Kitap Künyesi
Yazar: Fatma Barbarosoğlu
Yayın Evi: Profil Yayıncılık
İSBN: 9753626148
Sayfa Sayısı: 224
--reklam--
İmaj Ve Takva Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Sosyolog Dr. Fatma Barbarosoğlu, İmaj ve Takva'da İslamcıların alternatif kamu arayışlarını; bu arayış esnasında kamusal alanı takvaya uygun olarak dönüştürme girişimlerinden vazgeçişlerini; hakim kamuya eklemlenme ve imaja sığınma süreçlerini yakın plan fotoğraflar eşliğinde tahlil ediyor. Tahliller, ateşin içinden umut çıkarmaya uğraşan bir kalbin, mesuliyet taşıyan bir bakışın ürünü olmaları sebebiyle dikkat çekici ve tarihi bir öneme sahip. Bu önem Barbarasoğlu'nun bir kadın olarak "kadın bakış açısı" içinde hapis olmama dirayetinden de kaynaklanıyor. Meselesine tümüyle vakıf bir kalemin "sözü yormayan" berrak bir ifadesi, İmaj ve Takva. Bu özelliğiyle hem imaj hem takva diyenler kadar, daima takva diyenlerin de vazgeçemeyecekleri bir kitap.
--reklam--
İmaj Ve Takva Alıntıları - Sözleri
- Baudrillard " modern dünyada fakirler dışında herkesin diyette" olduğuna dikkat çeker. Fakat modern dünyanın diyetinin amacı ruhun ebedi huzuru yakalamasına vesile olacağı inancından değil, bedeni ebedi kılmak anlayışından kaynaklanmaktadır.
- Kendimi Araf'ta hissediyorum. Bütün yüklerimle beraber. Ne büyükannemin manevi terekesine sahibim; ne de akıllarını ve nefslerini kalkan edinenlerin söylemiyle rahat içim.
- Aşk öğretir Çoğunluğun istediği de belki, acısını çekmeden aşkın öğrettiği bilgeliği giyinmek..
- Sekülerleşmenin ikinci safhasında ise din önemsizleştirilerek dini ifadelerin kullanılması tamamen terk edilir. Mesela "Allah'a emanet olunuz" yerini "kendine iyi bak"a bırakır, "Allah'a ısmarladık" yerine "hoşça kal", "Selamün Aleyküm" yerine "iyi günler" ifadesinin kullanılmaya başlanması dinin kamusal hayattan çıkarılmasıyla doğrudan alakalıdır.
- "... dünya küçük bir köy haline gelecek kadar küçüldü; fakat kapı komşusu, nasıl yaşadığı bilinmeyecek kadar uzağa düştü."
- Dini törenler birer birer siliniyor O bidattır, bu bidattır mantığı ile hayatımızın dinî atmosferi parçalanıyor. Yakınımızdakinden uzaklaşırken, uzaktakine yaklaşıyoruz. Aklı kuşanıyoruz çepeçevre. "Önce akıl" diyoruz. İçimizdeki aşkı yitirme pahasına. İmanımızı kaybetme pahasına. "Aklı olmayanların imanı yoktur" dilimizden düşmüyor da; aşkı ve imanı olmayanların, aklı'nın “sınırsızlığından” ürkmez görünüyoruz.
- Ölülerimiz bile bize ölümü hatırlatamıyor.
- Oysa kadınlar en çok birbirilerini eziyor. En çok birbirlerinin üzerinden politika üretmeye kalkıyor ve en çok birbirlerini yok sayıyor.
- “Yalan dünya”..gençliği, güzelliği,dostlukları , ana- babayı teker teker alan dünya !
- İnsan bir eliyle meleklere tutunur, öbür eliyle şeytana.
