Bazı ebeveynlerin doğru bildiği yanlışlar

İlkokula yeni başlayan öğrenciniz varsa çok farklı ve sürekli değişkenlik gösteren duygularınız da vardır. Heyecan, üzüntü, bıkkınlık, çaresiz hissetme, umutlu olma, mutlu olma duygularını farklı dönemlerde ama sürekli değişkenlik göstererek yaşayabilirsiniz. Bunlar adeta 1. sınıfta öğrencisi olan ebeveynlerin yaşadığı yazılı olmayan kanunları gibidir.

Bu dönem bir kaç hafta 1. sınıfa başlayan öğrencileri ve ebeveynlerini gözlemlemeye çalıştım ve her yıl olduğu gibi bazı ebeveynlerin yaşadığı duyguda da doğru bildikleri yanlışlarda da bir değişiklik görmedim. Her şeyden önce çocuğunu bir birey olarak kabul etmemekle başlıyor bu süreç. Hala bir bebek gibi görüp çocuğun yediğine, içtiğine, giydiğine ve sınıfta kiminle arkadaşlık kuracaklarına müdahale ederek doğru bildiği büyük yanlışı yapıyorlar. Çocuğuna alternatifler sunarak seçme hakkı verilmeli. Ebeveyn çocuğa bir çerçeve çizip orada top koşturmayı çocuğa bırakmalı. Bu seçim yapmanın meyvesini bireyde şuan ve ilerde görev ve sorumluluklarını yerine getirme kazanımıyla alacaktır. Neticede bir ömür bu çocuk, çocuk olarak kalmayacak ve seçimler yapma, kararlar verme durumu ile sürekli karşılaşacaktır. Öyleyse biz onlara bunun temelini neden şimdiden sağlam attırmıyoruz?

Doğru bildiğimiz diğer bir yanlış da duygularımızda tutarsız oluşumuz. Doğru yaptığı her şeye "Aferin","Harikasın", "Süpersin Aslanım/Kızım/ Oğlum" diyerek bir süre sonra bunların içlerini boşaltılıp anlamsız birer sözde motivasyon sözleri olarak kaldığına şahit oluyoruz. Yine aynı şekilde çocuğun yanlış yaptığı bir davranışa sert bir tepki vererek sürekli yanlış bekçiliği yapmak da büyük bir hata olarak karşımıza çıkıyor. Bu durum çocuğun kafasında çelişki yaratmasına sebep oluyor ve bunun da akabinde ebeveyne karşı bir güvensizlik oluşmasına neden oluyor. Tahribatın ağırlığı ne kadar da acımasızca karşımıza çıkıyor. Doğru yaptıklarını uygun ve dozunda bir takdir ile cesaretlendirmeye, yanlışlarına da anlayacağı ve hissedeceği şekilde bir açıklama ile göstermeye dikkat etmeliyiz.

Argo veya nahoş cümleler kurarak güzel konuşmanın inceliğini görmek mümkün mü? Telefon ile saatlerce zaman geçirip kitap okuma alışkanlığını kazanmasını beklemek mümkün mü? Her şeyi çocuğun yerine yaparak görev ve sorumluluklarını yerine getiren bir birey yetiştirmek mümkün mü? Bu ve buna benzer yanlışları yaparak çocuğa nasihat ederek düzelmesini( !) beklemek mümkün mü? Cevaplarınız hayır ise o zaman doğru rol-model olmayı becermeliyiz.

Okulda öğretmenin üzüldüğü ama çoğu zaman sessiz kalarak kendini anlatamadığı durumlar da var. Yazının son kısmına biraz da onlara yer vermek istiyorum. Bahsettiğim doğru bildiği yanlışları yapan bu ebeveynlerimiz, "İyi öğretmen" arayışının karşısında öğretmen de "yapması gerekenleri yapan ebeveyn" arayışında olduklarını bilmeliler. Okula çalışkan (!) olarak başlasın diye okuma yazma öğretilmiş şekilde çocuğu göndermek yanlıştır. Çocuğuna kıyamadığı (!) için veya ödevi en iyi şekilde(!) yapmış olmak için yerine ödev yapmak yanlıştır. Beslenmesine hazır yiyecek koymak, kahvaltısız okula göndermek yanlıştır. Geç yatmalarına, geç kalmalarına, okuldan geç alınmalarına sebep olmak yanlıştır. Her durumda onlara "süpermenlik" yaparak kendimizce onları her durumda kurtarmak yanlıştır.

Aydınlık bir yolda mutlu bireyler yetiştirip koşmak varken karanlık bir yolda mutsuz ve korkak halde kalan olmak istemeyiz değil mi? Öyleyse doğru bildiğimiz yanlışları

azalttıkça aslında yollarımıza ışık ve çiçekler açtırmış olacağız. Aydınlık ve çiçekli yolarda buluşmak üzere...

Serhat Güneş

Bir Öğretmen, Bir Ömür Öğrenci

loading...

YORUMLAR

YORUM YAZ!

Yorum Ekle