Eğer aklınız seküler olursa, Yüzünüz de

Batı'nın yetiştirdiği seküler akla göre Mesut Özdil imam olmadığı için dua etme hakkına sahip değildir. Ayasofya Cami imamı Prof. Dr. Mehmet Boynukalın da imam olarak fikirlerini söyleme hakkına sahip değildir.

KÖŞE YAZISI
PAYLAŞ:
Seküler akılda futbolcu dua edemez. İmam da namaz kıldırmadan başka hayatın gerçekleri hakkında düşünemez ve konuşamaz. Bu ayrışma kiliseye karşı mücadele veren Batılıların dini hayatlarından çıkardıktan sonra ulaştıkları hayat anlayışıdır.
Ortaçağ aklına göre futbolcu dua ederse futbolcu olmak gibi bir aydın sınıfından düşürülebilir. Akademisyenliğin gereklerine göre yükselmiş bir öğretim üyesi imam da aydın ve entellektüel olarak birikimlerini toplumla paylaşmak isteyince din adamlığından afaroz ediliyor.
Yahu İslam fıtrat dinidir. İslam'da ruhanilik yoktur. Gazeteci de dua eder, Ekonomi profesörü de namaz kılar, sanatçı da hacca gider. Uçak mühendisi de Kuran'da havanın kaldırma gücünün esaslarını bilimsel kaideler ışığında söyleyebilir. Fizik Profesörü Allah'ın yeryüzüne koyduğu yasaları anlatabilir.
Yani siz duayı, namazı cahil insanlar yaptığını iddia ediyorsunuz.
Aydın ve entellektüel adamların da dinden uzak yaşadıkça bilim adamlığı ünvanında sınıf atlayacağını zannediyorsunuz.
Onkolog Dr. Haluk Nurbaki Allah rahmet eylesin kendisine; Yasin Suresi 80. ayette "Yeşil ağaçtan ateş çıkaran Allah'tır" ayetini anlayabilmek için 30 yıl kafa yorduğunu sonunda bilim adamı kimliği ile enfes bir temele oturttuğunu söylüyor.
Okuduğu her tefsirde Arapların bildiği "merh ve afar" adlı iki ağacın varlığından bahsedildiği biri erkek biri dişi olduğu ve ıslak bir ağaçtan ateşin çıkması mucizesi olarak izah edildiğini görmüştür. Ancak Kanser uzmanı Haluk Nurbaki'yi bu açıklama tatmin etmemiştir. Bilim adamı Nurbaki; bu tanımlamalar fotosentez hadisesinin bilinmediği dönemlerde söylenmiştir. diyerek konuyu şöyle izah eder; Günümüzde yeşil (ıslak) ağaçların ürettiği oksijen, bu oksijen canlıların oksijen faaliyetlerinde (besinlerin yakılmasında) kullanıldıktan sonra ya doğrudan ısı üretmek için odun, kömür, petrol vs. yakıldığında oksijen karbondioksite dönüşür. Bu karbondioksit yeşil ağaç yaprakları tarafından emilir. Tekrar oksijen olarak doğaya salınır. Yani oksijen herhangi bir maddeyi yakarken kendi de yanarak karbondioksite dönüşür. Karbondioksit yeşil ağacın yaprağında "fotosentez" denilen bir aktivasyonla tekrar oksijene dönüşür.
Yasin Suresi 78. ayette "Çürümüş kemikleri kim diriltecek" sorusuna 80. ayetle cevap verilmiştir. "Yeşil ağaçtan ateş yaratandır." diyerek Tıp ilminde tekrar yaratılmanın Allah için ne kadar kolay olduğunu ve sizin yaktığınız bu ateş onun belgesidir diyerek bize açıklıyor. (Haluk Nurbaki, Yasin Suresi Yorumu, Damla Yayınevi s.50)
Şimdi bu Kuran'ın 14 asır evvel insanlara haber verdiği bu ilmi gerçeği Kanser hastalarına çare bulmaya çalışan Onkolog Tıp Doktoru derin araştırmasıyla hen yeniden dirilişi hem de ateşin hangi şartlarda oluştuğunu Kur'an ayetlerine dayanarak kendi bilimsel birikimi ile ispatlamıştır.
Eğer sizin seküler kafada olsaydı merhum Haluk Nurbaki bu çalışmayı bırakmalı, Batılı Avrupanın izin verdiği ölçüde Tıp ilmine yönelmeli hatta Batının örnek aldığı Tıp, Felsefe ve Kelam bilim adamı İbn-i Sina'yı da Tıp uzmanı olmaktan çıkarmalıydı. Tıp Doktoru olarak İslam inancına değil Batılı tıp doktorlarının etik yeminini etmek modernlik oluyor. Ama İslam ahlak kurallarına göre doktorluk yapmak geri kafalılık oluyor..
Bir futbolcunun dua etmesine izin vermeyen zihniyet, Birleşik devletleri yönetecek Başkanın İncil'e el basarak yemin etmesine hiç ses çıkarmaz.
O zaman söyleyelim kafalarındakini; niye cep telefonu, bilgisayar, tablet, aşı, uçak, arabayı müslümanlar yapamıyor. Batılıların icad ve keşiflerini bekliyorlar. Evet İslâm Medeniyeti iki asır önce yere devrildi. Ne zaman kalkmak istemişse balyozu kafasına vurdular. Ayağa kalkmayan, üzerine zihni, fiili ve fikri esaretin çöktüğü Nil havzasında bir zamanlar Tıp ilminde çağ açan Mısır'daki Musa'nın çocuklarınden hangi çalışmayı bekleyebilirsiniz. 8.yüzyılda inşa edilen "Hikmet Evi"ni kuran ve orada Aristo felsefesinden Hint Matematiği ve geometrisine kadar tartışılıp tıp, astronomi bilimlerinin müzakere edildiği Bağdat'da bırakın bilimsel çalışmayı bugün çatısmanın içinde kalan çocuklar yarına çıkabilecek mi onu düşünüyor. Aklını alan ve türlü desiselerle beyinlerini uyuşturan Batılı güçler İslam Medeniyetinin çocuklarına bağımsız bir çalışma alanı vermemiştir. Özgüveni olmayan eziklik ve aşağılık kompleksi yetişen İslam medeniyetinin çocukları ne üretebilir ki, Kur'an üzerindeki bilimsel çalışmaları bırakmış bir İslam dünyası Batı'yı taklitten başka ne yapabilir ki...
Şimdi namazlı çocukların ürettikleri teknoloji, dünyayı korkutuyorsa demek ki saydığımız telefonları da bilgisayarları da, uçakları da üretecek zeka ve beyin varmış bu topraklarda..
Yeterki siz izin verin dua eden futbolculara, Özgür düşüncesini söylesin herkes gibi mihrapta namaz kıldıranlar...
Bedenlerimizle birlikte zihinlerimizle de Kilise duvarını aşıp Cami bahçesine bir girelim hele, Hazerfan Ahmetler bir bir kanatlanır o gün...

Ali Hayri Çelik

1976 tarihinde Konya'da doğdu. İlköğrenimi Konya’da orta öğrenimi Niğde İmam-Hatip Lisesinde 1994 yılında tamamladı. 1999 yılında D.Ü. İlahiyat Fakültesini bitirdi. 1997 yılında Diyarbakır İl Müftül

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle