Kitap Künyesi

Yazar: Ayşegül Çoruhlu

Yayın Evi: Doğan Kitap

İSBN: 9786050916683

Sayfa Sayısı: 208

--reklam--

Tokuz Ama Açız Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Sağlık, gençlik, ideal kilo, uzun bir ömür... Tek yöntem alkali olmak! Mideni değil hücrelerini doyur! Bolluk içindeyiz çok şükür! Kimsenin sofradan doymadan kalkması gerekmiyor, kıtlık yok. Karnımız tok. Ama hücrelerimiz aç. Hücrelerimizi besleyemiyoruz. Yediklerimizin çoğu "besin" değil! Biz onları yedikçe onlar da bizi yiyor! Diyet yaptıkça kilo alıyoruz.

Kısa dönemli sağlıksız bir diyetin, vücut tarafından faiziyle geri alınacak bir borç olduğunu unutuyoruz. Oysa beslenmede mesele kilo sorununu çoktan geçti. Zaten kimse çok yediği için kilo almıyor. Hücreler aç olduğu için kilo alıyor! İşte bu kitapla gerçek anlamda sağlıklı beslenmek, sağlıklı kiloda kalmak adına bilmemiz gereken her şeyi öğreneceğiz.

Alkali Diyet'in yazarı Dr. Ayşegül Çoruhlu'dan kilolara, diyete, sağlığa ve hastalığa bakışınızı değiştirecek, çığır açıcı bir referans kitabı… Sadece kilo vermek için değil, sağlıklı kalmak, yaşlanmayı geciktirmek, uzun bir ömür sürmek isteyen herkes için bir başucu kaynağı.

(Tanıtım Bülteninden)

--reklam--

Tokuz Ama Açız Alıntıları - Sözleri

  • Kaderi ve kötü şansı suçlamadan önce kendi nefsimizi ve seçimlerimizi suçlamamız gerektiğini bilmeliyiz.
  • Yemek yemenin amacı hücreyi beslemektir, kendimizi değil.
  • Hücre zarlarını koruyarak her hastalığı geri çevirebiliriz
  • Orman havasının bize kendimizi iyi hissettirmesi, deniz kenarın­daki havanın iyi gelmesi, yağmurdan sonra kendimizi daha iyi his­setmemiz hep havadaki negatif iyonları içeren oksijenin fazlalığın­dandır. Ofiste uzun süre oturduğumuz zaman veya evden hiç çıkmadı­ğımızda baş ağrısı çekmemiz ya da bir alışveriş merkezinde çabuk yorulmamızın sebebi de yine bu kapalı alanlarındaki negatif iyon azlığıdır. Doğru nefes almak ve açık havada olmak, negatif iyonlu oksijen almak için en kolay yöntemdir.
  • Her türlü hastalığın başlangıcı hücrelerin asitlenmesidir
  • Zararlı diye bildiğimiz tüm gıdalar temelde işte bu elektron kaybımızı karşılayamadıkları için zararlıdır
  • Söz konusu insandaki oksidasyon olduğunda biz buna paslanma değil yaşlanma deriz. Hayatta kalmanın bedeli yaşlanmaktır
  • Belki ekmeksiz akşam yemeği yemek, pilav, makarna yiyememek, patates kızartmasını menüden çıkarmak, televizyon karşısında bir dilim kekten çatalın ucu ile alamamak, ayva tatlısından azıcık da olsa tırtıklayamamak, bir kadeh kırmızı şarap içememek size çok zor gelebilir. Elbette ki zor! Ama unutmayın sigara içene sigarasız olmak da zor, alkol sevene alkolü bırakmak da zor. Maalesef bunları sadece nefsimiz istiyor. Hücrelerimizin bunlara ihtiyacı yok. Tadı nefis diyecekleri görünce nefsimize tutmayı bilmeliyiz. Her konuda olduğu gibi nefse hakim olmak da iyi ve doğru insan olmanın özü. Ve hücrelerimiz içinde bu böyle.
  • Canlı olarak insan türünün akşam yemeği yememesi ve 16 saat aç kalması gerekir aslında! "8 saat yemek ye, 16 saat aç kal.!" İdeali budur.
  • Bu gıda olmayan gıdaları tüketmenin bir de bedeli var. Raf ömrü uzadıkça bedel artıyor. Raf ömrü uzadıkça bizim ömrümüz kısalıyor.
  • Karnımız tok. Ama hücrelerimiz aç. Yediklerimizin çoğu "besin" değil. Biz onları yedikçe onlar da bizi yiyor. Görüntüleri güzel, tatları çok lezzetli. Her yerdeler. Ama bir öğünde afiyetle 1.000 kalorilik yiyecek tüketip yine de hücrelerimizin ihtiyacı 1 gr gerçek besini alamayabilriiz. Yakıt doğru değilse motor doğru çalışır mı? Vücudun temel biyolojik kuralları var. Biyolojinin kanunlarını her gün her öğünde ihlal ediyoruz.
  • Zeki yaratıklarız ama "akıllı yemek" yemiyoruz! Aklı başında yemek yemiyoruz.
  • Ne zaman protein lafı etsek aklımıza et geliyor. Et yemeden protein alamayız diye düşünüyoruz. Oysa çok yanılıyoruz. Bitkilerde de yeterince protein vardır. Üstelik bitkisel proteinlerin zararı da yoktur.
  • En büyük sağlık sorunumuz akşam yemeğidir. Akşam yemeği yediğimiz için şişmanlıyoruz. Akşam yemeği yediğimiz için hastalanıyoruz. Akşam yemeği yediğimiz için sabah yorgun kalkıyoruz. Akşam yemeği yediğimiz için göbeğimiz var, belimiz kalın. Akşam yemeği yediğimiz için yaşlanıyoruz.
  • Hayvansal gıdalar asitlendirir. Basit karbonhidratlar asitlendirir. İşlenmiş hazır gıdalar asitlendirir. Aşırı stres vücutta proton yükünü arttıran kortizol yüksekliğine sebep olur. Stres asitlendirir.

