Birinci Cadde

            Mardin, Anadolu’da eski kentsel veya mimarî dokusunu önemli oranda koruyabilmiş nâdir şehirlerdendir. Bu bakımdan Mardin, modernleşmenin kentleri çok hızlı bir şekilde dönüştürdüğü bir ortamda tahribattan çok az etkilenmiş bir şehirdir. Ne Osmanlı döneminde ne de Cumhuriyet döneminde Eski Mardin dediğimiz yerleşim alanına çok ciddi bir modern dokunuşun olmaması büyük bir şanstır. Mardin’in ilk geniş çaplı imar planı 1944 yılında Eyüp Kömürcüoğlu tarafından yapılmış olsa da uygulanmamıştır. Böylece Mardin, o dönemde Ankara, İstanbul ve Anadolu’nun çeşitli kentlerinde yaygın bir biçimde yapılan modern mekânsal müdahalelerin benzeriyle daha az karşılaşmıştır.

            Mardin’in mimarî tarihine baktığımızda şehrin mimarîsine yönelik ilk ciddi eklemlenme veya müdahalenin Batılı misyonerler tarafından 19. yüzyılın ikinci yarısından sonra yapıldığını görüyoruz. İtalyan, Fransız ve Amerikan misyonerlerinin inşâ ettikleri okul, hastane ve kilise gibi yapılar şehrin geleneksel mimarîsine yapılan ilk dokunuşlardır. Geleneksel mimariye yönelik diğer ciddi bir dokunuş da Mardin Birinci Cadde’de yapılmıştır. Bu cadde, Cumhuriyetin ilanıyla, diğer pek çok Anadolu şehrinde olduğu gibi Mardin’de de şehrin en işlek ve en büyük caddesi olduğu için “Cumhuriyet Caddesi” olarak isimlendirilmiştir. Diyarbakır Kapı’dan eski Hükümet Konağı binasına (şimdiki Mardin Artuklu Üniversitesi Mimarlık Fakültesi) ve Savur Kapı’ya kadar uzanan Birinci Cadde, ilk modern müdahalelere uğramadan önce sadece insan ve hayvan trafiğine açık geleneksel bir sokaktı. Buna rağmen bu cadde Mardin’de her zaman merkezî bir konumdaydı.

            Birinci Cadde’nin darlığı problemi ilk defa Birinci Dünya Savaşı’nın başlangıç yıllarında Almanların Mardin’e gelişiyle gündeme gelmiştir. O dönemde Osmanlı Devleti’yle müttefik olan Almanlar 1914-15’li yıllarda Hicaz Demiryolu’nu inşâ ederken araçların geçebilmeleri için şehri doğu-batı yönünde ikiye bölen dar ve kullanışsız Birinci Cadde’yi o günün modern şartlarına göre revize edip genişletmişlerdir. Böylece şehir, sadece insan ve hayvanların kullanabildiği bir yoldan, arabaların da geçebildiği bir otoyola kavuşmuştu. Motorlu araçların caddeye girmesiyle yeni ulaşım imkânları doğmuş, şehirdeki hareketlilik yaygınlaşıp hızlanmıştır. Buna bağlı olarak zamanla şehirde nakliye ve yolcu taşımacılığı sektörü de gelişmiştir. Caddenin açılmasıyla, cadde üzerinde olan evlerin bodrum katları dükkân olarak düzenlenmiş, böylece burası ticaretin de merkezi hâline gelmiştir.

            Eldeki tarihî kayıtlar yukarıda anlatılanları kesin olarak doğrulamasına rağmen, Mardin Halkevi’nin 1938’de bastırdığı “15. Cumhuriyet Yılında Mardin” isimli yayına göre  “geniş ve muntazam cadde” 1915 yılında Mustafa Kemal Paşa’nın “yapıcı ve yaratıcı himmet ve emirleri üzerine” meydana gelmiştir. Buna göre, Mustafa Kemal Paşa Diyarbakır’a geçmek üzere Resülayn’dan otomobille Mardin’e gelmiştir. Bu arada bu otomobil, Mardin’in gördüğü ilk otomobil olacaktır. Daha sonraki anlatımlarda bu arabadan “Mutlu otomobil” olarak bahsedilmektedir. Mustafa Kemal’in otomobiliyle eski kent içinde konaklayacağı yere gitmesi mümkün olmamış, geceyi geçireceği Mardin Rüştiyesi’ne (Günümüzdeki Mardin Olgunlaşma Enstitüsü) kadar, o dönemde sağlıklı olmayan sokaklardan yaya olarak geçmesi gerekmiştir. Paşa, bunun üzerine emir vermiş ve caddenin genişletilerek ıslah edilmesi talimatını vermiştir. Bahsi edilen yayında geçen ifâdeler aynen şöyle:

