E. H. Gombrich kimdir? E. H. Gombrich kitapları ve sözleri

Avusyurya Asıllı İngiliz Sanat Tarihçisi, eleştirmen, kuramcı, Yazar E. H. Gombrich hayatı araştırılıyor. Peki E. H. Gombrich kimdir? E. H. Gombrich aslen nerelidir? E. H. Gombrich ne zaman, nerede doğdu? E. H. Gombrich hayatta mı? İşte E. H. Gombrich hayatı... E. H. Gombrich yaşıyor mu? E. H. Gombrich ne zaman, nerede öldü?

BİYOGRAFİ
Avusyurya Asıllı İngiliz Sanat Tarihçisi, eleştirmen, kuramcı, Yazar E. H. Gombrich edebi kişiliği, hayat hikayesi ve eserleri merak ediliyor. Kitap severler arama motorlarında E. H. Gombrich hakkında bilgi edinmeye çalışıyor. E. H. Gombrich hayatını, kitaplarını, sözlerini ve alıntılarını sizler için hazırladık. İşte E. H. Gombrich hayatı, eserleri, sözleri ve alıntıları...

Tam / Gerçek Adı: Sir Ernst Hans Josef Gombrich, Ernst H. Gombrich

Doğum Tarihi: 30 Mart 1909

Doğum Yeri: Viyana, Avusturya-Macaristan

Ölüm Tarihi: 3 Kasım 2001

Ölüm Yeri: Londra, İngiltere

E. H. Gombrich kimdir?

1947’de İngiliz vatandaşlığına geçen ve hayatının büyük bölümünü İngiltere’de geçiren Viyana doğumlu sanat tarihçisi, eleştirmen, kuramcı.

En ünlüsü Sanatın Öyküsü olan pek çok kültür ve sanat tarihi kitabının yazarıdır. Sanat alanında gelmiş geçmiş en popüler eserlerden olan “Sanatın Öyküsü" adlı kitabıyla sanat tarihinin popülerleşmesinde, insanların sanatla tanışmasında önemli bir rol oynadı. "Sanat ve Yanılsama" gibi kuramsal kitaplarıyla da sanat tarihi kuramına katkı sağladı.

1909 yılında Viyana’da Yahudi kökenli müzisyen bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Kızkardeşi kemancı olan Gombrich’in kendisi de iyi bir çellist idi. Müziğe olan ciddi sevgi ve ilgisi düşüncesini şekillendirmede etkili oldu. 1928-1933 yılları arasında Viyana Üniversitesi Sanat Tarihi Enstitüsü’nde okudu.

II. Dünya Savaşı’ndan önce İngiltere’ye gitti. 1936’da annesinin öğrencisi olan piyanist Ilse Heller ile evlendi. Gombrich’in bu evlilikten bir oğlu dünyaya gelmiştir. Çocuklar için bir İngiliz tarihi kitabı olan “Weltgeschichte für Kinder” (1936) adlı eserini yayımlayan Gombrich, o yıl Londra Üniversitesi Warburg Enstitüsü’ne araştırma asistanı olarak girdi. Profesyonel yaşamının tamamını, 1933’te Hamburg’dan Londra’ya gelen Alman sanat tarihçi Aby Warburg’un kurduğu bu kurumda geçirdi.

II. Dünya Savaşı sırasında BBC’de görev yaptı. Savaştan sonra Sanatın Öyküsü adlı kitabı üzerinde çalıştı. Tarih-öncesi çağlardan modern zamanlara sanatın geçirdiği aşamaları hem kolay biçimde hem de akıcı bir dille anlatan Sanatın Öyküsü ilk defa 1950’de yayımlandı. Onlarca dile çevrilen eser, sanat tarihinin popülerleşmesinde, insanların sanatla tanışmasında önemli bir rol oynadı ve yazarına büyük ün getirdi.

Londra Üniversitesi Warburg Enstitüsü'nde 1959’dan 1976’ya kadar da başkanlık yaptı. En önemli eserlerinden Sanat Ve Yanılsama 1960’ta yayımlandı. Sayısız ödül ve onursal derece aldı.

Son iki yılını hastalığı nedeniyle eve bağlı olarak geçirdi. 3 Kasım 2001’de Londra'nın batısında bulunan Hamstead'deki evinde hayatını kaybetti.