--reklam--

Tokuz Ama Açız İncelemesi - Şahsi Yorumlar

TÜM HASTALIKLARIN BAŞLANGIÇ NOKTASINI MERAK EDİYORSAN, BU KİTAP AŞIRI DERECEDE SAĞLIKLI YAŞAM İÇERİR. GÖZE ALIYORSAN DEĞİŞİMİ OKU. YOKSA SESSİZCE UZAKLAŞ. Daha Sağlıklı, Enerjik ve kendimi ruhen de iyi hissetmek için çıktım bu yola, her gün bilgilerime yenisini ekleyerek devam ediyorum. Tokuz ama açız kitabıyla büyük bir aydınlanma yaşadım kendi adıma, güzel ve muhteşem doktorumuzu sosyal mecradan takip ediyordum ara sıra ama kitapta okumak farklı bir pencere, daha kapsamlı ve detaylı. Gelelim kitabımız hangi konulardan bahsediyor bize neler kazandıracak derseniz; asit-alkali dengesi, hücrenin elektron-proton dengesi, hücrenin serbest radikal-antioksidan dengesi, detoks sistemleri, tüm hastalıkların başlangıç noktası olan hücre zarı hasarı, insülin direnci, bağırsaklarımız ve bağışıklığımız, sonsuz sağlık ve gençlik için çözümler gibi önemli konulardan oluşuyor. Bende şimdiye kadar herkes gibi, karbonhidratların ve şekerlerin zararlı olduğunu insülin direncine neden olduğunu biliyordum ama ,aması sadece bilgide, bu kitapla hastalığı nasıl yaptığını öğrendim. Yani neden karbonhidrat, şekerli ürünler, kızartma, ekmek vb(siz biliyorsunuz o zararlıları ) tükettiğimizde vücudumuzda meydana gelen olayları anlatıyor. *** Vücut daima alkali ortamda çalışmak ister. Vücudumuzda tüm sıvılar ve dokularda alkali PH korunmaya çalışır. Lenf sıvısı, kan, hücrelerin içindeki sıvı, dokulardaki sıvı hep alkali değerdedir. Vücuttan attığımız sıvılar olan idrarda, terde dışkıda ise PH asit değerdedir. Bir canlı enerji oluştururken dışarı oksijen çıkarıyorsa redükte olur, Bir canlı enerji oluştururken oksijen harcıyorsa okside olur. Okside olmak paslanmaktır. Paslanmak ise yaşlanmak, Alkali asidin zıddıdır. Vücudumuz, tüm hücrelerimiz daima alkali olmak ister. Asitler ise terle, idrarla dışkıyla, nefesle dışarı atmak istediği çöplerdir. Bu çöpler, asitlendiren gıda seçimleriyle artar. Atılmaları zorlaşır. Asitler vücutta kalırsa hücrelerimize tıpkı serbest radikaller gibi zarar verirler. Alkali olan her şey ise antioksidanlar gibi yararlıdır. Daha iyi bir kavrayışa ulaşınca anlıyoruz ki bunlar aslında aynı şeylerdir. *Örneğin insülin direnci dediğimiz olayı anlayalım. İnsülin direnci, İnsülin ve şekerden öte hücrenin zarı ile ilgili bir konudur, bu hücrenin zarları eskiden olduğu kadar İnsüline duyarlı değildir. Bu direncin sebebi, zar üzerindeki İnsüline cevap veren kısım olan insülin reseptörlerinin hasarlanmasıdır. Çünkü insülin, tüm diğer hormonlar gibi, hücre zarı üzerindeki kendine ait reseptör aracılığıyla hücreye emir verebilir. Hücre zarı asit, serbest radikal ve proton saldırısına maruz kaldıkça elektron kaybederek sertleşir. Sıvı doymamış yağlı yapısı katı doymuş hale gelir ve sertleşir. Hücre zarı üzerindeki tüm yapılar ve tabi hormon reseptörleri de bundan payını almış duyarsızlaşmıştır. Böylece insülin direnci ortaya çıkar. Direnç gösteren, cevap vermeyen hücre zarındaki insülin reseptörleridir. ***Sertleşen hücre zarı insüline duyarsızlaştığında bu durumun adı insülin direnci olur. Serleşen hücre zarı damarda olunca ateroskleroz, hipertansiyon, kolesterol hastalığı olur. Serleşen hücre zarı beyinde olduğunda hastalığın adı inme, alzheimer, bunama, depresyon, unutkanlık olur. Serleşen hücre zarı kalojen de kırışıklık, eklem hastalığı, göz hastalığı, selülit, varis olur. Sertleşen hücre zarı bağışıklık hücrelerinde olduğunda zayıflamış immün sistem, otoimmün hastalıklar, alerjiler, tümöral hastalıklar olur. *Depresyon dahil bir çok hastalığın temeli hücre zarı hasarından kaynaklanır; beyindeki hücre zarları da doymamış yağlardan oluşur ve onlar da asitlenmeye, yani elektron kaybetmeye çok müsaittir. Dolayısıyla onlar da sertleşir. Uyarı getiren taşıyıcılar olan nörotansmitteelere duyarsızlaşırlar. Bu yüzden mutluluk hormonu serotoninin kendimizi iyi hissettirmesinden mahrum kalırız. Depresyon en basit olarak, beyin hücre zarlarını iyi yağlar la yağlamakla düzelir. Omega 3 doymamış yağların depresyona iyi gelmesi bu sebepledir. (EsraErkuş)

Sağlık için mutlaka okunması gereken kitaptır. Beslenmenin ABC’sini anlatıyor. Beslenmeye bakışınızı kökten değiştiriyor. İyiki okumuşum. Teşekkürler Ayşegül Çoruhlu... (Ömer Murat ERYAŞAR)

Cok basarili bir anlatim. Biyolojimizi onemsememiz gerektigini tekrar tekrar kafamiza vuruyor Aysegul hoca kitaplarinda. Herkesin okumasi gerektigini dusunuyorum. (Beyza Onat)

--reklam--

Tokuz Ama Açız PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Ayşegül Çoruhlu - Tokuz Ama Açız kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Tokuz Ama Açız PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Ayşegül Çoruhlu Kimdir?

4 Temmuz 1969 doğumludur. Orta öğrenimini İzmir’de tamamladı. 1994 yılında İstanbul Tıp Fakültesi’nden mezun oldu.Şişli Etfal Hastanesi’nde biyokimya uzmanlığı ihtisasını tamamlarken Boğaziçi Üniversitesi Biyomedikal Mühendisliği Master Programı'na devam etti.

2000 yılında Amerikan Hastanesi’nde biyokimya uzmanı olarak çalışmaya başladı. Daha sonra İntermed Polikliniği Laboratuvar Şefi olarak görevine devam etti. Bu görevde kaldığı yıllar içinde koruyucu hekimlik konseptine uygun check-up programları hazırladı. Anti-oksidan testler, gıda duyarlılığı testi, kişiye özel hormon ve genetik testleri gibi ileri anti-agingyaklaşımlarını ilk uygulayanlardan oldu. Vitamin ve mineral desteği kullanımı konusunda uzun süre eczacı ve doktorlara seminerler verdi.

