Alâeddin Şenel kimdir? Alâeddin Şenel kitapları ve sözleri

Türk Akademisyen, Yazar Alâeddin Şenel hayatı araştırılıyor. Peki Alâeddin Şenel kimdir? Alâeddin Şenel aslen nerelidir? Alâeddin Şenel ne zaman, nerede doğdu? Alâeddin Şenel hayatta mı? İşte Alâeddin Şenel hayatı...

BİYOGRAFİ
Türk Akademisyen, Yazar Alâeddin Şenel edebi kişiliği, hayat hikayesi ve eserleri merak ediliyor. Kitap severler arama motorlarında Alâeddin Şenel hakkında bilgi edinmeye çalışıyor. Alâeddin Şenel hayatını, kitaplarını, sözlerini ve alıntılarını sizler için hazırladık. İşte Alâeddin Şenel hayatı, eserleri, sözleri ve alıntıları...

Tam / Gerçek Adı: Alaeddin (Adam) Şenel

Doğum Tarihi: 1941

Doğum Yeri: Kütahya, Türkiye

Alâeddin Şenel kimdir?

Alaeddin (Adam) Şenel. 1941'de Kütahya'da zanaatçı-işçi bir ailenin çocuğu olarak doğdu. İlk ve orta öğrenimini bu kentte, esnaf dayılarının yanında çıraklık yaparak tamamladı. AÜ Siyasal Bilgiler Fakültesi'ni burslu öğrenci konumuyla 1963'te bitirdi. 1964'te bu fakültede asistan kaldı. 1968'de doktorasını verip 1980'de doçent oldu. 1983'te istifa edip 1991'e kadar yaşamını çevirileriyle kazandı. 1991'de SBF'ye dönüp 2001 sonunda emekli oldu. Düşünce tarihi ve insanlık tarihiyle ilgili dersler verip çeviriler yapmış olan Şenel'in bilimsel yapıtları yanı sıra Ozmos Kronos ve Teleandregenos Ütopyasında Evlilik Hayatı adlı iki ütopya denemesi bulunmakta.

Alâeddin Şenel Kitapları - Eserleri

  • Siyasal Düşünceler Tarihi
  • Kemirgenlerden Sömürgenlere İnsanlık Tarihi
  • Teleandregenos Ütopyasında Evlilik Hayatı
  • İlkel Topluluktan Uygar Topluma
  • Ozmos Kronos
  • Şifrelerden Sembollere Dan Brown
  • 50 Soruda Bilim ve Bilimsel Yöntem
  • Din-Ahlak ve Saygı-Biat Üzerine Aykırı Yazılar
  • Irk ve Irkçılık Düşüncesi
  • Kenttanrıcılıktan Tektanrıcılığa Dinsel İdeoloji ve Gönüllü Kulluk
  • İnsan ve Evrim Gerçeği
  • Eski Yunanda Eşitlik ve Eşitsizlik Üzerine
  • Olimpiyatların Kara Tarihi
  • Sağcı Düşünüşün Kritik Tarihi

