Kitap Künyesi
Yazar: Necati Demir
Yayın Evi: Ötüken Neşriyat
İSBN: 9786051555133
Sayfa Sayısı: 152
--reklam--
Ulu Han Ata Bitiği Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Ulu Han Ata Bitiği diğer adı ile Ulu Han Ata Kitabı, Türklerin ilk babasının yani Türk ırkına mensup ilk kişi olan Ulu Ay Ata’nın ve ilk Türk kadını ve annesi Ulu Ay Ana’nın yaradılışını anlatmaktadır. Özellikle Türklüğün kökeni ve Türklerin dünya üzerinde yaşamaya başlaması ile ilgili bilgiler, herkesin ilgisini çekebilecek özelliklere sahip olup eşine az rastlanır cinstendir. Eserde; Türkler, Oğuz Kağan, Dede Korkut, Ulu Kara Dağ, Ulu Ay Ata, Ulu Ay Ana, Altın Han, Gümüş Han, Türk Yemini, Çocuk Arslan Hikâyesi gibi Türk tarihi, kültürü ve coğrafyası ile ilgili pek çok konuda bilgiler verilmiştir. Bütün bunlara ilave olarak Arapça metin içerisinde bulunan yer adları ve kişi isimlerinin her birinin arkaik Türkçe unsurlar olması, eserde verilen bilgilerin değerini daha da artırmaktadır. Prof. Dr. Necati Demir’in yayına hazırladığı eser üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde eserin yazıldığı coğrafya ve dönemin tarihi hakkında bilgiler verilmiştir. İkinci bölümde ise eseri Farsçadan Arapçaya tercüme eden ve bir Memlûk Türkü olan yazarı Seyfüddin Ebubekir bin Abdillah bin Aybek ed-Devâdârî ve Ulu Han Ata Bitiği’nin içinden alındığı eseri Dürerü’t-Ticân ve Gureru Tevârihi’z-Zaman tanıtılmaya çalışılmıştır. Üçüncü bölümde ise Ulu Han Ata Bitiği metni verilmiştir.
Ulu Han Ata Bitiği Alıntıları - Sözleri
- ''Andolsun ki biz insanı kuru bir çamurdan, şekillenmiş bir balçıktan yarattık'' (Hicr: 15/26)
- Diğer bir konu da Oğuz-name'nin tarihidir. Buradaki bilgileri dikkate alır isek Oğuz-name, Orhun Yazıtları'ndan önce bilinmektedir ve yazıya geçirilmiştir. Ulu Han Ata Bitiği'ndeki: ''Bugüne kadar o hikâyeler zikredilmektedir. Türklerden âlim ve zeki olanları o hikâyeleri ezberleyip anlatıyorlar'' bilgisi ise çok önemlidir. Şu hâlde öyle görünmektedir ki Oğuz-name, Gök Türk Yazıtları'ndan önce yaygınlaşmıştır.
- Cengiz Han: ''Düşman bizim topluluğun sayısını, bizim eksiklerimizi tamamladığımızı henüz bilmiyor. Ağaçlardan insan şeklinde varlıklar yapalım. Onları daha önce ele geçirdiğimiz ganimetlerle giydirelim... Savaşmak için karşı karşıya geldiğimizde onlar bu kıyafetli varlıkları görürler. Onları bizim aramızda asker sanırlar. Hiç şüphelenmezler. Onlar şaşkınlık içinde iken üç tarafa yerleştirdiğimiz okçular pusudan çıkıp onlara ok atarlar ve onları üç taraftan çevirip hücum ederler...''
- Ulu Ay Ata Bitiği adlı kitapta; Ulu Kara Dağ olarak adlandırılan dağda, bir dişi aslanın yavrularıyla beraber Türklerin dedelerini emzirdiği ve orada büyüttüğü, daha sonra avlarının etlerini yiyen aslanları nasıl bozguna uğrattığı da yazılıdır. Ulu Ay Ata Bitiği adlı kitapta; Alp Kara Aslan Belceği, hemcinsinden olan ve kaybolup Ulu Kara Dağ’a gelen aileyi, onların küçük kızını görüp yakınlık duyduğu da anlatılmıştır. Kitaba göre; Alp Kara Aslan Belceği, bu aile ile yakınlık kurup onlardan kendi dilini de öğrenmiştir. Kendilerine yani aileye kim olduklarıyla ilgili soru sorduğunda, onların da ‘‘kaybolmuş, yolunu kaybetmiş’’ anlamında olan Tatarlar olduklarını öğrenmesi de Ulu Ay Ata Bitiği adlı kitapta yer almaktadır. Kitaba göre; Alp Kara Aslan Belceği, daha sonra bu kız ile evlenip hayatlarını birleştirirler. Kız, Tatar Han olarak isimlendirilen bir oğlan çocuğu dünyaya getirir. Tatar Han, büyüdüğünde Tüngeci Hatun/ Tungacı Hatun adlı bir kız ile tanışır. Tatar Han da bu kızla evlenmiş, bu evlilikten de ileriki zamanlarda çok tanınan üç erkek çocuğu doğmuştur. Bu çocukların adları şöyledir. Biri Şingiz Han, diğeri Oğuz Han ve bir diğeri Altın Han’dır.
