TÜVTÜRK

Fatma Akerson kimdir? Fatma Akerson kitapları ve sözleri

Yazar, Çevirmen Fatma Akerson hayatı araştırılıyor. Peki Fatma Akerson kimdir? Fatma Akerson aslen nerelidir? Fatma Akerson ne zaman, nerede doğdu? Fatma Akerson hayatta mı? İşte Fatma Akerson hayatı...

  • 08.07.2022 08:00
Fatma Akerson kimdir? Fatma Akerson kitapları ve sözleri
Yazar, Çevirmen Fatma Akerson edebi kişiliği, hayat hikayesi ve eserleri merak ediliyor. Kitap severler arama motorlarında Fatma Akerson hakkında bilgi edinmeye çalışıyor. Fatma Akerson hayatını, kitaplarını, sözlerini ve alıntılarını sizler için hazırladık. İşte Fatma Akerson hayatı, eserleri, sözleri ve alıntıları...

Tam / Gerçek Adı: Fatma Erkman Akerson

Doğum Tarihi: 1945

Doğum Yeri: İstanbul, Türkiye

Fatma Akerson kimdir?

1945’te İstanbul’da doğdu. 1964’te İstanbul Alman Lisesi’nden mezun oldu. 1964-66 arasında İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Psikoloji Bölümüne devam etti. 1966’da Alman Dili ve Edebiyatı Bölümüne geçti. 1970’de Alman Dili ve Edebiyatı Bölümünü (Psikoloji’den yandal alarak) bitirdi. Alman Dili ve Edebiyatı alanında 1977’de doktor, 1987’de doçent, 1993’te profesör ünvanını aldı. İstanbul, Mimar Sinan, Marmara ve Yeditepe Üniversitelerinde dilbilim, göstergebilim ve edebiyat kuramları dersleri verdi. Bu alanlarda birçok kitap ve makale yazdı.

Fatma Akerson Kitapları - Eserleri

  • Edebiyat ve Kuramlar
  • Göstergebilime Giriş
  • Düğmeler ve Başka Şeyler
  • Nisan
  • Kırmızı Motosiklet
  • Dile Genel Bir Bakış
  • Mimesis'i Okumaya Başlarken
  • Edebiyatımızda Bireyselleşme Serüveni
  • Gözyaşı Kuşları

