Yeni Zelanda Parlamentosu'na "Patetik" eleştirisi: İngilizce yasası alay konusu oldu
Yeni Zelanda Parlamentosu'nun, ülke nüfusunun yaklaşık yüzde 95'inin zaten konuştuğu İngilizceyi resmen "resmi dil" statüsüne kavuşturan yasayı kabul etmesi, akademisyenler ve hukukçuların alaycı yorumları ve sert eleştirilerine neden oldu.
Muhalifler, parlamentonun çözüm bekleyen daha önemli sorunlar yerine sembolik düzenlemelerle vakit harcadığını savundu.
30 Temmuz'da yürürlüğe giren yasa ile İngilizce, Māori dili (te reo Māori) ve Yeni Zelanda İşaret Dili ile aynı resmi statüye kavuştu. Düzenleme, merkez sağ Ulusal Parti ile Yeni Zelanda First Partisi arasında kurulan koalisyon anlaşmasının maddelerinden biri olarak parlamentodan geçti.
Ancak Adalet Bakanlığı yetkilileri, yasa teklifinin kabul edilmemesi yönünde tavsiyede bulunarak, İngilizcenin resmi statüsünün yetersiz olduğuna dair herhangi bir kanıt bulunmadığını bildirdi. Bakanlık, Māori dili ve işaret dilinin resmi statüye alınmasının temel amacının dilsel azınlıkları korumak olduğunu hatırlattı.
Parlamentodaki tartışmalar ise zaman zaman alaycı ifadelerle dikkat çekti. Yeşiller Partisi Milletvekili Tamatha Paul, düzenlemeyi parlamentonun sorumluluğunun patetik bir israfı olarak nitelendirirken, koalisyon ortaklarının Māori dilindeki "Aotearoa" ismini duyunca adeta ürküp titrediğini söyledi. Paul'ün konuşması sosyal medyada milyonlarca kez izlendi.
Koalisyon ortağı Yeni Zelanda First adına konuşan Milletvekili Casey Costello ise eleştirileri reddederek, yasanın mevcut uygulamaları hukuki zemine oturtan pratik bir düzenleme olduğunu savundu. Partinin lideri ve Dışişleri Bakanı Winston Peters da daha önce kamu hizmetlerinde Māori dilinin kullanımının kafa karışıklığına sebep olduğunu ileri sürerek düzenlemeyi desteklemişti.
Buna karşın İşçi Partisi, yasayı gereksiz bir kültür savaşı olarak değerlendirmesine rağmen, tartışmayı sonlandırmak amacıyla lehte oy kullandı.
Dil bilimci Dr. Sidney Wong ise yasanın gerçek bir ihtiyaca dayanmadığını belirterek, resmi dil statüsünün normalde korunmaya ihtiyaç duyan diller için verildiğini, İngilizcenin ise böyle bir risk altında olmadığını söyledi. Wong, hükümetin gerçekten İngilizceyi geliştirmek istiyorsa sembolik yasalar yerine dil araştırmalarına yatırım yapması gerektiğini ifade etti.
Victoria Wellington Üniversitesi Hukuk Profesörü Dr. Dean Knight da düzenlemeyi hukuken ve pratikte hiçbir şeyi değiştirmeyen anlamsız bir girişim olarak değerlendirdi. Knight, parlamentoda yapılan tartışmaların aksine, yeni yasanın devlet kurumlarına İngilizceyi diğer resmi dillere üstün tutma zorunluluğu getirmediğini, ülkenin fiilen olduğu gibi üç resmi dille yoluna devam edeceğini vurguladı.
Eleştirmenlere göre, Yeni Zelanda Parlamentosu'nun günler süren tartışmalar sonunda ulaştığı sonuç, zaten günlük yaşamın ve kamu yönetiminin baskın dili olan İngilizceyi yeniden teyit etmekten öteye geçmedi. Bu durum, muhalefet ve uzmanlar tarafından "sembolik siyaset" ve "gündem değiştirmeye yönelik performatif bir yasa" olarak değerlendirildi.
İLKHA