- Türklerin dilinde, uzun ömürlü ve büyük dede anlamına gelen Ulu Ay Ata, Türklerin dedesidir.
- Tatarlar/Türkler; kendi dilleri olan Türkçedeki ismiyle siyah dağ anlamına gelen Kara Dağ'da tarih sahnesine çıkmışlardır. Onların ana vatanı bu bahsettiğiniz siyah dağ anlamına gelen Kara Dağ'dır.
- ''Ey İnsanlar! Sizi tek nefisten yaratan, ondan eşini var eden ve her ikisinden pek çok erkek ve kadın türeten Rabbinize karşı gelmekten sakının'' (en-Nisâ, 4/1)
- Nasır Nasıreddin Muhammed b. Kalavun, saltanat döneminde Türk kültür hayatının Mısır'da canlı tutulmasında önemli bir rol oynamıştır.
- ed-Devletü't Türkiyye (Türk Devleti) döneminde, 1343'te Halil bin Muhammed bir Yusuf el-Konevî adlı bir Türk tarafından Araplara Türkçe öğretmek amacıyla yazılmış olan Kitâb-ı Mecmû-ı Tercümân-ı Türkî ve Acemî ve Mugalî adlı eser, kelime çeşitlerine göre hazırlanmış bir sözlük-gramerdir.
- Aybek ed-Devâdârî'ye göre Oğuz-name nasıl Oğuzların kitabı ise Ulu Han Ata Bitiği de Moğollar ve Kıpçaklara aittir. Kendi deyimi ile ''Bu kitap; Moğollar, Kıpçakçılar ve eski Türklerde çok değerli ve kutsal bir kitaptır.''
Ulu Han Ata Bitiği İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Türklerin En Eski Destanı: Sayın Prof. Dr. Necati Demir hocamızın hazırladığı eser Türkoloji hususunda çok kıymetli bir eser. Türk mitolojisine yönelik henüz bilinmeyen epey unsurun varlığının somut bir delili. Özellikle eserin, Türkistan coğrafyasından binlerce kilometre uzakta Memlûk Devleti coğrafyasında yüzyıllar sonra kaleme alınmış olması, dönemin sosyal-siyasî,fikrî yapısı hakkında çeşitli çıkarımların yapılabilmesini sağlaması açısından da epey kıymetli. Bu minvalde diyebilirim ki pek çok kavmin mitolojisi bugün dünya coğrafyasında çokça meşhurken ve bu durum kimi zaman kültür asimilasyonlarının bir parçası olarak kullanılırken kendi tarihini ve mitolojisini bilen Türk gençleri, kendi millî benliklerini koruma ve yüceltme hususunda başarıya ulaşacaktır. Hocamız, eseri gayet anlaşılır ve nezih bir üslupla kaleme almanın yanında, gerek dipnotlar ile gerek ek bilgiler ile anlaşılması hususunda da dört yanı mamur bir eser meydana getirmiş. Kendisini uzun bir süredir takip etmeme rağman hocamızın henüz okumuş olduğum bu ilk kitabı, diğer eserleri konusunda bir geç kalınmışlık hissetmeme sebep oldu. Bu alan ile ilgili okumalar yapmak isteyen kıymetli okurlara tavsiye edeceğim bir eserdir. yazar/i19175 kitap/kitap--81047 (Eray Yıldız)
