Suphi Varım kimdir? Suphi Varım kitapları ve sözleri
Ekonomi Doktoru, Yazar Suphi Varım hayatı araştırılıyor. Peki Suphi Varım kimdir? Suphi Varım aslen nerelidir? Suphi Varım ne zaman, nerede doğdu? Suphi Varım hayatta mı? İşte Suphi Varım hayatı...
Doğum Tarihi: 1960
Doğum Yeri:
Suphi Varım kimdir?
Suphi Varım’ın çocukluğu, İzmir’in beton ormanına dönüşmediği yıllarda, sokak aralarında ve arsalarda Çelik Bilek, Tom Miks, Kaptan Swing ve Zagor olarak geçti. Demek ki hayal gücü zengin bir çocuktu. Ailesi mahalle arasındaki iki katlı evi bırakıp dönemin modernleşme simgesi apartmanlardan birine taşınınca Kulver Kalesi’nden ve Darkwood Ormanı’ndan kopan küçük Suphi, beton blokların arasında ne yapacağını şaşırdı, hüzünlendi. Yerli TV dizilerindeki ifadeler gibi oldu ama idare edin artık. Ne de olsa kahramanımız, annesi ve anneannesiyle birlikte Yumurcak, Sezercik ve Ayşecik türü acıklı filmlere pek sık giderdi.
O yıllarda mahalle kitapçısında tesadüf eseri Agatha Christie’nin ‘Ölümün Sıcak Eli’ romanını buldu; okur okumaz da polisiyenin büyüsüne kapıldı. Christie’yi Mickey Spillaneler, Maurice Leblanclar, Carter Dicksonlar, falan filanlar takip etti. Türk Sanat Müziği sanatçıları işe hep Üsküdar Musiki Cemiyeti’nde başladıklarını söylerler ya, bizimki de bu polisiye ustalarının rahle-i tedrisatından geçerek yola çıktı.
Kolej’de kendi kafasındaki arkadaşlarıyla gizli bir dedektiflik bürosu kurup apartman olmayı bekleyen metruk evlere girmeye, dedektifçilik oynamaya başladı. Bu arada söyleyelim ki dersleri tepetaklak gidiyordu. Ne yapsın? Ansiklopedi, polisiye, Rokambol, Fantoma hikâyeleri, çizgi roman okumak, Türklerin Anadolu’yu fethinden ve havuz problemlerinden daha cazip geliyordu ona.
Zaman geçti ve genç Suphi Varım, artık Suphi Bey oldu. Yıllarca profesyonel yönetici olarak çalıştı. Yüksek lisansını ve doktorasını tamamlayıp ekonomi âlimleri arasına katıldı. Hatta bir üniversitede yardımcı doçent olup ders bile verdi. Bu yoğunluk içinde Nezihe’ye kocalık, Sedef’e babalık etmeye çalıştı. Derken, tarihî an geldi ve Suphi Bey, kırk dokuz yaşının baharında Tekaüt Suphi Beyliğe terfi etti. Çocukluk düşlerinin eşliğinde tam gaz polisiye yazmaya koyuldu. Yazar Suphi olarak kendini o küçük Suphi gibi hissediyor artık.
Suphi Varım Kitapları - Eserleri
- Karanlıkta İki Ceset
- Simirna Kızılı
- Simirna Cinayetleri: Düello
- Kabus
- Sokratis'in Oyunları
- Sokratis Ölülerin Peşinde
- Thule Büyücüsü
- Sokratis ve Cinler
- Simirna Cinayetleri 3
- Karanlığımın Kızıl Geçidi
- Sokratis Ölüler Şehrinde
- Sokratis ve Siyahlı Kadın
- Sokratis ve Sisteki Gölgeler
- Sokratis ve Kılıç Ustası
- Sokratis ve Yatır
- Dedektif Çırağı
- Kurgu Tarih
Suphi Varım Alıntıları - Sözleri
- sinirlerimiz çok bozuk. (Kabus)
- “Kimi insan, herhalde itilip kakılanı seyretmekten zevk alıyor.” (Karanlığımın Kızıl Geçidi)
- “Demek bu işler yazıldığı gibi kolay olmuyor. Her insan yazabilir. Ama yazdıklarını eyleme geçirmek, herkesin harcı olmasa gerek.” (Kurgu Tarih)
- Kimden şüpheleneceğini şaşırdı... (Sokratis Ölülerin Peşinde)
- Ağlayıp sızlanmanın yararı yok. Hayat bitmedi. Yaşamını cehenneme çevirme. (Sokratis'in Oyunları)
- “Önemli değil . Sevgin yeter.” (Simirna Cinayetleri 3)
