TÜVTÜRK

Leyla Coşan kimdir? Leyla Coşan kitapları ve sözleri

Öğretim üyesi Leyla Coşan hayatı araştırılıyor. Peki Leyla Coşan kimdir? Leyla Coşan aslen nerelidir? Leyla Coşan ne zaman, nerede doğdu? Leyla Coşan hayatta mı? İşte Leyla Coşan hayatı...

  • 08.07.2022 22:00
Leyla Coşan kimdir? Leyla Coşan kitapları ve sözleri
Öğretim üyesi Leyla Coşan edebi kişiliği, hayat hikayesi ve eserleri merak ediliyor. Kitap severler arama motorlarında Leyla Coşan hakkında bilgi edinmeye çalışıyor. Leyla Coşan hayatını, kitaplarını, sözlerini ve alıntılarını sizler için hazırladık. İşte Leyla Coşan hayatı, eserleri, sözleri ve alıntıları...

Doğum Tarihi: 1971

Doğum Yeri:

Leyla Coşan kimdir?

1971 yılında Almanya’da doğdu. 1989-1993 yıllan arasında Marmara Üniversitesi Alman Dili Eğitimi Anabilim Dalı’nda Lisans eğitimi gördü. 1993 yılında Alman Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde araştırma görevlisi olarak göreve başladı. 1996 yılında yüksek lisansını, 2000 yılında ise doktorasını tamamladı. 2010 yılında doçent olan Coşan halen Marmara Üniversitesi’nde öğretim üyesi olarak görev yapmaktadır.

