Kitap Künyesi
Yazar: Fatma Barbarosoğlu
Yayın Evi: Profil Yayıncılık
İSBN: 9789759963033
Sayfa Sayısı: 232
--reklam--
Son On Beş Dakika Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Günlerdir; o iki beyaz gömleklinin hikâyesine tanık olan kaç kişiydik, bunu düşündüm. Tanıkların her birinin hikâyesini düşündüm. İçimizden biri bu ölümü çağırmış olabilir mi diye düşündüm.
Zühal'e anlatabilseydim, ölüm üzerine düşünmemin, okumamın sebebi Nermin'i çok özlemek ile alakalı değil. İçimdeki boşluk ile alakalı. Ve bu boşluk bir kadından arta kalan boşluk değil. Belki bir kadının doldurması gerekirken doldurmadığı boşluk.
Kim kendi hikâyesini tam olarak bilebiliyor ki! Her anlatışımızda değişen bir şey hikâyelerimiz. Değişirken aynı kalan üstelik. Sır da burada gizli ya. Onca değişikliğe rağmen aynı kalan nedir? Yaşlanırken ve yaralanırken korumaya çalıştığımız şey nedir?
Karşıma çıkan bütün kadınların sadece benim yükümü azaltmak gibi bir görevi olduğu duygusundan kurtulmam gerekiyor.
Kadınlar hayatı düzeltmek isterken çok yaralanıyor. Erkekler fragmanların içinde yaşamak istiyor. Kabataslak bir özet. Fazla katmanlı olmayan. Bir hikâyenin bütünlüğü erkeklere fazlasıyla ağır, fazlasıyla sıkıcı geliyor. Makineleri tamir edebilen erkekler, yazık ki hayatı tamir edemiyor. Onun için erkekler hayatı bozma haklarının hiç olmadığını bilerek yaşamalı.
Fatma Barbarosoğlu'nun kaleminden bir solukta okuyacağınız Son On Beş Dakika ile kendinize ve sevdiklerinize bir adım daha yaklaşacak, hayatınızdaki renklerin ve seslerin bütünleştiğini fark edeceksiniz.
(Tanıtım Bülteninden)
--reklam--
Son On Beş Dakika Alıntıları - Sözleri
- Hâkim Bey iyi ki kader diye bir şey var.İyi ki bizim kader diye bir şey olduğunu bilme şuurumuz var.Yoksa her şey ne kadar zor olurdu.Ne beyhude bir çaba ile çok bilinmeyenli denklemi çözeceğiz diye uğraşır dururduk. Oysa kader diyoruz.Kader deyince ve kaderin o an bütün olumsuzluklara rağmen hayatımızı düzene sokan bir şey olduğunu kabul edince, hayat sırtta taşınan bir dağ olmaktan çıkıyor.
- Bir insan iyi olduğunu, iyi baba olduğunu, iyi eş, iyi komşu olduğunu ispat edebilir mi? İspat başkalarına göstermek üzere yapılan bir eylem değil midir? Eylem başkalarına göstermek üzere yapıldığında ruhunu yitirmez mi?
- Bilemediğimiz ne çok şey var. Bilerek yaşamak mı daha iyi, daha kolay, bilmeden yaşamak mı?
- Kaderimizi, keder olarak yaşamımızı engellenen şey, olaylara ve insanlara hüsnü zannı muhafaza ederek yaklaşabilmemiz mi? Tekrar başa döndüm. En başa. Kader nedir?
- Kızlar uluorta neden koyarlar fotoğraflarını? Fotoğrafların altına neden yazarlar o yazıları?..
- Şükret sana rağmen senden vazgeçmeyen bir yaratıcın var.
- Zihnim virüs yemiş ekran gibi. Ne açılıyor ne kapanıyor.
- Yaşamadım ki hiç.. Bu cümle kadar ağır bir cümle duyacak mıydım bir daha bilmiyorum.
- Adın Ümit olsa ne. Senin ümidinin de tükendiği bir yer var.
- Evde kalmalıymış merhametimiz. Niye? Merhamet pijama mı? Merhamet esas sokakta lazım. Esas iş yerinde. Güçsüzü gördüğümüz yerde lazım merhamet. Evde kime göstereceğiz merhameti. Kendimizi fena halde özdeşleştirdiğimiz anlamsız dizi film kahramanlarına mı?
- Gözünü terbiye etmesi için görmemesi gereken şeylere bakmayacaktı..
- Kafama taktığım şeyleri bir hastalık değil, insanlık belirtisi saydığınız için size geliyorum Doktor..
- Yaşıyoruz yaşadığımızı sanarak...
- Herkes kendine mahkûm. Herkes kendine kilitli. Yine de anahtar kimsenin hayali değil.