Ulu Han Ata Kitabı Öncelikle böyle bir çalısmayla bizleri aydınlattığı için Prof.Dr. Necati Demir'e tesekkür ederim. Kitapta Türk ırkına mensup ilk kişi olan Ulu Ay Ata’nın yaradılışını anlatmaktadır. Orhun Yazıtları’ndan önce Türkçe olarak kaleme alınmıs bir eserdir. Ulu Han Ata Bitiği, İslamiyet öncesinde yazılmış olmasına rağmen İslamiyet ile çok benzer yönlerinin olması eseri ilginç kılıyor. Kitap dört bölümden oluşuyor, birinci bölümde eserin yazıldığı coğrafya ve dönemin tarihi hakkında bilgiler verilmiş. İkinci bölümde ise eserin yazarı ve eseri Dürerü't-Tican ve Gureru Tevarihi'z -Zaman tanıtılmış olup üçüncü bölümde Ulu Han Ata Bitiği metni verilmiştir. Metnin aslı Arapça olup bu çalısmayla Türkiye Türkçesine tercümesi verilmiş. Eserin son kısmında Oğuz-name, Dede Korkut, Ulu Kara Dağ, Ulu Ay Ata, Ulu Ay Ana, Altın Han, Gümüş Han, Türk Yemini, Çocuk Arslan Hikayesi gibi Türk tarihi, kültürü ve coğrafyası hakkında bilgiler verilmiştir. Kitapta yer yer tekralamalar mevcuttur. Bilgi yüklü bir çalışma olmuş. Yaratılış mitleri sevenlere tavsiyemdir.. (Dilek)
Sayın hocam Prof. Dr. Necati Demir'in yaptığı müthiş çalışmalardan yalnızca bir tanesi. Türk destanı hatta gün yüzüne çıkmamış ilk Türk destanlarından şiddetle tavsiye ederim. Dinimiz İslamın ve Türklüğün birleşme noktası.... (Alev Çakır)
Ulu Han Ata Bitiği PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Necati Demir - Ulu Han Ata Bitiği kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Ulu Han Ata Bitiği PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Necati Demir Kimdir?
Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Türkçe Eğitimi Ana Bilim Dalı Başkanı.
Bilimsel araştırma konusu olarak; dünya bilimine ve barışına katkısı olması sebebiyle, dünya kültürleri içinde önemli bir yeri olduğuna inandığı Türk Kültürünü incelemeyi hedeflemiştir. Bir kültürün oluşmasındaki en temel unsurun dil olduğunu göz önünde bulunduran Necati Demir, ilk araştırma ve çalışmalarını dil üzerinde yapmış, Türkçe kelimelerin kökenlerine inmiştir. Araştırmasını yaptığı kelimelerden biri de, birçok yabancı dil bilimcisinin dikkatini çeken yılkı sözcüğüdür.
Türk Kültürünün binlerce yıl; önceleri Fars ve Arap; 1850’lerden sonra Avrupa; 1950’lerden sonra ise Amerikan kültürlerinden etkilendiğini; Türk toplumunun bugün kendi kültürünü unutarak başka kültürlerin gölgesinde kaldığını Gölgede kalanın gölgesi yoktur ifadesiyle vurgulayan Necati Demir, bu büyük kültürün yeniden hatırlatılması ve canlandırılmasına katkılarda bulunmuştur. Bu amaçla 1984 yılında başlattığı çalışmaya arkadaşlarını da ortak etmiş ve bir bilimsel çalışma gurubu oluşturmuştur. Bu bünyede; Türkçe olduğu kadar yabancı dillerde de yayımlar yaparak, bu kültürü tekrar uluslararası bir platforma taşımıştır.
Bir ülke kültürünün oluşmasındaki önemli etkenlerden bazıları olarak; ninnileri, çocuk oyunlarını, mânileri, masalları, fıkraları, atasözlerini, tekerlemeleri, türküleri, efsaneleri, destanları, ... örnek göstermiştir. Necati Demir, ayrıca 20 yıl boyunca alan araştırması yapmış, Türk Masalları, Türk Efsaneleri, Türk Ninnileri, Türk Manileri, Türk Atasözleri ve Türk Çocuk Oyunları’nı derleyerek Sözlü Türk Kültürü’nün en büyük arşivlerinden birini kurmuştur. Bu araştırmaların birinci ciltleri yayımlanacak duruma gelmiştir.
