Atilla Özkırımlı kimdir? Atilla Özkırımlı kitapları ve sözleri

Türk Edebiyat Tarihçisi ve Yazar Atilla Özkırımlı hayatı araştırılıyor. Peki Atilla Özkırımlı kimdir? Atilla Özkırımlı aslen nerelidir? Atilla Özkırımlı ne zaman, nerede doğdu? Atilla Özkırımlı hayatta mı? İşte Atilla Özkırımlı hayatı... Atilla Özkırımlı yaşıyor mu? Atilla Özkırımlı ne zaman, nerede öldü?

BİYOGRAFİ
Türk Edebiyat Tarihçisi ve Yazar Atilla Özkırımlı edebi kişiliği, hayat hikayesi ve eserleri merak ediliyor. Kitap severler arama motorlarında Atilla Özkırımlı hakkında bilgi edinmeye çalışıyor. Atilla Özkırımlı hayatını, kitaplarını, sözlerini ve alıntılarını sizler için hazırladık. İşte Atilla Özkırımlı hayatı, eserleri, sözleri ve alıntıları...

Doğum Tarihi: 1942

Doğum Yeri: Konya, Türkiye

Ölüm Tarihi: 22 Ocak 2005

Ölüm Yeri: İstanbul, Türkiye

Atilla Özkırımlı kimdir?

Atilla Özkırımlı (1942, Konya, Türkiye- 22 Ocak 2005 İstanbul, Türkiye), edebiyat tarihçisi ve yazar.

Özkırımlı ilk ve orta öğrenimini Adana'da, üniversite eğitimini ise İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nde tamamladı (1968). Kendisi bir süre Hacettepe Üniversitesi'nde öğretim görevlisi olarak da çalışmıştır. Özkırımlı'nın ilk şiir ve öyküleri 1963-1964 yılları arasında Su ve Düzlem dergilerinde yayınlandı. Nesnel ölçülere bağlı edebiyat eleştirilerinin yanı sıra Türk edebiyat tarihine ilişkin araştırma ve incelemelerinde toplum yapısıyla sanat arasındaki ilişkiyi öne alan bir tutumu benimsedi. Özkırımlı, Nedim, Tevfik Fikret, Ahmet Haşim, Yakup Kadri Karaosmanoğlu ve Sabahattin Ali'ye ait eserlerin eleştirel basımlarını hazırlayarak Türkiye'de bu konudaki önemli bir boşluğu doldurmak amacıyla çalışmış ender yazarlardandır. Özkırımlı 22 Ocak 2005 tarihinde İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde solunum yetmezliği nedeniyle vefat etti. Özkırımlı için Yedikule'deki Kürkçüoğlu Hacı Hüseyin Ağa Camii'nde cenaze töreni düzenlendi. Umut Özkırımlı'nın babasıdır.

Atilla Özkırımlı Kitapları - Eserleri

  • Ahmet Haşim
  • Tevfik Fikret
  • Sevgim Acıyor
  • En Güzel Türk Hikayeleri-2
  • Alevilik Bektaşilik
  • Türk Edebiyatı Ansiklopedisi
  • En Güzel Türk Hikayeleri 1
  • Öykülerle Romanlarda Yaşamak
  • Nedim
  • Türk Dili Dil ve Anlatım

