Arınç'ın açıklamaları ve bölgemiz

            Bülent Arınç’ın Birkaç gün önce CNN’de ki programı büyük bir zevkle izledim. Birkaç sene öncesine göre muazzam değişim yaşayan Arınç, beni bir hayli şaşırttı doğrusu. Çözüm süreci cemaatle ilgili süreç, Tahir Elçi, dış politika ile ilgili sarf ettiği sözler önemliydi. Çözüm sürecini kimin bozduğunu ve Dolmabahçe meselesi ile ilgili açıklamaları, muhtemel olan başkanlık referandumuyla ilgili beyanları da önemliydi. Konularla ilgili yaklaşımı ve getirdiği açıklamalar, mutlaka ki toplumda farklı bir bakış açısının da olabileceği göstermiştir bizlere.

            Silah ne işe yarıyor? Cereyan eden gelişmelere yerelden bakan genç bir yazar olarak, Arınç’ın konuşmasındaki bana göre doğru temaslardan belki de en önemlisi bizi ve bölgemizi en çok ilgilendiren ‘Barış’ konusuyla ilgili görüşlerimi paylaşmak istiyorum.

            Bu işin silahla çözülüp-çözülememeği uzun zamanadır tartışılır, konuşulur, uğruna 2-3 saatlik programlar yapılır. Ancak uzun zamandır, Arınç’ın ki kadar konuyla ilgili net bir cümle duymamıştım. ‘’Ölen teröristinde, askerinde resmi duvara asılıyor ondan sonra gelen kardeşi, çocuğu vs soruyor bu kim diye ve kinleniyor’’ bu cümle tek başına silahın ne işe yaradığını anlatıyor yeterince…

             Elinde silah olan iki tarafta aynı şeyi geveliyor, ‘’halkımız için’’ diyor. Pragmatist davranmak gerekirse sormak elzem gelir; silahın halka ne faydası var? Ana dilde eğitim sorununu çözebiliyor musunuz? Bölgenin kötü durumda olan ekonomisini düzeltebiliyor musunuz? Kürt halklarına yaşam hakkını verebiliyor musunuz?  Ve hatta –komik gelebilir-  yaşanan güvenlik sorununu bitirebiliyor musunuz?  Ne devletin açtığı ateş terörü bitiriyor nede terörün açtığı ateş, devlete zarar veriyor ve otoriteyi yok ediyor.  

            Hal böyle iken neden masa reddediyor? Zana meselesi:  Leyla Zana ateşe su dökmek için görüşme talep etmiş ‘’cumhurun’’ başkanından. ‘’Cumhur’’-başkanımız kabul etmemiş, çünkü vekil değilmiş. Başkan ile konuşmak isteyen cumhur vekil olmak zorunda mı? Zana vekil değil ise halktır ve konuşmak hakkıdır. Yok, eğer mesele yeminden kaynaklanıyor ise, Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan başbakanken söylediği  ‘’Atatürk milliyetçiliğini dahi ayaklar altına alırım, yapacağım tek milliyetçilik Türkiye milliyetçiliğidir, Türkiyeliyim demekten gocunma ha’’ sözleri bu işin neresindedir?                                                

            Çatışmanın durmasının ne gibi bir zararı var? Bu çatışma ortamından kimler besleniyor? Bölge 7-8 ay hangi durumdaydı? Şimdi hangi durumda? Halk hangisinden memnun? Bu akan kan Kime yarıyor? Amaç çözüm sürecini sekteye uğratmak derken, neden amaç terör ile mücadeleyi sekteye uğratmak deniliyor? Gibi güzel akılcı sorularla ilgili ve Arınç’ın değindiği diğer konularla ilgili yazmak isterdim ancak ülkede o kadar özgür basın var ki benden önce onlarca yazar bu konulara değinmiştir, benim yazmamı gerektirecek bir durumda kalmamıştır.

                                                                     Cizre'deki Bodrum Kavgası

            Doğrusu ne diyeyim bilemiyorum üniversite öğrencileri derslerini bırakıp gitmişler, Cizre de o ya da bu şekilde o binada mahsur kalmışlar, çatışmaya girdiler veya girmediler bilmiyorum. Ancak şunu çok iyi biliyorum ki, bu iktidarın; çok övündüğü hatta devamı olduğunu iddia ettiği Osmanlı’nın girdiği en büyük, dünya tarihi açısından çok önemli yer tutan, ve hepimizin ortak değeri olan,  Çanakkale savaşında vurulan Anzak askerlerini eldeki kötü şartlara rağmen kendi hastanesinde tedavi etmiştir. Osmanlı bunu yaparken Cizre’deki vuku bulan hadise bu işin neresindedir.

YORUMLAR

YORUM YAZ!

Yorum Ekle