E. H. Gombrich Kitapları - Eserleri

  • Sanatın Öyküsü
  • Genç Okurlar İçin Kısa Bir Dünya Tarihi
  • Gölgeler
  • İmge ve Göz
  • Sanat ve Yanılsama

E. H. Gombrich Alıntıları - Sözleri

  • ‘’Göz milyonlarca yıl boyunca, hareket kabiliyeti olan organizmaların yönlerini bulmalarını, eşlerini tanımalarını, düşmanlarından veya çevrelerindeki herhangi bir engelden kaçınmalarını, kısaca hayatta kalmalarını sağlamak için gelişmeye devam eden bir enstrümandır,hem de muhteşem bir enstrüman ...’’ [...] ‘’hepimiz aynı dünyayı görürüz ve onunla elimizden gelen en iyi şekilde başa çıkarız ...’’ (Gölgeler)
  • "Bilmek istiyorum, neden bir insan hep kendinden bahseder ve örneğin 'Ben dünyanın en zeki, en akıllı, en cesur ve en yetenekli insanıyım,' dediği vakit kahkahalarla karşılanır ve neden 'ben' yerine 'biz' sözcüğünü koyarak 'Biz dünyanın en zeki, en akıllı, en cesur ve en yetenekli ulusuyuz,' dediği vakit, büyük bir coşku ile alkışlanır ve büyük bir yurtsever olarak nitelendirilir? Neden?'. Bu sözlerin aslında fanatik yurt sevgisiyle bir ilişkisi yoktur. Bir insan elbette, başka ülkelerde yaşayanların, ayaktakımından kişiler olduğunu ileri sürmeden de yurdunu sevebilir." (Genç Okurlar İçin Kısa Bir Dünya Tarihi)
  • Müzik ve şiir öteki sanatlardan farklı olarak ardışık sanatlar değildirler, resim ve heykel de durdurulmuş hareket sanatları değildir. (İmge ve Göz)
  • Sadece Müslümanlar ve Türkler arasında Yahudiler rahat yaşadılar. (Genç Okurlar İçin Kısa Bir Dünya Tarihi)
  • ‘Dear Mummy, Yesterday we ate some lovely truffles, love from William.’ William was a little Italian prince who lived four hundred years ago. Truffles are a special sort of mushroom. (Genç Okurlar İçin Kısa Bir Dünya Tarihi)
  • “Üslup” (Stil) sözcüğü, bilindiği gibi Romalıların yazma aracının adı olan stilus sözcüğünden gelmektedir; Romalılar, sonraki kuşakların “akıcı bir kalem”den söz edişlerine benzer bir biçimde, “yetkin bir üslup”tan söz ederlerdi. Klasik eğitimin odak noktasını anlatım ve inandırıcı konuşma tekniği oluştururdu. Bu nedenle retorik öğretmenleri, gerek söz, gerekse yazı dilinde üsluba ilişkin bütün sorunlara büyük önem verirlerdi. Yazılarının sanat ve anlatım üzerine düşüncelerden yana çok zengin olmasından ötürü, bu öğretmenlerin sonraki kuşakların sanat yazını üzerindeki etkileri kalıcı olmuştur. Bunların çabalarının büyük bölümü çeşitli sanatsal becerilerin ruhsal etkilerinin ve geleneksel anlatım biçimlerinin çözümlenmesi üzerinde odaklaşmıştır. Bu bağlamda olmak üzere bu türden anlatım biçimlerini tanımlamak için görkemli ve yalın, yüce veya abartmalı vb. gibi çok zengin bir terimler dağarcığı oluşturmuşlardı. Gelgeldim karşılaştırmalara ve metaforlara başvurulmaksızın bu türden izlenimlerin tanımlanabilmesi, hemen hemen olanaksızdır. Örneğin bizler de bugün “pırıl pırıl” ya da “bulanık” bir üsluptan söz ediyoruz. Böyle bir gereklilik olmasaydı eğer, üsluba ilişkin terimler dağarcığı belki de hiçbir zaman güzel sanatlar alanına geçmeyecekti. Antik çağın retorik üzerine yazan uzmanları, karakterize edebilmelerine yarayacak canlı yöntemlerin arayışı içersinde, güzel sanatlar alanından karşılaştırmalar yapmayı yeğlemişlerdir; özellikle Quintilianus, Roma konuşma sanatının “kabasaba güçlülükten” “incelmiş bir pürüzsüzlüğe” doğru gelişimini sergilemek için, sanat tarihinin arkaik yapıların “sert” anlatımından, dördüncü yüzyılın ustalarının “yumuşaklığına ve tatlılığına” kadar uzanan kısa bir özetini verir. (Sanat ve Yanılsama)
  • Açıkça bizler de -tıpkı öteki organizmalar gibi- altında yatan mekanizmanın farkına varmadan, aldığımız bilgiyi işlemden geçirip değerlendiren bir cihazla donatılmışız. (Gölgeler)
  • " İnsanın su altında uzun zaman nasıl kalabileceğini biliyorum. Ama bu düşüncemi ne yayınlıyorum ne de kimseye söylüyorum. Zira insanlar kötüdür ve benim bildiğim bu sanatı birbirlerini deniz altında dahi öldürmek için kullanabilirler. Örneğin gemilerin dibini oyup içindeki bütün insanlarla birlikte batırabilirler. " (Genç Okurlar İçin Kısa Bir Dünya Tarihi)
  • Bazılarımızın, az konuşup az jest yapan ve bazı şeyleri tahminimizi bırakan kişilerden daha fazla hoşlanması gibi, bazılarımız da hayal gücümüze yer bırakan resim ve heykellerden daha çok hoşlanırız. (Sanatın Öyküsü)
  • *Bir sanat yapıtı, bir insanın yaradılışının süzgecinden geçen bir doğa parçasıdır. (Sanat ve Yanılsama)
  • Güzellikle ilgili güçlük, güzelliği belirleyen beğeni ve ölçütlerin çok farklılık göstermesidir. (Sanatın Öyküsü)
  • Tarihi geçmiş olaylarla örülmüş bir duvar halısı olarak düşünürsek, olayları belirleyen tarihlerde bu halının duvara asıldığı kancalardır. (Sanatın Öyküsü)
  • Dikkatin özü, seçici olmasıdır. Görüş alanımız içindeki herhangi bir şey üzerinde odaklanabiliriz, ama her şey üzerinde odaklanamayız. Dikkatin gerçekleşmesi için, her durumda, bir dikkatsizlik arka planının olması gerekir. (İmge ve Göz)
  • Bir sanat yapıtı gördüklerinde ona bakmak için durmak yerine hafızalarını kurcalayıp ona uygun bir etiket ararlar. (Sanatın Öyküsü)
  • And if we also ask, ‘And how exactly did that happen?’ we will be asking about history. Not just a story, but our story, the story that we call the history of the world. (Genç Okurlar İçin Kısa Bir Dünya Tarihi)
  • Dil, varolan nesneleri veya bağlamları adlandırmaz; dilin yaptığı, içinde yaşadığımız dünyayı bizim için sınıflandırmaktır. Şimdi öyle sanıyorum ki, sanatın kullandığı resimsel göstergelerin de aynı şeyi yaptığını varsayabiliriz. Fakat bu varsayıma giderken, çeşitli üsluplar veya diller arasındaki ayrımlar, doğru betimlemelerin veya doğru çevirilerin engelleri sayılmamalıdır. Dünyayı çok farklı bakış açılarından görmek, buna karşın o dünya üzerine içerik açısından özdeş bildirimlerde bulunmak, rahatlıkla olasıdır. (Sanat ve Yanılsama)
  • Bir ressam nesneleri gördüğü gibi ressam nesneleri gördüğü gibi resmettiğini söylüyorsa eğer, onları yanlış gördüğünden emin olabilirsiniz. Bu ressam nesneleri kendi doğru olmayan tasarım doğrultusunda yansıtacak ve kötü bir resim üretecektir. Ressam eline kurşun ka­lemi ya da fırçayı almazdan önce, gözünü sanatın ilkeleri doğrultusunda yargıya var­maya alıştırmalıdır; bu ilkeler bize nesneleri yalnızca oldukları gibi değil, fakat nasıl betimlenmeleri gerekiyorsa öyle görmeyi öğretir. Çünkü kulağa ne denli çelişkili ge­lirse gelsin, nesneleri gördüğümüz gibi resmetmek çoğu zaman büyük bir yanlıştır. (Sanat ve Yanılsama)
  • Bildiğimiz tek bir şey vardır: Beğenimiz ve tepkilerimiz, önceki kuşakların beğenilerinden ve tepkilerinden zorunlu olarak ayrılmaktadır. Geçen yüzyılda çok sayıda yanlış yapıldığını bildiğimiz için, restorasyon tekniğindeki bütün ilerlemelere karşın bizim de sık sık yanlışlar yapabileceğimize olasılık, dahası büyük bir olasılık gözüyle bakmak durumundayız. (Sanat ve Yanılsama)
  • Büyük sanat yapıtlarından tat alınmasındaki en büyük engel, bizim alışkanlık ve önyargılarımızdan kurtulma konusundaki isteksizliğimizdir. Bilinen bir konuyu alışılmışın dışında betimleyen bir tablo genellikle “doğru görünmüyor” gibi sudan bir sebeple eleştirilir. (Sanatın Öyküsü)
  • Aslında, Sanat diye bir şey yoktur. Yalnızca sanatçılar vardır. (Sanatın Öyküsü)

YORUMLAR

YORUM YAZ!

Yorum Ekle