Atilla Özkırımlı Alıntıları - Sözleri

  • Akşam, yine akşam, yine akşam Bir sırma kemerdir suya baksam; Üstümde semâ kavs-i mutalsam! Akşam, yine akşam, yine akşam Göllerde bu dem bir kamış olsam! (Ahmet Haşim)
  • Ayırma gözlerini gözlerimden bu akşam, Böyle saatlerce bak, böyle asırlarca bak. Gözlerine yavaşça yavaşça doldu akşam, Göklerin ateşini kalbime boşaltarak Benim içimde yaktı sanki gurubu akşam. Senin kirpiklerinde bir damla oldu akşam. Gündüzden gürültüden ve kainattan ırak, Akşamı seyredeyim bakışlarında bırak, Ayırma gözlerini gözlerimden bu akşam, Böyle saatlerce bak, böyle asırlarca bak. Yeşil çamlar altında uyuyor şimdi ada, Şimdi kımıldamıyor zaman bile yerinden. Ve apacık gözlerin en derin bir rüyada, Ve güneş pırıl pırıl akıyor gözlerinden, Bilsen duracak gibi nasıl yavaş vurmada Kalbin öyle muntazam, kalbin öyle derinden. Yüzünü ipek bir tül gibisaran terinden Güneşi yudum yudum içtiğim şu lahzada Ruhumuz yıkanıyor yanan sonsuz semada Fırtınalı, karanlık günlerin kederinden. Yaşar Nabi Nayır (Türk Edebiyatı Ansiklopedisi)
  • Asırda acaib işler çoğaldı Bilmem bu işleri kim ediyor Dünyayı hep rezil köpekler aldı Gelen ümeraya karşı gidiyor (Türk Edebiyatı Ansiklopedisi)
  • Tang tengri kelti Tang tengri özi kelti Tang tengri kelti Tang tengri özi kelti. Turunglar kamug begler kadaşlar Tang tengrig ögelim. Körügme kün tengri Siz bizi küzeding Körünügme ey tengri Siz bizi kurtgarıng. Tang tengri Yıdlıg yıparlıg Yarukluğ yaşukluğ Tang tengri Tang tengri. (Türk Edebiyatı Ansiklopedisi)
  • Ayırma gözlerini gözlerimden bu akşam Böyle saatlerce bak, böyle asırlarca bak Gözlerine yavaşça, yavaşça doldu akşam Göklerin ateşini kalbime boşaltarak Benim içimde yaktı sanki gurubu akşam Senin kirpiklerinde bir damla kan oldu akşam Gündüzden, gürültüden ve kâinattan ırak Akşamı seyredeyim bakışlarında bırak Ayırma gözlerini gözlerimden bu akşam Böyle saatlerce bak, böyle asırlarca bak (Türk Edebiyatı Ansiklopedisi)
  • Onlar niçin semada, niçin ben çukurdayım? Gülsün neden cihan bana, ben yalnız ağlayım? (Tevfik Fikret)
  • Bütün bir ulus, her sınıftan insanıyla iki büklüm gezmeye alışmıştır. Eğilen başlar arasında ak-pak olan, saygı uyandırması gereken başlar da vardır. İğrendirir bunlar şairi. (Tevfik Fikret)
  • Geldi geçti ömrüm benim şol yel esip geçmiş gibi Hele bana şöyle geldi bir göz açıp etmiş gibi İş bu söze Hak tanıktır bu can gövdeye konuktur Bir gün ola çıka gide kafesten kuş uçmuş gibi (Türk Edebiyatı Ansiklopedisi)
  • Rüstem-i Zâl ki vasfiyle dolup Şehnâme Mâlik olmuştu Tehemtenliğine İran'ın (Türk Edebiyatı Ansiklopedisi)
  • Mendilim yudum arıttım Gülün dalında kuruttum Adım ne idi unuttum Sorulmayı sorulmayı Benim yârim bana küsmüş Zülfünü gerdana dökmüş Muhabbeti benden kesmiş Sevilmeyi sevilmeyi Çağır Karac'oğlan çağır Taş düştüğü yerde ağır Yiğit sevdiğinden soğur Sarılmayı sarılmayı (Türk Edebiyatı Ansiklopedisi)
  • Koşan elbet varır; düşen kalkar; Kara taştan su damla damla akar, Birikir, sonra bir gümüş göl olur; Arayan hakkı en sonunda bulur... (Tevfik Fikret)
  • Hayat kötü ve aldatıcı da olsa yaşamak ister. Evet, bu dağları aştıkça böyle tırmanarak, bu dalgaların çalkantılı yüzeyinde kırık, ezik ve kendinden geçmiş bir durumda yuvarlanıp zedelendikçe, daha da çok koşmak isteyecektir. Durmak bilmeyen bir kötürümdür çünkü. Çünkü insanoğlu, ne olursa olsun, tâ mezarının başına kadar bu hayatı sevecektir. (Tevfik Fikret)
  • Ben güzelim deyu havadan uçma İndirirler seni el yaman olur Siyah kâküllerin gerdana saçma Bâd eser dağıtır yel yaman olur Güzelsin sevdiğim sen de bilirsin Ettiğin işlere pişman olursun Gel akşamlayalım yolda kalırsın Karanlık gecede yol yaman olur Bî-çâre Gevherî der hâlim yaman Dağ başından eksik olmuyor duman Efendim ben seni sardığım zaman Aşkımız artar da hâl yaman olur (Türk Edebiyatı Ansiklopedisi)
  • Yalab yalab yalabıyan ince donlum Yer basmayup yürüyen Kar üstüne kan dammış gibi kızıl yanaklum Koşa badem sığmayan dar ağızlum Kalemciler çalduğu kara kaşlum Kurumsu kırk tutam kara saçlum (Türk Edebiyatı Ansiklopedisi)
  • "Şiirde mana aramak; eti için bülbülü öldürmeye benzer." (Ahmet Haşim)
  • Şimdi artık tamamiyle kani'im ki (inanıyorum ki) ben şiirde bir maksad-ı hayat (hayatla ilgili bir amaç) arayanlardanım; şiiri mel'abe-i hayal (hayal oyunu) addedenlere iştirak edemem. (Tevfik Fikret)
  • Gerçi insan, sevdiğinin büyüdüğünü ister de yaşlandığını, ölüme yaklaştığını istemez. (En Güzel Türk Hikayeleri-2)
  • Namus kavramı, zaman, din, iklim, gelenek ve bilhassa giyim şekline göre değişen kararsız bir erdemdir.» (Ahmet Haşim)
  • Tanzimatçılar, bilmedikleri, yabancısı oldukları bir dünyayla karşılaşmışlar, o dünyanın düşüncesi altında ezilmişler, kendilerini yapılması gereken bir yığın iş karşısında bulmuşlardı. Bildikleri ve yaptıkları edebiyatın dışında, içinde yaşadıkları dünyayı ve insanlarını amaçlayan, özü ve biçimi başka bir edebiyatın varlığını keşfetmişlerdi. Ama yüzyılların birikimi sonucu olan bu edebiyatı ne bütünüyle aktarabilirler, ne de tanıyabilirlerdi. Zamanları dardı, işleri çoktu ve yalnız sanatçı değil, düşünür, sosyolog, filolog, politikacı, kısacası her şey olmak zorundaydılar. Şiirin dışında edebiyatın her türü yeniydi onlar için ve yalnız edebiyat türlerinde değil, her konuda yazmaları gerekiyordu. Oysa ele aldıkları her sorunda yetkili değillerdi. Bildikleri Fransızca ile ellerine ne geçerse okumuşlar, temellendirilmemiş bir yığın düşünceyi benimseyivermişlerdi. Sonra hepsi medrese çıkışlıydı. Bu nedenle de ileri sürdükleri her düşüncede kararsızlığa ve çelişkiye düştüler. (Tevfik Fikret)
  • Melâli anlamayan nesle âşina değiliz. (Ahmet Haşim)

YORUMLAR

YORUM YAZ!

Yorum Ekle