Alâeddin Şenel Alıntıları - Sözleri

  • Batı koloniciliginin gelisip, Avrupalılar'ın Afrika'da Karaderililerle, uzak Asya'da Sarıderililerle, Amerika'da Kızılderililerle karşılaşmaları üzerine, insanları sınıflandırmalar, ırk kuramları görünmeye başlamıştı. (Irk ve Irkçılık Düşüncesi)
  • [Yapıtın hacimli olmasından dolayı] Zamanı kıt ve değerli çağdaş okuyu­cudan özür dileriz. (Eski Yunanda Eşitlik ve Eşitsizlik Üzerine)
  • İnsanlar kendilerini hak, adalet, barış masalları ile aldatırlar. Oysa eninde sonunda geçerli olan, yaşam savaşı yasasıdır. Ne kadar akla yakın görünüyor değil mi? (Siyasal Düşünceler Tarihi)
  • Tapınak ekonomisinin odağı "tanrının kanalları" ile büyük sulama tarımı uygulanan "tanrının tarlaları" ürününün, "tanrının kulları" eliyle "tanrının evi" denen yere getirildiği yerdi. Burası alt katında tarla ürünlerinin "tanrının sürüleri" ürünleriyle birlikte işlenip üst katlarındaki tapınak dinci personeline bölüştürüldüğü bir "ziggurat" biçimindeydi. (Kenttanrıcılıktan Tektanrıcılığa Dinsel İdeoloji ve Gönüllü Kulluk)
  • Üniversite sözcüğü, Salerno tıp ve Bologna hukuk merkezlerinde okuyan öğrencilerin hem haklarını korumak hem de öğretim üyesi tutabilmek için XI. yy’da kurdukları “Üniversitas” adlı loncadan kaynaklanır. 1160’ta Paris kentindeki öğretim üyeleri, kendi yönetimlerinde çalışmak üzere düzenledikleri okula bu adı vermişlerdir. (50 Soruda Bilim ve Bilimsel Yöntem)
  • Şifacıların başarı öyküleri genel olarak şifacıların yaptıkları sahtekarlıkların sonucudur. (Şifrelerden Sembollere Dan Brown)
  • "İnsanoğlu putunu kendi yapar kendi tapar." (Din-Ahlak ve Saygı-Biat Üzerine Aykırı Yazılar)
  • "Köledirler ama biz de onlar kadar yazgının elinde olduğu­muza göre, onlar gibi birer köle değil miyiz?... Köle olmayan bi­rini göster, kimi şehvetin, kimi tamahın, kimi şeref tutkusunun, herkes umudun, herkes korkunun kölesidir." (Din-Ahlak ve Saygı-Biat Üzerine Aykırı Yazılar)
  • Kafesin gene iki anahtarı vardır. Biri kamu yetkililerinde, biri kocadadır. Kadının eline anahtar verilmez. Kamu yetkilileri, kendilerince bilinen, neler olduğunu kimseye açıklanmayan toplumsal yarar, aile çıkarı nedenleriyle bu anahtarı istedikleri zaman kullanmaya yetkilidirler. (Teleandregenos Ütopyasında Evlilik Hayatı)
  • Ben, erkeklerin "araçları" olan kadınların bile yaşamlarından yakınmayıp, "hoşnutuz" dedikleri bir düzeni yıkılmaz buluyorum. (Teleandregenos Ütopyasında Evlilik Hayatı)
  • "savaş yoğunlaştırılmış bir politikadır; politika seyreltilmiş bir savaş" (Din-Ahlak ve Saygı-Biat Üzerine Aykırı Yazılar)
  • Kafese karşı tüm direnmelerin boşuna olduğunu anlayan, kafesi ve kafesle birlikte erkeklerden yana yontan değer yargılarını kabul ederek, yazgısına razı olup yakınmaktan vazgeçen genç kızlar mutlu mudur? Ne gezer! (Teleandregenos Ütopyasında Evlilik Hayatı)
  • Simgesel araçların önemine Alman bilgin Ernst Cassirer (1874-1945) dikkat çekmiştir. Öteki hayvanların da bazı nesneleri araç olarak kullanabilip, tek tük araçlar yapabilirken, bir araç türünün yalnızca insanlarca yaratılıp kullanıldığını yazmıştır: simgesel araçlar. Bu olgudan giderek insanı Homo symbolicum olarak tanımlamıştır. (50 Soruda Bilim ve Bilimsel Yöntem)
  • Öyle ki insan, "simgelerle sevişen, simgelerle savaşan bir hayvandır" biçiminde de tanımlabilir. (Kenttanrıcılıktan Tektanrıcılığa Dinsel İdeoloji ve Gönüllü Kulluk)
  • “...Onlara, bir şeyin en sağlam biçimde “yaparak” ve yanlış yaparak” öğrenebileceğini nasıl öğretebilirim ki?” (Teleandregenos Ütopyasında Evlilik Hayatı)
  • Kişi tek başına mutlu olamaz çünkü insan doğuştan toplumsal ve siyasal bir hayvandır. İnsana mutluluk verecek aklın eylemi de ancak bir topluluk içindeki eylemidir. (Siyasal Düşünceler Tarihi)
  • Lao-çe'ye göre insanlar (çağımızın anarşist çevrelerinde düşünüldüğü gibi) doğuştan iyidir. Dolayısıyla güdülmeleri gerekmez. Birbirlerine doğuştan eşittirler. Yapılması gereken tek şey Tao denen doğru yolu izlemektir. Doğru yol ise, öyle herkesin ulaşamayacağı yüksekliklerde değildir, burnumuzun dibindedir. Doğru yola, çok şey öğrenmekle, çok şey bilmekle girilmez. Çok şey bilmenin, kendi başına hiçbir değeri yoktur; hiçbir yararı yoktur. Üstelik, insanlar arasında bilen-bilmeyen gibi haksız ayrımlara yol açabildiği için, zararı bile vardır. Çok mala sahip olmak da insanı doğru yola götürmez. Tersine, kişiyi soylu amaçlardan saptırır. (...) Lao-çe (gene çağımızın Thoreau gibi anarşist düşünürlerinin düşüncelerini anımsatırcasına) yalınlığın en doğru yol, en büyük erdem oluşturduğu noktasından kalkar. Onunla tutarlı olarak, karmaşık ilişkilere ve örgütlere (uygarlığa?) karşı çıkıp en doğru yönetimin (kişiye en az karışan) en az yöneten olduğu sonucuna ulaşır. (Kemirgenlerden Sömürgenlere İnsanlık Tarihi)
  • ''Erkekler daha çok topluluğu ''koruma'', kadınlar çocukları ve topluluğu yiyecek hazırlayarak ''besleme'' işlerini üstleneceklerdir. Bu yöndeki farklılaşma ileride daha da gelişerek ''av işleri'' ile ''ev işleri'' ayırımı biçimini alabilecektir. Aslında uygar topluma dek, kadınların toplayıcılık yanı sıra av dışında her işi yaptıkları sanılıyor. Uygar toplumdan sonra ise, ev dışında tarım işleri yanı sıra ev içinde her işi üstlenecekleri bir durum söz konusudur. Bu bir açıdan, kadınların üstüne daha çok işin yükleneceği anlamına gelip, onlar adına bir olumsuzluktur. Öteki açıdan, uzmanlaşmanın ve yabancılaşmanın olumsuz etkilerine erkeklerden daha az açık kalmaları demektir.'' (Kemirgenlerden Sömürgenlere İnsanlık Tarihi)
  • Dahası, üreme ve beslenme sorunları çözüldükten sonra bile, erkekler, kadınları “araç gibi” kullanmayı sürdüreceklerdi. Bu ilkel çağlardan kalma alışkanlıkla. Bencilliklerini örtmek yolunda dille aktardıkları, “kutsal” sayıp saydırdıkları geleneklere sığınacaklardı. Sözde “kutsal” saydıkları kadına, amaç olma hakkını tanımayacaklardı. Hatta bir peygamber onu “mülk” sayacaktı. Doğduklarında onları diri diri gömülmekten kurtardım diye olmalı, “kadınlar sizin tarlalarınızdır, onları dilediğiniz gibi ekin” diye buyruk çıkaracaktı. (Ozmos Kronos)
  • "... Teurjik büyü eylemleri özel bir tarz büyüdü. Teurjistler, tipki ilkel büyüde oldugu gibi varliklar arsinda birtakim benzerlik iliskileri tesis ederler ve bu iliskileri kullanarak yaptiklari büyüsel ayinler vasitasiyla, tanri heykellerini canlandirmayi ve tanrilarla konusmayi hedeflerler." (Şifrelerden Sembollere Dan Brown)

YORUMLAR

YORUM YAZ!

Yorum Ekle