Silvia Federici kimdir? Silvia Federici kitapları ve sözleri
Filozof Silvia Federici hayatı araştırılıyor. Peki Silvia Federici kimdir? Silvia Federici aslen nerelidir? Silvia Federici ne zaman, nerede doğdu? Silvia Federici hayatta mı? İşte Silvia Federici hayatı...

Filozof Silvia Federici edebi kişiliği, hayat hikayesi ve eserleri merak ediliyor. Kitap severler arama motorlarında Silvia Federici hakkında bilgi edinmeye çalışıyor. Silvia Federici hayatını, kitaplarını, sözlerini ve alıntılarını sizler için hazırladık. İşte Silvia Federici hayatı, eserleri, sözleri ve alıntıları...
Doğum Tarihi: 1942
Doğum Yeri: İtalya,Perma
Silvia Federici kimdir?
Silvia Federici Kitapları - Eserleri
- Caliban ve Cadı
- Cadılar, Cadı Avı Ve Kadınlar
- Tenin Sınırlarının Ötesine
- Sıfır Noktasında Devrim
- Sessizliğin Hikayesi
Silvia Federici Alıntıları - Sözleri
- Aslında hiç kimse, istenmeyen hamileliklerde olduğu gibi, bedeninin kendisine karşı kullanıldığını gören bir kadının çektiği ızdırabı ve çaresizliği tarif edemez. Bu özellikle de evlilik dışı hamileliklerin cezalandırıldığı ve çocuk sahibi olmanın kadını toplumdan dışlamakla, hatta ölümle karşı karşıya bıraktığı durumlarda geçerlidir. (Caliban ve Cadı)
- Hangi sınıftan olursa olsun kadınlar da mülke ve gelire ulaşmalarını daha da zorlaştırdığı için hayatın gün be gün ticarileşmesinden en olumsuz biçimde etkilendiler. İtalya’nın tüccar kentlerinde kadınlar kocalarının mülkünün üçte birini miras alma hakkını (tertia) kaybetti. Kırsal kesimde özellikle de bekâr ya da dul kadınlar toprak mülkiyeti hakkından daha da dışlandılar. Sonuç olarak, 13. yüzyıla gelindiğinde köyden göçenlerin başını çeken kadınlar, kentlerdeki kırsal kesimden gelen göçmenlerin çoğunluğunu oluşturuyordu (Hilton 1985: 212). (Caliban ve Cadı)
- Freud'la birlikte, cinsellik ev işinin pekiştirilmesinin hizmetine sokuldu ve işin bir unsuru haline dönüştürüldü, kısa süre sonra da kendisi bir görev haline geldi. (Tenin Sınırlarının Ötesine)
- "Dış uzay" bildiğimiz anlamda uzay değil. Sermaye, Mars'ta bulunabilecek ya da üretilebilecek madenler değil, aynı zamanda bizi oraya götürdüklerinde bize yapabilecekleri için de Mars'ı şehvetle arzuluyorlar. (Tenin Sınırlarının Ötesine)
- Cadılar yalnızca kurban değil, yoksullaştırılmaya ve toplumdan dışlanmaya direnen kadınlardı. (Cadılar, Cadı Avı Ve Kadınlar)
- Hristiyanlığın bekaret övgüsü ve çileciliğiyle karşılaştırıldığında, "şehvete çare" olarak cinselliğin evlilik yaşamıyla bütünleştirilmesi ve kadınların toplumdaki meşru rollerinin anne ve eş olarak tanınmasıyla birlikte kapitalist/kentli sınıfın kurumsallaştırdığı cinsel norm, geçmişten bir kopuş olarak tasvir edilir. (Cadılar, Cadı Avı Ve Kadınlar)
- Hristiyanlığın bekaret övgüsü ve çileciliğiyle karşılaştırıldığında, "şehvete çare" olarak cinselliğin evlilik yaşamıyla bütünleştirilmesi ve kadınların toplumdaki meşru rollerinin anne ve eş olarak tanınmasıyla birlikte kapitalist/kentli sınıfın kurumsallaştırdığı cinsel norm, geçmişten bir kopuş olarak tasvir edilir. (Cadılar, Cadı Avı Ve Kadınlar)
- Kadınların, evlilik içinde ve dışında, hamilelikten ve seksten kaçınmak için verdikleri mücadele yeryüzündeki en yaygın ama en az tanınan mücadeledir. (Tenin Sınırlarının Ötesine)
- Gerçekten de cadı, ortaçağ yazınında sıkça karşımıza çıkan, toplumsal düzenin yıkılmasına dönük duyulan binyılcı isteklerle bağlantılı “tersine dönmüş dünya” imgesinin canlı bir sembolüydü. (Caliban ve Cadı)
- “Kazıklarda yalnızca cadıların bedenleri değil, aynı zamanda kadınların toplumsal güçlerinin temeli olan geniş bir toplumsal ilişkiler dünyası ve kadınların nesiller boyunca annelerden kızlara aktardığı devasa bilgi birikimi de (bitkilere dair bilgiler, gebelikten korunma ve kürtaj yöntemleri, erkeklerin aşkını elde etmek için kullanılacak bütün büyüler) yok edildi... (Cadılar, Cadı Avı Ve Kadınlar)