Fatma Akerson Alıntıları - Sözleri

  • Bir kavramın alanının nerede başlayıp bittiği, doğanın her yerde geçerli, mutlak bir zorlaması sonucunda değil, her topluluğun gereksinmesine göre belirlenmiştir. Bunu özellikle çeviri yaparken görmek mümkündür. Bir dildeki bir sözcük ince bir ayrıntıyı gösterebilir, oysa öteki dilde bu ayrıntıyı özel olarak ifade edecek bir kavram bulunmayabilir. (Göstergebilime Giriş)
  • Çok karanlık bir gecede, yeryüzüne indiğim kumsala gittim ve yavaşça gökyüzüne doğru yükseldim. Deniz ve kumsal silindi (Nisan)
  • Bakhtin'e göre insan, anlamı ancak ötekiyle etkileşime geçerek bulabilir. Ancak bu etkileşim kişinin empati yaparak kendini öteki yerine koyması demek değildir. Gerçek iletişimde iki konuşucu asla birbirlerini anlamazlar, birbirlerinin yanıtlarından ancak kısmen tatmin olurlar, çünkü diyaloğun sürmesi her iki tarafın da diğerinin kastettiği şeyi tamamen bilmemesine bağlıdır. Dolayısıyla konuşan her özne diğer özne için aslında yabancı bir dilde konuşuyormuş gibidir. Bir başkasını anlamak, kişinin kendi dili ile başkasının dili arasındaki sınırda bulunan anlamla uzlaşması, yani bir anlamda çeviri yapması demektir. (Edebiyat ve Kuramlar)
  • şiirlerdeki güller gerçek güllerden daha güzel kokar. (Düğmeler ve Başka Şeyler)
  • "Yaşamdan geriye yalnızlık ve o yalnızlığın içinde biriken ve paylaşılmayan bir tortu kalır. Edebiyat da o yalnızlıkta, o tortudan açıklanması imkansız bir denklem aracılığıyla süzülerek başlar ve asla yaşamın kendisini anlatmaz, yaşam üzerine bir hikaye anlatır" (Edebiyat ve Kuramlar)
  • Kültür bireysel değil, toplumsal ağırlıklıdır. (Göstergebilime Giriş)
  • "O kadar eski zamanlardan geliyorum ki, daha yılların şimdiki gibi sayılmaya başlamadığı bir zamandan..." (Düğmeler ve Başka Şeyler)
  • "Biliyorsun, şiirlerdeki güller gerçek güllerden daha güzel kokar." (Düğmeler ve Başka Şeyler)
  • Bu başımızdan geçenler öyküsü, daha sonraki yaşamımızı hem bizim, hem kentin yaşamını belirleyecekti tüm gerçeği kıskacına alan durumsuzluğa düşecektik. (Nisan)
  • "Biliyorsun, şiirlerdeki güller gerçek güllerden daha güzel kokar." (Düğmeler ve Başka Şeyler)
  • İzleyebileceğim, kendimi özdeşleştirebileceğim bir müzik, bir şiir, ne bileyim belki de bir öykü, hatta bir resim bulursam onun peşinden gidersem onu kendime mal edebilirsem, belki de sonunda, kendi içimdeki kaybolmuş ya da artık anımsayamadığım kendimi bulamam, ama bana bir yol açacak bir uyarı alabilirim. (Düğmeler ve Başka Şeyler)
  • Samuel Johnson, 1776'da, insanların okumaktan bıkmayacakları üç kitaptan söz eder, bunlardan biri Robinson Crusoe'dir, Johnson'a göre öteki ikisi Cervantes'in Don Kişot'u ve John Bunyan'ın dini bir öykü olan The Pilgrim's Progress from this World to what which is to come (Hacının bu Dünyadan gelecek olan öteki Dünyaya Yolculuğu) (1678) adlı kitaplarıdır. (Edebiyat ve Kuramlar)
  • ben kendi içimde bir şey arıyorum, ne var ki, içimde yakalanabilecek herhangi bir şeyin kalıp kalmadığını da bilemiyorum. ama deneyebilirim, izleyebileceğim, kendimi özdeşleştirebileceğim bir müzik, bir şiir, ne bileyim belki de bir öykü, hatta bir resim bulursam, onun peşinden gidersem, onu kendime mal edebilirsem, belki de sonunda, kendi içimdeki kaybolmuş ya da artık anımsayamadığım kendimi bulamam, ama bana bir yol açacak bir uyarı alabilirim. bu uyarıyla, yeniden bir şeyle bütünleşebilirim. (Düğmeler ve Başka Şeyler)
  • Ürettiğimiz, seçtiğimiz, kullandığımız her şeyle isteyerek ya da istemeyerek çevremize kendimiz hakkında bazı bildiriler iletiriz. Dolayısıyla göstergebilim mimari ve endüstri ürünleriyle de yakından ilgilenir. (Göstergebilime Giriş)
  • Dünya çoktan kapandı (Düğmeler ve Başka Şeyler)
  • İletişimin temel taşıyıcısı kuşkusuz dildir. (Göstergebilime Giriş)
  • Eflatun'a göre, duygusallık insanı kendinden uzaklaştırıyor. Eflatun'a göre, edebiyat algılarımızı taklit ediyor, oysa algılarımız aklımıza değil, duyularımıza bağımlı. Duyularımızla dünyayı algılamak ise yanıltıcı. (Edebiyat ve Kuramlar)
  • "İnsanların kendilerine bakamıyorum artık, ancak yansımalarına bakabiliyorum." (Düğmeler ve Başka Şeyler)
  • Başka bir zamanda başka bir yerde olan biteni anlatabilme yetisi, dünya ile aramıza mesafe koyabilmeyi, dünyaya daha uzaktan bakabilmeyi sağlar. (Göstergebilime Giriş)
  • Kendi içime ulaşmaya çalışıyorum. Başımdan geçenlerin beni biçimlendirmesinden önce kendime: Tabii böyle bir kendim var mı, onu tam bilemiyorum (Düğmeler ve Başka Şeyler)

Yorum Yaz