- "Müslümanlar her şeyin en iyisine layıktır" sloganı ile birlikte "en iyi "üzerinde anlaşamayan kafalar en iyinin "en pahalı markalar" olduğu konusunda hemfikir kaldılar.. Tesettür giyimdeki en önemli fay hattı "en iyi " vurgusundaki mana kaymasından kaynaklanmaktadır. "En iyi " kimin için "en iyi"dir ? Rejim için "en iyi" , şehirli bir görüntü için "en iyi" , diyalog arayışı için "en iyi" .. Bütün bunlar bir noktada randevulaşmakla beraber , Müslüman kadının saygınlığını ifade eden "en iyi " hanesi henüz boş görünmektedir..
- "Ruhun ölümsüzlüğüne iman etmek, ölüleri unutuşun bahçelerine gömmemekten geçer çünkü."
- Onun için toplumda bir yozlaşma başlamış ve paranın nasıl kazanıldığı değil, ne kadar kazanıldığı önemli hale getirilmiştir.
- Çalışma saatleri azaldığı halde günümüz insanının kendisini ayıracak vakit bulamaması paradoksal bir durum ortaya çıkarmıştır . Halbuki ilk Çağ'dan bu yana insanların çalışma mecburiyetlerin azalmasıyla birlikte daha fazla erdem'li davranışların ortaya çıkacağı ifade edilmiştir. Rusell tıpkı ilk çağda olduğu gibi insanların günde en fazla 4 saat çalışmalarını savunuyor geri kalan boş zamanlarını uygarlığa katkıda bulunmak için geçireceklerini ümit ediyordu..
--reklam--
İmaj Ve Takva İncelemesi - Şahsi Yorumlar
sosyolog Fatma Barborosoğlu'nun 2 bölümden oluşan kitabının ikinci kısmı röportajlar oluşturuyor. güzel sorulara güzel cevaplar verilmiş... cumhuriyet döneminden günümüze kadar olan dindar kesimin değişimini hareketini anlatır ve dindar kesimin kamuda var olma ve takvaya uydurma girişimlerinin nasıl vazeçtiklerini nasıl evrildiklerini anlatıyor . kitap 2002 de ilk baskısını makale olarak yapmış . fatma barbarosoğlunun öngörüsü hattinden fazla nev zuhur etmiş durumda... var olan çözülmenin ya da değişimin artık ne deseniz deyin adına basamak basamak dünyevileşmenin ardına düşülmüş. bir varoluş kavgasındaki bir kesimin nasıl bir mağlubiyeti içseleştirdiğini yıllar içinde anlatıyor . acaba bir kesim yapıyorsa onun alternatifi olmazsa yaşayamayız mı ? (mukavvadan adam)
Kitabı elime aldığımda takva ve imaj arasındaki bağlantıyı ele alıp onlar üzerinden kitap şekillenmiştir diye düşündüm. Ama tabi hiçte öyle olmadı. Kitabın başlarında da olsa bir bölüm olan imaj ve takva konusuna biraz olsun değinmiş ve o bölümü çok beğendim çünkü çok iyi ele almış, ancak daha sonra kitabın büyük çoğunluğu başörtü sorunları ve genel tarih içinde değişimine değinilmiş. Yazarın bir bayan olması hasebiyle beklemediğim şekilde günümüzdeki başörtülü bayanların neredeyse çoğunun modaya ayak uydurduğunu ve başörtünün amacı dışına saptığını vurgulamış. Asıl başörtü mücadelesinin 70'lerde 80'lerde verildiğini özellikle vurgulamış. Şiddetli bir şekilde başörtülü bayanlara yaptığı eleştiri bence bu alıntı da geçiyor: " başörtüsü ile dini hükümlere riayet ettiğini ifade etmekte; pantolon kazak giyerek, geleneksel kadın imajından kopmak istediğini söylemektedir". Bu konunun dışında aşırı fanatik futbol taraftarları, kadınların çalışma hayatlarını, televizyonun hayatımıza girişi, ölümle ilgili vb. birçok yazı var. Toplam 7 bölümden oluşmuştur. Son bölümde ise yazarla yapılan röportajlar yer almış. Kitabın biçimi bana sanki bir gazetede yazmış olduğu yazıların toplamı olarak geldi, belki de öyledir bilemiyorum takip ettiğim bir yazar değil. Son olarak dili çok ağır olmayıp sade, düz, rahat bir şekilde okunabilecek bir kitap. (Enver Bilge)
--reklam--
İmaj Ve Takva PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Fatma Barbarosoğlu - İmaj Ve Takva kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de İmaj Ve Takva PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Fatma Barbarosoğlu Kimdir?