- Bu kelimenin kullanımının izleri dönemin edebiyatında da sıklıkla görülür. Eski İngilizce' deki Tanrı [God] ve sibb [yakın, akraba, benzer] kelimelerinden türeyen "dedikodu [gossip]" başlangıçta, vaftiz edilecek çocukla ruhani bir ilişkide olacak "vaftiz ebeveyn" anlamına geliyordu. Ancak zamanla, bu terim daha geniş bir anlamda kullanılmaya başladı. Erken dönem modern İngiltere' de "dedikodu" kelimesi ebe de dahil olmak üzere bir çocuğun doğumunda kadına refakat edenlere gönderme yapardı. Bu terim aynı zamanda herhangi bir alçaltıcı yan anlam taşımaksızın kadın arkadaşlar için de kullanılırdı. Her iki durumda da güçlü duygusal yan anlamlara sahiptir. Modern öncesi İngiltere toplumunda bu sözcüğün kadınları bir araya getiren bağları ifade ettiğini görmek mümkündür. (Cadılar, Cadı Avı Ve Kadınlar)
- Kadın hareketine katılmamla birlikte fark ettim ki insan varlığının yeniden üretimi, her ekonomik ve politik sistemin temelidir ve kadınlar tarafından evde yapılan ücretli ve ücretsiz işlerin büyük çoğunluğu dünyanın dönmesini sağlamaktadır. (Sıfır Noktasında Devrim)
- "İşte bu en güzel ses: Sessizlik. Tüm sesler sustuğunda sessizliğe kulak verirsen, iç sesini duyar, hayallere dalarsın. Sessizlik hayallerin dostudur, hayaller de mutluluğun dostu." (Sessizliğin Hikayesi)
- Psikoloji kendini dönüştürebileceğini ve incelediği öznelerin öznelliğini tanılayabileceğini gösterdi, ama iktidar'la ilişkisini koparma cesaretini henüz gösteremedi. (Tenin Sınırlarının Ötesine)
- Gerçekleştirebileceğimiz şeyleri, asla göremeyeceğimiz bir geleceğe sürekli ertelemekten keder doğar ve sonuçta şimdi de neyin mümkün olduğunu görmeyiz. (Tenin Sınırlarının Ötesine)
- Cadı avları bütün kadınları kapsayan bir korku rejimi kurdu ve buradan da kadınların gelişmekte olan kapitalist toplumda kabul edilebilmek için riayet etmek zorunda oldukları yeni bir kadınlık modeli gün yüzüne çıktı: cinsiyetsiz, itaatkar, boyun eğen, eril dünyanın üstünlüğüne teslim olmuş, kapitalizmin tamamen değersizleştirdiği bir etkinlik alanına kapatılmayı normal kabul etmiş bir kadın modeli. (Cadılar, Cadı Avı Ve Kadınlar)
- Bütün bu çalışmalar, Kilisenin cinsel birleşme esnasında izin verilen pozisyonları (işin aslı sadece bir tanesine izin vardı), cinsel ilişkiye girilebilecek günleri ve kiminle girilip kiminle girilemeyeceğini ayrıntılı olarak tarif ederek tam bir cinsellik ilmihali oluşturmaya çalıştığını göstermektedir. (Caliban ve Cadı)
- 1974 yılında yayınlanan "Ev İşi Karşılığı Ücretler" isimli makalemde ev kadını olmanın "ölümden daha kötü bir kader" olarak görüldüğünü yazdığımda aslında ev içi işe karşı kendi tavrımı ortaya koymuştum. Gerçekten de ev işinden kaçmak için elimden ne geldiyse yaptım. (Sıfır Noktasında Devrim)
- Ortaçağın sonlarına doğru, bir yüzyıldan uzun bir süreye yayılan bir birikim kriziyle karşı karşıya kalan feodal ekonomi çökmüştü. Bu krizin boyutunu, 1350 ve 1500 yılları arasında işçiler ile efendileri arasındaki güç ilişkisinde meydana gelen, son derece mühim bir kaymaya işaret eden belli başlı tahminlerden çıkarabiliyoruz. Bu tahminlere göre reel ücretler yüzde yüz oranında artarken fiyatlar % 33 oranında azalmış, kiralar ve çalışma saatleri de aynı şekilde azalmış, yerellerde kendi kendine yeterliliğe doğru bir eğilim görülmeye başlanmıştı. Zamanın toprak sahiplerinin ve tüccarlarının karamsarlığı ile pazarları korumak, rekabeti yok etmek ve insanları kendilerine dayatılan koşullar altında çalıştırmak için Avrupalı devletlerin aldığı önlemler, bu dönemde kronik bir birikim imhası (disaccumulation) eğiliminin var olduğuna dair kanıtlar sunar. Feodal manorların kayıtlarında belirtildiği gibi, “işin kahvaltı kadar değeri yoktu” Dobb 1963: 54). Feodal ekonomi kendini yeniden üretemediği gibi kapitalist bir toplumun da bu düzenden “evrilmesi” mümkün değildi, çünkü kendi kendine yeterlilik ve yeni yüksek ücret rejimi “insanlara refah sağlasa da kapitalist anlamda bir servet oluşumu ihtimalini ortadan kaldırıyordu” (Marx Kapital, Cilt 1: 789). İşte bu kriz karşısında Avrupalı hâkim sınıf, yeni zenginlik kaynaklarına el koymak, ekonomik temelini genişletmek ve emri altına yeni işçiler almak amacıyla giriştiği amansız çabayla birlikte, kapitalist bir dünya düzeninin temellerini atan, en azından üç yüzyıl içinde bütün bir gezegenin tarihini değiştirecek olan küresel bir saldırı başlattı. (Caliban ve Cadı)
- "Bizler yakamadığınız cadıların torunlarıyız..! " (Cadılar, Cadı Avı Ve Kadınlar)