--reklam--

Ayşegül Çoruhlu Kitapları - Eserleri

  • Alkali Diyet
  • Sirkadiyen Beslenme
  • Tokuz Ama Açız
  • Kuantum Beslenme
  • Alkali Diyet 3 - Kuantum Beslenme
  • Her Yönüyle Bağışıklık

--reklam--

Ayşegül Çoruhlu Alıntıları - Sözleri

  • Ne zaman protein lafı etsek aklımıza et geliyor. Et yemeden protein alamayız diye düşünüyoruz. Oysa çok yanılıyoruz. Bitkilerde de yeterince protein vardır. Üstelik bitkisel proteinlerin zararı da yoktur. (Tokuz Ama Açız)
  • "Yaşamak için yiyoruz, yemek için yaşamıyoruz. -Hipokrat-" (Sirkadiyen Beslenme)
  • En büyük sağlık sorunumuz akşam yemeğidir. Akşam yemeği yediğimiz için şişmanlıyoruz. Akşam yemeği yediğimiz için hastalanıyoruz. Akşam yemeği yediğimiz için sabah yorgun kalkıyoruz. Akşam yemeği yediğimiz için göbeğimiz var, belimiz kalın. Akşam yemeği yediğimiz için yaşlanıyoruz. (Tokuz Ama Açız)
  • Zararlı diye bildiğimiz tüm gıdalar temelde işte bu elektron kaybımızı karşılayamadıkları için zararlıdır (Tokuz Ama Açız)
  • ''Eski hücrelerin yenilenmesi (apoptoz,otofaji) için yatarken aç olmak, oda ısısının biraz düşük olması, yatmadan birkaç saat önce tv, telefon gibi suni ışıklara bakmamak, wi-fi ve cep telefonlarını kapatmak gerekir.'' (Her Yönüyle Bağışıklık)
  • Bu gıda olmayan gıdaları tüketmenin bir de bedeli var. Raf ömrü uzadıkça bedel artıyor. Raf ömrü uzadıkça bizim ömrümüz kısalıyor. (Tokuz Ama Açız)
  • Tüm canlılar birbirine bağlıdır. Buna kuantum entanglement yani kuantum dolaşıklık diyebilirim. Tüm canlılık enerji akışları ile birbirine bağlıdır. Her şey birdir. Hepimiz birbirimize ve sonra Ay'a, Güneş'e, evrene bağlıyız. Güneş'i, Ay'ı ve evreni, foton-ışık, manyetizma ve kütle çekimi oluşturur. Yani bizim biyolojimizi de ışık-foton, manyetizma ve kütle çekim oluşturur. Bütüne olan bağımızı sağlayan bu üç faktörden ışığı algılamak için tüm vücudumuzda sensörler vardır. Gözlerimizde, cildimizde, hatta damarlarımızda akan kanda, hatta hatta Dna'mızın iplikçiklerinde bile. Mikrokozmoz olan hücre içinde de makrokozmoz olan evrende de her şey birbiriyle ışık ile bağlıdır. (Sirkadiyen Beslenme)
  • "Aslında büyük resme bakınca biz neden yiyoruz biliyor musunuz? Biz galaktik enerjiyi içimize almak için yiyoruz! En basit açıklamasıyla, güneşle fotosentez yapan bitkileri ve bu bitkileri yiyen hayvanları yemenin dolaylı olarak güneş ışığını yemek olduğunu sezebiliyorsunuzdur artık." (Sirkadiyen Beslenme)
  • Insanların bile kendi aralarında farklı EMF'leri vardir. Sizi seven biri ile kucaklaştığınızda onun EMF alanı sizinki ile karışır. Aslında bazı insanlar size kendinizi iyi hissettiriyorsa onların EMF'lerinin yaptığı etki yüzündendir. Elektronu bol bir insana sarıldığınızda sizde az elektron varsa ondan elektron alırsınız. Bebeklere, hayvanlara, ağaçlara sarılmak bu yüzden iyi hissettirir. (Kuantum Beslenme)
  • Hastalıklar bir gecede var yoktan yere var olmazlar. Doğaya karşı işlediğimiz günbegün artan günahlarımızın sonunda bize bedel ödetirler. Yeterince günah birikirse hastalıklar görünür hale gelir. Doğaya karşı işlediğimiz ilk günah onunla teması kesmemizdir (Kuantum Beslenme)
  • Hayvanlar üzerinde yapılan deneyler de çok çarpıcı sonuçlar gösteriyor. Mesela bir çalışmada hamileliği boyunca sağlıksız bes­lenen farelerin sadece yavrularının değil torunlarının da sağlık risk­leri altında olduğu tespit edilmiş. Tam tersi yapıldığında ise yani sağlıksız beslenen bir fare sadece hamileliğinde sağlıklı beslendi­ğinde ise hem yavruları hem de torunları annenin taşıdığı sağlık risklerinin çoğunu taşımamışlar. Bu çalışmalar çok çarpıcı sonuçlar gösteriyor. Doğru beslenmenin annemizin bize vereceği en büyük hediye olduğunu düşündürüyor (Sirkadiyen Beslenme)