Fatma Karabıyık Barbarosoğlu (d. 1962, Afyon) Sosyoloji doktoru, hikâyeci, roman yazarı. Yeni Şafak Gazetesi'nde köşe yazıları yazmaktadır.
Ortaöğrenimine, son yıla kadar, İstanbul'da devam etti, daha sonra 1980 yılında Afyon Lisesi'nden mezun oldu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü'nden 1984 yılında mezun oldu. Yüksek lisans eğitimini, aynı bölümde "Türk-İslam Felsefesinde Tasavvufî Eğitimin Değerlendirilmesi" başlıklı bir tez hazırlayarak 1987 yılında tamamladı. İ.Ü. İktisat Fakültesi Sosyal Yapı-Sosyal Değişme Anabilim Dalı'nda "Modernleşme Sürecinde Moda-Zihniyet İlişkisi" başlıklı teziyle sosyoloji doktoru oldu. Söz konusu tezi, "Moda ve Zihniyet" adı ile İz Yayıncılık tarafından 1995yılında yayınlanmıştır.
Akademik çalışmalarının yanı sıra edebiyat ile de meşgul olmuştur, roman, hikaye ve deneme türünde birçok kitap kaleme almıştır.
--reklam--
Fatma Barbarosoğlu Kitapları - Eserleri
- İmaj Ve Takva
- İçimdeki Sazlar Başka Söz Başka
- Şov ve Mahrem
- Hakikat İncinmesin
- Gün Akşamsızdır
- Ahir Zaman Gülüşleri
- Son On Beş Dakika
- Senin Hikayen
- Sözün ve Sükûtun Renkleri
- Moda ve Zihniyet
- Hayat Teselli Olmaktır
- İki Kişilik Rüyalar
- Mutluluk Onay Belgesi
- Hiçbiryer
- Fatma Aliye: Uzak Ülke
- Cumhuriyet'in Dindar Kadınları
- Uzak Ülke
- Acı Deniz
- Yaşadığımız Şehir - Otobüsname
- Rüzgar Avı
- Hatıra Kadar Narin, Hafıza Kadar Zalim
- Okuyucu Velinimetimizdir
- Ramazanname
- Medya Senfoni
- Kamusal Alanda Başörtülüler
- Bahçeler Sokaklar
- Sözüm Söz
- Medya Senfoni
--reklam--
Fatma Barbarosoğlu Alıntıları - Sözleri
- Sosyal medya cumhuriyetinin sanal vatandaşı olarak kendimizi, dert anlatmaya yeten ya da yetmeyen, 140 karakter ile; ne kadar iyi bir tüketici olduğumuzu ispat etmek niyetiyle mutluluk efekti verilmiş fotoğraf paylaşımları üzerinden ifade ediyoruz. Bu "paylaşımlar" yüzünden, "beriki" bile giderek "öteki" haline geliyor. (Mutluluk Onay Belgesi)
- Vakte sohbet edebildiğimiz sürece egemen olacakmışız gibi durmadan konuşuyoruz. Ama hep dünü. Dünü konuşmak güzel. Bugünü konuşmak yavan. Ne zaman bugünü konuşmaya kalksak evler, arabalar, yazlıklar, tatil köyleri devremülkler giriyor odaya. Bize hiç bir yer kalmıyor. (Senin Hikayen)
- Ölülerimiz bile bize ölümü hatırlatamıyor. (İmaj Ve Takva)
- Yalnız olmak mesele değil. Ama kalabalıkların içinde yalnızlık sürekli izah bekleyen bir problem gibi duruyor. (Ahir Zaman Gülüşleri)
- ...Dinlemeseydin soylemeyecekti... (Ahir Zaman Gülüşleri)
- Modanın zevklere ve tercihlere bağlı olan değişim lokomotifi, tesettürün dini ilkelere bağlı olan değişmezlik anlayışı ile uyum içinde olabilir mi?... (Şov ve Mahrem)
