Çocuklarımız Neden Çok Hastalanıyor?

Neden eskiye göre önemli hastalıklar daha yaygın? Çocuklarımız neden çok hastalanıyor? Bu önemli iki sorunun cevabını bu yazıda bulabilirsiniz.

2020 yılında, Nobel Yayınevi tarafından basılan ve kısa sürede tamamı satılarak tükenen; ‘Mikrobiyota, Probiyotikler ve Akılcı Beslenme’ isimli kitabın bölüm yazarlarından birisi idim. Türkiye’de alanında saygı duyulan, uluslararası düzeyde eserleri olan birçok hocanın bir araya gelerek yazdığı kitap; az bilinen ama çok önemli olan bağlantılı iki konuya dikkat çekti. Bağırsağımızda bulunan ve sayısı kendi hücrelerimizden çok olan faydalı bakteriler topluluğu mikrobiyota ve başta bu faydalı yapıyı destekleyen, sağlığımızı koruyan, sonra da bağışıklığımızı güçlendirip hastalanmamızı önleyen, mayalanmış ve faydalı mikroorganizma içeren, ilaç kadar değerli gıdalar topluluğu olan probiyotikler. Kitabın ikinci baskıya girecek olması vesilesiyle bugün sizlere kısaca bu iki önemli konuda bilgi vermek istedim.

Kitabın editörü olan Sayın Prof. Dr. Mustafa ALTINDİŞ, yazmış olduğu önsözde aşağıdaki eşsiz bilgileri sunmaktadır: ‘’Günümüzde, tıp alanındaki gelişmeler, sağlıklı yaşamın doğumla birlikte oluşmaya başlayan ve bizim mikrobiyotamızı oluşturan flora elemanı mikroorganizmalarla çok yakından ilgili olduğuna işaret etmektedir. Güncel araştırmalar doğrultusunda yeni bir organ gibi değerlendirilmeye başlanan mikrobiyota pek çok hastalık üzerine olan etkileri bakımından araştırılmaya devam edilmekte, sorulara yanıtlar aranmaktadır. Bağırsak mikrobiyotası araştırmalarında ilk bulgular, konunun tıpta birçok hastalığın tanı ve tedavisinde yer alacağı şeklinde olmuştur. Yapılan çalışmalarda bazı kanserler, inflamatuvar bağırsak hastalıkları, bazı nörolojik hastalıklar, diabetesmellitus, astım vb. birçok kronik hastalığın mikrobiyota ile ilgili olduğu görülmektedir. Doğumla birlikte oluşmaya başlayan bağırsak mikrobiyotasındadoğum şeklimiz etkili olabilmektedir. Normal doğumda annenin doğum kanalındaki yararlı bakteriler bebeğin bağırsaklarına kolonize olurken, sezaryen doğumdadoktorun, hemşirenin elindeki hatta hastane ortamındaki bakteriler bebeklerin bağırsaklarına yerleşebilmektedir. Anne sütü ve sonrasındaki beslenme tarzı da mikrobiyota üzerinde oldukça etkilidir. Anne sütü, bağırsaklardaki yararlı bakterilerin (Probiyotikler) artışını sağlayacak Prebiyotikdenilen maddeleri içermektedir. Ek gıdalara başlanması ile bağırsak bakteri yapısı olgunlaşıp şekillenerek hayat boyu oluşacak şeklini tamamlar. Bu dönemde akılcı şekilde beslenerek alınan prebiyotikler ya da probiyotikler bazı hastalıkların tedavisinde yararlı olabileceği gibi kullanılan antibiyotikler bağırsak mikrobiyotasındakalıcı hasar bırakarak, çocuklardaobezite, inflamatuvar bağırsak hastalıkları, otizm, alerjik hastalıklar, öğrenme bozuklukları gibi birçok soruna neden olabilir. Erişkinlerdeki bağırsak mikrobiyotası bozuklukları da benzer şekilde birçok kronik rahatsızlığa neden olabilir.’’

Çocukluktan itibaren tüketilen işlenmiş ve paketli gıdalardaki; ‘gıda katkı maddesi’ adı verilen ve çoğu kimyasal yapıda olan maddelerin de mikrobiyotayı bozucu etkisi var. Bu konuda daha önce yazdığımız bir makale Dünya’da büyük ilgi görmektedir. Bu konuyu başlı başına ayrı bir köşe yazısında konuşmak gerekiyor.

Özellikle, çocuklarımızın aşırı kilo (obezite), birçok sindirim sorunu ve bağırsak hastalıkları, otizm, alerjik hastalıklar ve öğrenme bozuklukları gibi hayatlarını alt üst edecek, sosyal ve okul başarılarını, uyumlarını etkileyecekhastalıklardan korunmaları içinprebiyotik ve probiyotik içerikli beslenmeliler. Probiyotiklerin bilinen birçok faydası yanında kilo alımını azaltıcı ve obeziteyi engelleyici özelliklerinin de bulunduğu bildirilmiştir. Doğal olarak,fermentasyon yolu ile üretilmiş olmak şartıyla; yoğurt, ayran, kefir, peynir, turşu, sirke, boza, şalgam gibi besin öğeleri çok zengin probiyotik kaynaklarıdır.Prebiyotik ve probiyotik besinler hakkında detaylı bilgileri de başlı başına ayrı bir köşe yazısında konuşmak gerekiyor. Bu değerli besinleri doğal ve dengeli olarak sürekli tüketmeniz ve çocuklarınıza sevdirmeniz dilekleriyle.

Doç. Dr. Hasan Basri Savaş

İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi (Çapa) mezunudur.Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) asli Üyesi Prof. Dr. Fatih Gültekin hocanın danışmanlığında Tıbbi Biyokimya Doktorası yapmıştır. 130 civ

YORUMLAR

YORUM YAZ!

Yorum Ekle