakanlar yine müslümanlardır. (İhvan'dan Cüheyman'a: Suudi Arabistan ve Vehhabilik)
  • ...tarikat yapıları kadın dindarlığını yükselten toplumsal bir işlev görürler. (Çağdaş İslami Akımlar)
  • Kutub'a göre cahili sistemler şöyle sorular sorarak İslam cemiyetini aceleye sevk etmektedir: Çağrısını üstlendiğiniz nizamın detayları nerede? Onu yürütmek üzere modern usullere göre düzenlemeler yaptınız mı? Uygulanmaya hazır hukuk tasarılarınız var mı? "Sanki insanlar Allah'ın hakimiyetine teslim olmuş, O'nun şeriatı uyarınca yönetilmeye razılar da müçtehitler eliyle düzenlenmiş yeni usullere uygun hukuk tasarıları bulamıyorlar!" (İslami Davanın Güzergahı)
  • Humeyni’nin Vehhabiliğe yönelttiği eleştiriler, dini ilimler kariye rinin ilk yıllarına kadar eskiye gitmektedir. Örneğin 1940’larda kaleme aldığı bir kitabında İslamiyet’in Vehhabi yorumunu “yalanlarla dokunmuş bir mendil” olarak nitelemekteydi. (İhvan'dan Cüheyman'a: Suudi Arabistan ve Vehhabilik)
  • Gaye vasıtayı meşru kılmaz... Haram ile ne vacibe ne de mübaha ulaşılır. (İslami Davanın Güzergahı)
  • kendisiyle savaşanlarla savaşıp, savaşmayanlarla savaşmaması... (İslami Davanın Güzergahı)
  • 1967 Arap-İsrail savaşı ve savaşın Araplar aleyhine oluşan sonuçları, Faysalın İslam Paktı projesine müslüman hükümetler nezdinde İlgi ve itibar kazandırdı. Faysala kadar Suudi Arabistan devleti, Filistinliler için neredeyse hiç bir şey yapmamıştı. Özellikle Abdülaziz İbn Suud, sırf İngiltere ile karşı karşıya gelmemek için Filistin meselesinde doğrudan taraflardan biri olmaktan devamlı kaçınmıştı. (İhvan'dan Cüheyman'a: Suudi Arabistan ve Vehhabilik)
  • Vehhabilerin Necd dışına yaptıkları ilk ciddi saldırı, 13 Mayıs 1802 tarihindeki Kerbela baskınıdır. Aşura gününü anmakta olan Iraklı Şiiler korkunç bir katliamla karşı karşıya kaldılar. İki binden fazla Şii müslüman öldürüldü. Hz. Hüseyin'in türbesindeki değerli süslemeleri, altın ve gümüş eşyaları iki yüz kadar deveye yükleyerek Dir’iye'ye dönen Vehhabi akıncılar, bir müddet sonra Suriye'ye yönelmişler, kısa süreli de olsa Şam'ı işgal etmişlerdi. (Geçmişten Günümüze Kabe'nin İşgali)
  • Din bir kez daha dünyevi hırs ve ikbalin kurbanı oldu... (İmamet Mücadelesi ve Haşimoğulları)
  • Allah'ın azabının azı, hafifi olmaz. (İmamet Mücadelesi ve Haşimoğulları)
  • Gerçek zafer ahirettedir. (İslami Davanın Güzergahı)
  • Dinde önceleri yok iken sonradan çıkarılan inanç ve pratikleri ifade eden bid’at, Vehhabi inancındaki temel kavramlardan bir tanesidir. Kur’an ve sünnette bulunmayan her şey bid’attır. Şirke kapı aralayan türbelerin inşasına ek olarak, camilere kubbe ve minare yapımı ve içlerinin süslenmesi bid’at olarak kabul edilir. Farz namazları ferdi olarak eda etmek bid’attır, dolayısıyla cemaatle namaz zorunludur. Hz. Peygamberim doğumunu ve kandil gecelerini kutlamak, mevlit okutmak, Şiilerce icra edilen kutlama ve anma merasimleri, “selâten tüncînâ” gibi çeşitli tesbihat ve dualar, Delâil-i Hayrat gibi kitapları okumak yine sakınılması gereken bidatlerdendir. (İhvan'dan Cüheyman'a: Suudi Arabistan ve Vehhabilik)
  • farzların ve haramların çerçevesi dışına çıkmaya bir ruhsat bulunmamaktadır. (İslami Davanın Güzergahı)
  • Cehennem halkı içinde azabı en hafif olan kişi Ebû Tâlib'dir. Ayağında ateşten bir çift pabuç vardır ve bunun (hararetinden dolayı) beyni kaynar. (İmamet Mücadelesi ve Haşimoğulları)
  • Teşkilatların 1970’li yıllardaki kitap basım faaliyetlerinin baş sıranda Seyyid Kutub, Muhammed Kutub, Mevdudi, Abdülkadir Udeh gibi İslamcı yazarlardan yapılan çeviriler yer almaktadır. Başta İngiliz-olmak üzere Batı dillerinde ve müslümanların konuştukları dillerde yapılan söz konusu baskılar, müslüman ülkelerde ve dünyanın diğer ülkelerinde yaşayan azınlık müslüman gruplar arasında ücretsiz olarak dağıtılmışlardır. (İhvan'dan Cüheyman'a: Suudi Arabistan ve Vehhabilik)
  • Bu duygularla yüklü olan İbn Suud, bir başka toplantıda da Hıris-tiyanlarla ilgili bazı Kur’an ayetlerini okumuş, sonra da Philby’e dönerek kendisini kuzeni saydığını, zira Hıristiyanların İshak Peygamber, Arapların da İshak’ın kardeşi İsmail Peygamber evladından olduklarını, Türklerin ise Tatar kökenli evlâd-ı İblis'den olduklarını açık yüreklilikle ifade etmişti (İhvan'dan Cüheyman'a: Suudi Arabistan ve Vehhabilik)
  • Rasyonel temelli Kur'ancı ekol, tarihsel ve geleneksel malzemeyi kaynak olmaktan çıkardığı için, Kur'an'ı anlama yolunda irrasyonel bir beklenti içine düşmekten kurtulamamıştır. Bu türden sezgiciliğin izâfîliğinden olacak ki, aşırı uçlardaki bazı Kur'ancıların daha ileri giderek mistik hurûfiliği andıran izahlar yapmak durumunda kaldıkları görülmektedir. (Çağdaş İslami Akımlar)