--reklam--
Necati Demir Kitapları - Eserleri
- Oğuz Kağan Destanı
- Ulu Han Ata Bitiği
- Dede Korkut Destanı
- Satuk Buğra Han Destanı
- Türklüğün Binlerce Yıllık Anayasası: Oğuz Kağan Töresi
- Anadolu Türk Masallarından Derlemeler
- Türkçe Sözlük Bilgisi
- Dede Korkut Destanı'nın Türkmenistan Boyları
- Müseyyeb Gazi Destanı
- Oğuzname
- Danişmend Gazi Destanı
- Hacıemiroğulları Beyliği
- Saltık Gazi Destanı 1-2-3
- Türk Edebiyatı Araştırmaları
- Türkçe Sözcük Bilgisi
- Oğuzname
- Turan Hakanı Alp Er Tunga
- Bozkurt ve Ergenekon Destanı
- Battal Gazi Destanı
- Türkçe Cümle Bilgisi
- Türk Efsaneleri
- Felsefi Propedotik
- Ulu Han Ata Bitiği
- Oğuz Kağan Destanı
- Dil, Tarih, Kültür ve Edebiyat Araştırmaları I
- Dil, Tarih, Kültür ve Edebiyat Araştırmaları II
- Anadolu'dan Türk Ninnileri
- Giresun İli ve Yöresi Ağızları
- Türk Ninnileri
- Danişmend-Name
- Elik Keçisi Efsanesi ve Beşikdüzü
- Anadolu Türk Halk Masalları (10 Cilt Takım)
- Ordu İli ve Yöresi Ağızları
- Türk Tarihi Araştırmaları
- Satuk Buğra Han Destanı
- Anadolu Türk Masallarından Derlemeler
- Taceddinoğulları Beyliği
--reklam--
Necati Demir Alıntıları - Sözleri
- “Madem ki Türkler/ Oğuzlar bu dünyada sonsuza kadar yaşayacak soyları ve boyları geniş coğrafyalara yayıla. Her işlerinde bu nasihatler ve öğütleri esas alırlarsa dünya memleketlerine padişah olalar…” (Türklüğün Binlerce Yıllık Anayasası: Oğuz Kağan Töresi)
- Türkler, tarih boyunca çok geniş coğrafyalara yayıldıklarından, âdeta hareketin sembolü olmuşlardır. Ana vatanlarında ve gittikleri yerlerin çoğunda, değişik unsurlara karşı mücadele etmek zorunda kalmışlardır. Bu mücadelelerin bir kısmı destanlaşarak tarih boyunca milletin hafızasından silinmeyip edebîleşmiştir. Çeşitli dönemlerde edebiyatımıza yansıyan bu önemli tarihî olaylar yazıya da geçirilmiş ve destan olarak adlandırılmıştır. (Müseyyeb Gazi Destanı)
- Elik keçisi efsanesi, Türkistan’da efsaneler ile benzerlikler taşır. Uluğ Türkistan’da yalnız kalan çocuğa kuş ve kurt yardım eder. Orta ve Doğu Karadeniz Bölgesi’ndeki bu ailenin yaşamasını ise kuş ile keçi (Geyik) sağlar. Türk Kültürünün binlerce yıl sonra bir başka coğrafyada bilinç altının ortaya çıkması gerçekten ilginçtir. (Syf 22) (Elik Keçisi Efsanesi ve Beşikdüzü)
- Müseyyeb Gazi Destanı; Kerbela Olayı'ndan sonra, Türk milletinin yapılan haksızlardan aldığı bir tür hayalî intikamdır, denilebilir. (Müseyyeb Gazi Destanı)
- Türk dili, Türk ulusunun yüreğidir, beynidir. -Mustafa Kemal Atatürk (Türkçe Sözlük Bilgisi)
- Oğul acısı, yurt yoksulluğu çok acı vericidir, derler. Yüce Tanrı cümlemize göstermesin. Sonuç itibarıyla kuruluk hastalığı ile yaşlılık yoksulluğu çok zor imiş. Yüce Tanrı kimseye göstermesin. Er, oğul çağrılmadığı yerlere varmasa, İnsan olan hürmetini bir lokma için bin tane kızıla (altın para) vermese iyi... Aslını, kökünü bilmediği yerden kız almasa, Soyunu aslını tanımadığı soya sopa kız vermese iyi... (Dede Korkut Destanı)
- Her kim insan doğasında vefa belirtisi ararsa,bu huma kuşunun gölgesinden devlet ummaya benzer. (Felsefi Propedotik)