--reklam--
Son On Beş Dakika İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Eser on beş dakika içerisinde gelişen bir olayı, o an orada bulunan farklı kişilerin her birinin kendi bakış açısıyla okuyucuya anlatmasıyla başlıyor.Aynı olay etrafında birbirinden bağımsız görünen insanların hissettikleri, aynı zamanda bizlere de o karakterin kendisinden birer parça sunuyor.Yani diyebiliriz ki öncelikle bir olaya şahit olup birden fazla hayat hakkında da ipuçları ediniyoruz. Bütüncül olarak baktığımızdaysa bir kader başlığıyla karşılaşıyoruz.Varlığına inanan herkes için bir kader tanımı vardır.Yazar da kitabına seçtiği karakterler vasıtasıyla ortaya bir bakış açısı sunuyor.Doktor Sami için ayrılan kısımda buna özellikle yer verilmiş. Kitabın en sonunda olayların ve bakış açılarının birbiriyle olan bağlantısı gözümüze çarpıyor.Bu da kitaba bütüncül bakabilmeyi ve kitapta bir ana temanın varlığından bahsedebilmeyi kolaylaştırıyor. Kitap bittiğinde bazı karakterler için daha derine inilemez miydi diyebilirsiniz.Ama olayın Doktor Sami ekseninde dönen kısmının ve onun özelinde anlatılan her ayrıntının kitabın ana temasına yeterince hizmet ettiğini düşünüyorum. Yazarın üslubu anlatılan sahnelerle uyum içerisinde.Günlük yaşam sahnelerinde çabasız gibi duran ama alelade olmayan, gerekli yerlerde karakterin derinliğini de okuyuca geçirebilen anlatım tarzı bu kitabı sevmek için sebeplerimizden. (r betül)
Herkes iki beyaz gömleklinin ölümünü beklemişti, kendi hikayesini kendisinden dinlemek için. Ölümün soğukluğu, Zühali, Nermini, Sami beyi, belki de tüm mahhalleyi gelen iki kurşun sesi itmişti, bu gerçeğe. 5 Temmuz. (Eda Kuşcu)
Okudum bitti Son On Beş Dakika Fatma Barbarosoğlu Yazara ait okuduğum ilk kitap.Kitap bir caddede 15 dakika içinde olan bir olayı farklı kişilerin gözünden anlatıyor . Tasvirleri duygu durumlarını anlatışı gayet güzeldi. İkinci bölümde doktor Sami’nin iç döküşleri yer almış ama ilk bölüm daha iyiydi açıkçası. (Sebnem kızıl koral)
--reklam--
Son On Beş Dakika PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Fatma Barbarosoğlu - Son On Beş Dakika kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Son On Beş Dakika PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Fatma Barbarosoğlu Kimdir?
Fatma Karabıyık Barbarosoğlu (d. 1962, Afyon) Sosyoloji doktoru, hikâyeci, roman yazarı. Yeni Şafak Gazetesi'nde köşe yazıları yazmaktadır.
Ortaöğrenimine, son yıla kadar, İstanbul'da devam etti, daha sonra 1980 yılında Afyon Lisesi'nden mezun oldu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü'nden 1984 yılında mezun oldu. Yüksek lisans eğitimini, aynı bölümde "Türk-İslam Felsefesinde Tasavvufî Eğitimin Değerlendirilmesi" başlıklı bir tez hazırlayarak 1987 yılında tamamladı. İ.Ü. İktisat Fakültesi Sosyal Yapı-Sosyal Değişme Anabilim Dalı'nda "Modernleşme Sürecinde Moda-Zihniyet İlişkisi" başlıklı teziyle sosyoloji doktoru oldu. Söz konusu tezi, "Moda ve Zihniyet" adı ile İz Yayıncılık tarafından 1995yılında yayınlanmıştır.
Akademik çalışmalarının yanı sıra edebiyat ile de meşgul olmuştur, roman, hikaye ve deneme türünde birçok kitap kaleme almıştır.