Leyla Coşan Kitapları - Eserleri

  • Tanrım Bizi Türklerden Koru
  • Kıyamet Alameti Türkler
  • Esaretten Vaftize

Leyla Coşan Alıntıları - Sözleri

  • Aristoteles'in kuyruklu yıldız öğretisine göre, kuyruklu yıldızın oluşumu bir şekilde diğer doğa olaylarını da tetikleyebilmekte ve bunun sonucunda kuraklık, fırtına ve deprem gibi afetler oluşabilmekteydi. (Kıyamet Alameti Türkler)
  • Mucizevî işaret haberleri özellikle Erken Yeniçağ döneminde resimli ve yazılı el ilanlarında çok kez yer almaktadır. Ancak öncesinde de belirtildiği gibi, bu haberlerde işlenen konular yeni değildir. (Kıyamet Alameti Türkler)
  • Kuyruklu yıldızın felaket getirdiği, savaşlara ve dini çatışmalara işaret ettiği yorumu ise, özellikle İstanbul’un fethi (1453) ve Osmanlılar’ın Belgrad’a (1456) kadar ilerlemesi sonucu inandırıcılık kazanmıştır. (Kıyamet Alameti Türkler)
  • Buna karşın din değişikliğine işaret eden ve bunu hatırlatma amacı güden, Christian, Christina, Johannes, Maria, Gottiieb (Tanrısever) gibi isimler de çoğunlukta vaftiz edilen Türklere verilen isimler arasında yer almaktaydı (Esaretten Vaftize)
  • Kolektif korkuların anlaşılması ve tahlil edilmesinde de incelenecek olan mucizevî işaret haberleri önemli bir yer tutmaktadır. Özellikle İstanbul’un fethinden itibaren, hızla Batı’daki ülkeleri etkisi altına alan korkunun, toplum içerisinde zamanla paniğe dönüştüğü ve insanları derinden etkilediği, dönemin literatüründen de anlaşılmaktadır. (Kıyamet Alameti Türkler)
  • Yetişkinler ve gençler vaftiz merasimi esnasında soruları kendileri yanıtlarken, küçük çocukların zaman zaman destek aldıkları görülmektedir. Örneğin 3,5 yaşındaki Ömer’in vaftiz töreninde sorulan onun yerine vaftiz ebeveynleri yanıtlamıştır. (Esaretten Vaftize)
  • “Murad’ın oğlu Yıldırım Bayezid (1389-1402) döneminde, Osmanlılar elde ettikleri galibiyetlerle kuzeyden güneye, batıdan doğuya doğru, düzenli bir şekilde, genişlemeye devam ederler. Osmanlı İmparatorluğu, Osmanlı hükümdarları için oldukça kısa sayılabilecek hükümdarlığı süresince neredeyse üç katına çıkar. Anadolu’yu güneydoğu Avrupa’dan ayıran sadece dar bir boğazdır. Bundan dolayı Rumeli’nin ele geçirilmesi Osmanlılar için zorunlu hale gelir. Bu şartlar altında Sultan Yıldırım Bayezid 1393 yılında Bulgaristan’ı fethetmekle kalmaz, aynı zamanda Bulgaristan’ın eski hükümet merkezi olan Tirnova’yı da topraklarına dahil eder.” (Tanrım Bizi Türklerden Koru)
  • El ilanı ve kitap arasındaki en belirgin farklardan biri, kitapların daha pahalı olmasıdır. Okuma yazma oranının çok düşük olması ise kitapların daha az tüketilmesine neden olmaktaydı. El ilanlarında yer alan resimler, okuma yazma bilmeyen insanlara da hitap etmekte ve çok daha ucuza satılmaktaydı. (Kıyamet Alameti Türkler)
  • Acılar azalabilir ancak hiçbir zaman unutulamaz... (Esaretten Vaftize)
  • Buna rağmen Alman kızların bazıları henüz Müslüman olan Türklerle ilişkiye girmekten kaçınmadıklarından, kilise kayıtlarında bu tür vakalara sıkça rastlanmaktadır. Böylesine bir ilişkinin yasak olmasının sebebi vaftiz edilmemiş Türklerin deccal olarak kabul edilmesiydi. (Esaretten Vaftize)
  • Toplumsal huzursuzluklar, isyanlar, savaşlar ve diğer tarihi olaylar el ilanları üretiminin artmasına neden olmaktaydı. (Kıyamet Alameti Türkler)
  • Türklere ait vaftiz merasimleri genelde 17. yüzyıl ile 18. yüzyılın başlarında yoğunlaşmaktadır. Bu ise Türklerin o dönemde almış olduğu yenilgilerle ilişkilendirilmektedir. 1683 yılında Viyana önlerindeki yenilgi, ardından Hristiyan ordularının Balkanlar’da galibiyet elde etmeleri bu süreci hızlandırmıştır. (Esaretten Vaftize)
  • “Resimli el ilanları”, sadece bir yüzü yazılı olan “tek sayfalık baskılardır”. Buna karşın “yazılı el ilanı” (Flugschrift) en azından dört sayfadan oluşmaktadır. (Kıyamet Alameti Türkler)
  • “Orta Avrupa insanlarının Türkler tarafından tehdit ediliyor olmalarından dolayı oluşan sübjektiv korku hissi, literatürde ‘Türk korkusu’ olarak adlandırılmaktadır. Bu tehdide karşı savaşabilmek ve Türklere karşı propagandayı yaygınlaştırabilmek için, düşmanın daha iyi tanınması ve tanıtılması gerekiyordu. Özellikle de İstanbul’un 1453 yılında Türkler tarafından fethedilmesi, Batı Dünyası için atlatılamayan bir şok olmuştur. Batılılar için bu yenilgi, sonu gelmeyen endişelerin başlangıcı kabul edilmektedir. Papa II. Pius (1405-1464) İstanbul’un fethiyle ilgili şu sözleri söyler: “Geçmişte biz (…) yabancı ülkelerde yenilgi alırdık. Şimdi ise bizi Avrupa’da, kendi vatanımızda, kendi evimizde vuruyorlar” (Tanrım Bizi Türklerden Koru)
  • Örneğin Osmanlı hükümdarlığı altında yaşayan Hristiyanlar öncesinde olduğu gibi domuz yetiştirebilmekte ve yiyebilmekte, üzüm yetiştirip şarap içebilmektedirler. Osmanlı hükümeti bu konuyla, Müslümanlar rahatsız olmadığı müddetçe, ilgilenmemektedir. (Tanrım Bizi Türklerden Koru)
  • “Türckenkopf (Türk kafası) kavramı ile esasında özellikle Türk savaşlarının yoğun olduğu dönemlerde yani öldürülen Türklerin kafaları kast edilir. (Esaretten Vaftize)
  • ister İslam’daki ritüel yıkanmalar, ister Budizm, Hinduizm yada Musevilikteki ritüeller olsun, hepsi temelde suyun, bedensel, ruhsal ve tinsel arınma ve yenilenmelerde, gücü üzerine kuruludurlar (Esaretten Vaftize)
  • “Osmanlı İmparatorluğu’nun yedinci hükümdarı Fatih Sultan Mehmed (1451-1481) 1451 yılında tahta çıkar. Siyasal ve diplomatik alanlarda dâhi olmasının yanı sıra, organizasyon yeteneği de dâhice bulunur. Astroloji ve antik Yunan tarihine ilgi duyması bu hükümdarın kişiliğini belirleyen özelliklerinden sadece bazılarıdır. Ayrıca tam altı dil bildiğine yer verilir, bunlar Türkçe’nın yanı sıra Arapça, Farsça, Yunanca “Frenkçe” ve “Keldani“ dilleridir. Tahta çıkmasıyla birlikte bütün dikkatini 54 günlük bir kuşatma sonucu 29 Mayıs 1453 yılında fethettiği Konstantinopel şehrine verir. Bu fetih saltanatı boyunca gerçekleştirdiği en önemli olaylar arasında yer alır, çünkü şehrin feth edilmesiyle Doğu Roma İmparatorluğu’nun son kalesini de Osmanlı İmparatorluğu’na kazandırır. Bu tarihten sonra İstanbul diye adlandırılan şehir Fatih Sultan Mehmed tarafından yeniden yaratılır. İstanbul’da kalan Rumlara devlet güvencesi verilir, din özgürlüğü ve işlerini olumlu şartlar altında sürdürmeleri sağlanır. Fatih Sultan Mehmed döneminde Osmanlı İmparatorluğu’nun toprak hâkimiyeti güvence altına alınır, ekonomik temeller ve değerler yerine oturur ve İmparatorluk klasik temellerine kavuşur.” (Tanrım Bizi Türklerden Koru)
  • Türklere karşı savaşmak, Tanrı'ya karşı savaşmak demektir. Türklerle baş etmenin tek bir yolu vardır o da tövbe ve dualarla Tanrı'nın öfkesinin önüne geçmek ve değneğini elinden almaktır. Ona göre, Hristiyan dünyasının günahları, Türklerin bu kadar güçlü ve yenilmez olmasının asıl nedenidir. (Tanrım Bizi Türklerden Koru)
  • Luther'e göre Türklerin dışında tek bir deccal vardır, o da papa'dır. (Tanrım Bizi Türklerden Koru)

Yorum Yaz