- Yezid buyurdu, bir mektup yazdılar: "Ey köylü oğlu! Türkmen'sin. Bu yaptığın iş midir? Kimse duymadan şehre gelirsin. Kimse duymadan camiye girersin. Bu işi edersin. Erlik bu mudur? Erlik, asker toplayıp başa baş cenk etmektir. Gel, şimdi cevap ver. Ama yine başaramazsan ben sana cevap vereyim. Fakat gel, şimdi cenk etmeden önce sana bir nasihat vereyim. Eğer kabul edersen et. Yaptıklarına tövbe eyle. Eğer sözümü kabul etmez isen sana bir iş edeceğim ki âlem sana gülecek" dedi. (Müseyyeb Gazi Destanı)
- Allah'a tevekkül ettim, ondan başkasından bir şey ümit etmiyorum. (Satuk Buğra Han Destanı)
- Hareketsiz toplumların ve milletlerin destanı olmaz. (Müseyyeb Gazi Destanı)
- 1489-1554 yılları arasında Trabzon ve çevresinde; gayrimüslim Kumanların yaşadığı, bu yöre için tutulan tahrir defterlerinde açıkça yer almaktadır. ( 45 Hane) (Syf 27) (Elik Keçisi Efsanesi ve Beşikdüzü)
- Önceden yaşamış Oğuz halkı şöyle dermiş: "Oğuz ilinin halkının göçüp yürümediği yol var mıdır? Evini kurup oturmadığı yer var mıdır?" (Oğuz Kağan Destanı)
- Dünyanın âdemî kişisi (insanı) ezile, cadısıyla devi kala. Hakk'a kulluk etmek gide, sözü kala. Şehre, pazara seyretmeye gelen Türkler, Türkmenler pahalı bir nesneyi alamayalar, Komşu, komşu evine varmaktan geri dura. Beyler, paşalar önünde söylenen yalan yanlış sözler ola. Ulular, ekabirler meclisinde söyletmek için yalancıları ola. Ol günleri görmeden söyledim ben Dede Korkut görmüşçe. İnanın bana Oğuz Kavmi. O günlere koma, benim canımı al Yüce Tanrı'm. (Dede Korkut Destanı)
- 1336 yılında Türkler Trabzon’un yaklaşık 4 km güneyine kadar inebildiğine göre, bu yıllarda Trabzon Devleti’nin Trabzon Kalesine sıkışmış durumda olduğu anlaşılmaktadır. (Syf 73) (Elik Keçisi Efsanesi ve Beşikdüzü)
- Yıllarca yaptığımız araştırmalarda gördük ki Karadeniz Bölgesi Orta Asya Türk Kültürü’nün en canlı olarak yaşadığı bölgelerden biridir. (Syf 16) (Elik Keçisi Efsanesi ve Beşikdüzü)
- Türkiye'deki günümüzde durumu ele alacak olursak, özetle şu sonuçlara varılabilir: Artık ninniler söylenmemekte, çocuklarımız çeşitli basın ve yayın organları vasıtasıyla yabancı kültürlerle yetişmektedir. Ders kitaplarındaki başka milletlerin masalları, çocuklarımızın ufkunu daraltmaktadır. Fıkraların ortadan kalkmasıyla insanlar meselelerini kaba kuvvetle çözmeye başlamıştır. Atasözleri unutulduğu için tecrübelerin aktarılması tarihe karışmıştır. Türk destanlarını okumayan gençler, yabancı kahramanların hayranı olup çıkmaktadır. (Danişmend Gazi Destanı)
- Türk milleti, güzel sanatlara yatkındır. Dolayısıyla Türk milleti; tarihin derinliklerinden beri, söyleyeceği sözleri ahenkli, ezgili ve ölçülü bir biçimde, dilin imkânları el verdiğince söylemeye çalışmıştır. Türkçenin ilk edebî metinleri sayılan Orhun Yazıtları’ndan bu yana ulaşabildiğimiz eserlerden anladığımıza göre bu gayretinde başarılı oldukları açıkça ortadadır. (Türk Ninnileri)
- Yoh men hecem, Men yalanam, Kitap-kitap sözlerimin Müellifi: menim anam!... (Türk Edebiyatı Araştırmaları)
- Nasır Nasıreddin Muhammed b. Kalavun, saltanat döneminde Türk kültür hayatının Mısır'da canlı tutulmasında önemli bir rol oynamıştır. (Ulu Han Ata Bitiği)
- Çaresiz Melik, Tanrı'dan başkasından istekte bulunmaz, Çünkü o bilir ki bu dünya kalıcı değil geçicidir. (Danişmend Gazi Destanı)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin