TÜVTÜRK

Haaretz: israilin bölünmüş Suriye planı suya düştü

İşgal medyasında Haaretz’de yayımlanan analize göre SDG'nin Şam yönetimiyle entegrasyonu, ABD ve Türkiye’nin desteklediği “birleşik Suriye” sürecini güçlendirirken işgal rejiminin etnik ve mezhepsel ayrılıklar üzerinden nüfuz kurma stratejisini zora soktu.

  • 31.08.2026 21:12
Haaretz: israilin bölünmüş Suriye planı suya düştü

Haaretz yazarı Zvi Barel, SDG'nin feshedilerek Suriye ordusuna entegre edilmesinin Tel Aviv’in elindeki önemli kozlardan birini ortadan kaldırdığını belirtti.

İşgal rejiminin Kürtler ve Dürziler üzerinden Şam yönetiminin ülke genelinde hakimiyet kurmasını engelleme stratejisinin sahadaki karşılığının daraldığı kaydedildi.

Analize göre Washington ve Ankara, Suriye’nin parçalanması yerine merkezi yönetim altında bütünleşmesini destekliyor.

Barel, işgal rejiminin Suriye’nin bölünmesi beklentisinden vazgeçerek Şam yönetimini müzakere edilebilir bir muhatap olarak görmesi gerektiğini yazdı.

Haaretz analizine göre işgal rejimi, Esad yönetiminin devrilmesinin ardından Suriye’de ortaya çıkan yeni dengede SDG önemli bir araç olarak görüyordu.

Barel, Tel Aviv’in SDG'yi Şam yönetimine, İran’a ve Türkiye’ye karşı kullanılabilecek bir tampon ve istihbarat unsuru olarak değerlendirdiğini yazdı.

İşgal rejiminin Suriye politikasındaki ikinci önemli unsur ise ülkenin güneyindeki Dürzi toplulukları oldu.

Haaretz analizine göre Tel Aviv, özellikle Süveyda çevresindeki Dürzi grupları Şam yönetimine karşı siyasi ve güvenlik açısından bir denge unsuru olarak görüyordu.

SDG ile güneydeki bazı Dürzi gruplar arasında işbirliği ihtimalinin ortaya çıkması, işgal rejimi açısından daha geniş bir stratejik avantaj oluşturuyordu.

Bu senaryoda Suriye'nin kuzeyi ve güneyindeki farklı grupların merkezi hükümet karşısında ayrı siyasi ve askeri alanlar oluşturması, Şam’ın ülke genelinde otorite kurmasını zorlaştırabilirdi.

Haaretz yazarı, işgal rejiminin yaklaşımının temelinde Suriye'nin güçlü ve merkezi bir devlet haline gelmesini engelleme düşüncesinin bulunduğunu savunuyor.

Bu stratejide etnik ve mezhepsel ayrışmaların derinleşmesi, Şam’ın ülke üzerindeki kontrolünün sınırlanması anlamına geliyor.

Böyle bir tabloda işgal rejimi, farklı gruplarla ayrı ayrı ilişki kurarak Suriye'nin siyasi geleceğinde daha fazla ağırlık kazanabilir. Barel’e göre ise bu strateji artık bölgesel gerçeklikle çatışıyor.

Analizde işgal rejiminin Suriye yaklaşımının ABD ve Türkiye'nin politikalarıyla ciddi biçimde çeliştiği vurgulanıyor.

Washington’ın yeni Suriye yönetimiyle ilişkileri geliştirmesi ve Suriye’nin bütünlüğünü desteklemesi, Tel Aviv’in parçalı Suriye beklentisini zayıflatıyor.

ABD'nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye-Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack da SDG ile Şam arasında anlaşma sağlanması için yürütülen süreçte önemli rol oynadı.

Barel’e göre Barrack, SDG'yi Şam’la anlaşmaya zorlamak için örgütün ABD desteğinden ve finansmanından mahrum kalabileceği mesajını verdi.

Haaretz analizinde ABD Başkanı Donald Trump’ın Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da Ahmed Şara ile gerçekleştirdiği görüşme ve kamuoyuna yansıyan yakınlaşma da önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.

Barel’e göre bu gelişme, Washington’ın Suriye konusunda hangi yönde ilerlediğini ortaya koydu:

ABD, Suriye'nin parçalanmasından ziyade merkezi yönetimin güçlenmesini destekliyor.

Bu durum, işgal rejiminin SDG ve Dürziler üzerinden oluşturabileceği nüfuz alanını doğrudan sınırlıyor.

SDG’nin Şam yönetimine entegre olmasıyla Tel Aviv’in kuzey Suriye'deki en önemli kozlarından biri ortadan kalkmış oldu.

Haaretz’in değerlendirmesine göre işgal rejimi artık büyük ölçüde Süveyda’daki Dürzi unsurlara dayanmak zorunda kalıyor.

Washington, Ankara, Riyad ve Doha'nın etkili olduğu diplomatik süreç, Suriye'nin yeniden tek bir siyasi yapı altında birleşmesi yönünde ilerliyor.

Bu gelişme, işgal rejiminin son dönemde Suriye'ye yönelik askeri operasyonlarının ardından yaşanan tartışmaların ortasında geldi.

Haaretz daha önce de Netanyahu hükümetinin Suriye'nin kuzeyine yönelik saldırılarının işgal rejimini, Türkiye ile gereksiz bir çatışmanın içine çekebileceği uyarısında bulunmuştu.

Gazete, uluslararası aktörlerin Suriye'yi istikrara kavuşturmaya çalıştığı bir dönemde işgal rejiminin askeri hamlelerinin bu sürecin tersine işlediğini savunmuştu.

Dolayısıyla işgal rejimi açısından sorun yalnızca Suriye'deki yeni yönetim değil; Türkiye'nin bölgede artan ağırlığı ve Washington'ın Ankara ile aynı doğrultuda hareket etmesi de Tel Aviv'in hesaplarını zorlaştırıyor.

Haaretz yazarı Barel, işgal rejiminin mevcut politikasını sürdürmesinin Tel Aviv'i giderek daha fazla yalnızlaştırabileceği görüşünde.

Analizin vardığı sonuç, işgal rejiminin Suriye'yi yalnızca bir güvenlik tehdidi olarak görmek yerine, üzerinde anlaşmaya varılabilecek bir siyasi muhatap olarak değerlendirmesi gerektiği yönünde.

İLKHA

Editör: Esra Üründü

Yorum Yaz