--reklam--
Fatma Barbarosoğlu Kitapları - Eserleri
- İmaj Ve Takva
- İçimdeki Sazlar Başka Söz Başka
- Şov ve Mahrem
- Hakikat İncinmesin
- Gün Akşamsızdır
- Ahir Zaman Gülüşleri
- Son On Beş Dakika
- Senin Hikayen
- Sözün ve Sükûtun Renkleri
- Moda ve Zihniyet
- Hayat Teselli Olmaktır
- İki Kişilik Rüyalar
- Mutluluk Onay Belgesi
- Hiçbiryer
- Fatma Aliye: Uzak Ülke
- Cumhuriyet'in Dindar Kadınları
- Uzak Ülke
- Acı Deniz
- Yaşadığımız Şehir - Otobüsname
- Rüzgar Avı
- Hatıra Kadar Narin, Hafıza Kadar Zalim
- Okuyucu Velinimetimizdir
- Ramazanname
- Medya Senfoni
- Kamusal Alanda Başörtülüler
- Bahçeler Sokaklar
- Sözüm Söz
- Medya Senfoni
--reklam--
Fatma Barbarosoğlu Alıntıları - Sözleri
- Sosyal medya cumhuriyetinin sanal vatandaşı olarak kendimizi, dert anlatmaya yeten ya da yetmeyen, 140 karakter ile; ne kadar iyi bir tüketici olduğumuzu ispat etmek niyetiyle mutluluk efekti verilmiş fotoğraf paylaşımları üzerinden ifade ediyoruz. Bu "paylaşımlar" yüzünden, "beriki" bile giderek "öteki" haline geliyor. (Mutluluk Onay Belgesi)
- Vakte sohbet edebildiğimiz sürece egemen olacakmışız gibi durmadan konuşuyoruz. Ama hep dünü. Dünü konuşmak güzel. Bugünü konuşmak yavan. Ne zaman bugünü konuşmaya kalksak evler, arabalar, yazlıklar, tatil köyleri devremülkler giriyor odaya. Bize hiç bir yer kalmıyor. (Senin Hikayen)
- Ölülerimiz bile bize ölümü hatırlatamıyor. (İmaj Ve Takva)
- Yalnız olmak mesele değil. Ama kalabalıkların içinde yalnızlık sürekli izah bekleyen bir problem gibi duruyor. (Ahir Zaman Gülüşleri)
- ...Dinlemeseydin soylemeyecekti... (Ahir Zaman Gülüşleri)
- Modanın zevklere ve tercihlere bağlı olan değişim lokomotifi, tesettürün dini ilkelere bağlı olan değişmezlik anlayışı ile uyum içinde olabilir mi?... (Şov ve Mahrem)
- “Dostluk, ortak tarihi olanların yazdığı bir kitaptır.” (İki Kişilik Rüyalar)
- Kime söyledim? Hiç kimseye. İçime içime. Baktım içim doldu. Dolmasın dedim. Neticede atalarım istiridye değildi, içime attıklarımdan inçi çıkarabilecek kapasitem yok (Mutluluk Onay Belgesi)
- Modern toplumlarda, modanın daha hızlı bir şekilde yayılması tüketim toplumunun özellikleriyle ilgili olduğu kadar aynı zamanda modern insanın cemiyet içindeki yalnızlığıyla da alakalıdır. Bu noktada farklı olma ve faklı olmama isteğinin çatışması daha belirgin olarak ortaya çıkmaktadır. Modayı takip ederken fert, kendinden üstün gördüğü modayı takip edenler grubundan ayrı olmamak için onlarla arasındaki bütün farkları gidermeye çalışmakta; diğer yandan kendi içinde bulunduğu küçük grubun insnaları arasından seçilerek göze çarpmak istemektedir. (Moda ve Zihniyet)
- Modanın toplumsal, ahlaki ve dini bir değeri yoktur. (Moda ve Zihniyet)
- Biz çok ilimden ziyâde, az edebe muhtacız.. (Okuyucu Velinimetimizdir)
- “Kendin için okursan her öğrendiğini onlara satmak zorunda kalmazsın.” (İki Kişilik Rüyalar)
- "Sanki çok yakındasın. Aynı ağacı görüyoruz, aynı kuşların sesini işitiyoruz gibi bir his var içimde.." (Hiçbiryer)
- Annem daima ağaçtı. Gölge eden, koruyan, kollayan, meyve veren bir ağaç. (Hayat Teselli Olmaktır)
- Siyahlar siyahlığını beyaza,beyazlar beyazlığını siyaha borçlu ha. (Medya Senfoni)
- Sekülerleşmenin ikinci safhasında ise din önemsizleştirilerek dini ifadelerin kullanılması tamamen terk edilir. Mesela "Allah'a emanet olunuz" yerini "kendine iyi bak"a bırakır, "Allah'a ısmarladık" yerine "hoşça kal", "Selamün Aleyküm" yerine "iyi günler" ifadesinin kullanılmaya başlanması dinin kamusal hayattan çıkarılmasıyla doğrudan alakalıdır. (İmaj Ve Takva)
- Oysa kadınlar en çok birbirilerini eziyor. En çok birbirlerinin üzerinden politika üretmeye kalkıyor ve en çok birbirlerini yok sayıyor. (İmaj Ve Takva)
- "Kendini tanı.Kendini, yani eriyeni, dağılanı, dumanlaşanı. Sen acılarında ve zilletlerinde aynısın. Rüyaların, hayallerin ve dileklerinle bir başkası." (Şov ve Mahrem)
- İnsanın kaderi pek değişmiyor. Daha doğrusu herkesin kaderinin bir teması var, hayat itinayla o temaya dair hikayelerle dolduruyor o defteri. Ama çoğumuz kaderimizin ana temasının ne olduğunu hiç bilmiyoruz… (Hatıra Kadar Narin, Hafıza Kadar Zalim)
- "Aslolan kendi sesini duymaksa, gönül sesi neylesin kulağı." (Gün Akşamsızdır)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin