Anne - baba ve evlat!

Anne ile çocuk arasındaki duygusal ve ruhsal bağlanmanın bilinçdışı sürecinde doğal içgüdüler yer aldığı uzmanlar tarafından anlatılır. Ya baba ile çocuk arasındaki ilişki! O çok daha ayrı, çok daha özel bir yerdedir. Evin babası çocuğuna karşı olan sevgisini anneye göre daha ekonomik kullanandır. Öte yandan baba çocuk için güçlü, her şeyi bilen, her zorluğu aşmaya gücü yetendir.

Baba anne arasındaki daha tanımlamayı tam anlamıyla yapamadan başlar çocuğun hayat serüveni ve koşuşturması, başalayan belki de anne ve babanın o üzerine titredikleri çocuğun bir kuş misali kanatlanıp yuvadan uçuş serüvenine benzer gibi; 

3 yaşında kreş, 4 yaşında ana okulunun yolunu tutar,
6 yaşında ilkokul, orta, lise üniversite yaş gelir 23'e,
iş telaşı ve kariyet planlamasında yolun başındadır üzerine titrenilen çocuk, Sevdiği ya da anlaşabildiği hayat arkadaşını seçmiş ve evlenerek onu büyüten, üzerine titreyen anne ve babasından büyüdüğü evinden ayrılmıştır. 

Anne, çocuğuna duygusal ve ruhsal bağlanmanın bilinçdışı sürecinde doğal içgüdülerle sevgisini doyasıya vermiştir. Baba ise hayatın getirdiği zorluklarla cebelleşirken, zorlukların izin verebildiği kadar görevini yerine getirmeye çalışmış, ekonomik kullandığı sevgisiyle başbaşa kalıvermiştir.

Çocuk yuvadan uçmuştur; Odaları boş kalmış, ders yaptığı masası, sandalyesi, dolapları bomboş kalmıştır.

Koskoca evinde sadece evlendiğin eşin ve sen, tıpkı o ilk günler gibi!
Ne odaların şenliği nede sofraların tadı kalmıştır artık.

Her sabah "haydi oğlum, haydi kızım, kahvaltınız hazır okula geç kalacaksınız" diye yükselen sesler, yükselmez olmuştur. Evin salonda, mutfakta sadece bir tek sen, bir de eşin yalnız başınıza!

Bazen içinden keşke büyümeselerdi de, yine bu evimizde beraber olsaydık der der durursun içinden.
Bazende aman, işleri huzurları yerinde olsun da canları sağ olsun, yine gelip giderler" dersin, dersin demesine de yinede, boş odalarına bakar bakar, kimi zaman gizli gizli boş kalan evin bir köşesinde ağlarsın. 

Her şey burda biter mi? bitmez!
Torunlar olur, gurbette değilseniz yeniden şenlenir evler, odalar sofralar.
Odalar oyuncaklarla dolar, karma karışıktır her yer.

Onları toplamayı gözün almaz yaş geçmiştir artık, hatta bazen ertesi güne kadar dağınıklık durur odalarda, kimse gelmez düzeltmeye toparlamaya. 

Bitti mi? bitmedi!

Torunlar büyür, sen küçülürsün, yaşın geçmiştir; bazen unutkan, bazen içtiğin ilacı, bazen yediğin yemeği unutursun, artık evde eğlencelik olmaya başlamışsındır farkında olmadan.

Birde bakarsın, ya bir huzur evinde ya bir bakıcının elinde yada aklına dahi gelemeyecek kuytu bir köşede ruhunu teslim etmişindir.

Evlat gördüğün bağrına basabildiğin en fazla 7 yaşına kadardır artık.
Sonrası, ya okullarda, ya gurbet ellerdee, yada yalan dünyada, dünya telaşasından kavrulup gidendir evlat!

YORUMLAR

YORUM YAZ!

Yorum Ekle