             “Büyük Şef, Diyarbakır’a geçmek üzere Resül’ayn’den itibaren otomobille Mardin’e gelmişler ve geceyi şimdiki Ortaokul binasında geçirmişlerdir. Mardin’in ilk gördüğü otomobil, Büyük Kurtarıcı’yı kendisine kavuşturan bu mutlu otomobil olmuştur. Mardin, o tarihte harabî içerisinde yüzüyordu. Yollarından değil otomobilin, iki insanın yan yana geçmesi mümkün değildi. Halbuki, arkadan birçok nakliye kamyonları gelecekti. Büyük Önder, belediye reisi Bay Hıdır Kümeli’yi çağırttı. Fakat, 120 bin kuruştan ibaret olan belediye varidatiyle bu işi başarmak imkânı yoktu. Eşsiz Mustafa Kemal, belediye reisini maruzatında haklı buldu ve yolların açılması, sâir imar işlerinin tezelden başarılması için belediye reisi emrine 200 mevcutlu bir istihkâm bölüğü verdi. İşte, bugünkü geniş ve muntazam cadde, bundan 23 yıl evvel ve Büyük Kurtarıcı’nın yapıcı ve yaratıcı himmet ve emirleri üzerine meydana geldi. … Şehirde cadde adı verilebilecek yol yoktu. Buna en güzel bir misal olarak Büyük Atamızın Diyarbakır’a geçmek üzere Mardin’i teşriflerinde, otomobillerinin ilerliyemeyip durmasını gösterebiliriz. Ana cadde bu halde olunca diğer yol ve sokakların ne acıklı bir durumda olduklarını tahmin etmek güç olmaz. O tarihte hiçbir yolun 2-3 metrelik kısmında bile orta bir intizam göze çarpmazdı. Her adım başında nisbeti on santimden aşağı düşmiyen çukurlara rastlanır; bu yollar kışın çamurdan, yazın tozdan sökülemez bir manzara taşırlardı.”

             Konuyla ilgili çalışmasından faydalandığımız H. İbrahim Düzenli’nin tespitlerine göre, Mustafa Kemal Paşa’ya atfedilen bu bilgi gerçeği yansıtmamaktadır. Çünkü Mustafa Kemal Paşa, 19’te Çanakkale Savaşı’ndadır. 1916’da Doğu Cephesi’ne atandığında Mardin’e ilk ve son defa olmak üzere gelmiştir. Oysa Birinci Cadde’nin o yıllarda genişletme çalışmaları Almanlar tarafından gerçekleştirilmiştir. Mardin Halkevinin vefakâr ve sadık görevlileri, muhtemelen o dönemde Paşa’yı övmek için başka bir argüman bulamamış olacaklar ki belgelerle ispatlı bu konuyu bu şekilde belirtmekte sakınca görmemişler.

             Almanların bu çalışmaları dışında Birinci Cadde, 1923 ve 1927’de iki kez daha küçük çaplı çalışmalarla genişletilmiştir. Günümüzde ise 2013-2014 yıllarında Birinci Cadde tekrar yenilenir. Enteresan olan şu ki bu caddenin köklü bir dönüşüm geçirmesi ancak Almanlardan bir asır sonrasına kalmış oluyordu.

***

             Gelelim güncel duruma … “Mardin’in kalbi neresidir?” diye sorulduğunda aşağı yukarı herkesin düşünmeden vereceği ilk cevap “Birinci Cadde” olacaktır. Önemli bir bölümü sit alanı kapsamında olan Birinci Cadde, son zamanlarda bir kısmı da yurtdışı kaynaklı “tarihî dönüşüm” içerikli projelerle aslî yapısına kavuşturulmaya çalışılmakta, çeşitli mimarî düzenlemelerle gerçek tarihî dokusuna kavuşturulmaktadır. Bu kapsamda binaların cepheleri iyileştirilmekte, cadde boyunca standart tabela, kepenk ve tente sistemi uygulaması bile yapılmaktadır. Bir yandan beton binalar yıkılırken bir yandan da tarihî evlerin restorasyonuna devam edilmekte.

             Allah var! Bu çabaların hiçbiri boşa gitmiyor, şehrin korunması noktasında gayet büyük hizmetler yapılıyor. Mardin turizmine büyük katkılar da sağlayan bu projelerle şehre istihdam, canlılık, zenginlik geliyor. Oysa, her şeyde olduğu gibi burada da kocaman bir “ama” var. Eski Mardin’e ilk girişte, Birinci Cadde’nin ağzında yapımı devam eden sağlı sollu inşaatlar, hem tarihî hem de turistik dokuya büyük zarar veriyor. Kim, hangi maksatla bu inşaatlara izin verdi, anlaşılacak gibi değil. Bir süre önce Mardin’i ziyaret eden Çevre ve Şehircilik bakanının, şehrin siluetine zarar verdiği gerekçesiyle binaların durdurulması talimatını vermesine rağmen bu binaların yapımına devam edildi. Yenişehir’in kalbine hançer gibi saplanan anlamsız, devâsâ binalardan sonra Birinci Cadde’nin de kalbine bu hançerler saplanmış olacak. Ve ne yazık ki bir taraftan Mardin’i kurtarmaya çalışırken diğer taraftan da kaybediyoruz.       

 

Doç.Dr. Mustafa Öztürk

Mustafa ÖZTÜRK1980 yılında Mardin’de doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimini Mardin’de tamamladıktan sonra lisans ve lisansüstü eğitiminin ardından 2018 yılında Filoloji alanında doçentlik derecesi alan Ö

YORUMLAR

  • Kaleminize sağlık hocam ancak ufak bir eleştirimi mazur görün, merak ediyorum da Mardin, Anadolu’nun neresine düşer?Bir akademisyen olarak hiç değilse siz kavramları yerli yerinde kullanın saygılarımla.

    • Kesinlikle doğru. Kavramlar önemli Bundan sonra dikkat edeceğim Teşekkür ederim

Yorum Ekle