  • Kahkaha ve bağışıklık* (Her Yönüyle Bağışıklık)
  • Sirkadiyen ritminizi ayarlamak için: Sabah erken kalkin. 07.30'dan önce disardaki gün ışığına 1 dakika direkt bakmaya çalışın. Bu sirkadiyen saati kurar. En hızlı dopamin (haz) hormonu kazanma yöntemidir. O geceki malatonin salınıminızin miktarı artar, çok daha iyi uyursunuz. Uykusuzluk varsa önce erken kalkip dışarı çikarak saatleri ayarlamak gerekir. Gün boyu sisli beyin dedigimiz, afyonu patlamamiş halde gezmeye engel olur. Gece de uykusuzlukla boğulmanız azalir. Bunu yapamiyorsaniz melatonin lambasına bakmak da fayda saglar (melatonin lambası gün işiginin tüm dalga boyların içerir). Guneşin rahatsız edici olmadigi zamanlarda güneş gözlüğü takmayın Gece TV, cep telefonu, tablet ve bilgisayar ilanından uzak durun. Yatmadan en az iki saat once bu teması kesmek gerekir. Yatak odasında da bulundurmayın. Bilgisayariniz cep telefonunuz için ekran Koruyucu filtre kullanin Hepsinde zaten mavi ışık filtreler vardir. Onlar gece açılmaya ayarlayın, Evinizde led işik kullanmayın. Kirmizı işık, şömine, mum işiğı tercih edin. Günışığı larn alan da bulabilirsiniz Yatmadan en az 1 saat önce odanın işiğını iyice kisın. • Perde ve uyku bandi kullanarak işi lam kesmeye qalsin, * Yatak odaniz firin gibi olmasın, uyurken düşük Sada tutun. Uykuya geçişte odanın serin olması sirkadiyen ritme destek olur • Gece kalkanlarında elektroniklere asla bakmayın. (Sirkadiyen Beslenme)
  • Hücre zarlarını koruyarak her hastalığı geri çevirebiliriz (Tokuz Ama Açız)
  • ''Sözde modern hayatımız son 50 yılda o kadar sanayileşti ki, bağışıklık sistemimiz alışkın olmadığı ve daha önce hiç tanımadığı tonla kimyasala maruz kaldı.'' (Her Yönüyle Bağışıklık)
  • Ister inanın ister inanmayın ama duygu dediğimiz şey esasında beynin içindeki hormonların yarattığı bir durumdur. Hormonlar değiştirilirse duygu değiştirilebilir. Tersi daha zordur. Hormonlan düzenlemenin yolu ise tek tek hücreleri adam etmekten geçer ki bu da alkali beslenme ve alkali yaşamla mümkündür. (Kuantum Beslenme)
  • "Öyle kolay bir sanat değildir uyumak onun uğruna bütün gün uyanık olmak gerekir. -Friedrich Nietzsche-" (Sirkadiyen Beslenme)
  • Hayvansal gıdalar asitlendirir. Basit karbonhidratlar asitlendirir. İşlenmiş hazır gıdalar asitlendirir. Aşırı stres vücutta proton yükünü arttıran kortizol yüksekliğine sebep olur. Stres asitlendirir. (Tokuz Ama Açız)
  • Kuantum; çünkü beslenme bilgisi atom altı dünya üzerinden anlatılıyor. Elektronik; çünkü atom altı dünyanın kahramanları olan elektronlar ile biyoelektirik enerji üreterek çalışan organik pilciklerimiz var. (Kuantum Beslenme)
  • Timüs'den bahis açmışken küçük bir de bilgi paylaşayım. Belki siz de şahit olmuşsunuzdur. Anadolu'daki yas tutanlar, ölen birinin ardından ağıt yakanlar ağlarken göğüslerine vururlar. İçgüdüsel olarak gelişmiş bir tepkidir bu. Ama ne ilginç, biyolojik bir fonksiyonu vardır. Timüs'ü vurarak, titreşimle dürtmek aktive olmasını, güçlenmesini sağlar. Malum üzüntüyle, kederle bağışıklık düşer. Bu hepimize bildik gelen sahne içgüdüsel olarak gelişmiş olsa da bağışıklığı güçlendirmek adına bir fonksiyonu vardır. (Her Yönüyle Bağışıklık)