- “Türkiye için yeni bir tarih kurgulamıştım. Daha doğrusu bu işi Marat'la beraber yapmıştık. Bu kurgu tarihte Rusya ile yapılan iki savaş, üç askeri darbe, toplumsal dengesizliklerin neden olduğu bir iç savaş, kitlesel fuhuş, ahlaki çöküntü, devlet kurumlarında yozlaşma, Sygon istilası gibi olaylar vardı. Bunu konuşmalar ve özel ders kitaplarıyla çocukların beyinlerine yerleştirdik. İçsel eğitim, uykularda bile devam etti. Büyüyü, sihiri, hipnotizmayı, telepatiyi öğrettik. Daha önceden yeraltında tarikatın hücrelerini oluşturmuştuk. Eğitimi burada yapıyorduk. Yaşam yerimizdi orası. Bu çocuklar yıllar boyunca dışarıya çıkmadılar. Dünyayı ve Türkiye'yi bizim kurgu tarihimizden öğrendiler.” Soluğumu tutmuş dinliyordum. Bu anlatılanlara inanmak çok zordu. Ama başka çarem yoktu galiba. Adam devam etti: “Sonra çocuklar büyüdüler. Genç kızlar ve erkekler oldular. Onları birbirleriyle evlendirdik, sağlıklı çocuklar doğurmalarını sağladık. O çocukları da aynı kurgu tarihle yetiştirdik. Böylece fiziksel yapıları farklı ama bilgileri, dünya görüşleri ve ruhsal yapıları aynı bir toplum yarattık. Dikkat et. Topluluk demiyorum, toplum diyorum.” (Kurgu Tarih)
- Başınızın çaresine bakıp hemen ortadan kaybolun. (Kabus)
- Bu kentte nefes aldıkça yeniden doğmuş gibi oluyorum. Fırtına , yağmur ve kabaran dalgalar bile daha farklı burada. (Simirna Cinayetleri: Düello)
- “Düşünceli bakışlarında hüzün gördü komiser.” (Karanlığımın Kızıl Geçidi)
- Geçimimi sağlayabilmek için para kazanmam gerekiyordu. (Kabus)
- “Bu ülkede kimsenin ideali olamaz. Yukarıdan birileri idealleri belirler, bizim de onlara uymamız istenir. Onların ideallerine uyalım diye de bizim soytarımız olmayı kabul ederler. Onların bütün sorumluluğu, iyi bir soytarı olmaktır. Bizim sorumluluğumuz ise en iyi soytarıyı seçmektir.” (Kurgu Tarih)
- “Bu bir tarikat numarası. Yıllardan beri bir arada yaşıyorlar. Kim bilir, nasıl homojen bir yöntemle eğitiliyorlar? İnanç sistemi hepsinde aynı. Homojen inanç sistemi, homojen eğitim yöntemi. Grup bilincinin yoğun olduğunu dikkate almamız gerekiyor. Telepatik güçleri de gelişmiş olmalı. Sonuçta yıllardan beri birlikte olmanın yarattığı ruhsal güç var. O ruhsal güç, nasıl şekillendirildi acaba? Böylece bir etki alanı yaratıp kendi düşüncelerini telepati yoluyla başkalarına aktarabilirler. Güçlerin birleştirilmesi ve aktarılması yani.” (Kurgu Tarih)
- Bütün kadınlar cehennemde yanacak, ben de cennetten keyifle izleyeceğim. (Sokratis Ölülerin Peşinde)
- “Cemaat, askerin omzuna içtenlikle vurup yol verince aynı dini paylaşıyorlar diye bir işgalciye yakınlık göstermelerini garipsedi Sergey.” (Karanlığımın Kızıl Geçidi)
- Yüzlerindeki eleme cinayetin yarattığı korku izleri karışıyordu. (Simirna Cinayetleri: Düello)
- Keyifle başlayan bir gün, dehşetle sona ermek üzereydi. (Sokratis Ölülerin Peşinde)
- "Ben kalan borçlarımı nasıl ödeyeceğimi düşünmekten uyuyamıyorum..." (Kabus)
- Bu bizim için bir vatandaşlık göreviydi. Çünkü Devlet, seyircilerin katıldığı yarışmaların, demokrasiyi geliştireceğini söylüyordu. Anayasaya bu konuda özel madde konulmuştu. Biz de buna uyuyorduk. Bir gün çocuklarımız olursa onları profesyonel yarışmacı yapmayı düşünüyorduk. Bu nedenle onları, bebekliklerinden itibaren yarışmacı olmaya yönlendirebilmek için geceleri televizyonun karşısından ayrılmıyorduk. (Kurgu Tarih)
- Yine her zaman olduğu gibi, diktatörlüğün erdemlerinden, siyasal partilerin gereksizliğinden ve kendisine itaat etmenin anayasadan bile önemli olduğundan söz etti. (Kurgu Tarih)