- “Dostluk, ortak tarihi olanların yazdığı bir kitaptır.” (İki Kişilik Rüyalar)
- Kime söyledim? Hiç kimseye. İçime içime. Baktım içim doldu. Dolmasın dedim. Neticede atalarım istiridye değildi, içime attıklarımdan inçi çıkarabilecek kapasitem yok (Mutluluk Onay Belgesi)
- Modern toplumlarda, modanın daha hızlı bir şekilde yayılması tüketim toplumunun özellikleriyle ilgili olduğu kadar aynı zamanda modern insanın cemiyet içindeki yalnızlığıyla da alakalıdır. Bu noktada farklı olma ve faklı olmama isteğinin çatışması daha belirgin olarak ortaya çıkmaktadır. Modayı takip ederken fert, kendinden üstün gördüğü modayı takip edenler grubundan ayrı olmamak için onlarla arasındaki bütün farkları gidermeye çalışmakta; diğer yandan kendi içinde bulunduğu küçük grubun insnaları arasından seçilerek göze çarpmak istemektedir. (Moda ve Zihniyet)
- Modanın toplumsal, ahlaki ve dini bir değeri yoktur. (Moda ve Zihniyet)
- Biz çok ilimden ziyâde, az edebe muhtacız.. (Okuyucu Velinimetimizdir)
- “Kendin için okursan her öğrendiğini onlara satmak zorunda kalmazsın.” (İki Kişilik Rüyalar)
- "Sanki çok yakındasın. Aynı ağacı görüyoruz, aynı kuşların sesini işitiyoruz gibi bir his var içimde.." (Hiçbiryer)
- Annem daima ağaçtı. Gölge eden, koruyan, kollayan, meyve veren bir ağaç. (Hayat Teselli Olmaktır)
- Siyahlar siyahlığını beyaza,beyazlar beyazlığını siyaha borçlu ha. (Medya Senfoni)
- Sekülerleşmenin ikinci safhasında ise din önemsizleştirilerek dini ifadelerin kullanılması tamamen terk edilir. Mesela "Allah'a emanet olunuz" yerini "kendine iyi bak"a bırakır, "Allah'a ısmarladık" yerine "hoşça kal", "Selamün Aleyküm" yerine "iyi günler" ifadesinin kullanılmaya başlanması dinin kamusal hayattan çıkarılmasıyla doğrudan alakalıdır. (İmaj Ve Takva)
- Oysa kadınlar en çok birbirilerini eziyor. En çok birbirlerinin üzerinden politika üretmeye kalkıyor ve en çok birbirlerini yok sayıyor. (İmaj Ve Takva)
- "Kendini tanı.Kendini, yani eriyeni, dağılanı, dumanlaşanı. Sen acılarında ve zilletlerinde aynısın. Rüyaların, hayallerin ve dileklerinle bir başkası." (Şov ve Mahrem)
- İnsanın kaderi pek değişmiyor. Daha doğrusu herkesin kaderinin bir teması var, hayat itinayla o temaya dair hikayelerle dolduruyor o defteri. Ama çoğumuz kaderimizin ana temasının ne olduğunu hiç bilmiyoruz… (Hatıra Kadar Narin, Hafıza Kadar Zalim)
- "Aslolan kendi sesini duymaksa, gönül sesi neylesin kulağı." (Gün Akşamsızdır)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin